Hoparlörler hakkında ne biliyoruz? 

Hoparlörler hakkında ne biliyoruz? 

Merhaba değerli müzikseverler,

 

Bu yazımızda HiFi sistemi oluşturan üç bileşenden birisi olan hoparlörleri mercek altına alacağız. Böylece kaynak, amplifikatör ve hoparlörler üçlemesi bu yazı ile tamamlanmış olacak. Umarım bu yazı ile hoparlörler konusunda merak edilen konuları yanıtlayabilmiş oluruz.

 

Günümüzde boyutuna, kullanımına ve teknik özelliklerine göre çok çeşitli hoparlörler mevcut. Örneğin Tiz (Tweeter), Orta (Mid) ve Bas (Woofer) sürücülerin üçünün tek bir kabinde yer aldığı Kule veya Monitör tipi hoparlörler ya da sadece Tweeter ve Bas sürücülerin yer aldığı daha küçük hacimli Raf tipi hoparlörler bunlardan sadece bazıları. Günümüz teknolojisi ile her iki veya üç sürücünün de birbiri içinde yer aldığı yeni model hoparlörler artık kullanıcılara çok daha pratik çözümler sunuyor. İçerisinde kendi amplisi yer alan, çoğu Raf tipi veya Soundbar olarak adlandırılan Aktif hoparlörler artık Bluetooth teknolojisi ile doğrudan telefon veya tabletlere bağlanarak, ses kalitesi yüksek bir seviyede müziği bize iletiyor.

 

Şimdi tüm bu türlere değinmeden önce hoparlörün yapısına, çalışma prensibine ve türlerine bir bakalım.

 

 

Hoparlör Kesiti (Dıştan İçe): Kavrayıcı Körük, Mıknatıs, Kâğıt Koni ve Bakır Bobin

 

Hoparlör basitçe amplifikatör çıkışında elde edilen elektriksel sinyalleri ses sinyaline çeviren aparatlar olarak tanımlanıyor. Yani elektrik akımı olarak gelen sinyali ses dalgalarına dönüştürüp, çeşitli ortamlarda kayıtlı ses bilgisini duyulabilir hale getiriyor. Günümüzde kullandığımız hoparlörler çoğunlukla 1925 yılında Edward W. Kellogg ve Chester W. Rice tarafından geliştirilen modeller olarak biliniyor.

 

Hoparlörlerin temel yapısında bir mıknatıs, bir bobin, bobinin önünde ince bir kâğıt benzeri koni bulunuyor. Koni bobine bir körük ile bağlı olarak serbestçe titreşebilir yapıda tasarlanmış. Kaynaktan veya yükselticiden gelen elektrik akımı yani sinyal hoparlördeki bobinden geçerken bir elektromanyetik alan yaratıyor. Bu elektromanyetik alan bobinin içindeki mıknatısın manyetik alanı ile etkileşime giriyor ve havada titreşimler oluşturuyor. Koninin körük aracılığıyla havayı titreştirmesiyle hoparlörden duyulabilecek ses dalgaları çıkıyor. Kısaca sistem yükselticiden gelen sinyali titreşime çevirerek frekanslara dönüştürüyor.

 

Günümüz teknolojilerinde farklı yapı ve türlerde hoparlörler üretilmekle birlikte temel çalışma prensibi değişmemektedir. Temel olarak frekans aralıklarına göre üç tür hoparlör kullanılmaktadır. Bunlar genel kabul görmüş skalaya göre:

 

60Hz - 250Hz aralığında Bas (Bass/Woofer)
250Hz - 2kHz aralığında Alt-Orta (Low-Mid) 
2kHz - 6kHz aralığında Üst-Orta (High-Mid) 
6kHz - 20kHz aralığında da Tiz Hoparlörler (Tweeter) olarak tanımlanır.

 

Çok basit olarak ziller Tweeter hoparlörler, İnsan sesi, keman gibi yaylı enstrümanlar Mid hoparlörler ve bas gitar ya da davul gibi enstrümanlar ise Bas hoparlörler sayesinde aslına daha yakın olarak duyulur.

 

Hoparlör türlerine göre kabin sistemleri mevcuttur. Tweeter, Mid ve Bas hoparlörün aynı kabinde yer alması Üç Yollu sistem (Three-Way Speaker) olarak ifade edilir. Aynı Şekilde sadece Tweeter ve Bas hoparlörün tek bir kabinde yer alması ile İki Yollu sistem (Two-Way Speaker) olarak adlandırılır. Sadece Bas hoparlörün bulunduğu kabin önceleri üretilmezken, günümüzde Subwoofer adıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Subwoofer’lar mevcut bası kuvvetlendirmek ya da bas olmayan sistemlerde bas sesi üretmek için kullanılmaktadır.

 

Bir hoparlörü değerlendirmenin en iyi yolu o hoparlörü dinlemektir. Ancak teknik özellikleri de inceleyerek, hoparlörü yorumlamak mümkündür. Ancak bu teknik özelliklerin ne anlama geldiğini bilmek gerekir. Teknik özellikleri bilmek, hoparlör hakkında şüphesiz bir ön fikir oluşturur ve hoparlörü dinleme imkânı olduğunda az çok nasıl bir ses ile karşılaşılacağının ipuçlarını verir. Fakat yine de tecrübe etmek çok önemlidir.

 

Şimdi bu teknik özelliklerden bilinmesinde fayda olan bazılarına çok kısaca değineceğiz çünkü bu terimler yazı boyunca karşımıza çıkacak.

 

 

Desibel

 

 

Ses seviyesindeki değişimin ölçümü ve ifadesinde kullanılır. 0 dB referans seviyesi ortalama insan işitme sınırını ifade eder. A kustik ses basıncı ve elektriksel ses sinyali için farklı desibel aralıkları mevcuttur. Hoparlörlerin gücü, yarattığı ses basıncına (Milibar) veya ses şiddetine (Desibel) göre ölçülür. Bu da bobine verilen elektriksel güç sayesinde gerçekleşir. Hoparlörün, ekseninden 1 metre uzakta 12 Mikrobar’lık (96 Desibel) veya 3 metre uzaklıkta 4 Mikrobar’lık (86 Desibel) ses basınç şiddeti üretebilmesi için ses bobinine uygulanan elektriksel güç değeri çalışma gücü hassasiyeti olarak tanımlanır.

 

Düşük güçteki bir ampli ve güçlü bir hoparlör ile (hoparlör hassasiyeti 90 Desibelin altında ise) beklenen ideal sese ulaşmak zordur. Ampli gücünün düşük olduğu bir durumda yüksek seste büyük oranda bozulma gelişir ve yeterince gücü alamayan hoparlörlerde hasar riski artar.

 

 

Watt

 

 

Bir saniyede 1 Joule enerjinin üretimi veya iletimini ifade eden güç birimidir. İngiliz bilim adamı James Watt’dan dolayı bu ismi almıştır. Müzik sistemlerinde amplifikatörlerin çıkış gücünü ölçmek ve amplinin gücünü ifade etmek için kullanılır.

