Günümüzün İspanyolca söylenen latin caz dünyasının Meksika, Küba, Peru, Şili ve İspanyol beş kraliçesinden biri hafta içi her gün son albümleriyle Cazkolik?te bizlerle birlikteydi...

Günümüzün İspanyolca söylenen latin caz dünyasının Meksika, Küba, Peru, Şili ve İspanyol beş kraliçesinden biri hafta içi her gün son albümleriyle Cazkolik?te bizlerle birlikteydi...

Latin caz tutkunlarını Cazkolik’de hafta boyu mutlu edecek bir seriye başlıyoruz. Beş gün boyunca Hispanik latin Amerikan dünyanın beş önemli kadın vokalistini ve albümlerini sırayla "Her Gün 1 Albüm Dinliyoruz" köşemizde yayınlayacağız... Okurlarımıza bu seriyle bir kaç şeyi birden vermeyi istedik, birincisi Hispanik latin dünyasının gündemindeki son albümleri bu seride görmeniz mümkün, ikincisi başarılı ve birbirinden güzel şarkıcıların kimliklerini tanıyacağız ve üçüncüsü kimi albümlerde caz yanı daha ağır basan ama kimi albümlerde de latin yanı ağır basan müziklerini dinleyeceğiz.

Bu çalışmayı esasen NPR’dan Felix Contreras “Latina Jazz: İspanyolca Söyleyen Caz Vokalistleri” isimli harika bir araştırma olarak derlemiş. Contreras’ın yaptığı kendi derlemesinde 4 farklı isim ve albüm seçimi var, hepsi mükemmel ve hepsi de latin cazın kraliçesi ama Contreras bu seçimleri müzik yazarı ve latin dünyasını iyi takip etmesiyle bilinen yakın dostu Scott Simon ile birlikte yapmışlar, bu seçimler Simon’ın seçimleri demek daha doğru olur, Contreras ise bu 4 güzel seçimi dayanamayıp 5 adete çıkarmış ve Hispanik dünyanın orijininden yani İspanya’dan Martirio’yu da eklemiş. Contreras bizlere albümlerle ilgili kısa bilgilerde veriyor ama bu bilgiler hakikaten çok kısa oldukları için biz de Cazkolik olarak bu şarkıcılar ve albümleri ile ilgili içeriklere kendi araştırmamızı da katarak daha geniş içeriğe dönüştürdük.

Felix Contreras bu derlemenin nedenini bize kısaca şöyle anlatıyor; “İspanyolca konuşulan coğrafyaların müzikleriyle ilgili dostum Scott Simon ile sık sık bir araya gelip konuşuruz. Bana bu coğrafyalardaki taze müzikler hakkında yeni haberleri verir, gelişmeleri aktarır. Bu kez buluştuğumuzda 4 kadın vokalist hakkında uzun uzun konuştuk, bu 4 kadın ve albümleri de işte burada. Ayrıca bu kadınların hepsi ortaya yeni bir şeyler çıkarmak için eski gelenekleri kurcalayan isimler. Bu anlamda Simon’un bana aktardığı şey bu muhteşem kadınların hemen hepsi latin müziğinden ödünç aldıkları seslerini latin müziğin cazla birleştiği daha büyük bir parça yaratmak için kullandılar.” Felix Contreras sözlerini şöyle tamamlıyor; “Ben bu 4 seçimi 5’e tamamladım, kendi seçimim ise bir başka favori müzisyenim oldu...”

İşte Hispanik coğrafyanın 5 güzel kraliçesinden 5 güzel albüm... Yazın en sıcak günlerini yaşadığımız Temmuz sonlarında daha güzel bir serinlik olamazdı herhalde...


