Caz insanı şaşırtır

Caz insanı şaşırtır

Cüneyt Sermet

Cüneyt Sermet`i uğurlarken

Geçen hafta Okay Temiz ağabeyin 80. yaş gününü kutladığımızı yazarken ertesi gün Cüneyt Sermet`in vefatı haberi geldi. Sevgili Murat Beşer ve Alper Maral`la Kadıköy Belediyesi Yeldeğirmeni Sanat`ta iki sezondur sürdürdüğümüz caz seminerleri serimiz var. Nerdeyse her seminer başta sevgili Murat`ın hatırlatmasıyla `bir büyüğümüz` diyerek ya bir anekdotla, ya bir anı ya da kitabından birer cümleyle andığımız Cüneyt Sermet ağabeyimizin vefatı sonrası hakkında yazdığım anma yazısında değindiğim onun caz tarihimiz için bir mihenk taşı olma vasfının altını bir kez daha çizmek istiyorum. Salı, 13 mart akşamı yeni seminer var, kendisini orada mutlaka anarız, konuşuruz ama mümkünse bir sonraki 27 mart tarihli seminerde daha kapsamlı bir anma yaparız umuyorum. Eğer müsaitse belki Emin ağabeyi de davet ederek. Kimbilir. O zaman size de haber veririz. Bu arada, Emin ağabeyin Cüneyt Sermet için kaleme aldığı yazısını okumak isterseniz tıklayın lütfen.


Herbie Hancock bu kez sarsacak mı?

Muzaffer bir bakış!

Başlıkta şüpheli bir ifade var değil mi! Buna sebep Hancock`ın 2010 yılında yayınladığı "The Imagine Project" isimli albümdür. Hancock, -bence- yarattığı sansasyonun altında kalan bir albüm yapmıştı. O yıldan beri müzik dünyasını tamamıyla sarsacak, türler üstü ve daha etkili bir albüm peşinde olduğunu biliyordum, hatta, 2016 sonu çıkar demişlerdi ama çıkmadı, San Diego Union Tribune`e verdiği röportajda yeni albüme dair verdiği ilk bilgiler kulakları tavana dikecek cinsten görünüyor. Hancock`ın caz ve hip hop dünyasını birleştirmeyi hayal ettiği (ki aslında bazı sanatçılar bu işi çoktan yaptı), Snoop Dogg, Lionel Loueke, Zakir Hussein, Wayne Shorter, Kendrick Lamar, Thundercat, Flying Lotus ve Kamasi Washington gibi dev isimleri bu albümde buluşturacağı kesin görünüyor. Bu adamlardan çıkacak müzik "The Imagine"den daha iyi olur gibi geliyor bana ne yalan. Bakalım, görücez.


Sinema filmi gibi caz hayatları

İsimleri okunmuyordur ama orkestrada sağlam adamlar var

Müzikte eski yıllara dair çok ismi tanıyoruz ama uzak kalan kör bir alan var, o da, yetmişli yıllarda Avrupa ya da Amerika`ya yerleşip de Türkiye`yle irtibatı az olan eski nesil müzisyenler. Perküsyon ustası Atilla Engin ismi iyi bilinmekle birlikte neler yaptığı pek takip edilmeyen dünyaca ünlü bir sanatçımız. Önce Avrupa sonra Amerika ve Brezilya`ya gideli tam 44 yıl oldu. Bir ömür. Oysa, yetmişlerde Türkiye`de cazda popta beraber çalmadığı kimse yok gibi. Sonra ver elini Danimarka. Anlatılsa film olur. 1986 Kopenhag Caz Konservatuvarının kuruculuğundan Orsted Pedersen, Ed Thigpen, Kenny Drew gibi büyüklerle çalmaya, oradan New York`a yerleşip The Istanbul Orchestra`yı kurmaya, ikiz kuleler faciasıyla Brezilya`ya yerleşmeye kadar renkli, canlı, dopdolu bir hayat. Birlikte çaldığı isimleri listelesem sayfalar yetmez. Müzik mirasımızın önemli ve renkli sayfalarını oluşturan bu insanları daha yakından tanımak şart.


Michael Brecker`ı yeterince hatırlamıyoruz

Bu değil ama gençlik fotoğraflarında aynı Al Pacino

Şimdi nerden çıktı diyeceksiniz biliyorum ama öyle, Michael Brecker on yıl önce öldüğünde 57 yaşındaydı ve daha yaşarken tenor saksofon tarihinin en önemli isimlerinden biriydi. Eğer kurucu babalar ya da bir sonraki nesilden olsaydı ismi bugün Dexter Gordon, Ben Webster ayarında anılıyor olurdu, ama biliyor musunuz, onun önemini en iyi bilenler günümüzün genç caz müzisyenleri. Geçen hafta birbiriyle ilgisi olmayan en az üç-dört farklı yerde şu an kariyerlerinin iyi noktasında olan genç tenorcular tıpkı bir zamanlar önceki üst neslin verdiği o isimler gibi şimdi Brecker`ın ismini veriyor. Onun tenorunu ilk duyduğu ana dair anılar anlatıyor. Kurucu neslin, geliştiren ikinci neslin önemini elbette kimse değiştiremez ama sonra gelen kuşaklar da aynı karatta insanlar yetiştiriyor, bence Brecker bunlardan biriydi ve ismi daha sık anılmayı, festivallerde adına geceler, konserler düzenlenmeyi hakediyor.


Caz insanı şaşırtan bir müzik

Bu üçlü İstanbul`a yakışır.

