Türk caz dinleyicisinin yakından tanıyıp sevdiği piyanist Abdullah İbrahim Güney Afrika`dan bugüne uzanan hayatını Marc Myers`a anlattı...

Türk caz dinleyicisinin yakından tanıyıp sevdiği piyanist Abdullah İbrahim Güney Afrika`dan bugüne uzanan hayatını Marc Myers`a anlattı...

Dinlemekte olduğunuz müzik Abdullah İbrahim`in 1995 tarihli ünlü albümü "Yaroona"dan alınma olağanüstü güzellikteki parçası "Nisa"dır.


Dollar Brand olarak da bilinen Abdullah İbrahim ismi size ne kadar tanıdık geliyor bilmiyorum ama (yazar Amerikalı okurunu kastederek söylüyor zira dünyanın bizim taraflarında Abdullah İbrahim caz müzisyeni olarak gayet iyi tanınır) Güney Afrika`lı piyanist caz müziğine bir çok Amerikalı müzisyenden daha fazla katkıda bulunmuş biridir. İbrahim, kırklı ellili yılların acımasız ırkçı Güney Afrika rejiminin yönetimi altında büyüdü. Yaptığı müzik cazı kutsamasına rağmen yetiştiği ülkenin kültürel arka planını da bestelerinde kullanmaktadır. Bunu, son albümü "Sotho Blue"daki zengin ve nazik duygusal yapıda görebilirsiniz.

Bu nedenle elektronik posta ile kendisine ulaşıp son grubu Ekaya ve albümü hakkında konuşmak istediğimi belirtip sorularımı gönderdim o da nezaketini esirgimeyerek zaman ayırıp cevapladı.

Marc Myers, JazzWax


Abdullah İbrahim: "Duke Ellington bize hep köyün bilgesi gibi gelmiştir..."

JazzWax: İlk olarak Güney Afrika da 1949 yılında profesyonel çalışmaya başladınız, kayıt yapmaya da 1954 yılında Tuxedo Slickers orkestrası ile başladınız değil mi?

Abdullah İbrahim: Evet, Tuxedo Slickers Cape Town merkezli bölge hükümetinin beyazlar tarafından onaylanmış altı grubundan biriydi. 60 bin siyah insanın yerinden edildiği bir yerdi orası. Biz o zamanlar Delta Rhythms Boys`dan ilham aldığımız vokal gruplarıyla hem kendi geleneksel müziğimizi yapar hem de konserler verir, dans gösterileri düzenler, açılışlar filan yapardık.

JazzWax: Tuxedo Slickers ile ne tür müzikler yapardınız?

Abdullah İbrahim: Tuxedo Junction`ı biz kendi imzamız olan parça gibi kullanırdık ama aynı zamanda Tommy Dorsey`nin "Song of India", Glenn Miller`ın "Moonlight Serenade" parçalarını çalar, Joe Liggins, Count Basie ve Erskine Hawkins -ki kendisi Tuxedo Junction`ın eş bestecisidir- şarkılarını söylerdik. Hatta, ben yıllar sonra Hawkins`i Alabama`daki evinde ziyaret ederek hürmetlerimi sunmuştum ama bir yandan da Xhosa ve Zulu geleneksel müziklerini de icra ederdik, hatta bu müzikleri jazz, blues ve ragtime formatlarına sokmuşuzdur. Bugün bile halen bu şekilde çaldığım oluyor. Ellilerin başlarında Tuxedo Slickers`ın bestecisi Caleb Ndimande bir takım orijinal Afrika besteleri yaptı, bazı caz bestelerini de yeniden aranje etmişti, bunlar Dizzy Gillespie`nin kayıtlarından duyduğumuz zamanın karmaşık formlarıydı.

JazzWax: Ellilerin ırkçı, baskıcı dönemlerini düşünürsek tüm bu müzikleri orada ne kadar süre yapabildiniz? Hükümet size baskı yapmıyor muydu?

Abdullah İbrahim: Irkçı rejim günlük harereketlerimiz konusunda son derece baskıcıydı. Bir yerden bir yere gitmek için mutlaka izin almanız gerekir, izin almanıza rağmen de tutuklanmaktan kurtulamazdınız. Biz de tüm müzisyenler güvenli evlerde kalmaya özen gösteriyorduk, kendi konserlerimizi kendimiz düzenler, aramızda jam`ler yapardık. Beyazlara ait müzik şirketleri arkadaşlarımızın müziklerini haklarını gözetmeden, izin almadan ellerine geçirirlerdi.

