Elimde, klasik cazın dinlemesi ruha şifa bir albümü var;
'Cazda Başucu Albümler' serisine 2016 yılında başlamışız, her sene bir albüm yazsaydık on albüm ederdi ama bu albümle beraber toplam yedi albüme ancak ulaşmışız. Tembellik!
Caz tarihinin iki büyük efsanesini buluşturan albüm Mulligan'ın MEETS serisi albümüydü ve 1959 yılında kaydedilmişti. Yani cazın altın yılında!
Albümü dinlemeye başlayınca, Mulligan'ın Türkiye'ye ne zaman geldiğini hatırlamaya çalıştım, sanırım doksanların başıydı, araştırdım doğruymuş, 1992 yılında, İstanbul Caz Festivali henüz başlamamışken, 20. İstanbul Müzik Festivali kapsamında gelmişti ama o konsere gittiğimi hatırlamıyorum. Maalesef, ne halt etmişsem kaçırmışım! Mulligan bu konserden dört sene sonra hayata veda etmişti.
Peki Johnny Hodges Türkiye'ye gelmiş miydi? Başta 'gelmemiştir herhalde' dedim ama merak edip araştırınca, evet gelmiş, Duke Ellington ve orkestrasının meşhur 1963 soğuk savaşı dönemi turnesi sırası birlikte gelmiş. Orkestra, İstanbul ve Ankara'da iki konser vermiş, turne başka ülkelere doğru devam edecek iken Kennedy suikasti haberi gelince apar topar ABD'ye geri dönmüşler, hikâye yarım kalmış.
İki büyük ustanın bizimle ilgili kısmını kısaca toparladıktan sonra albüme gelelim
Klasik caz tınılarına tutkun olanları kendine aşık edecek bir albümdür Gerry Mulligan Meets Johnny Hodges. Alto ile bariton saksafonun enfes bir ritm section üzerinde swing yapması zamanın nasıl geçtiğini unutturacak kadar mükemmeldir.
Verve Records tarafından yayınlanan albüm şirketin büyük beğeni toplayan "Acoustic Sounds Series" kapsamında yayımlanmıştı. İlk yayınlanışının ardından farklı formatlarda defalarca yayınlanan albüm şimdilerde LP olarak tekrar basıldı.
Eskiden de, şimdi de pürüzsüz, kadife tonlu saksofon sesi her zaman dinleyicinin genelinde yoğun kabul görmüştür. Cazseverler ne şanslı ki bu albüm tam da böyle iki ustayı bir araya getirmiş.
17 Kasım 1959 günü Los Angeles stüdyolarında tek günde kaydedilen albüm, Batı Yakası "cool jazz" akımının öncüsü bariton saksofoncu Gerry Mulligan ile Duke Ellington Orkestrası'nın omurgasını oluşturan, swing dönemin efsane altocusu Johnny Hodges'ı (lakabı'The Rabbit' idi) buluşturan tek küçük grup stüdyo kaydı olma özelliğini taşıyor.
Birbirinden tamamen farklı kuşaklara ve tarzlara ait olan bu iki dev (aralarında yirmi yaş var), albüm boyunca karşılıklı yarışmak yerine melodik bir uyum yakalıyor. İkiliye, piyanoda Claude Williamson, basta Buddy Clark, davulda efsanevi Mel Lewis'ten oluşan tartışmasız sağlamlıkta bir ritm grubu eşlik ediyor.
Altı parçadan oluşan repertuvar (dijitalde de altı parçayla yayında) iki müzisyenin üçer adet orijinal bestesini barındıracak şekilde bölüşülmüş durumda. Açılışı Mulligan bestesi "Bunny" ile yapan sanatçılar, Hodges'ın blueslu "Back Beat" ve "Shady Side" parçalarıyla albüm giderek derinleşiyor.
Albümün dikkat çekici anlarından biri Mulligan'ın kendi bestesi "What's The Rush" parçasında yaşanıyor; ünlü baritoncu, hayranı olduğu Hodges'ın ikonik ve dokunaklı alto tonunun tamamen öne çıkması için bu parçada çalmayarak sahneyi büyük ustaya bırakıyor.
Dönemin eleştirmenleri albümü Gerry Mulligan’ın kariyeri boyunca kaydettiği en başarılı enstrümantal ortaklıklardan biri olarak göstermiş.
Mulligan'ın kadifemsi kalın baritonuyla Hodges'ın ipeksi altosu ilk bakışta zıt görünse de parçaların içinde madalyonun iki yüzü gibi birbirini kusursuzca tamamlıyor. Ortaya çıkan sonuç, dinleyiciyi yormayan, swing estetiği ile dönemin modern caz entelektüelliğini aynı albümde eriten zamansız bir başyapıt niteliği taşıyor.
Feridun Ertaşkan
Cazkolik.com / 13 Haziran 2026, Cumartesi
Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.