25. İstanbul Caz Festivali Özel: Garip, nazik, belirsiz bir mevcudiyet; Benjamin Clementine

25. İstanbul Caz Festivali Özel: Garip, nazik, belirsiz bir mevcudiyet; Benjamin Clementine

Her müzisyen kuşağının kendine özgü sahiciliğe sahip ama biraz da tuhaf kahramanları oluyor. Benjamin Clementine kendi neslinin tuhaf derecede iyi kategorisini tek başına doldurmaya yeterli biri. Clementine, The Guardian`dan Kate Mossman`a verdiği mülakatta `insanların bana inanmasını sağlamak için kendime ait yöntemim var` demişti. Muhabir de kaleme aldığı yazıda Clementine`den bahsederken `garip, nazik ama belirsiz bir mevcudiyet` tanımlamasında bulunmuştu.

Nina Simone, Anthony Hegarty ve Benjamin Clementine

Kendine özgü her sanatçı gibi Clementine`ın da geçmişi hikâyelerle dolu. Londra ve Paris sokaklarında yaşamak, para kazanmak için metroda şarkı söylemek, on kişinin yaşadığı odalarda günübirlik kalmak, çalınmasınlar diye eşyalarını ranza altına saklamak gibi ama onun farkı kimseye benzemeyen sesi ve sözleriydi. Belki bu yüzden, yani öncelikle sesi yüzünden herkes onu önce Anthony Hegarty, Nina Simone gibi fenomen isimlerle mukayese etti. Clementine bugünlerde renkli hikâyesini kaleme alırken belli bir utangaçlık içinde. Paris`te geçirdiği zaman değilse de Londra banliyösünde geçen fakir çocukluğuna dair dini motifleri yüksek belirsizlik daha çok merak ediliyor. Gana`lı anne babanın çocuklarını popüler etkilerden korumak için dini müzikler dinleterek büyüttükleri söyleniyordu. Sürekli gittikleri kilise evden yürüyerek yirmi saniye mesafedeydi. Hergün kiliseye gitti. Belki bu yüzden dil ve din kavramlarını eşit derecede önemsedi. Aslında, `kimse oraya gitmek için kafama silah dayamıyordu ama yine de hergün gidiyordum` diyordu. The Guardian yazarı 21. yüzyılın Londra`sında bir ailenin beş çocuğunu popüler kültürden korumaya çalışmasını hayal etmek kolay değil diyor. Haklı. Ama Clementine muhabiri `inan bana bu mümkün` diye cevaplıyor. `Babamın spor kıyafetlerimizi makasla kestiğini hatırlıyorum, çünkü o kıyafetleri giymemizi istemiyordu, polisle başımızın derde gireceğinden korkuyordu`. O kıyafetlerin yerine eskiciden ikinci el ucuz kıyafetler alıyordu. Tam bu noktada Clementine`ın kendine has giyim anlayışının nedenlerini de anlamış oluyoruz. Hatta, moda tasarımcılarına ilham kaynağı olacak kadar orijinal. İçinden gelen bir şey belli ki. `Okul günleri herkes kot kantolon giyerdi, farklı görünen tek çocuk bendim`.

Clementine geçen 2017 ocak ayında Gorillaz`ın "Humanz" albümünde yeralan "Hallelujah Money"de sesiyle yeralmıştı. Yazar, alaycı ifadeleri için İskeletor`la çarpışan Grace Jones gibi görünüyor diye yazmış, hatta, sahip olduğu yüksek dramda belirgin Jacques Brel izlerinden sözediyor. Clementine bir yıl kadar Damon Albarn ile çalıştı. Bu albüm de o sürenin ürünü, yani, Gorillaz`ın albümü. Tabii başka isimler de var, Grace Jones da. Damon Albarn müziğin gideceği yönü belirsizleştiren ama bunu yaparken ideolojileri silikleştiren bir adam. Bir şarkıda acılı göçmenler hakkında şeyler söylerken diğer şarkıda seks cinayetlerine ya da okyanusların karabasanı plastik kirliliğine dikkat çekebiliyor. (Bu konuyu yabana atmayın, kıyıya vuran bir balinanın midesinde kilolarca plastik torba bulunmuştu).

Jacques Brel ile Grace Jones aynı kimlikte buluşabilir mi?

Damon Albarn bir maymun operası üzerine çalışıyordu. Clementine`ın bu işin içinde yer alan müziği daha sonra yayınlanacak kendi albümü "I Tell a Fly" için bir çeşit kamuflaj işlevi görüyordu. Albümün başarısı ortaya çıkınca Clementine`ın nitelikleri de anlaşılmış oldu. Uzun zamandır bohem hayatı yaşadığım için insanlarla konuşmak ve bana inanmalarını sağlamak bakımından kendime ait bir tarz, bir yol geliştirdim. Saygın Mercury ödülünü aldığı zaman insanların kendisine daha fazla inanmaya başladığını görmüş. Bu ödül bir nevi ispat olmuş anlaşılan.

