Senem Diyici'nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nü topraklar, kuşlar, dalgalar, bulutlar alkışlıyor... hepimiz alkışlıyoruz

Senem Diyici'nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nü topraklar, kuşlar, dalgalar, bulutlar alkışlıyor... hepimiz alkışlıyoruz

 

İstanbul Caz Festivali'nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nü toprağın kokusunu, denizin tuzunu, bulutun nemini, kalbimizin sızılarını şarkılarına sindiren Senem Diyici'ye vermesi hepimiz için övgü kaynağı olmalı

 

 

Günlerdir Senem Diyici için bir yazı yazmak istiyorum ama bir şey oluyor ve yazamadan kalkıyordum, ta ki bu güne kadar.

 

Uzun zaman önce, on beş, on altı yıl olmuştur, Senem Diyici ile Cihangir'de bir kafede buluşmuştuk. Tunçel Gülsoy, ben, Senem Diyici ve trompetçi Can Ömer Uygan. Cazkolik'in ilk yılları, Senem Diyici de sanırım o sıra yeni albüm yayınlamıştı, yağışlı, soğuk bir gündü, diskografisine bakınca hangi albüm için buluştuğumuzu hatırladım; "Dila Dila" albümüydü.

 

Senem Diyici'yi tanıyordum, şarkılarını dinlemiştim ama "Dila Dila"yı dinleyene kadar zihnimdeki dağınık bilgiler bende Diyici'yi yakından tanıma isteği doğurarak 'vokalist' kavramı üzerine yeniden düşünmemi sağladı.

 

Diyici'nin albümlerini dinleyince, Türkiye'de özgünlüğü ve önemi kadar tanınmadığını söyleyebilirim. Bunun nedeni Diyici'nin uzun yıllar Fransa'da yaşaması, yakın tarihe kadar Fransa'daydı, son yıllarda geri döndü, artık Ege bölgesinde yaşıyor sanırım.

 

Diyici'nin beni sesine ve müziğine bağlayan "Dila Dila" albümü her yönüyle etkileyicidir. Sesi doğanın tarifini yapar gibidir. "Deniz" şarkısı akustik seslerle ayak basılmamış bir ırmağı resmeder sanki. Diyici bu albümde davulda Bruno Tocanne, gitarda Alain Blessing, trompette Can Ömer Uygan ile çalışmıştı. Dalgaların sesinin dik yamaçlara çarpıp yansıyan tınısı trompetin dik sesleriyle daha yükseğe der gibi geliyordu kulağa. Diyici, vokalistten öte, sesini enstrüman gibi, vurmalılar ile trompet arasında yeşilin, mavinin bambaşka bir tonu gibi kullanıyordu.

 

"Dila Dila" albümünün parçaları mükemmel bir albüm bütünlüğüne sahiptir. Enstrümanların minimal zarafeti zihnimdeki duygu denizinin dalgalarını köpürtüp duruyordu.

 

Söylediği şarkıların kökeni Anadolunun anonim ruhunda, doğasında, denizinde, ırmağında, folklorunda, insanında saklıdır. Müzik ve resim tutkunu ailede dünyaya gelen Diyici şarkı söyleme isteğini küçük yaşta keşfetti, henüz on altı yaşında ilk 45'liği "Fato"yu 1969 yılında yayınladı. 18 yaşında ikinci 45'liğini "Ham Meyva" adıyla 1973 yılında yayınladı. Bu yıllar aslında müziğin içinde yoğun yaşadığı yıllar Diyici'nin ve bir süre sonra konser vermek için Almanya'ya gidince geri dönüşü on yılları bulacak yurt dışı hayatı başlamış oldu.

 

Seksenlerin başında Fransa'ya yerleşen sanatçı Türkiye'ye geri dönene kadar bu ülkede yaşadı. Senem Diyici aslında Türkiye'den daha çok Fransa'da tanınıyor. Özellikle gitarist, besteci ve aranjör Alain Blessing ile yıllar boyu yaptığı çalışmalar Diyici'nin müzikal otoportresinin önemli kısmını oluşturdu.