MAGOS HERRERA - "Distancia"

Aslen Meksika’lı olan ve kendi ülkesinde tanrıça ilgisi gören Magos Herrera başta İspanyolca olmak üzere İngilizce ve Portekizce de söylüyor. Oldukça derin ve zengin, etkileyici sesiyle bolero ve balad ustası. New York’da yaşıyor olması onu tüm Batı coğrafyasının gözönünde olmasını sağlıyor, hatta ününün Japonya ve Uzakdoğuda da önemli bir ilgi yakaladığından da bahsedebiliriz. Sitemizden dinleyeceğimiz yeni albümü “Distancia”yı geçtiğimiz Mayıs çıkaran Herrera önceki yıllarda Tim Ries ile “The Rolling Stones Jazz Project II” isimli farklı bir çalışmada yer aldı. Felix Contreras, ‘Ben onun sesinde, sözlere olan hakimiyetinde ve kendine güveninde, akıcı ve lirik yorum yeteneğinde hep biraz Joni Mitchell’ı hissetmişimdir’ der ve ekler; ‘yaratıcı yanının ve üstün vokal yeteneğininin biraz caz, biraz pop, biraz da dünya müziği ama hep latin temelinde yakaladığı karışımın muhteşem bir birlikteliği olmuştur...’


VENISSA SANTI - "Bienvenida"

Venissa Santi genç kuşak Kübalı kadın seslerinden ve Philadelphia’da yaşıyor. Felix Contreras’a bakılırsa müziğinin yarısı caz, yarısı da Küba müziğinden oluşuyor. Yine Contreras’a göre Küba ile cazın ilişkisi 1940’lı yıllara kadar uzanmasına rağmen cazla Hispanik latin müziğinin karışımında bir çeşit meydan okumaya kalkışan vokalist sayısı ise tam tersine bir elin parmaklarını geçmediğinde ısrarlı. Hatta bu ısrarını iddiaya dönüştürerek şöyle söylüyor; “İngilizce sözleri alıp İspanyolca bestelenmiş bir şarkıya yapıştırırsanız başarılı bir şarkı ortaya çıkaramazsınız, tersini de yapamazsınız, matematik olarak olmaz ama sanıyorum Venissa Santi bunu yapmasını başaran biri. Örneğin “Tu Mi Delirio” çok eski bir bolero ama Santi bu şarkıyı yuvarlatılarak, yutularak söylenen R aksanı ve çoklu hecelere bölünen yüksek bir tempoyla neredeyse bir bebop parçasına çevirmeyi başarmış.”

Bu noktada bizde Cazkolik olarak Contreras’ın sözlerine güzel şarkıcıyı tanıtan bir kaç şey daha ekleyelim. Venissa Santi tam bir 21. yüzyıl şarkıcısı, bir çok dili aynı anda konuşabilen ve söyleyebilen başarılı bir vokalist, tıpkı kuşakdaşları Claudia Acuna ve Luciana Souza gibi. Gerçi bu saydığımız iki isim elbette ki Santi’den (en azından şimdilik) çok daha ünlü ve tanınan isimler olmasına karşın Santi’nin sesi ve yetenekleri kesinlikle gözardı edilecek gibi değil.

“Bienvenida” Santi’nin ilk albümü, Sunnyside firmasından yayınlanan albüm güzel şarkıcının sahip olduğu tüm mülti kültürel artistik gelişimi gözler önüne serdiği gibi albümünde Cuban ve Amerikan standartlarını Billie Holliday’den Betty Carter’a, oradan Celia Cruz’a uzanan bir mirasın üzerinde başarıyla sergilemeye çalışıyor.


SUSANA BACA - "Seis Poemas"

Susana Baca modern Peru müziğinin yaşayan en önemli seslerinden biri. Baca dünya müzik sahnesine Peru’nun müzikal mirasını hatta kendi ülkesi içinde dahi artık görmezden gelinmeye başlanan müzikal geçmişi yeniden hatırlatarak canlandırmak istiyor ve bunu yaparken de Peru müziğinin içinde kült bir isme dönüşüyor. Baca’nın yeni albümü “Seis Poemas” aslında caz albümü olarak nitelendirmek belki de yanlış, Baca bu albümü Peru müziğinin geçmişten bugüne gelen en etkili ozan şarkıcı geleneğinden Chabuca Granda’ya bir saygı albümü olarak kaydetmiş. Baca albümünde Granda’nın bir halk şarkıcısı olarak Peru’daki yaşam ve kültürü basit sözlerle güzelliklerini anlatan şarkılarına bir çeşit saygı dolu gönderme yapıyor, Granda’nın sahip olduğu ünün ve mirasın altını çiziyor.

