Yeni bir para birimi olarak LiKE

Yeni bir para birimi olarak LiKE

Kadıköy iskelesindeki konservatuvar

Beklenen haber geldi

İki hafta önce sevgili Aycan Teztel`le İKSV Genç Caz elemelerinde sohbet ederken bir ara sır verir gibi eğilip `yakında başlıyoruz` dedi. Neye başlıyorsunuz dememe kalmadan anlatmaya başladı. `İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı 2017-18 öğretim yılı için caz sertifika programında öğretime başlıyacağız` dedi. Gözlerim parlamış olacak ki gülerek devam etti `ama dur, daha yazma`... Ben yazmaya kalmadan resmi açıklama geldi. konservatuvar.istanbul.edu.tr adresine giren gerekli bilgilere ulaşabilir. Cazda okulsuzluğun eksikliğini çok hissettik, bugün çok daha fazla sayıda iyi müzisyenimiz ve dinleyicimiz olabilirdi. Sevgili Aycan`la seçmelerde genç sanatçıları izlerken iyi bir eğitimin ne kadar önemli olduğunun hepimiz farkındaydık. Zaten olmamak mümkün mü!!! Kayıtlar 12-23 haziran arası yapılacakmış, bu notu okuyan okumayana söylesin. Bu arada, sevgili Aycan Teztel`in yeni albümünün eli kulağında olduğunu, kayıtların bittiğini, sonbaharda nefis bir İstanbul Superband Orkestrası albümüne kavuşacağımızı müjde olarak vermiş olayım.


Sezon biterken the Badau`ya büyük bir alkış

Cazseverler the Badau ile bütünleşti

Bu yıl cazda Kadıköy ve Yeldeğirmeni semtinin yükselişinin altını çok çizdim, yine çizerim. İstanbul Caz Festivali kitlesel etkinliği Parklarda Caz`ı boşuna Kadıköy`e taşımadı. O ilk etkinliği ben de bütün gece yerinde izlemiştim, herşey saat gibi tıkır tıkır işliyordu, orda farkettim ki bu sorunsuzluğun görünmeyen nedeni Kadıköylülerdi. Bir Kadıköylü olarak torpil geçtiğimi sanmayın ama hakikaten sanattan, müzikten anlayan, medeni insanlardır. Derken Kadıköy`ün köklü semti Yeldeğirmeni`nde Güliz ve Eren Noyan`ın bir caz lokali açacağı haberi geldi. Ne tam caz klübü ne tam cafe, ikisinin arası bir şey, öyle de açıldı ama Güliz ve Eren Noyan`ın istikrarlı, samimi ve içten çabaları sayesinde lokal kısa zamanda oldu harika bir caz klübü. Hani, Behçet Necatigil`in `bekler bazı şiirler bazı yaşları` mısraındaki gibi the Badau da bence birden fazla etkenin doğru zamanda doğru şekilde kesişmesinin sembolü oldu. Önce Güliz ve Eren, sonra Yeldeğirmeni-Kadıköy ve bu semtlere olan ilginin artışı ve müzisyenlerin ve müzikseverlerin sahiplenmesi. Şimdilik sahnesinde haftada üç gün canlı müziğe yer veren the Badau seneye pazar günü hariç kalan üç günü de canlı etkinliklere inşallah dahil ederse tadından yenmez. Bu arada, yine Yeldeğirmeni`nde Kadıköy Belediyesi`nin Yeldeğirmeni Sanat`ı ve Beşiktaş`ın Kaset Mitanni`sini unutmadım, yakında diyip bırakayım.


