Annesinin sözlerini şarkılara çeviren dünya müziğinin yeni yıldızlarından Mor Karbasi Cenk Erdem ile konuştu.

Annesinin sözlerini şarkılara çeviren dünya müziğinin yeni yıldızlarından Mor Karbasi Cenk Erdem ile konuştu.

Dinlediğiniz müzik Mor Karbasi sevilen şarkılarından Nina De Mi Alma`dır.


Baharın kızı Mor Karbasi ile çok özel...

Dünya müziğinin yepyeni yıldızlarından Mor Karbasi, sesiyle ve şarkılarıyla ünlü yıldızlar Yasmin Levy ve Mariza ile karşılaştırılırken, annesinin yazdığı sözlere, kendi yazdığı şarkılarla yaratıcılığını da ortaya koyuyor.

Albümlerinde geleneksel Ladino şarkılarıyla Sefarad öykülerini, ayrılıkları ve aşkları anlatan Mor Karbasi, müziklerinde ailesinin Fas ve İran köklerini de hissettiriyor.

İlk albümü “The Beauty and the Sea” ile yıldızı parlayan ve özellikle Roza şarkısıyla ünlenen Mor Karbasi’nin yepyeni albümü “The Daughter Of The Spring” (Baharın Kızı) ise hem birbirinden güzel geleneksel Ladino şarkılarını topluyor hem de bazı şarkılarda nefis fadolar tınlıyor. Mor Karbasi Türkiye’de ilk kez 25 Mart’ta The Seed’de sahne alacak ve konser öncesinde ünlü yıldızla yeni şarkılarını, yeni albümünü, ona büyük cesaret veren annesini konuştuk.

Cenk Erdem
http://twitter.com/#!/thecenkerdem


Mor Karbasi: ""Her ne kadar folk müziklerde

çok fazla benzerlikler olsa da, farklı ve özgün bir

tarz getirebildiğimi de hissediyorum..."

Cenk Erdem: Son albümünüz “Baharın Kızı” (Daughter of the spring) kapağıyla tıpkı ismi gibi sizi çiçekler içinde sunuyor, peki bizlere baharın kızının hikayesinden bahsetseniz?
 
Mor Karbasi:
Albümün isim parçası olan “Baharın Kızı” şarkısının sözlerini annem yazdı, aslında Baharın kızını bir otobiyografi gibi kabul edebilirsiniz, tıpkı şarkının sözlerinde olduğu gibi, kendi iç sesimi duyabilmek için alıp başımı gitmeye, sessizliğe ihtiyacım vardı. Annem ve ben ruh olarak her zaman çok yakın olduk, ve iç dünyamı da fazlaca biliyor gibi görünüyor. 18 yaşında evi terkettim ve çocukluğumun geçtiği evden uzaklara, İngiltere’ye taşındım. Çok üstüne düşülen bir çocuk olduktan sonra, aniden evden ayrılıp, kalbimi takip etmeye, son iki albümümün yapımcılığını da yapan Joe Taylor’ın, sevdiğimin yanında olmaya karar verdim ve ayrıca İngiltere’de daha büyük bir dinleyici potansiyeli olan müziklerimin peşine de düşmeye kararlıydım. Ama hala gitmek için nasıl olup ta cesaret bulabildim merak ediyorum... Sanırım hayat herşeyden güçlü.
 
Cenk Erdem: Eleştirmenler ilk albümünüz “Beauty and the Sea” yayınlandığında sizi Yasmin Levy ile kıyasladılar ve şimdi de sizi meşhur Fado şarkıcısı Mariza ile kıyaslıyorlar, peki bu karşılaştırmalar hakkında neler hissediyorsunuz?

Mor Karbasi: Fazlaca gururumu okşuyor, ama bununla beraber ben ayrı bir bireyim ve her ne kadar folk müziklerde çok fazla benzerlikler olsa da, farklı ve özgün bir tarz getirebildiğimi de hissediyorum.
 
Cenk Erdem: Özellikle albümünüzün isim parçası “La hija de la Primavera” (Baharın Kızı) bir fado şarkısı gibi tınlıyor, peki bize genel olarak ikinci albümünüzün müziklerini nasıl tarif edersiniz?

Mor Karbasi: Bir yandan Fado şarkıcısı Amalia Rodriguez’in büyük bir hayranıyım ama müziklerim düşünebileceğiniz her tür müzikten etkiler taşıyor. Yazdıklarım Fas veya İran’dan şarkılar gibi, Türkçe, Yunanca, Arapça şarkılar ya da çingene müzikleri gibi, flamenko, klasik, caz, fado, folk müzikleri gibi benim çok dinlediğim şarkılardan esinlenen parçalar. Albümdeki geleneksel Sefarad şarkıları, farklı Akdeniz ülkelerinden gelen ve daha farklı düzenlemeler gerektiren parçalar.

