Caz, Amerika`da doğmuş, Avrupa etkisiyle yetişmiş bir müziktir ve tıpkı yemek yapmak gibidir.

Caz, Amerika`da doğmuş, Avrupa etkisiyle yetişmiş bir müziktir ve tıpkı yemek yapmak gibidir.

Geçen ay gerçekleşen 25. Akbank Caz Festivali’ndeki ilk gecenin üç konserinden biri Carmen Lundy konseriydi. Hiç tereddüt etmeden seçtiğim konserlerden biri oldu. Aklım Dave Douglas Quintet’te kalmamış mıydı? Elbette kalmıştı ama, yapacak bir şey yok. Kadın caz müzisyenlerini de bu kadar ilgiyle okuyup yazarken Carmen’e gitmemek haksızlık olacaktı. Gittiğim de çok iyi oldu. Bizim ekipten herkes Dave Douglas’taydı. Bir tek Sevin (Okyay) Abla da Carmen’ciymiş. Çok sevindim kendisini orada görünce. Neyse, konser başladı ben yine elimde fotoğraf makinam hem dinliyor, hem izliyor, hem de çekmeye çalışıyorum. Müzisyenler birbirinden iyi. Her biriyle ayrı ilgilenmek gerekiyor. Basta Darryl Hall (daha önce Türkiye`ye geldiğini hatırlıyorum) enerjisine yetişilmiyor. Piyano’da Victor Gould, Carmen’in altın çocuk diye hitap ettiği yetenek ve davulda Jamisson Ross (onu başka bir konserde izlediğimi hatırlıyorum) ile The Seed’teki müthiş konseri izlemiş olduk...

* * *

Her zaman yaptığım gibi, akşam eve dönünce konser notları ve fotoğraflarımı Feridun`a (Ertaşkan) gönderdim ve fotoğraflardan oluşan bir kolajı da Facebook’da paylaştım. Bir iki gün sonra Darryl Hall’dan mesaj gelince hem şaşırdım, hem sevindim. Fotoğraflarımı çok beğenmiş ve kendisine gönderip gönderemeyeceğimi soruyordu, memnuniyetle gönderebileceğimi yazdım, hatta, bir de röportaj istedim. Memnuniyetle kabul etti ve böylelikle aşağıda okuyacağınız söyleşi ortaya çıkmış oldu.

* * *

Darryl Hall sayısız müzisyenle çalışmış müthiş yetenekli bir basçı. Mulgrew Miller, Carmen Lundy, Hank Jones, Geri Allen, James Williams, Regina Carter, Ravi Coltrane ve Robert Glasper bunlardan sadece bir kaçı. On yıldır Fransa’da yaşayan sanatçı New York Brooklyn’den Avrupa’ya gelme kararını yıllar önce almış.

Leyla-Diana Gücük
[email protected]
@jazzcaffee
@jazzmuzikkadin
instagram.com/leyladianagucuk/

"Müziğimin kültürü olan caz hislerin ve seslerin

imkanlarını zorlar ve genişletir" diyen basçı Darryl

Hall ile arkadaşımız Leyla-Diana özel bir söyleşi

gerçekleştirdi.

Leyla Diana: Öncelikle, Akbank Caz Festivali’nde Carmen Lundy konserini izlemek ve sizinle yeniden görüşebilmek çok güzel. Röportaj yapma talebimi kabul ettiğiniz için de çok teşekkür ederim.

Darryl Hall: İnanın bu festivalde çalmak bizim için de müthiş keyifliydi. Harikulade bir izleyici vardı, seyirciyle içiçe geçtiğimizi hissettik çoğu zaman. Esas ben teşekkür ederim benim için zevk ve büyük bir keyif olacak.

Leyla Diana: Müzisyen bir aileden mi geliyorsunuz?

Darryl Hall: Hayır müzisyen bir aileden gelmiyorum. Muhtemelen ailedeki ilk ve son müzisyen ben olacağım. Sadece bir teyzem var, operada şarkıcılık okumuş ve kilise müziği ile ilgilenmiş.

Leyla Diana: Müziğe ve özellikle caza sizi iten şey ne oldu?