Hafif bir sızı istemek

Elif Yakarçelik "Geçici" albümünü yayınladı

Sabahattin Ali`nin "Melankoli"si `beni iyi bir şarkı yapın` diye adeta yalvaran bir şiirdir. Uzun yıllar önce Nükhet Duru Ali Kocatepe`nin bestesine aşılması güç bir çizgi çekti. Belki o yüzden, belki şiirin karmaşık psikolojini anlatmanın güçlüğünden olacak çok kişi cesaret edemedi. Duru`nun `hafif bir sızı isterim` diyen dramatik pes tonu ortak hafızamıza emsalsiz bir melankolik portresi yükledi. Arada deneyen oldu ama bunca zaman içinde Nükhet Duru düzeyinde tek bir yorum geldi. Yine bir kadından ve ne güzel ki cazla temas eden bir müzikle geldi. Elif Yakarçelik`in Kalan`dan çıkan albümü "Geçici" açılışta "Darıldı Şans"la başlayan, "Melankoli", "Hayallerim" ve "Hep Böyle Kal" gibi çok bildiğimiz şarkılarda vokalin, sarfedilen cümlelerle bu kadar anlamlı örtüştüğü, Milesvari trompetin en doğru anlarda devreye girerek şarkının etkisini katlayarak artırdığı, bütünlüğü az rastlanan güzellikte bir albüm. Geriye, bu albümden bağımsız sadece şu soru kalıyor, Sabahattin Ali`nin şiirinde şarkılarda kullanılmayan tek bir dize vardır, en sondaki "Kafamın içerisi ölür" dizesini kim ve nasıl kullanacak?


Hayat geçip gider anlamazsın

Zeynep Özyılmazel`in single çalışması "Zaman Olur"

Sözlerin müzikle ve şarkıcıyla sarmaşık gibi bütünleşmesi ne kadar büyüleyici ve ne kadar zor bir iş. Zeynep Özyılmazel "Zaman Olur" isimli yeni çalışmasında en şedit caz dinleyicisinin dahi kalbini ısıtacak enfes bir pop caz şarkı söylüyor. "Zaman Olur" bir Erkin Aslan bestesi. Söz ve müzikler ona ait, ayrıca, piyanoyu çalan da o, yani, pelerinin ardındaki kahraman. Aslan, oldukça zor bir bestenin altından nasıl kalkmış öyle ama Zeynep Özyılmazel`in az rastlanacak güzellikte yorumu olmasa sarmaşık solup giderdi. Bir single çalışma olmasına rağmen bence bir albüm kadar yoğun ve değerli tek bir şarkı ortaya çıkmış. Hangi kefeye koysan ağır basacak bir şarkı. Gitarda Romero Lubambo`yu kıskandıracak bir usta Erdem Sökmen, vokalin ve enstrümanların adeta sırtını yasladığı basıyla Volkan Hürsever ve Özyılmazel`in sesini latin ritmleriyle besleyen Nedim Ruacan ile İstanbul Strings`in yaylı derinliği şarkıdaki her satırın hakkını tek tek veriyor. Özyılmazel`in önceki şarkılarını iyi bildiğimi söyleyemem ama bu şarkıyı hayatının en değerli şeyi gibi sahiplendiğini bana hissettiriyor. "Zaman Olur" bir albümün kapısını mı aralıyor, eğer öyleyse diğer şarkılar nasıl... doğrusu insan çok merak ediyor...


Yeni taktiğim şöyle...

iTunes müziğin en güncel halini gösteriyor

Malum, artık albüm satın alma şekilleri değişti, her ne kadar CD playerım hergün meşgül olsa da dijital dinleme çoktan ağır basmaya başladı. Son sıralar bir dinleme yöntemi buldum, belki sizin de işinize yarar diye söyliyim istedim, şöyle ki, iTunes, Amazon gibi yerlerde yeni albümler sayfaları her daim önümde açık zaten, bırakın günü, saat geçmiyor yeni albüm düşmesin, önce orada bir takım albümlere mim koyup onları Spotify, Deezer gibi nerde bulursam orda iyice dinliyorum, beni sardı sardı, o zaman hemen iTunes`dan albümü satın alıp arşivliyorum, malum, ya hakkında yazmak, ya radyo programında söz edip dinletmek gerekecek, hatta eşe dosta hava atmaya lazım olacak, baktım müzik sarmadı o zaman satın almadan sadece dinlemeyle yetiniyorum.