 

 

Ohm 

 

 

Tüm hoparlör modellerinde “Nominal Empedans” adı verilen bir elektrik akımı vardır. Bu elektrik akımı genelde 8 Ohm'dur. Hoparlör kablosu hariç tutularak, amplifikatörün hoparlör üzerinden elektrik sinyalini geçirmede 8 Ohm direnç (Empedans) ile sunulduğu anlamına gelir. Nominal kelimesi ise 8 Ohm’un ortalama empedans olduğu anlamını taşır. 4, 6, 8 veya 16 Ohm hoparlörler hemen hemen tüm ev kullanımı amplifikatörleri ile kullanılabilir. Ancak hoparlörler paralel olarak bağlanmışsa, ampliyi zorlar ve amplinin aşırı ısınmasına sebep olabilir ve hatta yakabilir.

 

 

Frekans- Empedans

 

 

Belli bir süre içerisinde sabit bir yerden geçen dalgaların -titreşim- sayısı Frekans olarak tanımlanır. Bu doğrultuda hareketin bir kez tekrarı için geçen süre de Periyod olarak ifade edilir. Frekans uluslararası bir ölçü birimi olan Hertz (Hz) cinsinden ölçülür.

 

Empedans frekans ile değiştiğinden, hoparlörün kısıtlı bir frekansı üzerinde nominal empedans gerçek empedans ile aynıdır. Gerçek empedans hakkında daha iyi fikir vermek için bazen hoparlör özelliklerinin beraberinde bir Empedans-Frekans grafiği yer alır. Empedans ne kadar düşükse hoparlör o kadar daha fazla güç çeker. Frekans tepkisinin ölçümü zordur çünkü çok fazla değişken mevcuttur veya daha doğru bir ifade ile değişkenlerin sayısıdır. Tepkinin ölçüldüğü mesafe, hacim, alan veya odanın büyüklüğü, test sinyalinin özelliği, test için kullanılan güç düzeyi gibi faktörler ölçülen frekans tepkisini etkiler. Referans frekansı aksi belirtilmediği sürece genelde 1 KHz olarak varsayılır. Nominal değer, bir hoparlörde 20 Hz- 20.000 Hz, +/-4 dB bir frekans tepkisi olabilir. Gerçekte sadece 20 Hz- 20.000 Hz arasında 4 dB varyasyona sahip bir hoparlör çok iyi olarak kabul edilir. Yine iyi bir hoparlörün özellikleri arasında bir frekans tepki grafiğinin yer alması hoparlör hakkında fikir vermesi açısından tercih edilen bir durumdur.

 

 

Dümdüz bir eğrinin hoparlörün daha iyi olduğu anlamına geldiği çok doğru bir yaklaşım değildir, mutlaka genel şekle bakılmalıdır. Tepki eğrilerinde çoğu küçük çukur ve tümsekler işitilemeyen düzeydedir ve en iyi hoparlörlerde bile bu tür tümsekler olabilir. Hoparlörün ses kalitesini bozanlar daha çok geniş çukurlar veya geniş tümseklerdir. 

 

 

Frekans Cevabı (Frequency Response) 

 

 

Bir cihazın çıkışındaki sinyal yapısının girişine uygulanan sinyal yapısı ile uyumluluğunu ifade eder ve Desibel (dB) olarak verilir. Genellikle hoparlörlerin kalitesini ölçmek için en yaygın kullanılan parametrelerden biridir. Ancak burada ideal olan cihazın her frekansta eşit tepki vermesi, dolayısıyla giriş sinyalinin akışını bozmamasıdır.

 

En ideal kullanımı, bir güç amplisi tarafından yükseltilmiş müzik sinyalinin iki iletkenli bir hoparlör kablosu ile hoparlörlere iletilmesi şeklindedir. Burada bütün halindeki müzik sinyali ayırıcı devre yardımı ile hoparlör kabinindeki farklı sürücülerin çalıştıkları frekanslara uygun biçimde bölünür. Bu şekilde her bir sürücü üretildikleri amaca uygun sinyaller ile beslendiğinden mümkün olan en yüksek performansı gösterir.

 

 

Sönümleme faktörü

 

 

Sönümleme Faktörü hoparlörün empedansının amplifikatörün çıkış empedansına oranı olarak tanımlanır. Yüksek sönümleme faktörleri genelde bas tepkisinin iyi olarak tanımlanacağı anlamına gelir. Düşük sönümleme faktörü ise basın zayıf ses vermesine neden olur. Lambalı amplifikatörlerde genelde Solid State ampliler ile karşılaştırıldığında düşük sönümleme faktörü bulunur. Lambalı amplifikatörler genel olarak sesteki doğallık ve sıcaklık açısından tarif edilir. Bu nedenle eğer düşük empedanslı bir hoparlör seçilirse, bas seslerde amplifikatör üzerinde daha yüksek bir sönümleme faktörü oluşabilir. 

 

 

Distorsiyon

 

 

Ses düzeyindeki düşük doğrusallıktan kaynaklanan istenmeyen titreşimler olarak tanımlanır. Hoparlör sistemlerinde çok farklı faktörler distorsiyona sebep olabilir. Bununla birlikte T.H.D. (Toplam Harmonik Distorsiyon) olarak belirtilen Harmonik Distorsiyon daha yaygın olarak bilinir. Harmonik Distorsiyon hoparlöre fazla güç verilmesi sebebiyle hoparlör konilerinin aşırı titreşmesi sonucu oluşur. 

 

 

PMPO

 

 

PMPO İngilizce “Peak Music Power Output” teriminin kısaltılmışı olarak kabul edilmektedir. Bir amplifikatörün 1 – 2 Mikro saniye gibi çok kısa bir anda hoparlörün fiziksel zarar görme seviyelerinde verebildiği gücü belirtir. Ancak bu güç aslında amplinin nominal çıkış değeri değildir. Kaldı ki, hoparlörün çok kısa bir anda ulaştığı bu yüksek değer doğru bir ölçü değildir. 

 

 

Amplifikatör ve Hoparlör Güç Oranı  

 

 

Amplifikatör güç oranları RMS (Root Mean Square) olarak belirtilir. RMS bir amplifikatörün uzun süreler boyunca sürekli olarak üretebileceği güç çıkışı demektir. İyi bir amplifikatörün en az 20 Watt RMS vermesi öngörülür. Amplifikatör ve hoparlör güç oranı konusunda, hoparlör üreticisi tarafından belirtilmiş ve önerilmiş olan amplifikatör gücü takip edilmelidir. Ancak önerilenden biraz daha yüksek bir orana sahip bir amplide seçilebilir. 

 

 

Genel Güç Terorisi

 

 

Bu teoriyi örnekleme ile açıklamak daha kolay anlaşılmasını sağlayacağı için biz de klasik örnekleme yoluna gideceğiz. Tipik bir Jazz albümü yaklaşık 3 metreden dinlendiğinde, ortalama 60 - 85 dB aralığında bir ses şiddetinden söz edilebilir. Hoparlörler 89 dB duyarlılığına cevap verebiliyorsa bu, kanal başına 35 - 50 Watt güç ihtiyacı anlamına gelir. Aynı sistemde bir Senfonik Klasik müzik dinlediğinde ise güç gereksinimi yaklaşık 100 - 120 Watt olacaktır. Ve yine aynı sistemde bir Rock müzik albümü dinleniyorsa bu kez değer çok daha artacaktır. Buradaki temel neden, sırasıyla bu üç örnek müzik türünün ortalama ses basınç değerlerinin 60 - 85, 55 - 90 ve 75 - 105 +dB düzeylerinde oluşudur. Bu da ampli gücünün doğrusal değil logaritmik bir fonksiyon olarak arttığı sonucunu verir. Buradan yola çıkarak hoparlör ve amplifikatör eşleştirmelerinde dikkat edilmesi gereken hususun hoparlörün belirtilen empedansında amplinin ne kadar güç ürettiği olmalıdır. Örneğin, 8 Ohm bir hoparlör üretici tarafından 120 Watt olarak belirtilmişse bunun anlamı; o hoparlörün 8 Ohm yükte 120 Watt güç üreten bir ampliye kadar güvenle kullanılabileceğidir. Daha güçlü bir ampli hem seste önemli bozulmalara yol açar hem de hoparlörde hasara sebep olabilir. Burada bilinmesi gereken husus 100 Watt’lık bir hoparlörün 50 Watt’lık bir hoparlörden daha fazla ses üretmeyeceği, her iki hoparlörü de aynı ampliye bağladığınızda aynı çıkış gücünde aynı ses üreteceğidir. Yani hoparlörün birim elektriğe verdiği ses basınç cevabıdır. Bu da 86 dB - 89 dB gibi değerlerle ifade edilen hassasiyetidir yani hoparlörün gücü değil güç kaldırma kapasitesidir.

