Nasıl ki günümüzün genç nesli Türkiye'nin yetmişli, seksenli yıllarını yaşamamış ve çok uzak geliyorsa, muhtemelen İngiliz gençleri için de durum öyledir.
Sex Pistols'ın 25 Temmuz akşamı Zorlu PSM'de vereceği konserin haberini duyunca taa o yıllara gittim
Bir yanda şiddeti artıran IRA dönemi (ki Sex Pistols'ın bazı şarkıları İrlandalı kesimlerde eleştiri konusu oluyordu), bir taraftan, bugün de sistemden benzer şikayetlere sahip İngiliz gençliği (bazı şeyler hiç değişmiyor).
Sex Pistols işte bu yıllarda ortaya çıktı. Şarkı sözleri, 1970'ler İngiltere'sindeki işçi sınıfı gençliğinin öfkesini ve monarşiye duyulan nefreti yansıtan politik manifestolara dönüşmüştü.
"God Save the Queen" ve "Anarchy in the U.K." gibi şarkılar, monarşiyi eleştirerek anarşist tutum sergileyen provokatif sözleriyle dönemin başka benzer gruplarıyla punk kültürünün simgeleri haline gelmişti.
Grubun, "Pretty Vacant", "Bodies" ve "EMI" şarkılarında toplumsal yozlaşma, varoluşsal sancılar ve müzik endüstrisiyle dalga geçen, sansürlenen ve tartışılan sözlerle doluydu.

İngiliz gruplarıyla aynı dönemin Amerikan grupları arasındaki bariz farklardan biri budur
Sex Pistols İngiltere’de punk müziği patlatırken, Amerika’da Ramones, Patti Smith, Television ve Blondie gibi gruplar özellikle New York'ta ve CBGB (*) kulübü gibi yerlerde çok daha önce benzer bir enerjiyi yaratmıştı.
İngiliz punkı politik ve yıkıcıyken, Amerikan punkı minimalist, hızlı ve alaycıydı.
Punk rock müziğin gidişatını değiştiren, monarşiye ve sisteme bayrak açarak müzik tarihinde devrim yapan efsanevi İngiliz topluluk Sex Pistols, punk hareketinin 50. yılına yaklaşırken kariyerinin en sıra dışı ve tarihi konserlerinden biri için 25 Temmuz Cumartesi akşamı İstanbul’da sahne almaya hazırlanıyor.
Birleşik Krallık’ın anarşist ruhunu İstanbul'un yeraltı sesleriyle buluşturmaya hazırlanan bu konser, sadece nostaljik bir buluşma değil, aynı zamanda rock dünyasında nesiller boyu aktarılan isyan duygusunun canlı kanıtı olacak.
Küresel punk camiasının gözünü kulağını Türkiye’ye çevirecek olan konser, grubun sadık hayranları ve rock enerjisini bizzat yerinde hissetmek isteyen yeni nesil müzikseverler için yılın sansasyonel konseri olmaya aday.

Bu tarihi İstanbul konserini heyecan verici kılan en büyük unsur ise Sex Pistols’ın sahneye çıkacağı radikal kadro değişikliğinde saklı
Grubun meşhur huysuz ve orijinal vokalisti Johnny Rotten (**) (John Joseph Lydon) bu turne kadrosunda yer almıyor; yerine mikrofonun başında modern punk ve hardcore sahnesinin karizmatik ve dinamik figürlerinden Gallows ve Frank Carter and the Rattlesnakes gruplarının dahî solisti Frank Carter olacak.
Orijinal kadronun yaşayan devleri Paul Cook (davul) ve Glen Matlock (bas gitar) ile gitarın efendisi Steve Jones’un sarsılmaz ritimlerine eşlik edecek olan Carter, Johnny Rotten’ın o eski yırtıcı ve provokatif vokal mirasını günümüzün modern, atletik sahne vahşetiyle birleştirerek seyirciye şok terapisi vaat ediyor.
Konserin repertuvarı ise müzik tarihini kökten sarsan ve yayımlandığı dönem İngiltere’de yasaklanan tek stüdyo albümleri "Never Mind the Bollocks, Here’s the Sex Pistols" üzerine inşa edilmiş durumda.
İstanbul’da yankılanacak şarkılar arasında, Kraliçe II. Elizabeth’in taht jübilesinde Thames Nehri üzerinde bir tekneden çalınarak monarşiyi sallayan ve BBC tarafından sansürlenen ünlü faşizm eleştirisi "God Save the Queen" başrolde olacak.
Dinleyiciler ayrıca, İngiliz işçi sınıfının ve gençliğinin sisteme haykırışı olan "Anarchy in the U.K.", müzik endüstrisinin acımasızlığını hicveden "EMI" ve grubun öfkesini en saf haliyle yansıtan "Bodies" ile "Pretty Vacant" gibi marşları Frank Carter’ın yırtıcı yorumuyla canlı dinleme şansı yakalayacak. Mesela, grubun "Anarchy in the UK" isimli şarkısından bir dörtlüğü alta çevirerek yayınlayalım dedik;
"Ben bir Deccal'im
Ben bir anarşistim
Ne istediğimi bilmiyorum ama nasıl elde edeceğimi biliyorum
Geçen herkesi yok etmek istiyorum"

