Pink Floyd... "Kilidi Açamazsan Kır Kapıyı". Çocuk büyüdü, düş bitti

Pink Floyd... "Kilidi Açamazsan Kır Kapıyı". Çocuk büyüdü, düş bitti

Dünyanın en fazla dinlenen ve dinleyicisiyle nesilleri aşan güçlü bir bağ kuran müzik topluluğu Pink Floyd ile ortaokul yıllarında tanışmıştım. 1979 yılı Kasım ayında topluluğun albümü yeni çıktığında belki aklımız pek ermiyordu ama ortaokul yıllarımda şekillenen müzik zevkim arasında hemen yerini almış ve birçok arkadaşımla albümdeki müziğin içinde kendimizi kaybedip gidiyorduk. 1985 yılında İMGE yayınları Orhan Kahyaoğlu ve Sinan Güler'in kaleme aldığı “Pink Floyd” kitabını yayınladığında hemen almış ve üzerine tarih atmıştım; 29 Mart 1985. Asilik, gençlik, çocukluk yılları halimizden anlayan bir müziği bulmuş ve kitabı da didik didik okumuştuk.

 

Tüm bu anıları hatırlattı bana sevgili Fatma Berber ve Sümeyra Teltik'in yeni çıkan Pink Floyd kitabı. İki kadın bir araya gelmiş ve Pink Floyd üzerine bir kitap yazmışlar. Diyorlar ki “Kilidi Açamazsan Kır Kapıyı” ve eğer içeri girmeniz gerekiyorsa o kapı kesinlikle kırılmalı.

 

Sevgili Fatma Berber ve Sümeyra Teltik’in kaleme aldıkları bu kitap hakkında Cazkolik okurlarını bilgilendirmek istedik. Eminim bizim gibi siz de Pink Floyd tutkunu iseniz bu kitabı mutlaka edinmek isteyeceksiniz.

 

İki yazar dostumun dabii daha önce yayınladıkları “Bir Pera Masalı” isimli kitapları daha olduğunu da hatırlatayım.

 

Sevgili Fatma Berber ve Sümeyra Teltik'i Cemal Reşit Rey konser salonu günlerinden tanıyorum. O salonda yıllarca izlediğim ve dinlediğim sayısız konseri Cazkolik'te yazdım. Şimdi gelin hem sevgili Fatma ve Sümeyra'yı tanıyalım, hem yazdıkları kitabı konuşalım.

 

Leyla Diana Gücük

 


 

Çoğumuzun yıkamadığı duvarlar grubun müzikleriyle yıkıldı

 

Leyla Diana: Lütfen biraz kendinizi tanıtır mısınız ve şu an neler yapıyorsunuz?

 

Fatma Berber: Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdikten sonra Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü’nde yüksek lisans yaptım ve İran Sineması üzerine yazdığım tezle mezun olduktan sonra, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Sosyoloji yüksek lisansı yaptım. Buradaki tezimin konusu "Caz Dinleyicileri ve Kültürel Sermaye İlişkisi" üzerineydi. Uzun yıllar kültür-sanat alanında konsept danışmanlığı, metin yazarlığı ve koordinatörlük yaptım. Multidisipliner bir çalışma anlayışımız var. Farklı disiplinlerden etkilenip kültür sanat hayatının içinde çalıştım. Destek Yayınları’ndan daha önce Sümeyra ve Selçuk Eracun ile birlikte yazdığımız “Bir Pera Masalı” kitabımız çıktı. Şu an yine Destek Yayınları’nın bir diğer serisi olan sanat akımları serisi için “fütürizm” üzerine kitap çalışmasına devam ediyorum.

 

Sümeyra Teltik: Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV ve Sinema mezunuyum. Öğencilik yıllarımdan itibaren sektörde görev aldım. Radyo ile başlayan serüven TV’lere evrildi. Üniversitemizin kampüsü Nişantaşı’ndaydı. Harbiye’ye oldukça yakındık. Aldığım burslarla öğlen Muhsin Ertuğrul’daki gösterimlere, akşam CRR Konser Salonu’ndaki konserlere gitmeye çalışırdım. Siz de takdir edersiniz ki CRR’nin kapıdan girdiğiniz ilk andan itibaren insanı büyüleyen bir havası var. Daha sonra yıllarca orada çalışma imkânı elde ettim ve Fatma ile de bu vesileyle tanıştık. O, sanat üzerine uluslararası seminerler düzenliyordu, ardından, kendisinin iflah olmaz çalışma ve üretme arzusuna beni de dâhil etti. Disiplinlerarası beraber çok iş yaptık. İlk kez şimdi Genç Destek’in sanat serisi için ayrıldık. Ben de “Minimalizm”i yazıyorum. Yeni kitap projeleri var. Bunlarda da niyetimiz "Bir Pera Masalı"nda olduğu gibi alışılmış kalıpların biraz da olsa dışında bir şeyler üretmek.

