Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası`nı "Dört İtalyan Tenor" ile dinlemek

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası`nı "Dört İtalyan Tenor" ile dinlemek

200 yıllık geçmişe sahip köklü orkestramız CSO`yu hayal gücümün katkısıyla saraydan çıkarıp bugüne getirirken zihnimde ne müzikler çaldırdım, ne coşkular yaşattım bir bilseniz...


Serüvenin kısa tarihiyle başlarsak eğer, müzik, her dönem, her konuda öyle bir araç olmuştur ki, sokaktaki küçük çocuğun çaldığı ıslıktan ordunun düşmanı yenmesine kadar değişen bir motivasyon aracı. Mehterânlarla düşman üstüne gidildiği dönemler zamanla yerini bando mızıkaya bırakmış. Osmanlı’da Batı müziğinin benimsenmesi, imparatorluğun son yüzyılını kapsayan bir süreçtir. Sultan II. Mahmud, 1828 yılında Batılı usülde askeri bandolar oluşturmak üzere önce Manguel ve ardından Giuseppe Donizetti’yi görevlendirir. Devlete ait bu yeni resmî müzik ordu, saray ve bürokraside kalıcı bir yer edinir. Zamanla sivil hayatta da bu gelişmenin yansımaları epeyce görülür. Bir yandan Batılı bir müzik kültürü yaşatılırken diğer taraftan da bunun yerel müzik sistemi üzerindeki dönüştürücü etkileri ortaya çıkar. (*)



Fotoğraf: Leyla Diana


Batılılaşmanın hızlandığı 19. yüzyılda doruk noktasına ulaşılmıştır. Bu hikâye epey uzun, saraya takılıp kalırsak günümüze gelemeyiz. Tarihi 27 Nisan 1924’e getirelim. Atatürk’ün emriyle orkestra Ankara’ya taşınmış ve yeni bir anlayışla, halkın kültür ve sanat düzeyini yükseltmek için kurumsallaşma yoluna gidilmiştir. Atatürk, Riyaseti Cumhur Filarmoni Orkestrası olarak ismini vermiş ve Cumhuriyet Tarihi’nin ilk müzik kurumu olmuştur. 1957 yılından itibarten uluslararası platformlarda kendisinden sözettirmiştir. Orkestranın daimi şefleri arasında Hikmet Şimşek (1959), Gürer Aykal (1988), Rengim Gökmen (2007), Erol Erdinç (2011), Selman Ada (2014) bulunmaktadır. Halen bu köklü orkestranın daimi şefliğini Rengim Gökmen sürdürmektedir.


Tarihin içinde bir uçtan bir uca dolaşırken insan hayal etmeden duramıyor. Hani derler ya, nerden nereye diye. Saraydan günümüze!


Orkestranın tarihinden ve öneminden bahsettik ama bir de 3 Ocak 2020 gecesinin önemi var. Bu konserin öne çıkan iki yanı vardı. Birincisi Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) uzun yıllardan beri ilk defa yeni yıl konserini Ankara dışında veriyordu. Bu şans İstanbul’un olurken ikinci önemli kısmı olan dört ünlü İtalyan tenorun da geceyi tamamlamasıydı. Nerde o eski tenorlar dedirtmeyecek yetenekte The Four Italian Tenors. CSO onları ağarlamaktan, onlar da CSO eşliğinde söylemekten mutlu oldular. Biz seyircilere de gecenin keyfini yaşamak düştü.


Dört tenorun dördü de sahnede harika bir toplam ses rengi oluştururken, solo performaslarda her sesin kendi renginin ortaya çıkartması görülmeye, dinlemeye değerdi.



Soldan sağa: Federico Serra, Alessandro D`Acrissa, Giovanni Maria Palmia, Federico Parisi (Fotoğraf: Leyla Diana)


The Four Italian Tenors


Dünyanın en takdir edilen ses aralıklarından tenoru arşa taşıma fikriyle kurulan “The Four Italian Tenors” çok uzun süren bir seçim sürecinin ardından 2019’da prömiyerini yaptı. Eylül itibariyle “The Four İtalian Tenors”, “Viva İtalia” isimli performanslarını 56 konserlik uzun bir turneyle Amerika’da gerçekleştirdi. New York, San Antonio, Kansas, Los Angeles ve daha birçok önemli Amerikan şehrinde başarı elde ettiler, konserleri kapalı gişe geçti ve Amerikalı müzikseverlerce alkış yağmuruna tutuldular. Gelecek yıl “The Four Italian Tenors”, Avrupa’da, Asya’da ve Güney Amerika’da performanslarına devam edecek.