 

 

8 Ohm ve 4 Ohm Değerleri

 

 

Hemen hemen tüm tüplü amplilerde kullanılan çıkış tüplerinin çıkış dirençleri doğrudan hoparlörlere bağlanmaya uygun değildir. Bundan dolayı çoğu tüplü amplide çıkış trafosu denilen ve tüp empdanslarıyla hoparlör empedansları arasında bağlantıyı sağlayan özel trafolar mevcuttur. Bu çıkış trafolarında hoparlörler arasında en yaygın olarak görülen 4 ve 8 Ohm empedanslar için ayrı sarımlar bulunur. Buradaki amaç hoparlör ile ampli arasındaki en verimli bağlantıyı sağlamaktır.

 

 

Hoparlörlerin Yerleştirilmesi

 

 

Hoparlörlerin doğru yerleştirilmesi sahnenin doğallığı açısından çok önemlidir. Pek çok hoparlör yanlış konumlandırıldığı için ideal performansını sergileyemez. Bu açıdan özellikle kule tipi hoparlörden iyi ses alabilmek için yaklaşık 30 - 40 metrekareden başlayan alana sahip olunması ve kabinlerin hem yan ve arka duvar hem de birbirlerine olan uzaklıklarının belli ölçülerde olması gerekmektedir. Hoparlörleri yerleştirirken akılda bulunması gereken bilgilerden en önemli ikisi de şunlar olmalıdır: Birincisi, hoparlörler arka ve yan duvarlara ne kadar yakınlaştırılırsa baslar o kadar artar, ikincisi ise sahne doğallığı ve zenginliği kaybolur. Ayrıca kullanıldığı ortamda büyük oranda cam, beton, mermer, fayans gibi malzemeler kullanılmışsa bunlar da sesi fazla yansıttığı için sönümlendirici aksesuarlar kullanılması faydalı olacaktır. 

 

Yerleşim için farklı görüşler olsa da kulakların en doğal sesi yakalayabilmesini sağlaması amacıyla en doğru olarak kabul edilen yerleşim şekli ve formülü aşağıdaki verilmektedir.

 

 

Dikdörtgen Odada Dikey Yerleşim:
A= 0.276 x En
B= 0.447 x En

 

Dikdörtgen Odada Yatay Yerleşim:
A= 0.447 x Boy
B= 0.276 x Boy
Kare Oda Yerleşimi:
A= 0.276 x En
B= 0.447 x En

 

Arka ve yan duvar oranları ile A ve B uzaklığının uygun olduğundan emin olmak oldukça önemlidir. Bazı durumlarda bu yerleşim oranı ile hoparlörlerin arasındaki uzaklık genişleyebilir. Bu sayede daha geniş bir sahne mümkün olur. Ayrıca hoparlörlerin pozisyonuna 15 dereceyi geçmeyecek şekilde bir açı verilebilir, bu durum biraz daha güçlü bir sahne oluşturabilir.

 

Burada önemli olan bir konu da kabinlerin yer ile teması minimize eden dolayısıyla titreşimi yere minimum düzeyde aktaran ters konik biçimli ve yüksekliği ayarlanabilen ayaklardır (Spike). Ayakların doğru ayarlanmasının ses kalitesine olan etkisi önemlidir. Bu ayaklar, hoparlörlerin yerleşimi sırasında pek çok pozisyonda anlık değişiklikleri son derece etkin bir şekilde hissettirir. Ayakların basitçe iki fonksiyonunun olduğu ise asla unutulmamalıdır. Ayakların özellikle baslara olan etkisi bilinen bir gerçektir ve hoparlörlerin yerleşimini hesaplarken, basları derinleştiği ve ses kalitesini artıracağı göz önünde bulundurulmalıdır.

 

 

Spike Olarak Adlandırılan Sivri Uçlu konik Hoparlör Ayakları ve Tapası

 

Ayakların bas seslere olan etkisinden bahsetmişken, oda akustiğine uygun bas ayarlarına da kısaca değinelim. Pek çoğunuzun bildiği üzere en büyük sorunlardan biri de dinleme odasının akustik yapısından kaynaklanan bas seslerin yansıma ve sürekli uğultulu duyulması durumudur. Hoparlörlerin yukarıdaki şemalarda görüldüğü üzere doğru konumlandırılmış olması, uygun bas performansını yakalamak için önemlidir. Ancak dinleyicinin de en doğru konumda olması gerekmektedir. İdeal yerleşim hoparlörlerin iki yanındaki ve arkasındaki duvarlara çok yakın olmaması, basların vokali örtmemesi ve uğuldamaması için gereklidir. Ancak zayıf baslara sahip bir hoparlöre sahipseniz bu halde hoparlörlerinizi duvara yaklaştırmak ideal bir çözüm olabilir.

 

Hoparlörlerden zengin bir sahne alabilmek için hoparlörlerin yerleşimi tamamlandıktan sonra kendinizi dinleme üçgeninde doğru yere konumlandırmanız gerekmektedir. Bunu anlamanın yolu da iyi bildiğiniz ve kayıt kalitesine güvendiğiniz albümleri dinleyerek sahneyi test etmekten geçer. Canlı orkestra kayıtları sahne yoğunluğu, vokal kayıtlar ise merkezi konumlandırma için önerilir. Eğer duyduğunuz ses kulağınıza iyi geliyorsa hoparlörlerinizin yerleşimi ve sizin konumlanmanız tamamlanmış demektir.

 

 

 

Bi-Wiring Bağlantı

 

 

Bi-Wire bağlantı şeklinde ses sinyali iki çift terminal ve uygun yapıdaki bölücü devre ile üretilmiş hoparlörlere iki çift iletken bulunan kablo ile taşınır. Burada amaç kabloların taşıdığı bas, orta/yüksek frekanslar arasındaki etkileşimin azaltılması veya tamamen yok edilmesi, kablo iletimi sırasında ortaya çıkan ve farklı frekansların birbirlerini etkilemesinden oluşan istenmeyen seslerin önlenmesidir. Bi-Wire bağlantı ile amplifikatörde aynı noktadan alınan sinyal, hoparlördeki bağımsız Bas ve Mid/Tweeter terminallerine ayrı ayrı bağlanır. Böylece alt ve üst frekansların iletim sırasında birbirlerine karışması bir ölçüde önlenmiş olur. Burada önemli olan Bi-Wire çalışma prensibine uygun bir hoparlör ve kabloları kullanmaktır. 