Downbeat`in editörü en iyisi bu albüm derse?

"Tıklamalar organik mi"

Tamam, belki tam öyle dememiş ama öyle demeye getirmiş. Hangi albüm mü? Piyanist Ben Markley`nin kurduğu big bandın "Clockwise: The Music of Cedar Walton" isimli albümü. Albümü daha önce dinlemiş biri olarak söyliyim, harika bir kayıt, buna zerre şüphe yok ama en az albüm kadar önemli olan bence şu an dünyanın en iyi big band trompet solistlerinden (ne mutlu ki geçen Akbank Caz Festival`de Ferit Odman`ın konserinde dinledik) Terrell Stafford`un albümde solist olması. Bu zaten en az +2 puan demek. Başkaları itiraz ederse ki Wynton Marsalis neci oluyor arkadaş diye, kulak asmayın, beğenmediğimden değil, Stafford`un ondan daha iyi olmasından. Klasik cazın adı, Staford`un trompetinin tadı, o kadar diyim! Stafford burada Tadd Dameron repertuvarını çalmıştı, orada Cedar Walton repertuvarını çalmış.


Yeni bir bas kitabı çıktı

Alain Caron`un web sitesi basçılar için kullanışlı

Bizim buralarda Fahir Atakoğlu ile tanıdığımız bas gitarist, daha doğru deyişle perdesiz basçı Alain Caron "Sep7entrion" adını verdiği bir bas kitabı yazmış. Haberi Fahir Ataloğlu`ndan duydum. İyi basçı olduğunu biliyordum ama yazarlık işine girdiğinden haberim yoktu, internet sitesine girince Caron`un olayı ne kadar ciddiye aldığını görüp şaşırdım. Çok özendiği belli bir web sitesi var, üstelik bu ilk kitabı değil `books` bölümüne girince maden bulmuş gibi oluyorsunuz. Caron yeni kitabında genç bir basçının işine yarayacak çok şey yayınlamış. Kitaba adını verdiği isim 2010`da yayınladığı yedinci stüdyo albümünün ismi. Kanadalı ünlü basçının caz-füzyon albümü onun basçı olarak caz anlayışını gayet iyi özetleyen bir kayıt. Kitap da tamamlayıcı olmuş. Bu arada, Atakoğlu`nun bizim Rubato grubuyla Paris`te Unesco 1 haziran günü bir konser verdiğini bilgi olarak ekleyim.


Yeni para birimi olarak "Like"

Yeni para birimi "LiKE"

Sosyal medya Instagramcılar, Twittercılar, Facebookçular diye bölündü mü bilmiyorum ama kullanıcılar zamanla bu üç uygulamayı farklı ihtiyaçlar için kullanmayı çoktan keşfetti. Galiba Instagram artık ikisini sollayıp öne geçti. Bu durumu kullanma şeklilerine bakarak anlamak mümkün. "Like" her üç uygulamada olmasına rağmen galiba en çok Instagram`da anlam ifade ediyor. Uzmanlar Instagram`da paylaşılan fotoğrafların ne kadar uğraştırıcı bir işe dönüştüğünün altını çiziyor. Beğen butonu artık bir nevi para birimi yerine geçtiğine göre o platformlarda yayınlanan her görselin uzun ve uğraştırıcı süreci kadar hikayesi de olmalı. Kullanıcıların çoğu yayınladıkları bir fotoğrafı yeteri kadar beğeni almıyorsa hemen siliyorlarmış. Benzeri bir haberde bir babanın 15`li yaşlardaki kızıyla arkadaşlarının bir görsel için ekran başında en az bir saat harcadıklarını söylüyor. Yani, önce tatmin olunana kadar sonsuz poz seçeneği deneniyor, bu tamamdır denilen olunca bu kez ekrandaki işlem süreci başlıyor. Bu uygulamalar için niye bu kadar üçüncü parti eklentiler tasarlandığını şimdi daha iyi anlıyorum.


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 12 Haziran 2017, Pazartesi

Kaydet

Kaydet

Kaydet

 

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.