"Seyirci beğenisinden bağımsız sahneye çıkıp çalmak çalmak çalmak için içimde muazzam bir arzum var", diyen Kekko Fornarelli ile arkadaşımız Burak Sülünbaz konuştu.

"Seyirci beğenisinden bağımsız sahneye çıkıp çalmak çalmak çalmak için içimde muazzam bir arzum var", diyen Kekko Fornarelli ile arkadaşımız Burak Sülünbaz konuştu.

Avrupa cazını sevenler arasında özellikle sosyal medya aracılığıyla kulaktan kulağa yayılan İtalyan bir piyanist var; Kekko Fornarelli. Sanatçıyla ilgili notlara göz attığımızda Asya’dan Avustralya’ya, Rusya’dan Avrupa‘ya 25‘ten fazla ülkede konser verdiğini ve geniş bir hayran kitlesine sahip olduğunu görüyoruz. Kendini, yaptığı müziği içselleştirerek modern Avrupalı fikirleri neo-klasik lirizm ve Akdenizli geçmişinden aldığı mirasla harmanladığını söyleyerek ifade ediyor. Cesur bir ifade olduğu kesin. The Guardian‘dan yazar John Fordham onun yetenekli bir enstrümantalist ve ince bir doğaçlama zekasına sahip bir müzisyen olarak tanımlamasıyla kendisinin bu iddiası güvenilir bir kaynaktan dayanak buluyor.

Kişisel gözlemim onun bir müzisyen olarak hızlı ilerleyişinin arkasında yalnızca çok çalışkan, gözlemci bir piyanist oluşu değil aynı zamanda kendi kendini ifade eden, sıcak kanlı ve “normal“ bir insan oluşunun etkisi var. Bu özellikler herkesin “bunda ne var ki?” diyeceği ama yalnızca çok az kişide karşılaşacağımız türden hasletlerdir. Bir süre önce İtalyan Kültür Merkezi’ndeki özel bir davette kendisini ilk kez dinleme fırsatı bulmuştuk. Kısa bir performanstı ama tadı damağımızda kalmıştı. İtalyan klavyeci ve vokalist Roberto Cherillo ile Shine projesiyle dinlemiştik. Bu kez, 4 Şubat akşamı kontrbasta Giorgio Vendola ve davulda Dario Congedo’dan oluşan Kekko Fornarelli Trio ile Salon IKSV’ye konuk olacaklar. Kendisini daha iyi tanıyabilmek için güzel bir sohbet yaptık. Müziğinin ve kişiliğinin derinliklerinde neler var, kendisini nasıl ifade eder, yeni yeni tanınmaya başladığı Türk dinleyicisine neler vaadediyor? Hepsini sorduk...


Kekko Fornarelli: "Müzikle hayatım arasındaki

samimi sohbetleri severim.

Burak Sülünbaz: Selam Kekko, röportaj için çok teşekkürler. Öğrendiğim kadarıyla müzikle ilk temasın çok küçükken olmuş, müzikle büyüdüğünü söyleyebilir miyiz?

Kekko Fornarelli: Kesinlikle. 3 yaşındayken tanıştım müzikle ve o zamandan beri hiç durmadım. Müzik benim hayatımı yarattı diyebilirim. bana çalışma ve hayallerime doğru uçma tutkusu verdi ve aşka karşı duyarlılığımı sağladı ve bugün kendimi ifade ettiğim dilim oldu. Gerçekten şanslıyım.

Burak Sülünbaz: Her insanın hayat veya kariyer gibi korkuları kaygıları olur. Sen nelerden korkarsın?

