Bis, bis, bis...

Bis, bis, bis...

Yine, tekrar, bir daha, ikinci kez anlamına gelir bis. Müzikli gösterilerde izleyicilerin yapıtın yinelenmesini istemek için kullandıkları sözdür. Fransızca bunun karşılığı encore olup daha yaygındır. Yüzde doksan dokuz sanatçı aynı yapıtı yinelemez, fakat kısa bir parça ya da parçalarla beğeni ve coşkuya karşılık verir. Pek çok sanatçı konsere çıkmadan önce hazırladığı parça listesinde bilgi bakımından bir, iki hatta üç aşamalı encore parça listesi de hazırlar. Bu elbette sanatçının beklentisi olduğunun da kanıtıdır. Sanatçı beğenilip eserlerinin yenilenme talebinde olmasını bekler ve umar. Bu beklenti dinleyicide de vardır, mutlaka normal konser süresinin üzerine sanatçı bir şey çalmalıdır, böyle bir genel kanı vardır. Adeta kurallaştırılmış bir gelenek var ortada, ama aslında hiç bir sanatçı encore yapmak zorunda değil veya hiçbir dinleyici böyle bir beklenti içerisinde olmak zorunda değil.

 

Çok sevilen ve göğüslenen bislerin sinema ve/veya tiyatroda da olduğunu düşünün. Çok başarılı bir Shakespeare oyunundan sonra başoyuncu seyirciyi selamladıktan sonra alkışlamalara dayanamayıp bir de ufak bir performans daha sunsa. Veya Steven Spielberg çok çarpıcı biten bir filminin sonuna izleyicileri daha bir sakin ruhaniyetle uğurlamak için kısa bir video eklese. Neden olmasın? Ancak bunu hayal etmek bile oldukça saçma değil mi? Böylesine uyuşmaz ve mantıksız bir beklenti düşünülemez.

 

Peki, aynı şey her akşam konser veren sanatçılar için de geçerli değil mi? Yoğun müzik paylaşımı içeren bir konserden sonra gelen bis talepleri karşısında sanatçı tek başına veya tüm orkestrasıyla tekrar sahneye döner ve nispeten daha popüler bir beste çalar. Bu bis parçası tamamıyla deneysel bir şey de olabilir, zira sanatçı artık onay almıştır ve yapması gerekeni yapıp seyirciyi memnun ettiğinden dolayı encore parçası için istediğini yapabilir. Ama, genellikle daha bir popülarite dozajı yüksek parça tercih edilir.

 

Bu nedense bana biraz haksızlık gibi geliyor. Sanatçı uygun gördüğü süre içerisinde zaten maksimum düzeyde tüm emeğini vererek izleyenler ile bir iletişime geçiyor. Bu yoğunluğun vereceği yorgunluk ile encore yapmayabilir. Bu onu kötü bir sanatçı mı yapar? Bu onun dinleyici sayısını azaltır mı? Bence hayır. Bir sanatçının encore yapıp yapmama hakkı olmalı ve bu dinleyiciler tarafından saygı ile karşılanmalı. Şöyle düşünün, inanılmaz bir konser sonrası orkestranın geri gelip konserin atmosferine hiç uygun olmayan bir şey çalması o konsere leke sürmez mi? O konserden aldığınız kulak zevkini zedelemez mi? Olmaz diyenlerinin seslerini duyar gibiyim, ama olur diyenler de var aramızda. Anlayacağınız gibi her durumun iki tarafı var ve ona göre değerlendirilmeli.

 

 

Mesela bir klasik müzik konserinde Mahler’in bir senfonisi sonu, encore olarak çalınan Brahms’ın Macar Dansları komik olmaz mı? Tüm büyü bozulmaz mı? Ne gerek vardı denmez mi?

 

Elbette bazen bir bis, biten konsere ayrı bir boyut da katabilir. Bazı izleyiciler için vasat geçen bir performansı encore’da çalınan parçalar ile farklı değerlendirilebilinir. Malum son söz her zaman daha etkin olmuştur. Ama bunun tersi de mümkün. Herhalde encore bir ilgiye cevaptan öte, ritüelliktik klişe olmaya başlayınca sorun oluyor.

 

Oysa encore izleyiciyi düşündüren bir ilave olabilir. Sanatçının en son üretimini tanıtmaktansa daha önce hiç denenmiş bir harmanlamayı sergileyebilir veya sanatçının normal koşullarda cesaret edip albümüne almadığı bestelerden bir kesit olabilir. Sanatçının farklı bir açısını yansıtabilir. Neden olmasın?

 

Günümüzde pek çok sanatçı konsere çıkmadan önce basına veya konser mekânlarına çalacaklarının listesini vermesi belki de encore’un değerini azaltıyor. Ne çalınacağını bilmek kanımca var olan heyecanı öldürüyor. Oysa sanatçı veya grup izleyicilerin nabzına göre her performansta başka bir parça listesi ile karşısına çıkması olasılığı bile oldukça heyecanlı. İşte o zaman encore ayrı bir adrenalin yüklemesi yapabilir. Ancak eğer bir önceki performansın aynısı birebir çalınıp üstüne aynı encore yapılırsa, farklı kültürlerden gelen ve farklı beklenti içerisinde olan izleyicileri memnun etmeyebilir. Örneğin 20 yıl sonra ilk defa bir ülkeye gidip konser veren grubun parça listesi mutlaka her yıl konser verdiği ülkeye kıyasla değişiklikler göstermek zorunda. Yok, biz yeni albümümüzü tanıtıyoruz ve bundan dolayı eski parçalarımızı çalmayacağız demek 20 yıl bekleyen bir seyirciye karşı kanımca ihanettir. Genellikle sorumlu gruplar bu eksiği encore ile kapatmaya çalışır, ama yeterli olmayabilir.

 

Hâlbuki encore bir klişeden öte, seyircinin coşkusuna samimi ve spontane bir cevap olmalı. Bazı sanatçılar konser esnasında dinleyicilerin inanılmaz coşku gösterdiği parçayı encore’da tekrar çalabilmeli. Bu seyirciye bir saygıdır. Uzun lafın kısası, encore kesinlikle seyirci tarafından tetiklenmeli, asla sanatçının keyfine veya zorunluluğuna bırakılmamalı. Sanatçı veya seyirci bunu bir görev olarak görmemeli, tamamıyla konserin akışına göre hareket etmeli derim. Hatta gerektiğinde encore istememeli ve konser sonrası bunun sinyalini sanatçıya verecek bir alkış biçimi veya sözcük ile ifade edebilmeli.

 

Zekeriya Şen

 

Cazkolik.com / 20 Eylül 2021, Pazartesi

 

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Zekeriya Şen

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X