Darryl Hall: Müziği kendimi bildiğimden beri hep sevmişimdir. Müziğin farklı türlerini ve stillerini çalmayı seviyorum (Gospel, brezilya müzikleri, soul..) Ama caz hepsinin kökü. Müziğimin kültürü olan caz, hislerin ve seslerin imkanlarını zorlar ve genişletir. Caz, klasik müzikten bir çok form içerir. Düzenlemeler, swingteki çeşitlemeler, kişisel doğaçlama özellikleriyle de sınırsız müzikal olanaklar sağlar. Tüm bunlar beni caza iten nedenler oldu.

Leyla Diana: Caz müziğinin en karakteristik enstrümanlarından biri olan bası iyi ki de çalanlardansınız, peki ama neden bas?

Darryl Hall: Doğru haklısınız... Bas çok karakteristik bir enstrüman. Memleketim Philadelphia’da basta öncelikle beni çeken şey, soul / funk / R&B çılgınlığı idi. Bir çok büyük basçı benim memleketimden çıkmadır. Mesela bunların arasında Stanley Clarke, Jaco Pastorius, Jamie Merittt, Percy Heath gibi daha bir çok ismi sayabilirim. Funk çalmayı öğrendim, slap bass (bas gitarda baş parmak ile yapılan tokatlama tekniği) eğlenceli rekabeti gerektirecek ne varsa öğrendim. Sonraki yıllarda, beni daha çok caza çeken kontrbası çalmayı öğrendim. Caz bir çok farklı stilden oluşuyor, ancak geleneksel olana saygı duyulması gerek ve kontrbasın önemi büyük, bunun için bas öğrenmek çok önemliydi ve ben de öyle yaptım. Ben, her ikisini de çok seviyorum, hem bas gitarı hem de kontrbası. Bu, içinde bulunduğunuz duruma göre değişebiliyor.

Leyla Diana: Amerika’da doğup yetiştiniz, hem bir çok basçı ile hem de birbirinden değerli müzisyenle çalıştınız, sayısız projede yer aldınız. Şimdi Fransa`da yaşıyorsunuz. On yıldır oradaki müzisyenlerle pek çok projeniz oldu, bu bağlamda, Amerikan ve Avrupa cazı hakkındaki görüşlerinizi almak isterim. Biri doğduğunuz, diğeri olgunluk döneminizi geçirdiğiniz yer dersek nasıl bir sentez çıkar ortaya?

Daryyl Hall: Bir kere, kesinlikle cazın orijini Amerikadır. Amerika`da doğmuş, Avrupa etkisiyle yetişmiştir (enstrümanlar, armonik yapı vs.) ve tabii ki Amerikalılar da bunu çaldılar. ama farklılığı yaratan kültürlerdir. İşte, swingin siyah olmayan müzisyenlere göre daha ‘zor‘ olması bununla ilişkilidir. Bir çok ünlü Avrupalı caz sanatçısıyla hem yaşadım hem çaldım. Caz tabii ki Avrupa’da başka, hem kültürel hem iklimsel açıdan farklılıklar gösteriyor. Ben Avrupa’ya gelmeden önce Jan Garbarek’in kim olduğunu biliyordum ve müziğinden büyük keyif alıyordum. Avrupa müziği ritm ve armonide başka süslemeler içerir. Daha az swing genişletilmiş formlar, cihazlar ve zamanlar bile farklı. Ben, bunlara da saygı duyuyorum, öğrendim ve çalıyorum da. Caz tıpkı yemek gibidir. Bir çok lezzete ulaşmak için etler, sebzeler, çeşniler ve şarapları bir arada seçmelisiniz. Birinden daha çok olması onu daha az enteresan kılabilir ve baharatlar da çeşitlilik katar.

 

Leyla-Diana: Her iki kıtanın cazını çok iyi tanıyor olmanız size ne gibi avantajları getirdiğini düşünüyorsunuz?