 

Gerçek Bi-wiring ve İçsel Bi-Wiring olarak adlandırabileceğimiz iki tip Bi-Wiring bağlantı mevcuttur. İlkinde iki ayrı kablonun her biri kendi gövdesi içerisinde sinyali iletir. Bu şekildeki bağlantıda tüm kablolar genelde bir banana olarak bilinen sivri uç ile sonlandırılır. Diğerinde ise kabloyu oluşturan teller kablonun gövdesi içerisinde izole edilmiş iki kısımda olup her bölüm kendine ait banana uç ile sonlandırılmıştır. Gerçek Bi-Wiring bağlantı hem direkt etkileşimi hem de elektro-manyetik etkileşimi azaltır veya önlerken, diğeri sadece elektro-manyetik etkileşimi azaltmakta ya da önlemektedir. Bu sebeple Gerçek Bi-Wiring bağlantı diğerine göre tercih sebebi olmaktadır ve bu bağlantıda hoparlörün 4 adet terminal girişine, her biri ayrı kablo ile bağlanarak ses için en iyi sonucu sağlar. 

 

Bi-Wire bağlantı sırasında unutmamanız gereken önemli bir konu girişlerin hemen altında bulunan köprülerin mutlaka çıkartılmasıdır.

 

Şimdi hoparlör türlerine kısaca değinelim.

 

 

 

 

Kule Tipi Hoparlörler (Tower - Wall/Floor Standing Speakers) 

 

 

 

Kule tipi hoparlörler zemin üzerinde duran ve büyük hacme sahip, kabin yüksekliği fazla olan hoparlörlerdir. Genellikle Tweeter, Mid ve Bas hoparlörün bir arada bulunduğu 3 yollu hoparlörlerdir. Kabin hacmi ve ağırlığı diğer türlere göre daha fazladır. Kabinin iyi kalitede MDF denilen sıkıştırılmış ahşaptan üretilmiş olması tercih edilir. Ağırlıkları modele göre değişmekle birlikte 15 – 20 Kg.’dan başlar. Sürücüler çoğunlukla birbirinden ayrılmış bölmelerde yar alırlar. Bu özellik seslerin kabin içerisinde birbiri ile etkileşime girmesini ve birbirini baskılamasını engellemesi açısından önemlidir. Bu tür hoparlörler yukarıda bahsettiğimiz özellikte yüksekliği ayarlanabilen metal ayaklara sahiptir. Kule tipi hoparlörlerin en büyük avantajı diğer türlere göre çok dengeli bas kombinasyonuna sahip olmasıdır. Ancak bunun için geniş mekânlar ve nispeten güçlü ampliler için uygundur.

 

 

Raf Tipi Hoparlörler (Bookshelf Speakers) 

 

 

Raf tipi hoparlörler genelde Tweeter ve Bas hoparlörlerin bir arada bulunduğu küçük kabinli ve 2 yollu hoparlörlerdir. Kulak hizasında konumlandırılabilmesi için ya kütüphane rafı gibi bir alana yerleştirilmeli ya da yüksek sehpa üzerine konulmalıdır. Bu sebeple yeni modeller çoğunlukla kendi metal ayak ve sehpası ile üretilmektedir. Kabinleri ahşap malzemeden üretilmiştir ve kabin içerisinde hoparlör bölmeleri ayrılmıştır. Kule hoparlörlere daha küçük alanlar için uygundur. Kabin hacmi küçük olmakla birlikte verdiği ses Kule hoparlörler kadar olmasa da oldukça doyurucudur ancak genelde vokal ve klasik müzik ağırlıklı dinlemeler için tercih edilmez.

 

 

Monitör Tipi Hoparlörler

 

 

Referans monitörler olarak da bilinen bu tip hoparlörler daha çok kayıt stüdyoları için tercih edilirler. En önemli özellikleri sesi olduğu gibi ve renksiz sunmalarıdır yani sesi neredeyse doğrudan ve değiştirilmeden iletirler. Bu sayede kayıt ve miksaj sırasında çok daha kontrollü bir şekilde sese müdahale edilebilmesine olanak sağlarlar. Referans Monitörler kullanım amaçlarına göre ‘Yakın dinleme’, ‘Orta dinleme’ ve ‘Uzak dinleme’ olmak üzere 3 farklı türde ve bu türlere göre farklı özellik ve yapıda üretilirler. Genelde ses işi ile ilgilenen ev ve profesyonel stüdyolarda kullanılan referans monitörleri kaliteli ses ürettiğinden dolayı evde, işyerinde ya da benzeri yerlerde müzik dinlemek amacı ile de kullanılabilmektedir.

 

 

Soundbar Tipi Hoparlörler

 

 

Genelde yatay bir gövde içerisinde Tweeter, Mid ve Bas hoparlör ve bu gövdeye entegre edilmiş bir amplisi bulunan Aktif hoparlör sistemidir. Çoğunlukla yeni jenerasyon TV üniteleri ile uyumlu ancak bunun yanında müzik dinleme amacına yönelik olarak Bluetooth ile cep telefonu, tablet veya WiFi ile internet üzerinden Streamer ya da Network Player gibi birçok cihaza kolayca bağlanabilen özelliktedirler. İyi bir ses kalitesi için cihazdaki her kanal için kaç hoparlör sürücüsü olduğuna dikkat edilmelidir. Yani 2.0 bir sistemde iki adet ses kanalı bulunur, bunlardan her birinde ne kadar Tweeter, Mid ve özellikle Bas sürücü varsa, seste o kadar zenginleşecektir. Günümüzde daha güçlü bas performansı için Subwoofer çıkışı veren Soundbar’lar yaygındır. Bu sayede bas tonları daha dolgun alınabilir. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus, yeni modellerde ‘Surround’ yani çevresel ses veren 5.1 veya 7.1 kanallı hoparlör sistemleri tek bir gövde içine yerleştirilmiş olsa bile, bu sistemler daha çok ‘Home Theatre’ özelliği sunan TV üniteleri ve amplileri ile gerçek amacına ulaşır. Cep telefonu, tablet ve Network Player’ların çoğu bunu desteklemez ve 2.0 kanal yani stereo ses verirler. Dolayısıyla gerçek çevresel ses sağlanmaz.

 

 

Subwoofer Tipi Hoparlörler

 

 

Subwoofer, bas ses üretimi için sol ve sağ kanallardan beslenen, derin basları üretmekle görevli olan düşük frekans hoparlörüdür. İnsan kulağının, düşük frekanslı seslerin yönünü ayırt edememesi gerçeğine dayanan bir çalışma sistemi kullanılmaktadır. Subwoofer’lar, Woofer’ların veremedikleri incelikte ve derinlikteki bas sesleri verir. Bu frekanstaki sesleri üretmek için geniş bir hava hacmine, büyük bir sürücü ünitesine ve daha yüksek ses basıncına, yani daha yüksek güce ihtiyaç vardır. Duyulabilir bas seslerin başlangıç noktaları 200 Hz'in de altındadır ve bitişleri ise 20 Hz'e kadar dayanır. Ancak bu seviyelerde basları duymayıp hissettiğimiz için 10 Hz'lik bir titreşimi mutlaka fark edilir.