Cenk Erdem: Şarkınız “La hija de la primavera” kalbi kırık bir genç kızın hikayesini anlatıyor, peki aşk incittiğinde sizce ne iyi geliyor?

Mor Karbasi: Zaman zaman kalbinizin kırılması da dahil, hayatta birçok şeyle karşılaşıyorsunuz, ama hep kendinizle başbaşasınız ve önce kendinizi sevmeyi öğrenmeniz lazım; ancak o şekilde başkalarını da sevebilirsiniz. Kırık kalbe çare? Büyük ihtimalle zaman olabilir ve ayrıca kalbinizi de yeniden sevmeye açmanız lazım.

Cenk Erdem: İlk albümünüzdeki şarkılarınızdan “Roza” ve “Fuego” flamenkoya en yakın olan şarkılardı, peki yenilerinden hangileri flamenkoya daha yakın sayılır?

Mor Karbasi: Şu anda üçüncü albümümü kaydediyorum ve Sevilla’dan harika bir flamenko gitaristi olan Salvador Gutierrez’in gitar çaldığı bazı şarkılar da dahil olmak üzere, flamenkodan oldukça esinlenen yeni parçalarım var. Salvador, bazen benim de beraber çalıştığım ve müthiş gösterilerinde şarkılarımdan bazılarını söylediğim, harika bir flamenko dansçısı olan Andres Marin’in de gitaristi.

Cenk Erdem: İlk albümünüzün isim parçası “The Beauty and the sea” antik Yunan’da , geleneksel bir düğünün hikayesini anlatıyordu ve yeni albümünüzde de bir damat ve gelinin hikayesini anlatan “Dezile al mi amor” adında bir şarkı var, özellikle düğün şarkıları mı seviyorsunuz?

Mor Karbasi: Eğlenceli bir soru ama iyi anlamda söylüyorum. Düğün şarkılarını seviyorum ama ayrıca Sefarad şarkıları arasında gelini evli bir kadın olarak hayata hazırlamak üzere söylenen çok fazla düğün şarkısı var. Mikve törenleri gibi kadınların başını çektiği, gelinin temiz suda yıkanılıp, suya da birkaç kez tamamen batırılıp çıkarılırken dualar edilen, gelinin müstakbel kocasına saf ve temiz olarak hazırlandığı ve gelinin merkez olduğu, düğünden önce ve sonra yapılan geleneksel törenlerde söylenen şarkılar gibi.

Cenk Erdem: Hayatınızın melodisindeki ilk notanın annenizin karşılıksız sevgisi olduğunu itiraf ediyorsunuz, peki annenizin şarkı söylemeyi seçmenizdeki rolü için neler dersiniz?

Mor Karbasi: Sanırım annem, çok büyük bir incelikle beni, erkek kardeşlerimi ve kızkardeşlerimi belirli bir yol takip etmemiz için yönlendirdi. Bana özgür olabilmek için her zaman rüyalarımı inceleyip, kalbimi de dinlemem gerektiğini öğretti. Birçok şarkımın sözlerini o yazdı, ve ayrıca çok güzel bir sesi var ve her zaman bana şarkılar söylerdi. Her zaman.

Cenk Erdem: Dünya turneniz Nottingham konseriyle başlıyor ve Türkiye’de ilk kez 25 Mart’ta sahne alacaksınız, peki Türkiye’deki ilk konserinizde sizden neler bekleyebiliriz?

Mor Karbasi: Uzunca bir süredir Türkiye’de konser vermeyi dört gözle bekliyordum, dolayısıyla sabırsızlanıyorum. İzleyicilerin konserde duyacakları gibi birçok Sefarad şarkısı Türkiye’den ve Ladino ve Türkçe ile karışık bir dilde şarkılar.

Türkiye’den gelen şarkıların melodileri de yine Türkiye’den ve bu yüzden belki de bazıları sizde de bugün bile meşhur ve bilinen melodiler olabilir. İstanbul’da sahnede beni her dakikasından çok keyif alırken, çok mutlu görmeyi bekleyebilirsiniz, sizlere şarkılarımı canlı söyleyebilmek için sabırsızlanıyorum. Verecek çok sevgim var ve umarım bunu sesimle yapabilirim ve ayrıca bana harika müzisyenler de eşlik ediyor olacak.

Cenk Erdem
http://twitter.com/#!/thecenkerdem

Cazkolik.com / 16 Mart 2012, Cuma

 

 

 

Kaydet

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X