Kekko Fornarelli: Hayatımı iki farklı parçaya bölebilirim. Birkaç yıl önceye kadar herşeyden korkardım. Bir piyanist olarak yeterli olup olamamaktan, müzikseverlerin en çok ilgi gösterdiğini düşündüğüm şeyleri çaldım, çevremin müzisyenlerle çevrili olmasının müziğim ve albümlerim açısından önemli olduğunu düşünürdüm. Tamamen yanıldım bu konuda, sonuçta müziğim hiç o kadar özel olmamıştı, bundan hoşlanmamıştım özel hayatımda da sorunlar yaşadım. Yıllarca bunalımlar yaşadım. Sonra birşeyler değişti. Bakış açımı, müziğe karşı olan yaklaşımımı değiştirdim. Yalnızca kendi sevdiğim müziği yapmaya ve kendime karşı dürüst olmaya başladım. İçte ve dışta herşey değişiverdi birden. Bugün müziğimi dünyaya getirebildiğim ve bu konuda dürüst olduğumu söyleyebilirim. Artık hayatımda korkulara yer kalmamıştı. Elimden gelenin en iyi müziği yapmaya ve yaşayabildiğim en güzel hayatı yaşamaya başlamıştım.

Burak Sülünbaz: Müziğini yaymak için dünyayı geziyorsun peki bir ülkeye ilk defa giderken neler hissedersin?

Kekko Fornarelli: Müzikle ilgili en sevdiğim şey insanlarla konuşma yolu oluşturabilme şansı yaratmasıdır; sanki bir sohbet gibi düşünebilirsin bunu. Dinleyiciyle müzisyen arasında mesafeler azaldığında sanki birer arkadaş gibi. çünkü müzikle hayatım arasındaki samimi sohbetleri severim. Yeni bir yerde yeni bir ülkede çalmak beni her zaman heyecanlandırır. Çünkü yeni insanlarla tanışma ve sohbet etme şansı yakalayabilirim. Herşey olabilir. Bu benim gerçekten çok sevdiğim bir şey.

Burak Sülünbaz: Bildiğim kadarıyla farklı konfigürasyonlarda çalıyorsun. İkili, üçlü, dörtlü grupların var. Çalıştığın gruplar için neler söylemek istersin. Bugünlerde gündemde olan yeni bir projen var mı?

Kekko Fornarelli: Bu günlerde görev aldığım tüm projeler gurur verici. Bana kendimi iyi hissettiren güzel işler yapıyoruz. Çünkü artık çevremdeki müzisyenlerin ve yaptığım müziklerin bana profesyonel ve kişisel olarak heyecan verenler olmasına karar verdim.Bununla birlikte doğal meraklarım beni cazdan farklı stillere dokunmamı sağlıyor.Önemli olan benim kendim olmamdır her zaman. Ana projem olan trio ile son albümümüz Outrush kapsamında bu yıl konser serimiz devam etmekte, solo piyano projem Monologue ,Roberto Cherillo ile duo projemiz “Shine” (birlikte bu yıl bir indie elektronik albüm kaydediyoruz). Ve en yeni projemize ulaşıyoruz. Massive-4 Bu yeni macera beni çok heyecanlandırıyor. Üç mükemmel müzisyenle birlikte çalışıyorum: Madrid’ten Walter Beltrami gitarda ,Oslo’dan Mats Eilertsen basta ve Stockholm’den (aslında Istanbul’dan desem daha doğru olur) Robert Mehmet İkiz davulda. Kuzey Avrupa soyu ve Akdeniz Karayel Rüzgarının harika bir karışımı söz konusu. Şimdilik ilk defa bir araya geldiğimizi söyleyebilirim ama gerçekten muhteşem işler çıkacak gibi görünüyor.

Burak Sülünbaz: Kulağa muhteşem geliyor. Merakla bekliyorum. Merak ettiğim bir diğer konu dünyada müzik yapan bir çok İtalyan müzisyen var hadi şuna İstanbul’da çalmak için can atan birçok müzisyen var diyelim ama sen onlardan hedefine ulaşmayı başarabilmiş nadir müzisyenlerdensin. Sence bunu nasıl başardın, insanlar senin müziğini neden seviyor olabilir. Sırrın nedir?