"I Tell a Fly" iki sineğin aşkı ve yalnızlık teması

Clementine`ın şarkıları genellikle yalnızlık temasıyla çevrelenmiştir. Ailesi konuşkan değildi. Okulda daha yumuşak bir hisse sahip olduğunu düşündüğü operayı sevmeye başladı. Çocukluğunda bir dönem büyükannesine gönderildi. Dindarlık konusunda benimle aynı seviyedeydi, hatta, daha dindar biriydi diyor. Büyükannesinin ölümünden sonra eve geri döndü, ancak, bir süre sonra anne babası boşandı. Baba evden ayrılmıştı. Bu konuyu `güç artık evde değildi ve ben artık İncil`i okumadım` cümlesiyle yorumladı.

"I Tell a Fly" albümündeki şarkılarına söz yazarken uluslararası insani sorunlara bakış açısında konulara dair ilginç bir tür yer değiştirme yöntemi denedi. "God Save the Jungle" mesela Fransa`nın okyanus kıyısına yakın şehri Calais`deki mültecilere dair idi. Şarkı sözlerindeki soyut betimlemeleri işlediği konuların da belirsizleşmesine neden oluyordu. Mesela "İngiltere`ye varınca artık pes etmelisin, ormana hoş geldin canım" ya da `kamyonlar savaş arabalarıdır, demiryolları merdivenler, cennete giden merdivenler, cennet aydınlatıldı` gibi cümleler kuruyordu şarkı sözlerinde. Ya da, mesela, çocukların savaş deneyimlerini okuldaki zorbalığa karşı olmak gibi "Phantom of Aleppoville" (Halep`in Hayaleti) şarkısında resmediyordu.

"Halep`in Hayaleti" bize ne anlatıyor?

Bu alegorik betimlemelerin dinleyici zihnindeki etkisinin farkında kuşkusuz ama kara mizahı kullanmaya çalıştığını söylüyor. `Deneyimlerim küçük şeylerdi ama beni uzun yıllar etki altında bıraktı` diyordu. İngiltere`deki çocuklar için bir numaralı sorun okuldaki zorbalıklardır diyor. Eve geldiklerinde televizyondan bombardımanları izlerler ama orası onlar için öyle uzak ki. "Onu eve getirmelisin" derken kastettiği Calais`deki mülteci kampı değil Londra`dır diyor.

Kibirle büyüyen çocuklar, sahte benlikler

"I Tell a Fly" albümünde psikanalist Donald Winnicott`ın `oyun oynarken aslında kendimizizdir` analizinden yola çıkarak kendi benliğinizi bulmak başkalarına yaklaşmanızı sağlar, eğer anne baba çocukların duygularını ifade etmeleri için teşvik etmezse yanlış benlikler çocuğu ele geçirebilir, maskeleme savunmaya dönüşür diyerek anne babanın sevgisini göstermesinin gerekliliğini belirtiyor, aksi taktirde çocuk kibirle büyür, sahte bir benlik edinir ya da gerçekte olduğundan daha güçlü olduğunu düşünür.

Kendimi cinselliği karşı bloke ettim

Bütün hikayeye bakınca Clementine gibi birinin heteroseksüel kimliğe sahip olması zor görünüyor. The Guardian yazarı `gizemli bir ürkek` olarak tanımladığı Clementine için `o asla kızlara bakmadı` diyor. `Kendimi bloke ettim, kendimi engelledim. Her zaman bir erkek tarafından sevilebileceğimi düşündüm, bu yüzden, kendimi erkeklere karşı engelledim. Birkaç yıl önce aşk kelimesinden nefret ettim` diye anlatıyor.

Clementine hâlâ Paris`teki bir bardan ödünç aldığı taburede oturarak çalıyor piyanosunu. Çıplak ayakla sahnede olmayı ve araba sürmeyi seviyor. `Müzik insanlarla konuşmamın sebebidir` diyor. Barlarda ve trenlerde şarkı söylemeye başladığımda insanların davranışlarını da öğrenmeye baaşladım. Müzik benim için onlardan birşey alarak kendime vermeme yardımcı olan bir yemdi. Aşkın benim için anlamı insanlar için iyi olan, sizin için de iyidir diyebilirim. Aşk bencilliği sever ve aşkın gölgesi altında olmaktan daha güvenli bir yer yoktur.

Müzik insanlarla konuşmamın sebebidir

Paris`ten döndükten sonra ailesiyle yeniden biraraya gelmek için defalarca girişimde bulunmuş, ancak, elbette ki aile bireylerinin birbirini sevmesi gerekmese bile farklılıklara anlayış gösterilebilecek makul bir sonun olabileceğini düşünüyorum.

* * *

Peki şu an aşık mı? Değilim. Yine de, benim için çok özel insanlar olduğunu farkettim, bir çoğu da bana zaman kaybı olduğunu düşündürdü. Bir sonraki albüm için konfor alanının dışına çıkarak Rusya`ya gitmek istiyormuş. Bazı insanlar müziği fazla ciddiye aldığımı söylüyor. Bugün, röportaj için sahte bir benlikle kibar biri olabilirim, herkes bana kendimi dışarda bırakmam, kendimden emin ve rahat olduğumu düşünmelerini sağlamam gerektiğini söylüyor, hangisi doğru?

Kaydet

Cazkolik.com / 07 Haziran 2018, Perşembe

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.