Lizbon, Rio, Buenos Aires, Meksika, sokaklar, kafeler, çocuklar, kiliseler, Melody Gardot ve The Absence

Lizbon, Rio, Buenos Aires, Meksika, sokaklar, kafeler, çocuklar, kiliseler, Melody Gardot ve The Absence

The Telegraph yazarı konuya değinmeseydi belki fazla dikkatimizi çekmeyecekti; Melody Gardot`nun yeni albümü Absence`e atıf yaparak günümüzde Melody Gardot, Adele ve tabii huzur bulsun Amy Winehouse popun cazla arasındaki ters köşe ilişkiyi olumlu duygulara çevirmeyi başaran insanlar olarak tanımlıyordu. Bu cümleyi hafızamıza iliştirmemizin ardından kısa bir süre geçti ki Absence albümünü elimize aldık, hatta hemen o günlerde günün albümü ilan ettik ve çok da okundu. Melody Gardot son İstanbul Caz Festivali konserinden sonra bizim ülkenin müzikseverleri tarafından daha fazla tanındı ve sevildi (laf aramızda yeni albümü Absence`e ilişkin basında henüz bir şeyler görmedik, acaba biz mi rastlamadık?) özellikle tabii basının ilgisi çeken detaylar geçirdiği kaza, gözü ve görme kaybı gibi kurcalanmaya müsait hayat halleri oldu...

Dünya basınında kısa bir araştırma yapınca gördük ki sadece bizde değil, dünyanın hemen her yerinde basın star müzislyenleri birbiriyle mukayese etmeyi seviyor ama bunu yaparken şekil şemal üzerinden tanımlamalarla yapıyor bunu. Bu konuda çarpıcı örneklerden biri kesinlikle Melody Gardot. Eline kalem alan Norah Jones`la mukayese etmiş hadi müzikal mukayeseler olsa neyse çoğu sahne tavırları, cool halleri, verdikleri fotoğraflar üzerinden yapılan benzetmeler olmuş...

Gelelim albüme...

Albümün görünen starı elbette Melody Gardot ise arkasındaki isim ise Brezilyalı gitarist ve besteci Hector Pereira. Brezilyanın Ivan Lins, Vinicius Cantuaria gibi ustaların geleneğinden geldiği belli olan Pereira ile Gardot tanştıktan sonra bir çeşit duygusal ikizlik geliştirmiş. Ama bunun öncesi, Gardot`nun bir önceki ve bol ödüllü, çok başarılı albümü sonrasında kişisel kozasını tamir etmesi, içine çekilmesi, küçük dünyasını genişletmek istemesi, hadi daha farklı söyleyelim bir kaç yıl hiç bir şey yapmak istememesi gibi haklı artistik dürtülerin hareket geçmesi nedeniyle başarılı sanatçı kendini yollara vurmuş. Özellikle üçüncü dünyayı ve Avrupayı tanımak istiyormuş, Pereira ile bu seyahat öncesi tanışması, seyahati esnasında müzikal fikirler geliştirmesini tetiklemiş, her bir ülkeden, her bir şehirden toplanan anılar, melodi parçaları, tanışılan yerel ustalar, yeni insanlar, sıradan insanlar, büyük müzisyenler derken The Absence`in ortaya çıkması böyle çok kültürlü bir mozaiğin içinden süzülen yeni bir Gardot albümü üretmiş. Gardot özellikle iki ülkenin; Portekiz ve Brezilya`nın ve özellikle de iki şehrin altını çiziyor; Lizbon ve Rio... Hatta iki şehrin öne çıkanı Lizbon... Lizbon`a bayılmış... Sokakları, kiliseleri, denize uzanan caddeleri, çocukları, kafeleri, fadosu ruhunu sarhoş etmiş güzel şarkıcının. Ne yalan öyle olduğunu tahmin etmiyor da değiliz...

Sadece bu iki şehir değil, Güney Afrika ve Güney Amerika, Meksika hepsi beslendiği coğrafyalar olmuş ve müziklerinde de bu ülkelerin, şehirlerin tamamı var. Sonra Arjantin, bilhassa da Buenos Aires.... `Kafelerine, sokaklarına ve tangosuna bayıldım` diyor...

* * *

Yeter Gardot, yeter... Gitsek hepimizin bayılacağı yerler oraları ama sen buralardan kendi cevaplarını besteler halinde bulmuşsun biz ise anılarla ve fotoğraflarla dönerdik, oysa şimdi albümünü dinleyerek senin gözünden gezine bir güzel ortak oluyoruz.

Cazkolik.com / 10 Ağustos 2010, Cuma

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X