Markanızın kulağa nasıl geldiğini hiç düşündünüz mü?

Markanızın kulağa nasıl geldiğini hiç düşündünüz mü?

 

Bir işletme sahibiyseniz eğer göz ardı edemeyeceğiniz çok önemli bir konu vardır: İmajınız!

 

 

Eğer bir şeyler ifade etmesini istiyorsanız marka imajınız üzerine çokça düşünmüş olmanız gerekir. Elbette güzel, içinize sinen bir logonuz, bir renk paletiniz, sloganınız ve hatta belki de kendi yazı tipiniz olabilir. Ancak, bir müzik yazarı, severi ve programcısı olarak şunu sorsam ne dersiniz?

 

 

Markanızın kulağa nasıl geldiğini hiç düşündünüz mü?

 

 

Müziğin aslında ne kadar önemli bir unsur olduğunu ifade etmeme gerek yok. Turizm ile müziğin birlikte ilerlemesi gerektiğine dair yazılar kaleme aldım ve aynı zamanda müziğin kültürün en temel kalemlerinden biri olduğunu da her zaman vurguladım. Bu durumda, ses, beyni görsellerden daha büyük ve daha derin bölümlerini harekete geçirir. O kadar çok görsel pazarlama görüyoruz ki adeta buna karşı bağışıklık kazandık. Oysa ses bizi güçlü şekillerde etkiliyor. Önemli olan bu göz ardı edilen değerin farkına varmak. Sosyal medyada müzikle verilen bir post ile kuru kuru konan bir fotoğraf arasında çok ciddi algı farkı vardır.

 

 

Ses, ne yazık ki hâlâ yetersiz bir markalaşma aracı olarak kalsa da, kurumlar giderek daha fazla bu konuya eğilmeye başlıyor

 

 

Bu konuyu araştırmaya başladığımda en fazla ve ilk dikkatimi çeken Mastercard oldu. Söz konusu firma 2019'da adını logosundan kaldırdı. Bu oldukça büyük, hatta cesur bir adımdı. Bununla birlikte, marka, temas noktalarında benzersiz bir ses kimliğine odaklanacağını duyurdu. Markanın en son gelişimini simgeleyen kapsamlı bir ses mimarisi olan sonik marka kimliğini piyasaya sundu.

 

Amaçlanan şey çok basit; dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir mecrada, -ister fiziksel, ister dijital veya sesli ortamlarda- melodisi ile farklı bir şekilde bilinirlik sağlamak. Tüketicilerin renk, logo ve hatta figürlere odaklandığı uzun bir süreç sonrası böyle bir yaklaşım ile gelmek cesur bir aksiyon ama kanımca oldukça doğru. Zira, müzik bizlerin ruhuna hitap eden en doğrudan etkileşim biçimi. Doğru yerde müzik kimyası asla bozulmayacak bir formül gibi kuvvetli. Duyguyu harekete geçirmenin en önemli katalizörü ise müzik. Bunun en kalıcı ve sağlam örneklerinden biri ise McDonald’s’ın “I’m loving it" eseri. Adeta sonik markalaşmanın en bariz örneği. Bu tınıyı duyan neredeyse herkes kimden bahsedildiğini aşağı yukarı bilir. Belki de McDonald's altın kemer logosundan çok daha fazla bu ritim sayesinde tanınıyor.

 

 

 

Sonik markalaşma müzisyenler ve ses mühendisleri için tamamen açık bir alan

 

 

Günümüzde yalnızca sonik markalaşmaya odaklanan bir avuç şirket var, bu da, müzisyen ve ses mühendisleri için alanı tamamen açık bırakmakta. Var olan makalelere bakılırsa, sonik kimliğin bir hipermarket zincirinin meyve ve sebze satışlarını artırmasına yardımcı olduğu; ayrıca yoğun bir yolcu terminalindeki şikâyetleri yarı yarıya indirdiği kanıtlanmıştır. Öte yandan, bazı havayolları uçuş esnasında verilen yemeğin kalitesini, arka fonda sunulan müzik ile arttıracaklarına dair araştırmalarını sürdürüyorlar. Ne de olsa yüksek irtifalar tat ayrım özelliklerimizi kısıtlarken, öte yandan, ses yediklerimizi deneyimlemeyi farklılaştırabilir. Önemli olan farklı seslerin ne tür duygular tetiklediğini algılayıp bunu markanın değerleriyle örtüştürmek.

 

Bir sesli marka kimliği, bilinen herhangi bir jingle’dan çok daha etkin olduğu âşikâr. Bunun için sonik marka kimliğini yaratacak olan kişi/kurum ve/veya kişilerin/kurumların, markayı, hedef kitlesini ve rakiplerini derinlemesine anlamak için müşterileriyle yakın işbirliği içinde çalışmaları şarttır. Ardından, şirketin sonik işletim sistemini tasarlamak için uzun bir süre analiz gerekir.

 

Markalarla etkileşim kurmamızın birçok yolu şu veya bu şekilde ses, tını, ritim  içerir. Her zaman mağazalarda, uygulamalarda, TV'de ve radyo reklamlarında sesler duyuyoruz. Bir şirketin yardım hattını aradığımızda ve birinin telefonu açmasını beklediğimizde bile. İşte ses bu kadar önemli ancak ne gariptir ki çoğu önemli şirketin ses konusunda marka yönergeleri henüz yok.

 

Farklı seslerin uyandırdığı duyguları anlamak ve onları bir markanın özellikleriyle ilişkilendirmek kolay bir iş değil. Ve elbette kusursuz bütünleşmeyi yakalamak imkansız. Bazen müzik skalasında dört dörtlük çalınan bir ritim belki de yanlış ve/veya bozuk çalınarak mevzu bahis firmanın kişiliği ile çok daha uyum sağlayabilir. Bundan dolayı müşteri, firma ve müzik arasındaki doğru köprü ve etkileşimi kurmak için uzun emek vermek gerekir.

 

Ancak doğru sonik marka kimliği oturtulduğu taktirde bundan daha sürdürülebilir ve bütünleşen bir aidiyet algısı olamaz.

 

Zekeriya Şen

 

Cazkolik.com / 09 Kasım 2021, Salı

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Zekeriya Şen

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X