23. İstanbul Caz Festivali Özel | Burak Sülünbaz & Can Tutuğ Röportajı: Gelecek sezon 4 farklı projemiz var.

<strong>23. İstanbul Caz Festivali Özel | Burak Sülünbaz & Can Tutuğ Röportajı:</strong> Gelecek sezon 4 farklı projemiz var.

Burak Sülünbaz 23. İstanbul Caz Festivali kapsamında 21 Temmuz akşamı Gece Gezmesi etkinliğinde Moda Kargart`ta vereceği konser öncesi The Cold Vibes grubunun kurucularından sevgili Can Tutuğ ile konuştu.

Can Tutuğ son dönemlerde tanıştığım en tutkulu müziksever arkadaşlarımdan. Fikirlerimiz uyuştu, iyi arkadaş olduk. Cazda old school`dan modern caza kadar hepsine meraklı. Önce bilgi, sonrasında fikir sahibi bir müzisyen. Aslında başka bir mesleği var. Gündüz mesleği gereği giydiği beyaz önlüğü çıkarıp akşamları müzisyen pelerinini giyerek vibrafonunun başına uçuyor,

* * *

En az kendisi kadar tutkulu müzisyen arkadaşlarıyla aynı sahneyi paylaşıyor. İrili ufaklı caz kulüplerinde sahne alıyorlar. Hatırı sayılır bir dinleyici kitleleri var. En azından cazın geçer akçe sayılmadığı bir ülkede hakiki müziklerin ve gerçek caz parçalarının bayraktarlığını yapıyorlar.

* * *

Benim gözümle birkaç cümleyle anlatmak istesem onları böyle ifade ederim şimdi sözü Can’a bırakıyorum. Sohbetimize başlamadan önce size Can hakkında bir ipucu vereyim, onu Radyo Cazkolik’teki Bodrum Kat programından tanıyorsunuz. Evet evet, ta kendisi.

Şimdi söz sırası Can`da...

Burak Sülünbaz


Can Tutuğ; "Müzik dinleyicisi değil ama `müziğin

dinleyicisi` azaldı.

Burak Sülünbaz: Merhaba Can. Okurlarımıza kendinden bahseder misin? Kimsin sen?

Can Tutuğ: Kendimi bildim bileli cazın içindeyim. Alaylıyım, cazı içimden geldiği haliyle ve hem dinlediklerim, hem çalıştıklarımla sentezleyip; emek vererek icra etmeye gayret ediyorum. Caza hizmet etmeyi seviyorum.

Küçük yaşlarımdan bu yana cazın içinde olmak istedim. Gel gelelim Türkiye`deki yaşam koşulları ve hayatta kalma çabası beni bambaşka bir konuma sürükledi. Tıp fakültesini bitirdim, ardından tıpta uzmanlık sınavına girdim, psikiyatr olarak çalışıyorum. Özetle; emeğin karşılığının olmadığı, verilmediği ve sosyal devlet yapısının henüz kurulamadığı bir ülkede "caz müzisyeni olma" arzumu bir hayli ertelemek zorunda kaldım. Ancak bir an bile cazdan kopmadım. Tüm bunların motivasyonu "caz nâmına" bir şeyler yapabilmek, caz denizinde bir damla olabilmek.

Burak Sülünbaz: Güzel bir tanımlama oldu. Peki nereden geldin bu noktaya. Kimler ilham oldu sana. Bu noktaya gelmenizde emeği olan sıkı bir dostunuz var mıydı?

Can Tutuğ: Cannonball Adderley ve John Coltrane beşlisinin 1959`da Chicago`da kaydettikleri plağı dinledikten sonra hayatım değişti diyebilirim. Cazı giderek daha da merkeze koymaya başladım, caz müzisyeni olmayı kafaya koymuştum. Derken Miles Davis ve Milt Jackson`ın Bags Groove adlı albümündeki enstrümanın (adının vibrafon olduğunu birkaç ay sonra öğrenmiştim) tınısını çok sevdim ve bu enstrümanla ilgilenmeye/çalışmaya başladım. Ayrıca, Bobby Hutcherson`ın sololarındaki sınırsız akıcılığından da etkilendim diyebilirim.

İTÜ MİAM`da Amy Salsgiver`dan ders aldım, belki düzenli devam edemedim ancak verdiği egzersizler doğrultusunda ilerledim. Benim için çok yararlı oldu. Keza, birlikte çaldığım arkadaşlarım Öğünç Poyraz, Eren Akgün, Yalın Doğu Şahin, Asal Altay ve Uğurcan Mamuzlu`nun da desteği oldu. Birbirimizi eleştirip hep "daha iyisini" hedefledik. Yılgın, yıkkın, yorgun ve ümitsiz zamanlarımda bana büyük destekleri oldu, en büyük desteği verense eşim Busem`di.

Eh, Sevgili Burak burada seni refere etmemek de mümkün değil. En başından bana, bize ve müziğime inandın.

Burak Sülünbaz: Sizi canlı canlı ilk defa Genç Caz’da Maiden Voyage çalarken dinlemiştim. Tüm jürinin dikkat kesildiğini ve çok keyif aldıklarını gözlemiştim. Zira dereceye girerek geçen sene caz festivalinde sahne almıştınız.