Kekko Fornarelli: Bu komik ama sinsi bir soru. Dürüst olmak gerekirse açığa vurmam gereken özel bir sırrım yok ama diyebilirim ki bugün ulaştığım sonuç 15 yıldan fazla süredir süregelen yoğun bir çalışma sürecinin getirisidir. son birkaç yılda şekillendi. Öncelikle benim müziğimdeki benim kişiliğim sonra menejerim, ekibim. Bu arada sonunda sadece müzikten konuşuyoruz. Öyleyse düşünmeye başladım ki bugün müziğimi bir yerlere taşımışım ki birileri müziğimden hoşlanmaya başlamış.

Burak Sülünbaz: Şahsen ben yaptığın müziği çok seviyorum benim açımdan bakıldığında anlaşılan o ki doğru yoldasın :) Müziğini tanımlarken kullandığın temel elementler nelerdir?

Kekko Forarelli: Teşekkürler. Film müzikleri gibi müzikler yazmayı seviyorum. İmajlardan yola çıkıyorum, hisler ve gerçek hayattan anlar üzerine müzikler yazıyorum. Bunu yapmakla amaçladığım yolu basitçe açıklamam gerekirse insanları titretmek için müzik miğdeye ulaşmalı beyne değil. Bu yaklaşıma göre kapılarımı diğer stillere açık tutmalıyım, diğer renklere ve benim “kişisel cazıma“ giden diğer yollara açık tutmalıyım.

Burak Sülünbaz: 4 Şubat akşamı Salon IKSV sahnesinde neler yaşanacak, müzikseverler neden bu konseri kaçırmamalı?

Kekko Fornarelli: Giorgio ve Dario ile oluşturduğumuz trio ile sahnede olacağız. Son albümümüz Outrush’ı çalacağız.IKSV deki konser bu yılki turun ilk konseri olacak albümün piyasaya çıkışının onuncu ayında ekibimle sadece bu albümü tanıtma kararı aldık(normalde müzisyenler albümün piyasaya çıkışıyla aynı dönemde yaparlar bu turu). Seyircinin beğenisinden bağımsız olarak sahneye çıkıp çalmak çalmak çalmak konusunda “muazzam bir arzum” var. Seyircinin ne beklediğini bilemem ama benim beklentimi söyleyebilirim. Merak. Belki o günden sonra sohbet edebileceğimiz yeni arkadaşlar .

Burak Sülünbaz: Teşekkürler Kekko seni İstanbul’da görmek harika olacak , gelecek projelerde de seni yine görebilme fırsatımız olur umarım.

Kekko Fornarelli: Çok büyük heyecanla bekliyorum bende ve yeniden gelebilmeye ihtiyacım var gerçekten. Bu arada bekleyelim görelim bu konser bizlere neler verecek. Teşekkürler Burak. Istanbulda görüşürüz.

Burak Sülünbaz
twitter.com/buraksulunbaz
[email protected]

Cazkolik.com / 02 Şubat 2015, Pazartesi

Burak Sülünbaz: Hi Kekko, thank you for this interview, i have learned that your first contact with music was when you are very young. Do you think you have grew up with music?
 
Kekko Fornarelli:
Absolutely. I started when I was only 3 and, since then, I never stopped. I could say that music made my life: it gave to me the passion to study, the dream to fight, the sensitivity to love, and today a language to express myself. I’ve been really lucky.
 
Burak Sülünbaz: Every human being fears about life, about career and so on... What do you fear of?
 
Kekko Fornarelli:
I should divide my life in 2 different moment: until few years ago, I was completely scared about everything: to be good enough as pianist, I played what I think that jazz lovers could appreciate most, surrounding myself with musicians I thought could give importance to my music and albums. I was totally wrong, and the result was that my music was not so “special”, I didn’t enjoy that and so it compromised also my private life: cause to that, indeed, I suffered of anxiety for many years. Then, something changed. I decided to change my approach, to do only music I really loved and to be honest with myself. All changed, inside and outside. Today I could say to be lucky to bring my music all over the world and to be honest with that. So, there’s no fear in my life. I do all that I can to live a great life and play music at my best. 
 
