Paris`in en gözde 10 yeni, ilginç, kısmen ekonomik ve yaratıcı, canlı müzik mekan araştırmasına dair en yeni haber ünlü Guardian gazetesinde John Bruton imzasıyla yayınlandı.

Paris`in en gözde 10 yeni, ilginç, kısmen ekonomik ve yaratıcı, canlı müzik mekan araştırmasına dair en yeni haber ünlü Guardian gazetesinde John Bruton imzasıyla yayınlandı.

Dinlediğiniz müzik büyük Fransız müzisyen Henri Renaud`nun tanınmış parçası "Infuence"tır.


 

Paris`in en iyi ve yeni, yaratıcı 10 canlı müzik klübü.

Guardian gazetesi bu sabah (6 Mayıs) John Bruton imzasıyla yeni bir haber / araştırma yayınladı. Paris`in canlı müzik yapan en iyi ve çoğu yeni mekanlarını sıraladığı çalışmasında haberi hazırlayan yazar aynı zamanda can çekişmekte olan canlı müzik mekanlarına hareketlilik getirmeyi başaran yerler olarak da tanımlıyor. (Yazarın kendisi tanımına katmamış ama inceleyince görüyosunuz ki sözü edilen yerler aynı zamanda kalburüstü olarak tabir edilen ağır şık ve pahalı mekanlara göre daha ekonomik ve müzikleriyle ön plana çıkan yerler)

Son yıllarda içinde canlı müzik olmayan kimi cafe-barlarında canlı müzik yapmaya yönelmesi genç müzik gruplarına daha geniş seçenek ve daha yaratıcı projeleri dinletme imkanı oluşturuyor. Yazar, bu tespiti sadece caz için değil, manouche, post punk, salsa, blues, chanson, indie tarzı müzik yapan farklı gruplar içinde yapıyor. Üstelik bu müzik mekanlarının çoğu 5-10 Euro gibi rakamlarla cazip ve ekonomik görünüm sunuyorlar.

Gelin yazarın seçimi olan müzik mekanlarına kısaca göz atalım;

Le Pompon (http://www.lepompon.fr/)

Paris`in heyecan verici yeni mekanlarından biri Le Pompon. Eski bir sinagogdan çevrilerek 2010 Ekim ayında müzik klübüne dönüştürülen klüp tasarımıyla da hayli ilgi çekici bir mekan, hatta sıradışı da denebilir. Indie grupları, elektro pop DJ`ler için süper yalıtımlı mekanında müzik dinler, dans ederken zemin katında yer alan, yukardan gelen müziklerle uğultulu hale dönüşen barı ilginç bir tezat oluşturuyor. Girişi ücretsiz olan mekanın içki fiyatları ise gayet makul imiş. Le Pompon`un bulunduğu sokağın hemen ilerisinde ise belki daha elegan ama daha pahalı Le New Lorning (http://www.newmorning.com/) isimli caz klübünün olduğunu da ekleyelim.

Le Carmen (http://www.le-carmen.fr/)

Pigalle`in kalbindeki yeni canlı müzik klüplerinden biri Le Carmen. Burası yeni bir müzik klübü olabilir ama binası çok eski. Tarihi 1800`lere uzanan Le Carmen adından da anlayabileceğiniz gibi bir zamanlar ünlü besteci Georges Bizet`ye ev sahipliği yapmış, aslında daha doğrusu konak demek daha doğru. Tarihi bina oluşundan dolayı dekorasyon ve tasarımına özel önem gösterilmiş, tasarım harikası da denebilir. Konserlere girişin ücretsiz olduğu Le Carmen uzun kokteyl menüsüyle ünlü. Müzikler ve müzik konsepti genç İngiliz John Whelan tarafından düzenlenen Le Carmen`de Jerry Bouthier gibi çok popüler DJ`ler müzik yapıyorlar.