Başlıkta ne demek istediğimi anlatmaya çalışayım, eğer hep belli türlere/tarzlara/isimlere fazlasıyla takılıp kalırsanız bir süre sonra insan kar körü gibi bir şey olmaya başlıyor, oysa, caz insanı iyi anlamda çok güzel şaşırtan bir müziktir. Benim için de geçen hafta aynı şey oldu. İsmini birkaç kez duyduğum ama niyeyse üstünde durmadığım Alman tenor saksofoncu Daniel Erdmann`ın son albümünün kapağını bir caz dergisinde görmeseydim onu hâlâ dinlememiş olacaktım ve büyük bir kayıp olacaktı. Sanatçının Velvet Revolution olarak kaydettiği "A Short Moment of Zero G" albümünden söz ediyorum. Kemancı Theo Ceccaldi ve vibrafoncu Jim Hart ile yaptıkları müzik doğru zamanda doğru yerde miydi bilmiyorum ama bana çok güzel geldi. Özellikle Erdmann`ın saksofon çalışı. Hem eski stil ustaları andıran ama hiç de öyle olmayan tonu, özellikle kemanla verkaçlı halleri toplam 44 dakikalık albümü bir hamlede keyifle/merakla/zevkle dinlememi sağladı. Sık rastlanmayan üç farklı enstrümanın doğaçlamalı yolculukları mı dersiniz, üçgenin yaratıcı fikirleri mi dersiniz bilmem ama dinleyin derim. Mesela bu üçlüyü Borusan sahnesinde izlemek nasıl olur? Benden haber vermesi.


Bu bir Amerikan ütopyası mıdır?

David Byrne`ün yeni turnesi açıklandı ama burası yok!

David Byrne`ün 14 yıl sonra ilk solo albümünü yayınlaması başlı başına haber. Özellikle şu zamanda Byrne`ün albümde neler söylediği daha büyük ilgi odağı olabilir, gerçi henüz dişe dokunur bir yazı okumadım ama çıkar mutlaka, daha bir haftalık albüm neticede fakat bizzat Byrne`ün ağzından şunu söyliyim, Byrne albümü için şöyle diyor; "Yeni şarkılarımın çoğu siyasi ilham, özellikle de mülteci krizi ve ürettiği trajedi, insanların yerlerinden edilmesi. Bu şarkılar hayali veya imkansız bir yeri bize tarif etmiyor, aksine, yaşadığımız dünyayı tasvir etmeye çalışıyor. Sanırım birçoğumuz bu dünyadan memnun değiliz. Kendimize bir dünya yaptık ama şimdi soruyoruz, iyi de dünyanın böyle mi olması gerekiyordu? Bunun başka bir yolu yok mu? İşte, bu şarkılar o görünüşe bakarak sorular soruyor." Bence, sadece şarkıların isimlerine bakarak dahi fikir edinilebilir, mesela "Gasoline and Dirty Sheets", "Every Day is a Miracle", "Bullet" vb. Albüme dair ilk eleştiri albümde kadın ismi olmamasından gelmiş, böyle "ilerici" bir albüm için bu durum komik bir tezat olarak görülmüş ki Byrne de bu durumu kabul ederek özür dilemiş. Bu da başka bir baskı çeşidi değil mi?


Facebook müzik sektörünün büyük oyuncusu

Sosyal medya büyük rakamlar ödüyor

Dünyanın en büyük sosyal platformu Facebook müzik şirketleriyle kataloglarını kullanma konusunda anlaşmalar yapmayı sürdürüyor. Facebook` en son bağımsız müzik markası ICE ile sözleşme imzalamıştı, en büyüklerden olup da henüz anlaşmadığı tek firma Warner Music Group kalmıştı ki son gelen haber bu anlaşmanın sağlandığı yönünde. Warner Music`in tüm kayıtlı ve yayınlanmış müzik katalogları yanında anlaşmanın Instagram, Messenger ve Occulus gibi platformları da kapsayan anlaşmaya şimdilik WhatsApp dahil değilmiş. Malum, Warner Music Ed Sheeran, Nina Simone, Jay-Z, 2010 yılı öncesi Madonna ve The Eagles gibi en büyüklerin bazılarıyla çalışıyor. Facebook`un aylardır bu anlaşmalar için hazırlandığı, lisanslama konusunda başka büyük adımlar atmayı düşündüğü söyleniyor. Kayıtlı 2.1 milyar kullanıcısı olan dev platformun yüz milyonlarca dolar telif ödeyeceği konuşuluyor.


Matbaa makinalarını kırmak mı, Uber`ci dövmek mi?

Sürücüsüz nakliyat!!!!!!!

Geçen hafta taksici esnafının Uber şoförlerini dövdüğü haberleri basında epey yer tuttu, matbaa makinalarını kırmayı hatırlattı bana ama benim diyeceğim başka, biz Uber`ci patarlarken Uber otonom kamyonları Uber Freight adı altında çalışmaya başlamış. Haberi Techcrunch`da okudum. Sürücüsüz nakliyat kamyonları Arizona`da test ediliyormuş. Belli güzergahlarda gerçekleşen deneme seferlerinde kamyonlar tümüyle sürücüsüz değil şimdilik, sürücü destekli ama test seferleri sona erdiğinde yine belli güzergahlarda olmak kaydıyla sürücüsüz çalışma başlayacakmış. Sektörler insana bağımlılığı azaltır, o işlerden hayatını kazananların ne olacağı sorusu koskocaman bir taş olarak ortada dururken bir yandan gelişmenin önüne geçilemeyeceği de aşikâr. Anlaşılan, biz konuları ilerde çok daha fazla konuşacağız. Bu arada, web sitesi kamyonların çalışma yöntemini anlatan bir animasyon yayınlamış meraklısı baksın derim.


Feridun Ertaşkan
Cazkolik.com / 12 Mart 2018, Pazartesi

Kaydet

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.