Can Tutuğ: Yıllarca sayısız caz standardı üzerine kafa yordum, geceler ve günler boyunca. Sanırım Maiden Voyage bana en çok şey katan eser oldu. Grupça aylarımızı verdik ve her seferinde -en azından bizler için- yeni bir "buluşla" ev/stüdyodan ayrıldık. Genç Caz`a evde, salonumda hazırlandık. [Komşularıma teşekkürler!] Özellikle haftasonları sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar çalıştığımız olmuştu.

Yine de, emeğimizin karşılığını alabileceğimizden emin değildim. Neticede İstanbul ve "Caz piyasası"nı görmüş, öğrenmiş bireyler değildik. Halen de öğrendiğimi söyleyemeyeceğim. Bitmeyen bir yol, caz.


The Cold Vibes 21 Temmuz akşamı festival kapsamında Moda Kargart`ta sahne alacak.


Burak Sülünbaz: Bu sene de İstanbul Caz Festivali’ ne konuk olacak mısınız?

Can Tutuğ: Evet, Gece Gezmesi etkinliğinde The Cold Vibes olarak 21 temmuz akşamı KargaArt`ta sahne alacağız.

Burak Sülünbaz: Bu çok güzel bir haber. Sizi izlemek için orada olacağız.

Can Tutuğ: Teşekkür ederim.

Burak Sülünbaz: Kostümlerinizden, sahne ciddiyetine kadar çok disiplinlisiniz. Repertuvar seçkilerinizde hangi kriterler rol oynar ve bir sanatçı duruşu olarak prensipleriniz, olmazsa olmaz ilkeleriniz neler?

Can Tutuğ: Belki benim biraz fazla katı yapım olduğu düşünülebilir, ancak ellilerdeki henüz içine farklı kültürler/diğer türler katılmamış saf cazı halen gerçellemeye çalışıyorum. Elimden geldiğince standartlara ya da o dönemin caz kurgusuna ve ruhuna uygun yeni eserlere çalışmayı, yeni eserler ortaya çıkarabilmeyi amaçlıyorum ve bu sürecin hiçbir zaman bitmeyecek olduğunu, bir şeyler öğrendikçe bin katını bilmediğimin farkına varmayı seviyorum.

Burak Sülünbaz: Hep biz müzisyenler hakkında yazarız, şimdi senin caz medyasını yakından takip eden bir müziksever olarak müzik medyasını nasıl değerlendiriyorsun? Acaba ödevimizi hakkıyla yapıyor muyuz? Sence bilhassa caz yazarı kabul ettiğimiz isimlerin iki hatta bir elin parmaklarını geçmemesinin sebepleri nelerdir?

Can Tutuğ: Caz emek istiyor. Doğrusu, "iyi şeyler yapabilmek" emek istiyor. Müzik günümüzde çok kolay tüketilebiliyor. Bence müziğin kendi içindeki dinamikleri ve emekle üretilen yapısı yozlaştığı için müzik dinleyicisi değil, "müziğin dinleyicisi" azaldı. Elbette caz, belki dünya müzik tarihindeki bir çok müziğe göre icrası daha fazla emek isteyen, sürekli doğaçlama gerektiren ve sürekli yenilik katmak gereken bir tür. Bu nedenle, azınlık içinde azınlık yaratıyor. Caz eleştirmenlerinin bu azınlığın varlığını sürdürmesindeki ve belli bir seviyeye gelmesindeki faktörlerden olduğunu düşünüyorum.

Son altmış yılda, ülkemizde sayısı bir elin parmağını geçmese de bu müziği "bilen" ve "aktaran", aktarırken dinleyiciyi yönlendirebilen, bilgi birikimi yüksek caz eleştirmenleri mevcut. Bu hem dinleyici, hem icracı için bir şans. Elbette, zaman içerisinde bayrak devrinin yapılması ve bu devrin birlikte yürünen uzun bir yolda; yavaş yavaş demlenerek gerçekleştirilmesi gerekiyor. Motivasyon önemlidir, "yeni"nin çalışkanlığı ve emeği de; ustanın "yeniyi" motive etmesi de. Öteki türlü, tüm parmaklarımızı kaybetme riski taşıyabileceğimizi kaygıyla belirtiyorum.

Burak Sülünbaz: Bu soruyu özellikle sordum çünkü sohbetlerimizde hep kritikler yaparız ve yıllardır müzik dinleyen bilinçli bir müzisyenin görüşlerini okurlarımızla paylaşmak istedim. Neyse dağıtalım kara bulutları. Neler var bu ara programınızda? Cazkolik okurları için sorularımı yanıtladığın için çok teşekkür ederim. Güzel bir sohbet oldu eklemek istediklerin var mı?

Can Tutuğ: Ben teşekkür ederim Burak. 21 Temmuz`da İKSV - İstanbul Caz Festivali`nde The Cold Vibes olarak sahne alacağız. Ardından yeni sezonda aklımdaki farklı projeleri canlandırabilmek üzerine adımlar atmak istiyorum. Bunlar içinde Can Tutuğ Quartet, Eren Akgün Quartet, Electric Miles Davis Project ve elbette The Cold Vibes mevcut. Caza hizmet etmeye devam edeceğim.

Burak Sülünbaz

twitter.com/buraksulunbaz
buraksulunbaz@cazkolik.com

Cazkolik.com / 08 Temmuz 2016, Pazartesi

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.