Au Cafe de Paris (http://aucafedeparis.pagesperso-orange.fr/)

Cafe de Paris deyince kafanız karışabilir, burası o bildiğinizi sandığınız yer veya yerlerden değil. Sözünü edeceğimiz Au Cafe De Paris daha sokağa dönük, bohem özellikli bir yer, daha doğrusu böyle müşterisi olan bir yer. Oberkampf sokağı şehrin en çılgın gece hayatının aktığı yerlerden biri ama bu güzel Belle Epoque barı keşfetmek için daha yukarı, Chinatown`ın sonuna kadar gitmek durumundasınız. Sokaktan bakarsanız sıradan bir görüntüsü olmakla birlikte içeriye girdiğinizde tiyatro, şiir ve müziği yaşatan fresklerle dolu bir balo salonuna geliyorsunuz. Alt katında ise genç ve enerjik rock, punk gruplarının müziklerini icra ettiği ayrı salonları var. Konserlerin çoğu 5 Euro gibi bir ücetle fiyatlandırılmış.

Le China (http://www.lechina.eu/)

Le China fotoğraflarını gördüğünüzde hemen oraya gitme isteği uyandıracak kadar güzel görünen bir yer, sadece müzikle ilgili bir mekan değil aynı zamanda gurme nitelikli Çin restoranı ve öyle görünüyor ki şehrin en şık klüplerinden biri. Tropik kokteylleri de hayli ünlüymüş. Son zamanlarda alt katındaki alanı canlı müzik için konser alanına çeviren Le China burada ağırlıklı olarak eklektik bir program uyguluyor. Gypsy manouche geceleri, jazz jam sessionlar, kabareler, Fransız folk & chanson müzik grupları ve R&B grupları farklı gecelerde müzikler yapıyorlar. Öyle görünüyor ki (ekonomik olarak o gece biraz daha iyi bir durumdaysanız) yukardaki restoranda ağızlara layık mükemmel bir yemeğin ardından elinizde kadehlerinizle alt kattaki jam session`ı izlemek mükemmel bir gece geçirmek için yetecek de artacaktır eminiz.

Le Boullion Belge

Paris`in son dönemlerde değişen canlı caz müzik ekseninde yerini alan yerlerden biri Le Boullion Belge olmuş. Bu hız sorunu sanırım sadece Paris için değil tüm büyük metropoller için geçerli zira muazzam bir rekabet var ve insanlara müzik de dahil olmak üzere sürekli yeni bir şeyler vermek zorundasınız yoksa üstelik yeni bir mekan açmışken `eski olan` ilan edilmeniz kaçınılmaz olabilir. Şimdinin popüler yerlerinden biri ise sözünü ettiğimiz bu yer yani Le Boullion Belge. Place De la Nation isimli ünlü meydanın yakınlarında olan canlı müzik mekanı mojitos`ların yerine sifon Belçika biraları, bizim ülkenin güveçleri benzeri tagineler yerine tabak dolusu Belçika usülü kızartmalarıyla yemeğin ardından caz ve elektronik müzikle dolu performanslarıyla ilginç bir gece geçirmeniz için ideal görünüyor. Girişler ücretsiz ancak en az 5 Euro ödeyip bir içki alma zorunluluğu var.

Flèche d`Or (http://www.flechedor.fr/)

Fransız en güncel ve yeni indie müziğini keşfetmek için Paris`in belki de en ideal müzik klüplerinden biri Flèche d`Or. Buranın ilginç özelliği düzenli olarak kapatılıp bir kaç ay sonra yeniden açılmasıymış. Kimbilir, işletmecileri belki bunu bir işletme taktiği olarak yapıyorlardır. Bu şaşırtıcı klüp bu kez La Petite Ceinture olarak bilinen tren yoluna yakın mahalde, terkediymiş tren istasyonu görünümlü yerde harap bir binada yeniden açılmış ama açılınca da Paris`te ortalık birbirine girmiş, müthiş ilgi görüyormuş. (Cazkolik notu: -mışlı, -muşlu anlatmak zorunda kalıyoruz çünkü ikinci ağızdan naklediyoruz maalesef) Konser 5-10 Euro bedellerle satılıyor ama mutlaka internet sitesinden kontrol etmenizde fayda var notu da iletilmiş. (Cazkolik olarak internet sitesini niceledik, hayli renkli ve gerçekten yoğun konser trafikleri var, kıskançlık verici bir yer olduğu kesin, siz de bir bakın)