Bu noktadan itibaren Felix Contreras’ı tamamlamak için Cazkolik olarak biz de Baca ile ilgili yeni bilgiler aktaralım; Susana Baca dünyanın dikkatini ilk kez 1995 yılında çekmişti, o yıl yayınlanan "The Soul of Black Peru" albümünün ilk şarkısı Baca’nın seslendirdiği "Maria Lando"ydu. Aynı albümde ünlü David Byrne’de 2 şarkı seslendirmişti, Byrne’ün 2 şarkısından biri Baca’nın seslendirdiği Maria Lando’ya ait kendi yorumu olurken diğeri "Zapateo En Menor" isimli parça olmuştu. Bu albümde Baca’nın halen hatırlanan muhteşem güzellik ve içlilikte seslendirdiği "Maria Lando" benzersiz bir şarkıdır. İşte bu şarkıyla hayli ilgi gören Susana Baca tüm dünyada isim sahibi olmuştu bile. Albümdeki derlemeyi yapan kişi de Byrne’ün kendisidir zaten. Bu ün Baca’ya Amerika’da bir kaç kez turneye çıkma imkanı sağladı.

Susana Baca yüzlerce yıl İspanyol sömürgesi altında siyah kölelerin siyah torunlarının yaşadığı Lima’nın dış mahallelerinden birinde doğdu. Babası gitar çalıyordu, annesi ise dansçıydı. Baca, Perez Prado ve Beny More gibi Küba müzisyenlerini dinleyerek büyüdü, ilk kez minik bir öğrenciyken sesiyle dikkat çekti. 1980’li yılların hemen başında "Seis Poemas"ı adadığı büyük şarkıcı Chabuca Garanda’yla tanıştı. Granda, Baca’nın akıl hocası ve herşeyi olmuştu. 1983 yılında Granda’nın ölümü üzerine bir anlamda bıraktığı mirası Baca doldurmaya başladı ve kocası ile "Instituto Negrocontinuo" isimli bir vakıf kurarak Afro-Peruvian kültüre sahip çıktılar.

Burada son olarak şunu ekleyelim, "Maria solo travaja" yani "Maria sadece çalışır" sözleriyle "Maria Lando" isim şarkı için Cazkolik olarak dürüstçe itiraf etmeliyiz ki, her ne kadar David Byrne’e karşı boynumuz kıldan ince olsa da "Maria Lando" yorumundaki oyumuzu Susana Baca’nın eşi benzeri olmayan yorumundan yana kullanıyoruz. Bu inanılmaz etkiliyicilikteki parçayı dinlemek isteyen okurlarımızın [email protected] adresine bildirmeleri durumunda parçayı yayına alacağımız sözünü veririz.


CLAUDIA ACUNA - "En Este Momento"

1970’lerin acılı ülkesi Şili’de ve tam da o acılı yıllarda doğan Claudia Acuna, Şili’nin başkenti Santiago’da doğup büyüdü. Çocukluğundan itibaren müzikle geçecek bir yaşamı olacağı anlaşılmış olacak ki pop, folk, opera, Victor Jara, Violetta Parra ile çevrili müzikal çocukluğu 15 yaşlarındayken Amerikan müzik tarzı caz ve Frank Sinatra, Erroll Garner, Sarah Vaughan duyduğu anda ilk değişim evresine girer.

1991 yılında New York’a yerleşen Acuna, Zinc, Small gibi gözde kulüplerde jam sessionlara katılmaya, çeşitli vokal işleri almaya başlar. İlk albümü "Wind From The South"u geçirdiği verimli dönemin ardından 1999 yılında yayınlayan Claudia Acuna, bu albümün hemen arkasından 2001’de "Rhythm of Life"ı ve 2004’te de  "Luna"yı çıkartır.