 

Subwoofer'lar aktif ve pasif olmak üzere iki ayrı tipte sahip olsa da günümüzde neredeyse tüm Subwoofer'lar aktif yapıdadır. Pasif olanlar içerisinde bir ampli içermediğinden sesi yükseltmez dolayısıyla bir ampliye bağlanmalıdır. Ancak bas frekanslarının yükseltilmesi büyük güce ihtiyaç duyduğundan diğer hoparlörlerle birlikte kullanılması da zor olabilir. Aktif Subwoofer'lar ise içerisinde entegre amplileri olan sistemlerdir. Üzerlerinde genellikle Crossover ve ses ayarı olmak üzere iki farklı ayar düğmesi bulunur. Crossover ayarı Subwoofer'ın hangi frekans aralığındaki sesleri üreteceğini belirler. Dolayısıyla bu aralığın en yüksek frekans sınırını belirlemenizi sağlar. Ses ayarı ise ses şiddetinin artırıp azaltılmasını kontrol eder. Subwoofer’ların çalışma mantığı hava hareketlerine bağlı olduğu için hacim önemli bir kriter olarak karşımıza çıkar. Yüksek hacimli kabinler daha fazla havayı sıkıştırabilir. İçlerindeki havanın maksimum hareket kabiliyetinden yararlanabilmek için orantılı hacim ve sürücü çapının seçilmesi önemlidir. Kutuda sürücü tarafından sıkıştırılan hava, Bas-Reflex adı verilen açıklıktan dışarı atılır.

 

 

Aktif/Pasif Hoparlörler

 

 

Aktif hoparlör; kabin içerisine entegre edilmiş ampli sayesinde sesi işleyerek kendi dahili hoparlöre ve ayrıca diğer pasif kabinlere sinyal gönderimi sağlayan hoparlör sistemleridir. Ses, bas ve tiz ayarı özellikleri olan, Subwoofer çıkışı veren yeni modeller ayrıca Bluetooth ve WiFi bağlantısı ile cep telefonu, tablet ve dijital kaynaklara bağlanarak kablosuz iletim sağlayabilmektedir. Bunun yanı sıra diğer aktif hoparlörler ile eşleşerek senkronize çalışma imkânı sunar.

 

Pasif hoparlörlerde ise bir güç kaynağı bulunmaz. Dolayısıyla pasif sistemlerde elektrik şebekesine gerek yoktur. Doğrudan bağlanılan amplifikatörden alınan sinyalleri işlemeden direk sese çeviren hoparlör sistemlerdir.

 

 

Hoparlör ve Amplifikatör Uyumu

 

 

Bu konuyu iki bölümde ele alabiliriz; teknik olarak hangisi birbiri ile daha uyumlu çalışır ve müzikal tercihimiz hangi kombinasyonla daha iyi karşılanır. 

 

Genel olarak lambalı ampliler daha yumuşak ve doğal seslerle özdeşleşmiştir. Bu tür amplilerin makul örnekleri sınırlı hoparlör kontrolü ve çıkış gücüne sahiptir. Ayrıca fiziksel yapıları gereği çevresel koşullardan ve hoparlördeki empedans değişimlerinden transistörlü amplilere oranla daha fazla etkilenirler, hatta bazı tip çıkış lambalarının ses karakteri empedansla orantılı olarak belirgin değişim gösterirler. Bu nedenlerden ötürü lambalı amplilerle genellikle akustik verimliliği daha yüksek ve empedansı çok değişim göstermeyen, sürülmesi kolay hoparlörler tercih edilmektedir. Eğer dengeli bir ses hedefleniyorsa tipik bir lambalı ampli ile biraz dinamik ve bas cevabı yüksek hoparlörler iyi bir seçim olabilir. 

 

Genellikle bir Single Ended Triode ampli ile elektrostatik hoparlör kombinasyonunun duyabilecek en mükemmel orta sesleri vereceği kabul edilir ancak böyle bir düzenekte alt ve üst frekans uçları ile dinamizm büyük oranda sönebilir. Genel kanı lambalı amplilerin ağırlık olarak doğal enstrümanlarla icra edilmiş analog müziklerle daha iyi sonuç verdikleri ve bunu yapmak için kolay sürülen yüksek hassasiyetli hoparlörleri tercih ettikleri yönündedir.

 

Transistörlü ampliler cephesinde durum biraz farklıdır. Lambalı tasarımlarla karşılaştırıldığında çok daha rahat olan bu tür ampliler hemen her tür hoparlör ile kullanıma uygundur. Tasarım felsefeleri ve kullanım amaçları bakımından oldukça geniş bir yelpazede üretilen bu tür amplilerin her örneği için uygun hoparlör bulmak mümkündür. Burada önemli olan nasıl karakterde bir ses istendiğinin belirlenmesidir.

 

Yazımızın son bölümünde yukarıda bahsettiğimiz hoparlör türlerine ait bazı örneklere yer vereceğiz. Seçimler, sadece hoparlör üreten markalar arasından, ülkemizde satışa sunulmuş veya halen satışta olan, dolayısıyla HiFi showroom’larında dinleme imkânı bulunan modeller göz önüne alınarak yapılmıştır.

 

 

Bowers Wilkins Zeppelin 

 

 

Bowers Wilkins John Bowers tarafından 1966 yılında İngiltere’de kurulmuş bir firma. Bir dönem salyangoz ve deniz kabuğu şeklindeki farklı hoparlör kabini tasarımları ile sektörde kendisini farklı bir yerde konumlandırması ile biliniyor. BW bu farklılığı Zeppelin modeli ile Soundbar tipi hoparlör sistemlerine de yansıtmış. Soundbar’lar içerisinde en fazla tercih edilen ve sesi gerçekten doyurucu olan Zeppelin, Stream için yeniden tasarlanmış ve birçok yeni özellik eklenmiş. Bluetooth aptX bunlardan bir tanesi. Apple AirPlay 2, Spotify, Tidal ve Quobuz’ destekliyor ve 24 bit'e kadar yüksek çözünürlük sunuyor olması önemli avantaj olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca Bowers Wilkins Music uygulaması sayesinde Podcast'lere ve radyo istasyonlarına da kesintisiz erişim sağlıyor. Cihazda 2x25 mm (1”) çift kubbeli Tweeter, 2x90 mm (3 1⁄2”) Mid ve 1x150 mm (6”) Woofer sürücüler yer alıyor. Frekans aralığı ise 35 Hz-24 KHz olarak verilmiş.

 

 

Naim Mu-So 2

 

 