Adını ilk defa duyanlara porno çağrışımlar yapan Sex Pistols'ın adı nereden geliyor;
Sex Pistols’ın müzik tarihindeki asıl büyüleyici tarafı, 1975-1978 arası tek bir albüm çıkarmalarına rağmen rock felsefesini, modayı ve gençlik kültürünü sonsuza kadar dönüştürmüş olmasıdır.
Tasarımcı Vivienne Westwood’un Londra’daki meşhur "SEX" adlı butiğinden çıkan çengelli iğneli, yırtık tişörtlü isyankâr imajları, müzik yapabilmek için nota bilmeye gerek olmadığını savunan "Kendin Yap" (DIY) felsefesiyle birleşerek dünyayı sarsmıştı.
İstanbul'daki konserde seyirciler, sadece eski şarkıları çalan yaşlı rockçıları değil; zamanında Londra sokaklarında polisle çatışan, canlı yayınlarda küfür ederek ana akım medyayı dehşete düşüren, müzik endüstrisine diz çöktüren anarşist ruhun günümüz sahnesindeki modern yansımasını izleyecekler.
Seyirciler ve müzik eleştirmenleri için bu konserin bir diğer gizemli ve merak edilen tarafı, punk tarihinin en trajik figürü olan efsanevi basçı Sid Vicious’ın sahnede nasıl anılacağı sorusudur.
1979 yılında henüz 21 yaşındayken aşırı doz uyuşturucudan trajik şekilde hayatını kaybederek punk hareketinin ölümsüz ikonuna dönüşen Vicious’ın meşhur parçalı bas yürüyüşleri, o dönem gruptan ayrılmasına neden olduğu orijinal basçı Glen Matlock tarafından sahnede yeniden canlandırılacak (mı?). (***)
Grubun bu turne kapsamında verdiği diğer uluslararası konserlerden sızan ilk bilgilere göre Frank Carter, sahnede Sid Vicious ve Nancy Spungen'in o karanlık, romantik ama tehlikeli anısını onurlandıran çok özel sahne şovlarına ve seyirciyle bire bir etkileşime giren çılgın anlara imza atıyor.
Sonuç olarak, 25 Temmuz akşamı İstanbul’da gerçekleşecek bu tarihi buluşma, standart bir yaz konseri değil, tıpkı "God Save the Queen" şarkısında dediği gibi;
"Tanrı Kraliçeyi korusun
Faşist rejim
Seni bir aptal yaptılar
Potansiyel bir hidrojen bombası
Tanrı Kraliçeyi korusun
O bir insan değil
İngiltere'nin hayallerinde
Bir gelecek yok"

Bu konser müzik tarihinin en radikal sayfalarından birine canlı şahitlik etme fırsatıdır
Biletleri satışa çıktığı andan itibaren tükenme noktasına gelen konser, punk rock’ın ünlü "Gelecek Yok!" (No Future) sloganının aksine, bu müziğin geleceğinin hâlâ ne kadar parlak, öfkeli ve tehlikeli olduğunu dünyaya haykıracak.
Eğer siz de tarihin akışını değiştiren bu efsane grubun ve Frank Carter’ın enerjisinin İstanbul’un sesleriyle çarpışmasına tanık olmak, "Anarşi!" çığlıklarına canlı eşlik etmek istiyorsanız, bu konseri kaçırmamanız gerektiğini şimdiden söyleyebiliriz.
(*) CBGB, 1973 yılında Hilly Kristal ve eski eşi Karen Kristal tarafından Manhattan, New York City'deki East Village'da 315 Bowery adresinde açılan bir müzik kulübüydü.
(**) Rotten kelimesi aslında solistin lakabı. İngilizce'de 'çürük' anlamına geliyor ve Joseph Lynodn'ın o dönem kötü ağız sağlığından dolayı takılmış bir lakap olarak biliniyor.
(***) Bu noktada, Sid Vicious'ın ikonik varlığından mutlaka söz etmek gerekecek. Grubun kurucu kadrosunda yer alan orijinal basçısı Glen Matlock idi ama topluluk Matlock'ı fazla ana akım bir tip olarak gördüğü için gruptan çıkardı ve 'punk' imajlarına daha uygun olan fakat bas çalmayı bilmeyen biri olarak Sid Vicious'ı dahil ettiler. Topluluk, Sid'i bas çalmayı yeteri kadar bilmemesine rağmen grubun rolüne uygun gördükleri için işe aldı. Vicious gerçekten serseriydi. Bu hayata fazlasıyla uygundu ve nihayet 21 yaşında aşarı doz uyuşturucudan öldü. Ölümünden bir kaç ay önce sevgilisi Nancy Spungen'i New York'un ünlü Chelsea Hotel'inde ölü bulunmuştu, ölümünden Sid Vicious sorumlu tutuluyordu ama bir kaç ay sonra kendi de aşırı dozdan ölünce ortada soruşturulacak bir dosya kalmadı. Böylelikle, bas çalamamasına rağmen sırf grubun imajına uygunluğu, çılgınlığı ve şovun önemli parçası olduğu için grupta kalmaya devam etti ta ki kendini öldürene kadar.
Cazkolik.com / 17 Temmuz 2026, Cuma
Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.