 

Leyla Diana: Pink Floyd tutkunu oldu mu insan damarlarında hisseder müziği ve hatta hücrelerine işler. Siz bu durumu nasıl ifade edersiniz? Yani, Pink Floyd'un müziğinin sizdeki etkisini anlatabilir misiniz?

 

Fatma Berber: "Pink Floyd bir müzik türü değil bir yaşam şekli"

 

Fatma Berber: Bizdeki etkisi okul yıllarında başlıyor aslında. Belki ilk ergenlik dönemlerimizde. Anadolu’nun başka coğrafyalarında yetişmiş olsak da grup bizi kendi geçmişimizde bir kere daha buluşturdu. Aslında ilk ergenlik dönemlerimizden bu yana pek çok itirazımızda ister öznel tarihimiz isterse koşullar olsun; fonda “Another Brick in The Wall” çalardı. Hep duvarları yıkmak, duvarların arkası belki pek çoğumuzun yıkamadığı duvarlar grubun müzikleriyle yıkıldı. Pink Floyd, hayattaki pek çok itirazımızda fonda ya da içimizde beliren bir müzikti. Sözleri anlamasanız dahi sizi içine çeken bir yanı vardır ama sözleri de derin felsefe içerir. Onu dinlemek hayatın bu tüm saçma sapanlığına karşı bir sığınak gibiydi. İngilizceyi ters yüz etmesi, sisteme karşı durması, âcizin yanında olması ve dünyadaki tüm sosyolojik siyasi meselelerde bir duruşunun, tavrının olması çok etkileyiciydi gerçekten. Pink Floyd bir müzik türü değil bir yaşam şekli.

 

Sümeyra Teltik: Onların müziğiyle kendime bir dünya kurmuştum ve yalnız hissetmiyordum

 

Sümeyra Teltik: Pink Floyd özellikle ilk gençlik yıllarında her şeye itirazı olan benim için bir silah gibiydi. O yaşlarda yalnız kalmak istersiniz, köşenize çekilmek, sizi anlamayanlarla karşılaşmamak... İşte, orası benim için ayın karanlık yüzü. Onların müziğiyle orada kendime bir dünya kurmuştum ve yalnız hissetmiyordum. Ama daha sonra anlıyorsunuz ki itirazlar var evet, ama teselli de var. Sizi teselli ediyor, korkma diyor, geçecek... Hayat bir yolculuk, bizler kendi hayatlarımızın kahramanı. Benim kahraman olduğum hayatımdaki tüm olaylara vereceğim cevabı hem müziklerinde hem de sözlerinde bulabiliyorum.

 

Leyla Diana:  Kitap yazma fikri nasıl oluştu? Ne olmuştu da bu kitabın yazılması sizi ateşledi? Ne amaçladınız? Kitabın ismi, yazmadaki iş bölümü bunlara da değinir misiniz?

 

Fatma Berber: Destek Yayınları’ndan ilk kitabımız “Bir Pera Masalı“ çıktıktan sonra yayınevinin editörü Özlem Esmergül biyografi serisi için de kitap yazmak ister miyiz diye sordu. İstedi bizden. Birkaç isim daha vardı aklımızda ama baskın gelen Pink Floyd idi. İkimizde daha önce müzikle ilgili alanlarda çalışmıştık, bu duyguyu devam ettirmek istedik ve Pink Floyd ikimizin de hayatına dokunmuş, etkilemiş bir müzik grubuydu.

 

Bir Pera Masalı Dünden Bugüne Resimli Pera Tarihi, bu kitap bizim İstanbul’umuzu bizim kendi öznel tarihimizdeki Pera’yı anlatıyor. Bizim de tabi kendi hikâyemiz var. Çok eski iki dostuz ve birikimlerimizi sevdiğimiz konular üzerinden ilerletmeye çalışıyoruz. Edebiyatı mimarlıkla; müzikle ve başka disiplinlerle buluşturuyoruz. Biz ne olursa olsun öncelikle geniş bir araştırma yapıyoruz, onları okuyup notlar alıp; sonra bir konsept belirliyoruz sonra da o konsept üzerinde devam ediyoruz. Her ikimiz de aynı zamanda ayrı ayrı birikimlerini de katıyor bu çalışmalara. Umarım devamında da sanata dair çok güzel farklı işler yapmaya devam edeceğiz. Çünkü yaşadığımız bu sıkışmışlıktan hayatın belki tatsız tuzsuz yanından bizi ancak sanat kurtarıyor. O bizim özgürlük alanımız, bir nevi kaçışımız!

 

Destek Yayınları’nın biyografi serisinin formatına göre hazırlandı bu kitap. Ve her bir bölümde hem grubun yolculuğu, hem albümlerinde bizi etkileyen bir şarkının sözleri ve o albümün hikâyesi ve yorumlarıyla bölümler yazılmış oldu. The Wall albümü de grubun en önemli albümlerinden biri. Oradan esinlenerek; o bölümün başlığını böyle koymuştuk. Yayınevinin editörü Özlem Esmergül kitabın ismi olsun dedi. Çünkü grubu özetleyen onu çok iyi anlatan da bir sözdü.