L`Alimentation Générale (http://www.alimentation-generale.net/)

Cezayir asıllı Fransız Murad Mamouz`un sahibi olduğu klüp gibi aynı zamanda Londra`da Skecth ve Momo isimli yerlerinde sahibi. Hani filmlerde vardır böyle ekzantrik adamlar onlara benziyor sanki. L`Alimentation Générale her gece ayrı bir parti havasında bir yer. Klübün dekoru eski okullardan toplanma masalar, sandalyelerden oluşan malzemelerle yapılmış. Herkes dansediyor. Çalınan müzikler ise Brazilian, Cuban, West African High Life, doğu Avurpa cazı, hip hop ve elektro funk çalıyorlar.

Le Batofar (http://www.batofar.org/)

İşte farklı bir canlı müzik konsepti daha. bu kez seine nehrinin kıyılarından duran boş teknelerin birinde hayata geçirilen Le Batofar Ulusal Kütüphane`ye yakın bir yerde konuşlanmış. Sürekli duran mı yoksa hareket halinde olan tekne-müzik klübü mü bilmiyoruz ama internet sitesindeki resimlerine bakarsanız popülarite konusunda hiç sıkıntısı yokmuş gibi görünüyor. Klübe mekanlık yapan tekne Le Dame de Kanton isminde ve Çin`den Paris`e yolculuk yapmış bir tekne. Zamanında Thomas Dutronc gibi ünlü caz müzisyenlerine ev sahipliği yapmış bohem anılarla dolu. Müzik olarak da afrobeat`den reggae`ye uzanan bir yelpazesi var.

Autour de Midi (http://autourdemidi.fr/)

Paris her zaman gözde caz klüpleriyle ünlü bir şehir olmuştur ama bunların çoğu pahalı yerler ve sadece ünlü caz müzisyenlerine sahnelerinde yer veren mekanlar. İnternet sitesine tıklar tıklamaz sizi hemen alıp götüren bir caz müziği karşılıyor. Mekan konum olarak ünlü Montmartre`daki Moulin Rouge`un hemen arkasında yer alıyor. Klüp tasarım tibariyle `caz mağarası` gibi bir şekilde tasarlanmış. (Cazkolik notu: Parislilerdeki bu mağara takıntısı nedir doğrusu anlamadık, tasarım itibariyle hayli arkaik görünen bu dekora niye bu kadar önem veriyorlar acaba? Sadece burada değil bir kaç yerde daha rastladık) Perşembe günleri ARPE3 caz okulunun öğrencileri sahne alırken Salı ve Çarşambaları girişler ücretsiz, Cuma ve Cumartesileri ise bebop, swing, New Orleans grupları alıyor. Giriş ilk içki dahil 16 Euro. Tonozlu mahzenler olan otantik bir yer ve sadece tek bir barı var. Nisbeten daha ufak bir klüp anlayacağımız.

Le Klub (http://www.korporation.net/le-klub/)

Bu yazının son klübü olan Le Klub Pompidou sanat merkezi civarlarındaki klüplerden biri. Biraz ürkütücü bir yanı var zira ufak simsiyah bir kapıdan giriyorsunuz, ambleminde ise iskelet kafası korsan sembolü gibi bir şey var. Bu açılardan zaten pek caz havalı bir yer değil belli ki onların da pek umurlarında değil post punk, post rock, electroclash, drum‘nbass gibi müzik türleri daha çok sahne alıyor ama bir anda seksenlerin dans müziklerine dönen bir hali de varmış.

Cazkolik.com / 06 Mayıs 2010, Cuma

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

YORUMLAR

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.