Naim Audio İngiltere Salisbury’de kurulmuş ve yaklaşık 45 yıldır sektörde olan önemli bir firma. Son derece minimalist ve şık tasarıma sahip HiEnd cihazları ile sektörde adından söz ettiriyor. Soundbar kategorisinde Mu-So 2 modeli, son teknoloji ile birinci sınıf tasarımın birleşimi olarak karşımıza çıkıyor. Yeni Mu-So hoparlör sürücüleri, daha yüksek ve daha doğru tonalite için ve bas performansını daha da artıran yeniden tasarlanmış kabini ile gerçekten çok başarılı bir ürün. Mu-So 2 WiFi ile ev ağına bağlanarak yüksek çözünürlükte müzik dinleme imkânı sağlıyor. Cihaz Apple Airplay2, Spotify, TIDAL, Soundcloud, Qobuz, Google Play uygulamalarını desteklerken, tüm internet radyolarına da erişim sağlıyor. Bluetooth aptX özelliği ile akıllı cihazlarla eşleştirilebilen Mu-So 2, ayrıca TV ünitesine de HDMI ARC portu üzerinden bağlanabiliyor. Böylece TV ünitesinin sesi çok daha gerçekçi bir şekilde dinlenebiliyor. Cihazın bir önemli farkı da Multiroom müzik kurulumunun bir parçası olarak diğer odalardaki aynı özelliğe sahip cihazlar ile eşleşebilmesi. Yani diğer Mu-So sistemleriyle (1. nesil Mu-So ve Mu-So Qb) ve diğer Naim ağ ürünleri veya herhangi bir Apple Airplay2 uyumlu kablosuz hoparlör ile eşleştirilebiliyor. Böylece müziği evin herhangi bir odasında mükemmel bir senkronizasyonla dinleme imkânı sunuyor. Dahası, İOS ve Android cihazlar için Naim uygulaması ile farklı odalarda farklı müzikler de seçebiliyorsunuz. Mu-So 2 güzel ve işlevsel bir uzaktan kumandaya sahip. Aynı zamanda yaklaşıldığı anda aydınlanan bir ekran ile çevrelenmiş dokunmatik kontrol paneli mevcut. Tüm bu özellikleri ile  Mu-So 2 gerek tasarımı ve farklı özellikleri gerekse ses kalitesi ile kullanıcısını gayet memnun eden bir cihaz.

 

 

KEF LSX

 

 

1961 yılında İngiltere’de kurulan hoparlör üreticisi KEF, seste mükemmelliği ön planda tutan öncü bir firma. Kent Engineering Faundry kelimelerinin kısaltması olarak İngiltere'nin Kent şehrinde doğmuş bu firma ürettiği monitör tipi hoparlörler ile BBC’nin de tercihi olmuş ve bu hoparlörler yıllarca BBC tarafından kullanılmış. KEF, 2018 itibariyle GP Acoustics çatısı altında faaliyetlerine devam eden HiEnd hoparlör üreticisi olarak günümüzde çok farklı tasarım ve teknolojiler ile sektörde yerini sağlamlaştırıyor. 

 

Ünlü ürün tasarımcısı Micheal Young tarafından yapılan LSX'in tasarımı, görüntü ve fonksiyon arasında uyumlu bir dengeye sahip. Tasarımda ilginç detaylara yer verilmiş. Bağlantı port renkleri ve hangi kaynağın seçildiğini renk değiştirerek belirten LED’ler bu detaylara örnek olarak karşımıza çıkıyor. Tasarımdaki ilginç detaylarda bir tanesi de LSX’in Danimarkalı tekstil tasarımcısı Kvadrat tarafından güzel bir dokuya sahip kumaş ile kaplanmış olması. 

 

LSX, müzik stream platformlarından Apple Airplay2, Spotify ve Tidal’ı destekliyor. KEF Control uygulaması ile WiFi ağı üzerinden TV ünitesine veya Multiroom sistemlerine kadar her türlü ev eğlence sistemi ile eşleşebiliyor. Dolayısıyla farklı odalarda müziği yüksek çözünürlüklü stereo kalitesiyle dinleme imkânı sunuyor. Önemli bir özellik ise İki hoparlörü bağlamak için bir kabloya ve harici bir amplifikatöre ihtiyaç duymadan, hoparlörleri istediğiniz her yere konumlandırabiliyor ve eşleştirebiliyorsunuz.  Ayrıca Cloud aracılığı ile doğrudan bir bilgisayarda yer alan müziği KEF Control Uygulaması  48 KHz/24bit çözünürlükte tamamen kablosuz olarak veya kablolu bağlantı kullanarak 96 KHz/24bit çözünürlükte dinlemeye olanak sağlıyor. KEF Control Uygulaması ayrıca yazılım güncellemelerini takip ediyor ve hoparlörleri en son gelişmelere uygun olarak yeniliyor. LSX, genelde daha büyük hoparlörler için tasarlanmış KEF'in gelişmiş akustik tasarım teknolojisini kullanıyor. KEF'in sektörde gerçekten öncü olan Uni-Q sürücüleri bu modelde de doğal olarak yer alıyor. Uni-Q, Tweeter’ın ve Midwoofer içerisinde, gövdenin tam ortasına yerleştirilmesi ile oluşturulmuş bir tasarım. Ses sahnesinin mükemmel bir şekilde iyileştirilmesini sağlayan bu tasarım aynı zamanda müziğin daha net duyulmasını ve daha geniş dinleme alanı oluşmasına imkan veriyor.

 

 

JBL L100 Serisi

 

 

Bazılarımızın bir türlü vaz geçemediği klasik JBL tasarımı yeniden karşımızda. Yıllara meydan okuyan Danimarkalı hoparlör firması JBL’in 1970 yılında piyasaya sürdüğü efsane L100 serisi hoparlör teknolojisi yenilenerek 2018 yılında L100 Classic adıyla tekrar üretilmeye başladı. Yıllar içinde L100, JBL tarihinin en çok satan hoparlörü oldu. Klasik/Retro tarzındaki bu ürün, üçfarklı renkteki ikonik Quadrex köpük ızgara dahil olmak üzere eski stilin yanı sıra yeni akustik teknoloji ve performans için masaya yatırılarak geliştirilmiş. 1 İnç titanyum kubbe Tweeter, hemen altındaki 5 İnç saf kâğıt hamurundan yapılmış Mid sürücüsüyle optimum entegrasyon sağlayacak şekilde tasarlanmış. 12 İnç döküm çerçeve ve beyaz saf hamurlu konik Woofer sayesinde güçlü baslara sahip bu hoparlör önde yer alan ve ayarlanabilir Bas-Refleks sistemine sahip ilk hoparlörlerden olmuştur. 

 

Frekans aralığı 40 Hz – 40 KHz olarak verilmiş.

 

 

 

Scansonic MB6 B

 

 

Scansonic MB6 B Modeli Danimarkalı firmanın amiral gemisi diyebileceğimiz hoparlörüdür. Uzun, ince ve zarif bir şekilde kavisli olan bu hoparlör, Danimarka’nın hoparlör tasarımındaki geleneklerini bozmayıp devam ettirmiş. Çok hafif malzemeden yapılan şerit şeklindeki Tweeter sürücülerdeki dinamik geçiş özelliği sayesinde sesin en ince ayrıntılarını çok şeffaf ve son derece detaylı olarak bize sunuyor. MB6 B, gücü paylaşan 2.5 İnç çapında 6 adet (2 x 5,25″ Mid ve 4 x 5,25″ Bas) güçlü karbon konik dinamik sürücü serisine sahip. Kabinde hoparlörler merkezden uzaklaştıkça sesi daha detaylı verecek şekilde tasarlanmış.

 

Küçük sürücülerin hızı ve çevikliği ile en derin bas dahi 12 İnç bir sürücüden daha doygun olarak duyuluyor. Böylece MB6 B en derin basta bile olağanüstü yeteneklere sahip bir hoparlör olarak karşımıza çıkıyor. 

 

Frekans aralığı 27 Hz – 40 KHz olarak verilmiş.

