Altı başlıkta Lars Danielsson sözlüğü

Altı başlıkta Lars Danielsson sözlüğü

Lars Danielsson ismi kimileri için kontrbasa orkestra içinde özgürlüğünü kazandıran yada o enstrümanda alabildiğine yalın ses tabloları betimleyen bir ses ressamının ismi olabilir. Lars Danielsson ismi kuşkusuz, bireysel bir dil oluşturmanın onlarca zorluğa gebe olduğu bir enstrümanda kendine özgü bir müzik dili yaratmayı başarmış olan bir adamın ismidir aynı zamanda. Danielsson birçoklarına göre geride kalan 25 yılın en şair ruhlu kontrbas müzisyenidir. Danielsson ile şahsen tanışıklığım her ne kadar bundan 3 yıl önceye dayansa da kendisinin müziği ile olan ilişkim çok daha öncesine dayanıyor. Kontrbasa kuzeye özgü bir lirizmin yanısıra; melodik bir üslup kazandıran bu adamı doksanların sonundan günümüze uzananan süreçte takip etmekteyim. Doğup büyüdüğü kuzey folklorünün yanısıra, yabancısı olduğu kültürleri de tanımaya her daim meraklı olan Danielsson son derece geniş bir müzikal portfolyoya sahip bir müzisyen.
Danielsson 12 Temmuz Perşembe akşamı İstanbul Caz Festivali kapsamında piyanoda Yaron Herman, davulda Magnus Öström’den oluşan üçlüsüyle birkez daha İstanbul`lu müzikseverlerin gönüllerinde taht kuruyor olacak. Bu konser öncesinde Danielsson ve müziğine dair altı başlıktan oluşan bir sözlük denemesini kaleme aldım. Onun onlarca ses adacığından oluşan müzikal gezegenini temel başlıklarıyla tanımak adına.

 

Kuzey

 

Genel olarak kuzey daha spesifik anlamda ise İsveç, Danielsson için herşeyin başladığı ve şekillendiği yerdir. Sanatçının sesler paleti kuzeye özgü onlarca farklı folklorik renkle doludur.

 

Kontrbas

 

Kontrbasdan önce Danielsson’un hayatında başrol viyolonsele aittir. Gothenburg Müzik Konservatuarı’nda viyolonsel eğitimi alan sanatçının, kontrbası çalış stili ise viyolonsel eğitiminden derin izler taşır. Melodi üretimi açısından kısıtlı olanaklara sahip olan kontrbasın bedeni, viyolonsel eğitiminin ardından Danielsson için adeta “terra incognita”dır. Besteci kimliğinden gelen birikim ile kontrbas üzerinde onlarca farklı melodik ve folklorik keşif yolculuğuna çıkan Danielsson’un, ellerinde bu estrüman yeni bir boyut kazanır. Bu nedenle sanatçı kontrbasa zarif ve melodik bir üslup kazandırmış ender müzisyenler arasında yer alır.

 

Lirizm

 

Eski bir yazımda da belirtiğim üzere müzik de tıpkı diğer tüm sanatlar gibi yaratıcılarından bir üslup ister. İçinden keşiflerin geçtiği, yeniliklere gebe bir anlatımla kurgulancak olan bir sanatsal ifade ise zamanla bir imzaya dönüşür. Arjantinli Astor Piazzolla’nın şu sözlerine kulak vermek yerinde olur: “Bir eseri ortaya koyduğunuz zaman bunu kendi stilinizde yapmalısınız. Eğer stil yoksa müzikte yoktur.”

 

Yukarıda özetlediğim müzikal tarz yada üslup konusunu, Danielsson’un sanatı için tercüme edecek olursak kuşkusuz ilk dikkat etmemiz gereken nokta, kuzeye özgü olan melodik dilden doğan lirizm duygusudur. Danielsson’un müzikal lirizmin onlarca farklı ara tonunu kullanarak boyadığı ses tabloları, yıllar içinde adeta onun imzasına dönüşür. Danielsson’un albümlerine özgü büyülü bir atmosferin oluşmasına kapı aralayan bu lirizm duygusu, sanatçının kariyerinin ilk dönem albümlerinden itibaren oluşmaya başlayarak ACT’den çıkardığı 6 stüdyo albümünde zirve noktasına ulaşır.

 

Özgünlük

 

Gün ışığı ve gece. Yerel ve modern. Aydınlık ve karanlık. Risk ve durağanlık. Tüm bu kontrastlar çemberi bir aynanın önü ve ardı gibi yer alır Danielsson’un müziğinde. Akustik enstrümanların kullanımından, senfonik arajmanlara, elektronik altyapıların ve sample’ların müziğe dahil oluşundan, doğaçlama gelişen pasajlara kadar herşey Danielsson’a has bir dil içinde gelişir ve müziğin içinde kaybolur. Sanatçı kendi albümlerinde olduğu kadar yapımcı olarak imzasının bulunduğu albümlerde de kendine has tariflerini korur. Danielsson Danimarka’nın ünlü Radyo Konser Orkestrası için yazdığı eserlerin yanısıra; Victoria Tolsoy, Cæcilie Norby, Jonas Johansen gibi isimlerin kayıtlarında aranjör ve prodüktör olarak yer alır.