JazzWax: O yıllarda Amerikan cazı ile nasıl yakınlaşıyordunuz?

Abdullah İbrahim: Willis Connover`ın Voice of America`daki caz programlarını dinliyorduk, ayrıca yerel radyo kanallarının haftalık caz programlarını takip edip, plakları dinliyorduk.

JazzWax: Tarzınızı nasıl geliştirdiniz?

Abdullah İbrahim: O vakitler bizim yerel caz kahramanımız alto saksofonist Kippie Moketsi idi, klasik eğitim almıştı ve Mozart klarinet konçertosunu gibi parçaları çalardı ben ise plaklardan piyanistler Jimmy Yancey, Albert Ammons ve Meade Lux Lewis gibi isimleri dinliyordum. Onların çalışlarından sol elimi daha bağımsız ve geleneksel ritmlerle senkronize kullanmayı öğrendim, sağ elimi ise her yere uçup kaçabilecek kadar özgür kullanmayı öğrendim.

JazzWax: İsminiz "Dollar Brand"in kökeni nedir?

Abdullah İbrahim: Benim orijinal adım aslında Brand idi. Dollar takma ismimdir zira ben henüz ergenlik çağlarımdayken Cape Town limanı civarlarında takılıp limana demirleyen ticari gemilerin siyah denizcilerin arasında arkadaşlarım vardı onlar da bana arada harçlık gibisine bir kaç dolar para verirlerdi, o isim bana oradan kaldı ama ismimi yetmişli yılların ortasında İslamiyeti seçtikten sonra şimdiki ismime geçtim.

JazzWax: 1962 yılında Avrupa ya taşındınız, peki Avrupa da sizin tarzınıza uygun dinleyiciler bulabildiniz mi? Güney Afrika`dan nasıl çıktınız?

Abdullah İbrahim: Şöyle oldu, 1960 yılı Mart ayındaki Sharpville katliamının ardından ülkedeki rejim giderek daha baskıcı hale gelmişti. Biz de o yıl genç, yaşlı, kadın, erkek, çoluk, çocuk demeden dalga dalga ülkeyi terkeden insanlar kervanına katıldık. Avrupalı dinleyiciler ve müzisyenler çaldığım şeyler konusunda daha anlayışlıydı bazı yerler ise daha düşmanca idi özellikle avantgarde müzisyen olarak tanımlandığım yerlerde ama ortalama müzik duygusu ortamı özgürdü, rahattı. Nihayet Güney Afrika gibi baskıcı bir ortamın ardından rahat müzik yazabilmek ve çalmak güzel bir duyguydu.

JazzWax: Müziğinizle yakından ilgilenen biri var mıydı?

Abdulah İbrahim: Duke Ellington. Duke bizim için hep köyün bilgesi gibi gelmiştir. African Amerikan toplumuyla bağlantımız kurucu üyesi büyükannem olan African Methodist Episcopal kilisesi sayesinde oldu, misyonerler ve Philadelphia`lı Mother Bethelile olmuştu.

JazzWax: Ellington büyük bir müzisyenden ziyade size kültürel bir kahraman olarak görünüyor olmalı?

Abdullah İbrahim: Öyleydi. O yılların siyahi boksörü, dünya şampiyonu olan Joe Louis gibi biriydi. O yüzden Joe Louis için bestelenen şarkıyı kimbilir kaç defa dinlediğimi hatırlıyorum, galiba Count Basie orkestrasıydı.

JazzWax: Yeni albümünüz "Sotho Blue"nun oldukça hoş, güzel bir duygusu var, besteleri nerede yaptınız?

Abdullah İbrahim: Günlük hayatımda mümkün olduğunca samimi ve içten biri olmaya çalışıyorum, bestelerinde doğrusu sabit yer, zaman ve sınırı olmadı hiç.

JazzWax: Güney Afrika gelenekleriyle örülü ve güney Afrikadan doğan farklı bir caz müziği sizce mümkün mü?

Abdullah İbrahim: Bu sorunuza Mevlana Celaleddin-i Rumi`nin sözüyle cevap vereyim; "Sadece tek bir `ses` vardır, geri kalan hepsi yankıdır".

Çeviri: Cazkolik

Cazkolik.com / 13 Nisan 2011, Çarşamba

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X