 

 

 

Raidho Acoustics D-5.1

 

 

Raidho Acoustics D-5.1, 3 yollu Raidho Diamond Driver olarak tanımlanan iki adet özel 4.5 İnç Diamond Mid ve dört adet 8 İnç Diamond Bas sürücüsüne sahiptir. İki Mid sürücünün dinamik boşluk payına izin vererek, sıkıştırmayı düşürmesi ve bu sayede düşük distorsiyon oluşumunu ortadan kaldırması hedeflenmiş. Dört adet 8 İnç Bas sürücüsü ise kaydın kendisindeki müzikten daha derine ulaşabilmesi için tasarlanmış. Bu özellikleri ile D-1.5 müziğin özünü net bir gerçekçilik ve doğallıkla ortaya çıkarmış. Büyük ölçekli bir hoparlör ve ön panelde alt ve üstte havalandırma ızgaraları bulunuyor. Tüm bu özelliklerinin yanında hoparlörün tam olarak oldukça geniş ve daha yüksek tavanlı alanlar için üretilmiş olduğunu da belirtmekte fayda var. 

 

Frekans aralığı 25 Hz – 50 KHz olarak verilmiş.

 

 

Focal Grand Utopia EM

 

 

Fransız hoparlör üreticisi Focal’in amiral gemisi olan Grand Utopia sanıyorum HiFi tutkusuna sahip herkesin hayallerini süsleyen bir hoparlör. Üstün performansı ve körüklü yapıdaki gövdenin özgün stili ile Grand Utopia hem bir teknoloji anıtı hem de bir sanat eseri. Grand Utopia, Focal markasının prestij hoparlörü olarak tasarlanmış, bu sebeple en yüksek teknoloji ile üretilmiş hoparlörler kullanılmış. W koni şeklinde Mid hoparlörleri, Berilyum Tweeter’ı ve Elektromanyetik Bas hoparlörü ile bilinen teknolojilerden oldukça farklı bir yapıda. 

 

Yeri gelmişken Focal'ın üretim stratejisi hakkında önemli bir bilgi paylaşalım. Firma hoparlör sürücülerinin tasarımı ve imalatı ile nihai ürünün montajına kadar, tüm üretim süreci üzerinde tam kontrole sahip olmaya odaklanmış. Ürünler tamamen Fransa'da tasarlanıyor, geliştiriliyor. Kabinler el işçiliği ile üretiliyor. 

 

Hoparlör üretiminde pek çok yeniliğe yer veren firma ilk tersine çevrilmiş Kubbe Tweeter’ı tasarlamış ve üretmiş. Orta kademe hoparlörlerde Titanyum ve Alüminyum alaşımlı Tweeter kullanırkeni Utopia serisinde Berilyum kullanmış.  Berilyum, altından çok daha değerli ve maliyeti yüksek bir element. Ayrıca titanyumdan veya alüminyumdan yedi kat daha katı ancak aynı kütleye sahip bir malzeme. Bu özellik Focal'in, mükemmel sönüm kalitesi sağlayan daha hafif ve daha hızlı bir Tweeter geliştirmesini sağlamış. Ters Kubbe konseptiyle ilişkilendirildiğinde, frekans tepkisi 40 KHz'e yükseltilebiliyor ve 5 oktavın üzerinde yayılabiliyor. Focal, bununla birlikte hoparlörlerinde kullandığı selüloz hamuru konisinin yüzeyinde, ince cam mikro-topları bulunan Polyglass hoparlör konisini üreterek başka bir ilki gerçekleştirmiş. Bu cam ve kâğıt kombinasyonu, düşük kütleli çok sert bir malzemeden oluşmakta ve lineer bir frekans tepkisi eğrisi sağlamakta. Bu özelliği sayesinde orta frekansları çok temiz bir şekilde vermesi sağlanmış.  

 

Focal’in bir özelliği de hoparlörlerinde, köpük bir çekirdeğe uygulanan iki cam elyafından oluşan "W" koni sistemiyle Sandviç konseptini geliştirmiş olması. Mono-materyal konilerden farklı olarak, "W" Sandviç Konisi, kütle, rijitlik ve sönümlemeyi en üst düzeye çıkararak frekans tepki eğrisini optimize etmiş. Focal tüm bu tasarımlarıyla gerçekten farklı bir yerde.

 

 

 

Wilson Master Chronosonic

 

 

Master Chronosonic, Wilson markasının en önemli hoparlörlerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Ayarlanabilir ve birbirinden bağımsız hacimlere sahip kompozit yapısı ile üstün performans sunan bir ürün. Alt oktavları duymak veya hissetmek için normalde Subwoofer gerektiren diğer pek çok modelden farklı olarak Chronosonic, tüm duyulabilir spektral bant genişliğini benzeri görülmemiş bir zaman alanı doğruluğu, ultra düşük bozulma ve olağanüstü iyi kontrol edilen muhafaza rezonansı ile kapsayacak şekilde tasarlanmış. Bir cümlede bu kadar çok özelliğin barınması belki de çok anlaşılabilir değil ancak sesi duyduğunuzda gerçekten çok üstün bir ürün ile karşı karşıya olduğunuzu ve niçin modelin önünde “Master” ifadesi olduğunu anlıyorsunuz. 

 

Master Chronosonic, müziğin alt oktavlarını yakalayarak yeniden üretebilen tam kapsamlı bir hoparlör. Bunu da tamamen Wilson mühendisleri tarafından özel tasarlanmış aktif bas yönetimi ve 10 ile 40 Hz. arasındaki bölgeyi yeniden oluşturmak üzere tasarlanmış özel Subwoofer sayesinde gerçekleştirmiş. Birçok Subwoofer üreticisi, küçük boyutlu sürücülerle fizik yasalarını esnetmeye çalışırken, Wilson bahsettiğimiz 10 Hz'nin altındaki ses ötesi aralığı yeniden üretmek için, ayarlanmış bir muhafazada üç adet çift örümcek olarak tabir edilen yapıda Woofer kullanmış. Böylece Wilson'ın alt oktava yaklaşımı çok doğal ve saf olmuş. Wilson bu ürünü ile gerçekten büyük ustalık isteyen bir iş çıkartmış.

 

 

Franco Serblin KTema

 

 

Franco Serblin KTema tüm dokunuşları ve tarzıyla tam anlamıyla bir İtalyan klasiği ve sanat eseri. Bu hoparlörleri anlayabilmemiz için biraz firmanın geçmişine bakmamız gerekir zira bu hoparlörler, teknolojinin yanısıra tasarımı ve malzemesi ile bir sanat eseri olarak kabul ediliyor. Ktema modeli Franco Serblin’in tüm bilgi ve deneyim birikimleri ile üretilen nadide bir ürün. Aynı zamanda bu hoparlör 2013 yılında vefat eden ve bir hoparlör duayeni olarak isim yapmış Serblin hayranları tarafından paha biçilmez bir koleksiyon olarak da tanımlanıyor. 

 

Hikayesi kısaca şöyle. Franco Serblin’in ailesi Avusturya-Macaristan topraklarında kalan küçük bir Hırvat köyünde doğmuş. İlerleyen yıllarda aile İtalya’ya taşınmış ve İkinci Dünya savaşı yıllarında İtalya’da faşist akımların yükseldiği dönemde Srblin olan soyadlarını Serblin olarak değiştirmiş. Franco ise bu dönemde yani 1939 yılında doğmuş. Franco hoparlör konusunda çok fazla mesai vermiş ve nihayet 1983 yılında kendi efsanelerini yaratacak Sonus Faber firmasını kurmuş. 1984 yılında ürettiği Extrema zamanının en önemli hoparlörlerinden bir tanesi olmuş. Uzun seneler Cremona kemanlarını inceleyen Serblin öğrendiklerini tasarımlarına uygulamış ve ilerleyen yıllarda bu tasarımlarını Sonus Faber’in imzası haline getirmiş. 2006 yılında ise kendi kurduğu Sonus Faber’den ayrılmış ve kendi adını taşıyan firmasını kurmuş. Bu dönemde Ktema tasarımı üzerinde yoğunlaşarak 5 senelik gelişim sürecinin ardından bu modeli üretmiş. 