 

Sound

 

Danielsson kelimenin tam anlamıyla bir melodi koleksiyoncusudur. Bu geniş melodi dağarcığının oluşmasında ise bireysel yeteneklerinin ve eğitiminin payı olduğu kadar diğer müzisyenlerle olan işbirliklerinin de rolü vardır. 1990’lı yıllarda kurduğu Lars Danielsson Quartet, Avrupa cazında adeta bir rüya takımıdır. Sanatçı David Liebman, Bobo Stenson ve Jon Christensen’den oluşan bu dörtlü ile on yılı aşkın bir süre aynı sahneyi paylaşır. Danielsson’un kendi dörtlüsü dışında kariyerinin erken dönemlerinde müzik yapma olanağı bulduğu diğer isimler de caz tarihinin köşetaşları listesinde uzunca bir sıra oluşturur. Randy ve Michael Brecker kardeşlerin yanısıra John Scofield, Jack DeJohnette, Mike Stern, Billy Hart, Charles Lloyd ve Trilok Gurtu Group sanatçının bir dönem çalıştığı isimlerden sadece bazılarıdır.

 

Danielsson’un yakın tarihli kayıt geçmişine göz atacak oluduğumuz zaman tıpkı kariyerinin ilk yıllarındakine benzer bir zenginlik ile karşılaşırız. ACT’den birkaç yıl arayla kendi adına çıkardığı albümlerinde Libera Me (2004), Salzau Music on the Water (2005), Mélange Blue (2006), Pasodoble (2008), Tarantella (2009), Liberetto (2012) ] Danielsson, bu kez eski kıtanın müzisyenlerinin ağırlıkta olduğu bir grup müzisyen ile çalışır. Arve Henriksen, Eivind Aarset, John Parricelli, Leszek Mo?d?er, Magnus Öström, Matthias Eick, Nils Landgren, Niels Petter Molvaer ve Tigran gibi isimler usta basçının sanatında yepyeni müzikal pencereler açar.

 

Liberetto

 

Liberetto, Danielsson’un 12 Temmuz Perşembe akşamı saat 21:00’de İstanbul Arkeoloji Müzeleri Avlusu’nda seslendirecek olduğu son albümünün ismi. Çalışma onun sürekli olarak gelişen ve genişleyen caz vizyonunu görmek adına güzel bir örnek. Sanatçının birkez daha müzikte zarafetin ve yalınlığın peşine düşmüş olduğu bu albüm, Ermeni folkloründen taşıdığı izlerle de Danielsson’un önceki albümlerinden farklılaşıyor. Piyanist Tigran Hamasyan’ın, 3 bestesi ile katkıda bulunduğu albüm Hamasyan’ın yanısıra kadrosunda Arve Henriksen, John Parricelli ve Magnus Öström’ü barındırır. Albüm Danielsson’un müzikal romantizmle olan flörtünü sürdürdüğü bir çalışma olarak geride kalır.

 

Sami Kısaoğlu
Müzikolog

 

Cazkolik.com / 02 Temmuz 2012, Pazartesi

 

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Sami Kısaoğlu

  • Instagram
  • Email

YORUMLAR

  • Fatih Erkan
    02 Temmuz 2012 Pazartesi 07:50

    Bu harika yazı için Sami Bey"e ve Cazkolik"e teşekkür ederim. Kuzey Avrupa Cazı denince aklıma gelen en melodik kontrabas sanatçısı Lars Danielsson"u uzun zamandır ben de takip etmekteyim. ACT firmasının neredeyse 40 albümünde adını görebiliyoruz bu üretken müzisyenin. Özellikle İsveçli müzisyenlerin ortaya koyduğu yaratıcı ve yenilikçi çizginin ülkemizde yeterince farkında olunmadığına dair bir düşünceye sahibim. Böyle güzel yazılar bunun için de çok önemli. Ben Ankara"da olmam sebebiyle Liberetto albümü için verilen bu konsere katılamayacağım ama İstanbul"lu caz severlerin kaçırmaması gereken bir konser. Özellikle yakın zamanda ECHO tarafından en iyi baterist olarak gösterilen ve bir zamanlar EST"nin davulcusu olan Magnus Öström"ün de dinlenebilecek olması harika. Tigran Hamasyan, Arve Henriksen, Paricelli ve Öström ile beraber çıkardıkları Liberetto en beğendiğim albümlerinden. 2011"de nişanlısı Caecilie Norby ile beraber yaptıkları "Arabesque"i duygusal yoğunluğuyla, 2012"de The Baltic Gang"ın kontrabasçısı olarak cazın yeni nesil yetenekli keman sanatçısı Adam Baldych ile yaptıkları "Imaginary Room"u ise yenilikçi yaklaşımıyla dikkate değer albümler olarak değerlendiriyorum. Daha önceden Mozder ile gerçekleştirdiği duo kayıt Pasodoble ve Eick, Harland ve Paricelli"nin de katılımıyla ortaya çıkan Tarantella ise bu türdeki kült albümlerden bence. Uzun lafın kısası bu konser kaçmaz, Lars Danielsson da anlatmakla bitmez. Saygılar, sevgiler ve iyi dileklerimle...

    Bu Yoruma Cevap Yazın »
  • Cenk Erdogan
    03 Temmuz 2012 Salı 11:01

    Sevgili Sami,yazini sabahin erken vakitlerinde buyuk bir keyifle okudum.Bir muzisyeni bir muzigi ve onun kafasindaki dili anlamak ne diye sorsalar bu yaziyi ornek verebilrim.Lars Danielsson bu cagin elektronik karmasasina inat caldigi naif melodilerle acikca gun yuzune cikan bir muzisyen.Yillardir aradigim ve acaba dogru yoldamiyim dedigim stillerde karsima cikmis "bak senden oncede yapilmis ve devam ediliyor" diyerek bana yol vermis bir muzik adami.Tekrar harika yazi icin tesekkur ederim

    Bu Yoruma Cevap Yazın »
  • Salim Zaimoglu
    14 Ağustos 2012 Salı 12:15

    Tebrikler Sami bey, her zamanki gibi harikasınız..Sevgiler, Salim Zaimoğlu

    Bu Yoruma Cevap Yazın »

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X