Burak Sülünbaz: You travel all over the world to spread your music. What do you feel, when you go to a country for the first time in your life?
 
Kekko Fornarelli:
What I love most of the music is the chance to use it as a way to talk to people: like a conversation, where there’s no distance between the artist and the audience...  There are just friends, cause, I love to talk intimately of my lifethrough the music. When I play for the first time in a new city, in a new country, I feel really excited, cause I have the chance to meet new friends, so, to begin a new conversation with them. Anything could happen. It`s something that I really love.
 
Burak Sülünbaz: As far as I know you are working with different configurations, duo, trio and quartet, what do you want to say about these different groups, is there any new project on going these days?
 
Kekko Fornarelli:
Well, today I’m really proud about all my actual projects. It’s something that I love and that let me feel good. That’s cause I decided to play only music that I can really excite and to do that surrounding me with partners that I really like, professionally and personally. More, my natural curiosity is taking me to touch also different styles than jazz, and I like it. The important is to be myself, always. So, starting from my main project, the Trio, with which we’ll have several tours this year to present the last album “Outrush”, passing through my solo-piano project “Monologue”, then the duet “Shine” with Roberto Cherillo (we are going to release an indie/electronic album this year!), we arrive to the really new project “Massive-4”. I’m really excited about thisnew adventure. 3 great musicians with me: Walter Beltrami (from Madrid) on el. guitar, Mats Eilertsen (from Oslo) on doublebass, Robert Mehmet Ikiz (from Stockholm, but I should say from Istanbul!) on drums. An amazing mix of Northern European ancestry with the Mediterrean “mistral wind”. We had the first meeting few days ago and I can say... it will be really great!

Burak Sülünbaz: That sounds great.I look forward. There are lots of Italian jazz musicians are making music all over the world or lets say there are lots of musicians who is intended to play in Istanbul but you are one of them who can make it real. How this could be possible, why do people like your music, what’s your secret?

Kekko Fornarelli: It’s a funny but insidious question. Honestly, I don’t have any special secret to reveal. I can just say that what I’m doing today is the result of a hard work of more than 15 years, but that is “taking shape” in the last few years: first, personally, on my music; then, together with my manager and my staff, on music-market. By the way, finally we are just talking about music, so.. I would love to think that today I’m able to bring my music somewhere cause there’s someone who’s starting to like it. 
 
Burak Sülünbaz: Personally i really like the music you are making .In my point of view you are on the good way:)Which are the basic elements for describing you music?
 
Kekko Fornarelli:
Thank you. I love to write music as movie-songs. I start from images, emotions, moments of real life and then I write my music on them. I try to do that in such a way that can be understood simply: music must arrive to the stomach, not to the brain, to let vibrate people. In this approach, I need to open my doors also to other styles, other colors, otherways to arrange my “personal jazz”. 
 
Burak Sülünbaz: What’s going to be happen on the stage 4th of February in SALON IKSV, why do Turkish music lovers should not miss this concert?
 
Kekko Fornarelli:
I’ll be there with my Trio, with Giorgio and Dario, to present my latest album, “Outrush”. The concert at IKSV is included in the first tour of the year, that comes after 10 months from the release of the album: is the first time that I decided, with my staff, to just promote an album for so long time before to perform it live (normally,musicians play an album in the same moment of the release). So, independently from the affection of the audience to the songs, I have a “tremendous desire” to go on the stage and play! play! play! I cannot say what audience should expect, I’ll say what I’m expecting, instead. Curiosity. Maybe new friends to talk with, after that day.
 
Burak Sülünbaz: Thank you Kekko, it s great to see you in Istanbul, hope you will be able come again with your future projects too
 
Kekko Fornarelli:
I’m really looking forward and certainly I’ll need to come back again and again. Btw, lets wait for this concert and lets see what it’ll giveto all of us. Thank you too, Burak. See you in Istanbul.

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.