Hayat hikâyedir. Birini ya da bir şeyi sevmek onun hikâyesini sevmektir. - Martin Heidegger

Hayat hikâyedir. Birini ya da bir şeyi sevmek onun hikâyesini sevmektir. - Martin Heidegger

Belirsizlikten ve bilinmezlikten her zaman kaçarız.

 

Neden?

 

Anlamadığımız şeylerden, kimselerden korkarız, mantıklı bir açıklaması gerçekten var mı?

 

Hayatta korktuğumuz şeyleri yok sayarız, bir gün nedenini adlandıramayacağımız bir şekilde yok olacağımızı bile bile.

 

Somut olarak algılarımız bizi yönlendirse de hislerimiz bizim hikâyemizi, doğum ve ölüm arasında olacağımız ya da olmak istediğimiz kişiye ruh veren esas şey değil midir?

 

Sıklıkla nedenini bilmeden sevdiğimiz şeyler, hatta sevmediğimiz şeyler yolumuzun hikâyesine eşlik etmez mi? 

 

Doğum günümüzü bildiğimiz bir talihin ölüm gününü asla tahmin edemeyiz. Yaşam an’ların kapısını bize ya algıların derinliğine dalarak, ya da bizi geçmiş ve gelecek arasında düşünsel boyutta yaşatarak aralar. Ve biz gerçek anlamda doyasıya onu deneyimlesek de süresi dolar, ondan kaçıp düşünceler içinde boğulsak da vakit daralır, insan eskir...

 

Kimi eskidikçe değerlenir, kimi ise fazla su verilmiş bir çiçeğin sapı gibi çürür... Değerlenmenin tek yordamı ise, hayatı ve kendini olduğu gibi kabul ederek ona tüm ruhun ve varoluşunla bir şeyler katmaya çalışmaktır. Ölümsüzlük kendini dönüştürenler için bâkidir çünkü tarihte. Bunu yapabilen herkesin başkaları için, insanlık için, zaman ve evren için hikâyesi olur dünya denilen bu yerde.

 

Keith Jarrett, Amerikalı bir caz piyanisti... Serbest doğaçlama, fusion, modern caz temalarını sıklıkla kendini ifade ederken kullanan... Klasik müzik, gospel, blues ve etnik folk melodilerinden de esinlenen Jarrett "Tales of Another" albümünü 1977 yılında yayınladı. Çok uzun zamandır birlikte çaldığı Amerikalı basçı Gary Peacock ve Amerikalı davulcu Jack DeJohnette ile birlikte kaydetti. 

 

Albüm, uzun yıllar birlikte çalışan bu üçlü tarafından tamamen huşu içinde, akıcı ve armonik olarak birbirinin devamı niteliğinde; sade, melodik ama basitliğin dışında hazırlanmıştı. Yaşamın özünü tanımlarken, onları en mucizevi şekilde özümseyen müzisyenler, sesleri adeta bir elmas gibi parlatıyordu. Tuşelerini özenle kullanan Keith Jarrett adeta zamanın tekrarlanamazlığını bilerek daima onu en kıymetli şekilde dinleyicilere melodinin içinde ustaca kullanımıyla sunuyordu. Davulda DeJohnette onun bu çabasına eşlik ederken titiz davranıyor, yine sadelik ve anlatımı bölmeden ritmi çeşitlendiriyor ve bu akıcılık ve elitliğin tadını çıkarıyordu.  

 

Hikâyenin tamamına can veren, albümdeki tüm parçaların bestelerini yapan basçı Peacock, anlaşılmazlıktan uzak, kulaklara melodik ama kendine özgü bir algının zirvesini yaşatıyordu kurduğu tüm müzikal cümlelerle.

 

Her şey birbirinin içinden geçiyor, birbirini kesmiyor, hatta tamamlıyordu. "Vignette" parçası onların birbirinin hikâyesini nasıl sevdiklerini ve nasıl tamamladıklarını bir piyes gibi sunuyordu dinleyenlere.

 

Yaşamın içindeki zamanı, müzikleri aracılığıyla geçmiş ve gelecekten alıp tek bir ana, şimdi’ye getiriyorlardı. An çoğalıp neşeye dönüşüyor ve onlara coşkuyu veriyordu albümdeki "Major Major" parçasında.

 

Trilogy I, II, III parçalarında da belki de varoluşun başlangıcı, yaşama süresi ve kaçınılmaz son vurgulanıyor, yine de tek bir ruh olarak ona dair cümleler sarfediliyordu tüm içtenlikte. Tabii ki onun söylediklerini de dinleyerek.

 

Dinlemek her şeyi duymak değildi belki ama çoğu şeyi keşfetmek için en gerekli eylemdi. Ve Evet! Birini ya da bir şeyi sevmek; onun hikâyesini sevmek ve ona mutlak surette anlam katabilmekti.

 

Şenay Ocak

 

Cazkolik.com / 23 Mayıs 2020, Cumartesi

 

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Şenay Ocak

Caz vokalisti ve eğitimci Şenay Ocak müzikoloji üzerine yüksek lisans yapıyor, yurtiçi ve dışında caz üzerine akademik çalışmalarını, proje ve eğitimlerini sürdürüyor.

  • Instagram
  • Email

YORUMLAR

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.