Birbirinden yetenekli bu dört tenor CSO ile aşağıdaki repertuvarı dinleme şansı elde ettik. Sanatçılar iki kez bis yaptı ve salondan büyük beğeni aldılar. Yanımda outran dinleyiciler birçok esere mırıldanarak eşlik etti. Espri yapma fırsatını kaçırmayan tenorlardan biri “Teşekkürler, teşekkür ederiz” cümlesini tam olarak söyleyemeyince “seneye Yeni Yıl konserine kadar hazırlanmış oluruz” diye espri yapma fırsatını kaçırmadı ama usta şef Rengin Gökmen onlara tane tane telaffuz ettirerek söyletmeyi başardı. Domenico Modugno‘nun Volare’si dünyaca ünlü bir şarkıdır malum, nakarat kısmını da biz seyircilere söylettiler. Birkaç denemeden sonra başarınca alkışı kaptık.


Konserde sırasıyla şu eserleri dinledik;


Gioachini Rossini - Hırsız Saksağan Uvertürü
Francesco Ciles - L‘ Arlesiana operasından „Il amento diFederico“
Gaetano Donizetti - Aşk İksiri operasından “Una Furtiva Lagrima”
Vincenzo Di Chiara - La Spagnola
Lucia Dalla - Caruso
Giacomo Puccini - Manon Lescaut „Intermezzo“
Domenica Modugno - Volare
Ernesto De Curtis - Non Ti Scordar
Salvatore Cardillo - Core „ngrato“
Ulvi Cemal Erkin - Köçekçe
Ara
Alexander Borodin - Polovec Dansları
Mendoza y Cortes - Cielito lindo
Giochino Rossini - La Danza
Ernesto De Curtis - Torna a Surriento
Pietro Mascagni - Cavalleria Rusticana „Intermezzo“
Ruggero Leoncavallo - Mattinata
Augustin Lara - Granada
Luigi Denza - Funiculi Funiculi
Johannes StraussII - Mavi Tuna
Giacomo - Nessun Dorma


Rengim Gökmen birinci bölümün sonuna yaklaşırken Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası için şunları söyledi;


"Belki de ilk defa CSO bir yeni yılın ilk konserini Ankara dışında veriyor. Belki de 1924’ten beri. Hepinizin bildiği gibi, bu orkestanın kökleri burada, bu şehirde. 200 yıla yaklaşan dünyanın en eski sanat yapılarından biri. 1924’te Atatürk‘ün emriyle Ankara’ya taşındıktan sonra, Riyaseti Cumhur Filarmoni Orkestrası, sonra da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestası olarak hep halka açık konserler vermeye başladı. O zamana kadar (1912) bir saray orkestrası, saray müzik grubu, saray bandosu, saray fasıl heyetiydi. 1926 yılında yurtdışını baştan başa dolaşan bu orkestra, tabii İstanbul kökleri doğduğu kent olmasına karşın, daha çok Anadolu‘yu dolaşmayı tercih etti, çünkü, hepinizin bildiği gibi, Istanbul’un çok değerli orkestraları var ve onların daha da coğalmasını, gelişmesini diliyoruz, ancak tabii, Anadolu’da bircok kentimizin orkestrası yok. Bu bakımdan da son 10 yılda 37 il dolaşarak CSO olarak diğer senfoni orkestrasları gibi konserler verdik. CSO Ankara‘nın değil tüm Türkiye’nin orkestrasıdır, kendini öyle addetmiştir. Bütün ülkemize sanat ve senfonik müziği, hem Türk bestecileri hem de dünyanın evrensel bestecilerinin eserlerini en iyi şekilde sunma orkestranın hedefi olarak görülmüştür ama umuyorum ki bu çok prestijli Zorlu Performans Merkezi’nin bize çok nazik ve kibar daveti önümüzdeki dönemlerde de devam eder ve biz değerli İstanbullu izleyicilerimizle bulusmaya devam ederiz."


Özetle, çok keyifli, iç açıcı bir konserdi. CSO’nun da hakkını teslim etmek gerek ki tüm müzisyenlerin performansını ayakta alkışladık. The Four Italian Tenors acaba gelecekteki büyük isimlerin tahtına göz müş dikti derseniz, her ses kendine özel ve benzersizdir, ne Pavarotti Carareas’a, ne Domingo bir başka sese benzemediği gibi kimsenin tahtına göz dikmeden kendi yollarında ilerleyeceklerdir ama çok ses getirecekleri belli.


(*) Osmanlı`da Batı Müziği, Yazan: Selçuk Alimdar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları), 2016


Leyla Diana Gücük


Cazkolik.com / 05 Ocak 2020, Pazar

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Leyla Diana Gücük

  • Instagram
  • Email

YORUMLAR

  • Mümtaz Metin
    06 Ocak 2020 Pazartesi 01:45

    Ah orda olmak isterdim. Ama adeta dinledim. Teşekkürler

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.