 

 

Senem Diyici'nin müziğine Alain Blessing penceresinden de bakmak lazım

 

 

Blessing, cazdan geleneksel dünya müziğine geniş bir müzikal yelpazenin üretken bir gitaristi, doğaçlama sanatçısı ve bestecisi iken Diyici ile işbirlikleri iki dünya arasında köprü kurulmasını sağladı. Diyici ve Blessing'in ortak vizyonuyla Karadeniz'den Akdeniz'e, doğudan, batıya modern Avrupa caz altyapıları ve özgür doğaçlama üzerinden oluşturdukları özel karışımla otuza yakın albümle destansı bir arşiv ürettiler.

 

Blessing, oldum olası Anadolu ritmlerine sevgi besleyen bir müzisyendi, Diyici'nin kendi dörtlüsü döneminde kurulan yakınlık deneysel caz çalışmalarını eksene alan bir müzikle 1995 yılında "3 Images Du Désert", 2007 yılında "Songs from the Beginning" gibi etkileyici albümlerin yayınlanmasına vesile oldu. İlginçtir, "3 Images Du Désert" albümün kapağında peri bacaları resmi vardır. Albümde dinleyiciyi, saksafonda Philippe Botta, bas klarnette Laurent Dehors, kemanda Régis Huby, vokalde Senem Diyici gibi harika bir müzisyen grubu kucaklar. Senem Diyici, kendisi dışında tümüyle Fransız müzisyenlerden oluşan bu albümde şarkıların çoğunun Türkçe seslendirir.

 

Alain Blessing'i bu toprakların müziğine yakınlığı kendini tüm albümlerinde ele veriyordu. 1998 tarihli duo albümü var mesela, Yves Rousseau kontrbasta, kendisi gitarda ama şarkıların adına bakıyorum; "Mapushane Çeşmesi", albüme adını veren "Elif" gibi duo doğaçlama şarkılar.

 

Blessing ile Diyici ortaklığının bir diğer albümü 2002 tarihli "Yörük". Sekiz müzisyenden oluşan grupta Diyici yine vokalde. Müzikler ilhamını buralardan alsa da yörüngesini özgür caza konuşlandırmış bir çalışmadır.

 

Öte yandan, Senem Diyici, Blessing ile bu zengin erimli müzikal birlikteliğin yanısıra düet, quartet, sekizli gibi farklı formatlarda, bana bazen Okay Temiz'in vurmalılar ile yaptığını sesiyle yapan biri gibi düşündüren işler üretmişti.

 

Ayrıca, Diyici'nin kucaklayıcı bir müzisyen olduğunu da belirtmem lazım. uzun yıllara dayanan birikimini herkese açmaya dönük sevgisi sınırsızdır. Çocuklar için ritmik atölyeler, ses ve nefes teknikleri üzerine kurslar, atölye çalışmaları, şarkılar, şarkı teknikleri ve danslar üzerine, hatta şaman geleneklerinin ritmik usülleri üzerine çalışmaları Diyici'nin performans skalasının benzersizliğini gösterir bize.

 

Aradan 23 sene geçmiş, "Zıpçıktı" albümünü hatırlıyorum mesela, adı hınzır gelmişti bana, müziği de öyle. Sonradan Musa Dede adını alan perküsyoncu Lari Dilmen ile beraber kaydettiği, dinleyiciyi ritmik bir heyulanın içinde sürükleyip duran, yirmi sene geçmesine rağmen bugün de egzotik enerjisinden bir şey kaybetmeyen albümü ne kadar övgü toplasa azdır.

 

Senem Diyici'nin stüdyo kaydı son çalışması yanlış bilmiyorsam 2023 yılınça çıkan "Nara" albümü oldu. Türk müzisyenlerden oluşan son dönem albümüdür "Nara". Albüme adını veren şarkısı iç paralayıcı güzelliğe sahiptir;

 

Suskunum sana
Susadım sana

 

derken sesindeki dehlizleri berrak biçimde dinleyicisine açar Diyici. Sanatçı bu albüm hakkında 'hayatı için aşkını serbest bırakmak isteyen bir kadın hakkında, bu benim adımın da bir anlamıdır' demişti.

 

İstanbul Caz Festivali'nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nü toprağın kokusunu, denizin tuzunu, bulutun nemini saklayan Senem Diyici'ye verecek olması festival için övgü kaynağı olmalı. Gönülden tebrik ediyorum.

 

Senem Diyici Cazkolik haber arşivini bu linkten takip edebilirsiniz.

 

Feridun Ertaşkan

 

Cazkolik.com / 04 Haziran 2026, Perşembe

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com kurucusu, editör ve yazar.

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.