Bu kısa özetin ardından Claudia Acuna’nın yeni albümü ise efsanevi müzisyenlerden Branford Marsalis’in kurduğu plak şirketi Marsalis Music tarafından "En Este Momento" adıyla Nisan başında yayınlandı. Bu albümün kaydında kendisine hayli geniş bir kadro eşlik etmiş; Peck Almond, George Benson, Joey Calderazzo, Avishai Cohen, Mark Elf, Tom Harrell, Antonio Hart, Arturo O’Farrill, Guilermo Klein gibi bir çok önemli müzisyen Acuna’ya destek vermişler.

"Kendimden biliyorum ki müzisyenlerin büyük bir çoğunluğu kendi yaptıkları işlere hayran olmayı ister" diyen Acuna ekler "Kelimeler bir sebep için yazılır, tahayyül ve müzikte motivasyonun anahtarıdır." Herhalde özetlediği bu duyguların içerisinden yola çıkmış olacak ki çıkardığı bu son albümünde Güney ve Orta Amerika’nın klasiklerinden süzülüp gelen kendi parçalarını üretmiş.

Şarkıların bazılarını küçüklüğümden beri biliyorum diyor Acuna. Örneğin 40’ların büyük hiti "La Mentira" Lucho Gatica’nın şarkısıdır ve bu parçayı uluslararası üne ilk kavuşturan da Şilili efsanevi şarkıcı Victor Jara’dır. Bu şarkıyı daha sonra pek çok Şilili müzisyen söylediği gibi Bob Dylan’da söylemiştir. Yine  Uruguaylı şarkıcı ve perküsyonist Ruben Rada’nın "Sueno Contigo"su var albümde. Bir başkası da Astor Piazzolla’nın ünlü "Vuelva Al Sur"u, ki olağanüstü sevilen bir şarkıdır. "Tulum" isimli şarkısını Juancho Herrera ile birlikte yazdıklarını söyleyen Acuna, "That’s What They Say"de Irak işgalinin ilk günlerinden ve kendisinin de aynı sıralarda Şilili çocuklarla ilgili yaptığı işlerden dolayı oluşan bir şarkı olduğunu vurguluyor.


MARTIRIO - "Mucho Corazon"

Simsiyah gözlükleri, flamenko dansçılarına özgü saç şekliyle İspanyol şarkıcı Martirio’nun bizatihi kendi kişisel varlığı onun müzikal duruşunun eşsiz bir ifadesidir. Martirio’nun albümlerinde yapmaya çalıştığı şeyi flamenkoyla cazı ve geleneksel İspanyol şarkı formunu birleştirmeye çalışmak olarak özetlenebilir. 2001 tarihli albümü "Mucho Corazon"da da yapmaya çalıştı şey tümüyle budur.

Felix Contreras’ın Martirio ile ilgili yorumları bu kadar, zaten diğer 4 latin kraliçeden ayrı olarak kendi seçimi kapsamında Martirio’yu ve albümünü almış listeye. Asıl adı Maribel Quinones olan şarkıcı sahne ismi olarak Martirio’yu kendine seçmiş. Bugün 50 yaşında olan büyük yorumcu Huelva’da dünyaya gelmiş. New Flamenco adı da verilen bir yorum tarzıyla şarkılarını özellikle caz ve tango ama diğer türlerle de ara ara eşleştirerek söylüyor. Ünlü müzisyenin alamet-i farikası olan siyah gözlükleri hep gözünde ve onu ayıran en önemli görsel etki açıkçası. Bugüne kadar 10’dan fazla albüm yayınlayan Martirio’nun bu hafta yayınlayacağımız albümü "Mucho Corazon" ünlü şarkıcının altıncı albümü

Cazkolik.com / 26 Temmuz 2009, Pazar

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.