 

Böyle bir hoparlör için teknik özelliklerden bahsetmek çok anlamlı değil. Onun için burada sözü ünlü İtalyan opera sanatçısı Andrea Bocelli’nin hoparlör hakkında Franco’ya yazdığı anlamlı mesaja bırakalım: 

 

Sevgili Bay Serblin,

 

Hoparlörlerin önünde oturuyorum ve albümümü dinlerken bilgisayarın başına oturup bu hoparlörlerin kalitesi ve dinlerken bana yaşattıkları zevk için sizi tebrik etmek ve yazmak ihtiyacı hissettim.

 

Sesim kendimden bile daha sıcak ve güzel görünüyor!

 

Sanatçının tam karşınızda olduğu adeta gerçek bir konser salonu.

 

Tebrikler... ”Sonsuza dek tutku ile..”

 

Dearest Mr. Serblin,

 

I am sitting in front of the speakers and, whilst listening to my album, I felt the need to sit down in front of the computer to write and congratulate you for the quality of these speakers and the pleasure they give me whilst listening.

 

Even my voice seems warmer and more beautiful!

 

A real home theatre, where the singer is right there, in front of you.

 

… many congratulations for “a possession forever”

 

Andrea Bocelli

 

Bu sözler bize hoparlörün ses kalitesi hakkında net bir fikir veriyor sanıyorum.

 

 

Tannoy Royal Westminster Gr.

 

 

Tannoy hepimizin bildiği üzere sektörün en tanıdık ve efsane markası. 90 yıllık İngiliz/İskoç ses dehası ve her zaman gelenekçi tasarımlarını yeni teknolojiler ile harmanlayan bir marka. Biraz tarihçesine bakmakta fayda var. Tannoy, İskoçya kökenli bir firma. İlk olarak Londra’da 1926 yılında Tulsemere Manufacturing Company adı altında kurulmuş firma daha sonraki yıllarda İskoçya’daki merkezine taşınmış. 2000′lerde el değiştirmiş TC. Group bünyesine girmiş Tannoy ismi Tantalum olarak bilinen bir alaşımdan gelmiş. Firma kendi bulduğu bu malzemeyi Elektrolitik Rektifiyer (bir elektrolit yani iyonların hareketi sayesinde elektriksel olarak iletken olan, ancak elektronları iletmeyen bir ortam içerisinde alternatif akımı doğru akıma çeviren cihaz) olarak kullanmış. Bu malzemeyi keşfetmelerinin hemen ardından adını Tannoy olarak değiştirmiş. Tannoy o yıllarda seslendirme sistemleri üzerine uzmanlaşmış ancak İkinci Dünya Savaşı ile İngiliz Ordusu firmanın en önemli müşterisi olmuş. 1930’larda Tweeter’ı Mid veya Bas hoparlörün ortasına yerleştirerek “Dual Concentric” olarak adlandırılan hoparlör yapısını geliştirmiş. Günümüzde başta Prestige serisi olmak üzere firmanın son derece gelenekçi bir kullanıcı kitlesi mevcut.

 

Royal Westminster Gr. modeline gelecek olursak, bu hoparlör boyutundan da anlaşılacağı üzere büyük alanlar için uygun. 2 yollu Dual Concentric yapıda ve aslında görüntüsünün aksine çok dinamik bir hoparlör. Kabinde, el yapımı ceviz kaplamalı huş ağacı kullanılmış. Bu haliyle bir mobilya veya dolap gibi görünmekle birlikte tasarım olarak gelenekçi İngiliz ve İskoç tarzında. Bu şekilde tasarlanan kabin kullanılan ağacın özelliği ve kabin hacminin boyutu sayesinde düşük frekanslarda çok dengeli bir ses üretiyor. Hoparlör yapısı son derece minimalist bir görüntüde olmasına karşın verdiği ses çok doğal ve tutarlı. 

 

Alüminyum-magnezyum alaşımlı diyafram yüksek frekans aralığında olağanüstü netlik sağlamış. İlginç bir bilgi olarak paylaşalım, Tannoy bu ürünle bir de kabinin ahşabının zamanla matlaşmasını önlemek için bir de özel olarak formüle edilmiş ahşap cilası üretmiş. Bu İngilizler gerçekten yaptıkları işin değerini korumasını biliyor diyerek bu bahsi sonlandıralım. 

 

Bu yazı ile Kaynak-Amplifikatör-Hoparlör serisini tamamlamış olduk. Burada seçtiğimiz hoparlörler yukarıda da belirttiğimiz üzere, sadece hoparlör üreten firmalar arasından ve çeşitli vesileler ile farklı mekân ve etkinliklerde deneyimleyip, doğal sese yakınlığından dolayı etkilendiğimiz modeller oldu. Tannoy ve Franco Serblin’i yaptıkları ürünlerin yanı sıra tarihsel gelişimlerinde sektöre kattığı değerler ile incelemenin daha doğru olacağını düşündüğümüzden kısaca tarihçelerine de değindik. Tabii ki bunların yanında çok daha farklı, üstün marka ve modeller veya fiyat/kalite dengesi bu modellere göre daha bütçe dostu olan hoparlörler bulunmakta ancak en iyi ses kulağımızın duyduğu sestir görüşünden yola çıkarak duymadığımız bir ses için tamamen teknik özelliklerine bakarak yorum yapmamız pek doğru olmaz. 

 

HiFi’ın en temel felsefesi, kaynak, ampli ve hoparlörü uygun bir odada, uygun kablolar ile birbirine bağlayarak karşısına oturup tercih ettiğimiz müzikleri bu sistemlerde dinlemektir. Fakat sistemin/cihazın verdiği sesi başka sistem ve cihazlar ile mukayese etme imkânımız varsa ve bu bize duyduğumuz sesin daha ötesinde bir ses olduğunu söylüyorsa, burada durup bir kez daha düşünmekte fayda var. Tabii ki bütçeyi de göz ardı etmemek koşuluyla. 

 

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere müzikle kalın.

 

Tamer Tekelioğlu

 

Cazkolik.com / 11 Temmuz 2022, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Tamer Tekelioğlu

  • Instagram
  • Email

YORUMLAR

  • ahmet Hamarat
    04 Ağustos 2022 Perşembe 11:28

    Cok guzel bir makale tesekkur ederiz.. FLAT SPEAKER teknolojilerinden de bahsetmis olmanizi beklerdim. Sanirim cok kullanilan bir tur olmadigindan olabilir.

    Bu Yoruma Cevap Yazın »
  • Tamer Tekelioglu
    04 Ağustos 2022 Perşembe 05:24

    Merhaba, yorumunuz icin tesekkur ederim. Flat hoparlorler sizin de belirttiginiz uzere cok yaygin kullanima sahip olmadigi icin tecrube etmedigim bir konu. Teknolojisi hakkinda da fazla bilgim olmadigi icin konuya yazida deginmedim. Mumkunse bu konudaki deneyimlerinizi paylasabilirseniz cok memnun olurum. Ilginiz ve katkiniz icin cok tesekkur ederim. Tamer Tekelioglu

    Bu Yoruma Cevap Yazın »

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.