 

Sümeyra Teltik: Burada beni tetikleyen bir başka husus daha var. Oğlum on üç yaşında, "Another Brick In The Wall"u elbette ki biliyor. Onun için okula karşı bir isyan gibi. Fakat aslında bu parça tam olarak öyle değil. Hem onu öğrenmesini istedim, hem de diğerlerini. Kitap yazma sürecinde odasını işgal ettiğim için Margaret Thatcher’ı bile öğrendi. Pink Floyd bir efsane ve öyle kalmaya devam edecek müzik gruplarından biri. Ama bilmeyenler de öğrensin istedik. Onlar bize iyi geldi, hasbelkader kitabı alıp okuyacak kişilere de iyi gelsin.

 

Leyla Diana: Pink Floyd kadar sizi etkileyen başka bir grup oldu mu?

 

Fatma Berber: Led Zeppelin, The Beatles, The Rolling Stones, Black Sabbath.

 

Sümeyra Teltik: Buna kendi adıma Freddie Mercury yani Oueen’i de eklemek isterim.

 

Leyla Diana: Genelde ne tür müzik dinliyor ve etkileniyordunuz?

 

Fatma Berber: Dünya müziği de dinliyorum, Fado ve Flamenko da, Claude Debussy de, Dimitri Shostakovich de, Hindi Zahra da dinliyorum Duke Ellington da, Bach‘dan “Matthaus Passion”da Münir Nurettin Selçuk dinliyorum mesela, farklı ve yerel yeni müzikler de dikkatimi çekiyor. E tabii ki blues ve caz da dinlediğim müzikler arasında ve son dönem popüler parçalar ve şarkıcılar da dinlediklerim arasında. Gökçe Kılınçer, Gaye Su Akyol, Kalben gibi...

 

Sümeyra Teltik: Dünyadan Kuzey, Balkan ve Fars müzikleri; özellikle 1960’lar blues ve caz, barok dönem klasik müzik, 1970 ve 80’ler RB ve rock. Türk Sanat Musikisi, şimdilerde de ise oğlum sebebiyle rap.

 

Leyla Diana: Malum pandemi dönemi içindeyiz. Sizin görüşünüz ile kültür sanatın etkilenmesi ve önümüzdeki olası düzelme ile nasıl bir 'yeni normalleşme' bizi bekliyor?

 

Fatma Berber: "Yeni normallerle birlikte kültür sanat alanı da evriliyor"

 

Fatma Berber: Artık yeni normalleşme ile birlikte yeni dünya düzeninin beraberinde getirdiği değişimler olacaktır. Dijital dünya ile birlikte kültür-sanat alanı da bundan ciddi anlamda etkilendi, etkilenecektir de. Bir konseri festival kapsamında bir mekânda dinlemek ile dijital platformlardan dinlemek arasında çok fark var. Yine bir filmi izlemek için de aynı şey geçerli. Ama yeni normallerle birlikte özellikle yeni medyanın ürettiği yeni alanlarda kültür sanat alanı da evrilmeye devam ediyor.

 

Sümeyra Teltik: "Bir konseri dijitalden dinlemek insanın beslenmesi için hap alması gibi geliyor"

 

Sümeyra Teltik: Bir konseri dijitalden dinlemek insanın beslenmesi için hap alması gibi geliyor. Bir şölen sofrası için canlı dinlemek önemli. Fakat nasıl bir Pink Floyd konserine gidemiyor ve evde plâklarla yetinebiliyorsak buna da mecburen alışacağız gibi duruyor. Şimdi olmasa bile daha ileri ki gelecekte bu böyle olacak gibi. Belki o zaman yaşayanlar bizlerin konser alanlarında nefes nefese duruyor olmasını anlamlandıramayacak. Havalar ısınıyor, etkinliklerin tamamını sokağa taşıyarak sıcak günlerin her dakikasını bu anlamda değerlendirmek en iyisi.

 

Leyla Diana: Eklemek istediğiniz ve bizimle paylaşmak istediğimiz projeleriniz varsa onlardan bahsedebilirsiniz.

 

Fatma Berber: Yemek ve sanat ilişkisini anlatan eğlenceli bir kitap projemiz var, yakında çıkacağını umuyoruz!

 

Sümeyra Teltik: Bir de insan hikâyelerini kıymetli buluyoruz. Bu anlamda muhteşem bir görüntü yönetmeniyle hikâye yolculuğuna çıkma planımız var. Umuyoruz pandemi elimizi ayağımızı daha fazla bağlamaz ve bu yıl için de gerçekleştirebiliriz.

 

Fatma Berber-Sümeyra Teltik: Bize böyle güzel bir imkân tanıdığınız için teşekkür ederiz.

 

Leyla Diana: Biz de size bu güzel çalışmalarınızdan ötürü teşekkür ediyoruz ve yeni haberlerinizi sabırsızlıkla bekliyoruz.

 

Leyla Diana Gücük

 

Cazkolik.com / 31 Mart 2021, Çarşamba

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Leyla Diana Gücük

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X