Darryl Hall: Evet, NYC’ta on yılı aşkın süre yaşadım, ordan geliyorum ve oradaki caz konseptini anlıyor ve biliyorum, gelenekten moderne gidiyor. NY’da olmak her türlü caza maruz kalmaktır. Avrupa’ya gelmek ve burada yaşamak bana cazda başka yollarda şanslar ve deneyimler kattı. Açık bir zihin başka şeyleri görmemde fark yarattı. Bir çok Avrupalı müzisyen, kültürümden ve duygularımdan onların müziklerine bir şeyler kattığım için bunu takdir ettiler. Avrupalı basçılar için samimiyetsiz diyemeyeceğim ama benim sunduğum ya da getirdiğim daha evrensel çünkü o çok köklü caz kültüründen geliyorum. Aynı şeyi klasik müzikte Rus piyanıtsleri için de söylemek mümkün Ruslar Amerikan halkına ulaştılar ve yetkin müzisyenlerden kendi kültürlerine ait olanı paylaştılar.

Leyla Diana: Besteleriniz / projelerinizden biraz bahseder misiniz? Project "Du-O plus", "The Ünit", “Soul Ga-roove Stuff” mesela

Darryl Hall: Onlar çeşitli başlıklar, piyano ile çalmayı çok seviyorum eğleniyor ve bilincimi yükseltiyor. Brooklyn’de birlikte çalıştığımız bir grubumuz var, daha çok dans ağırlıklı çalışıyoruz, eğlenceli işleri seviyoruz. Konserlere devam....

Leyla Diana: Biraz da İstanbul’a gelelim. Festivali nasıl buldunuz ve sanıyorum daha önce de yine İstanbul’a festival kapsamında geldiniz. Türk seyircisini nasıl buldunuz?

Darryl Hall: İstanbul harika bir yer. Evet, buraya üçüncü gelişim. Ankara’da yaşanan trajik durum için son derece üzgünüm. Türkiye’nin güçlü kalmasını umuyor ve liderlerin farklı grupları bir araya getirmesini diliyoruz. Biz bile Amerika’da gördüğünüz üzere halk ikiye ayrılmış ve dışlanmış durumda. Siyaset gittikçe çirkin ve itici bir hal alarak kin ve ölüme yol açıyor. Festivalin tadını çıkartın ve umarım tekrar geliriz. Nardis’in de tadını çıkartın, geldiğimde gitmiştim. Türk seyircisini çok sıcak bulduk, çok içten. Inanılmaz güzel insanlar.

Leyla Diana: Türk cazını tanıyor musunuz? Tanıyorsanız kimleri dinliyorsunuz?

Darryl Hall: Aslına bakarsanız Tük cazını tanıdığımı söyleyemem bir tek Ferit Odman’ı tanıyorum. Çok yetenekli ve ondan çok şey öğrenilebilir kendi yolunda caz adına ki Amerikalı olmamasına rağmen onu Amerikan tedrisatlı Türk caz davulcusu olarak adlandırabilirim.

Leyla Diana: Farklı iki kıtayı birbirine bağlamasından dolayı Türk müziğindeki zenginlik ve Avrupa ezgilerinden farklı olması ilgi çekici olabilir. Türk müzisyenleriyle bir projede yer almak sizi heyecanlandır mıydı?

Darryl Hall: Ferit’le çalmayı isterim ama otantik Türk müziğine de ilgi duyabilirim. Melodik ve ritmik tarafını keşfetmek de ilgi çekici olabilir.

Leyla Diana: Carmen Lundy ile çalışmak nasıl sizce?

Darryl Hall: Carmen bir çok yönden olağanüstü bir sanatçı. Onu sesi çok özel bir tür diyebilirim. O, müziğin yolunu biliyor ve sesiyle yeni şeyler yaratıyor, caz ve ötesine taşıyor. O bir kültürdür ve her şeyden önemlisi ödevini en iyi şekilde hazırlıyor. Onunla çalışmaktan dolayı son derece memnunum.

Leyla Diana: Bu güzel röportaj ve içten cevapların için çok teşekkür ederim.

Darryl Hall: Ben de teşekkür ederim, büyük zevkti.

Leyla-Diana Gücük
[email protected]
@jazzcaffee
@jazzmuzikkadin
instagram.com/leyladianagucuk/

 

Cazkolik.com / 15 Kasım 2015, Pazar

 

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.