Kan, ter ve şarkı söylemek

Kan, ter ve şarkı söylemek

Sizce Türkiye`de uygulanır mı?

Cep telefonu yok, sorun da yok!

Bu köşede daha önce cep telefonlarının konserlere zarar vermeye başladığını yazmıştım, destek de gelmişti. Şikayet ederek sorunun çözüleceği yok, hiç değilse biz cazseverler yüksek konsantrasyon gerektiren konserlerde cep telefonlarıyla boğuşmayalım istiyoruz derken çözüm Amerika`dan geldi. Rolling Stone dergisini okurken köşede küçük bir haber, "cep telefonu yok, sorun da yok"... Allah allah, bu ne ki derken işin aslı anlaşıldı. Yondr isimli şirket konsere girerken minik, kilitlenebilir kılıflar dağıtıyor, tıpkı yandaki resimdeki gibi, mağazalarda elbiselere takılan manyetik aparatları bilirsiniz, onun gibi bir kilit sistemiyle cep telefonunuzu konser boyu kullanamıyorsunuz. Tabii bu zor bir seçim, biletlerin elde kalma riski yüksek ve habere göre sadece Bob Dylan gibi adamlar bu kuralı koyabiliyor. Beni sadece dinlemek için gelin diyor. Adam haklı.


Zarif ve keskin eleştiri sanatı olarak caz

Grubun yeni albümü çıktı

Başlık, geçen hafta yeni albümleri dinlerken dikkatimi çeken bir ayrıntıdan çıktı. Portico Quartet`in yeni çalışması "Art in the Age of Automation"ı dinliyordum (ki grubu sonbahar Zorlu PSM`de dinleyeceğiz). Caz hiçbir dönem slogan atan bir müzik olmadı ama hayata ilgisiz de kalmadı. Caz müzisyenleri (en azından yukarda adı geçen albümlerin sahibi olan tarz müzisyenler) müziklerini doğrudan mesaj verme kaygısıyla yapmadı/yapmaz, (tıpkı modern kavramsal sanatçılar gibi, hatta onların gözlemleri dünyaya ve hayata karşı çok daha keskin ve eleştireldir) öyle olsa emin olun vasat bir müzik olur ama dışavurmak istedikleri derin iç kaygıları müziklerine yansır, kendilerini gizlemez, sahip olduğu en güçlü dille ve en açık şekilde ne düşünüyor ve hissediyorsa söylerler ama tarzları farklıdır.


Kan, ter ve şarkı söylemek

Ağır bir iş olarak şarkı söylemek

Yanda Cage the Elephant rock grubunun solisti Matt Shultz`un fotoğrafını görünce şarkı söylemenin ne denli zor ve yıpratıcı bir iş olabileceğini farkediyorsunuz. En az iki saat sahnede aşırı yüksek tempoda hem hareket halindesiniz hem bağıra çağıra söylüyorsunuz. Evde üç dakika böyle söyleyin dördüncü dakika ses gider. Bu performansa bir de şarkının sözlerinin gerektirdiği dramatik ifadeleri, içine girilen duygusal tünelin bünyede yarattığı etkiyi varın siz düşünün. Üst düzey sporcudan farkları yok. Böylesi performansları tek damla terlemeden, yakışıklılığına, güzelliğine saniye zarar gelmeden konseri sahneye çıktığı gibi bitirenlerle mukayese etmeli mi etmemeli mi? Herkesin dinleyicisi ve gerçekliği farklı diyebilirsiniz, Shultz gibiler şarkı söylüyorsa diğerleri ne yapıyor da diyebilirsiniz!


Herkesin başkan adayı

Pop starı gibi başbakan

Kanada başbakanı Justin Trudeau paylaşılamayan siyasetçi olmayı sürdürüyor. Şu sıra Trudeau`ya en fazla imrenen Amerikalılar olmalı. Genç başbakanın popülaritesi inanılmaz. Yanda fotoğrafını gördüğünüz ünlü müzik dergisi Rolling Stone ağustos sayısının kapağına müzik dünyasında star kalmamışcasına Justin Trudeau fotoğrafı koymuş, altında da hayıflanan bir başlık. Bu işler genellikle tam bir içi seni, dışı beni yakar durumudur. Aslında, genç başbakanın genlerinde popülerlik zaten vardı. Babası Pierre Trudeau da vaktinde Kanada başbakanı bir siyasetçiydi ama babasıyla arasında çok yaş farkı var. Baba Trudeau`nun da çapkın olduğu söylenirdi, hatta anne Margaret Trudeau`nun da. Anne de ünlü bir yazar, oyuncu, televizyoncu, çok yönlü bir entelektüel, bir ara Mick Jagger`la sevgili olduğu da konuşulurdu. Amerikalılar belli ki Kennedy`lere benzeyen renkli aileleri seviyor ama Trump`la idare etmek durumundalar.


Carlos Santana`nın EN`leri

Santana`nın vazgeçemediği albüm

Bu yıl müzik basınında John Coltrane ve özellikle "A Love Supreme" albümü hakkında irili ufaklı bir sürü habere denk geldim. Belki zaten sık çıkıyordur da ben yeni farketmişimdir, emin değilim. Son haber yine Rollins Stone`dan (bu hafta bu dergiden çok malzeme çıktı). Dergi, Santana`ya `en şu, en bu` tarzı bir sürü soru sormuş, soruların biri rahatlamak için hangi albümü dinlersin idi. Cevap; Coltrane "A Love Supreme". Santana albüm hakkında "Coltrane`in müziği bükülmüş ve eğrilmiş bir zihni düzeltebilir" diyor. Dediğine katılıyorum ama "A Love Supreme"i rahatlamak için dinlemek aklıma gelmez doğrusu, belki ne kastettiğini tam anlamadım, o da olabilir. Peki şuna ne dersiniz; "Genç Santana`ya ne önerirsin?" sorusuna avukatlara ve muhasebecilere yüzdeyle değil saat ücreti ödeme yap, bana o saat ne kadar çalıştığını göstersin! Adamın canı ne yandıysa artık :)


Şimdi de market interneti

En ucuzu son kullanma tarihinden bir gün öncesi

İnternete dair hergün, her saat başı yeni bir şey öğreniyoruz desem az kalır. İki hafta önce nesnelerin internetini hayretler içinde yazmıştım, hayretim geçmeden market internetini öğrendim. İşleyiş ve gelişim dair mantığı anlayınca hayret geçiyor ta ki şaşılacak yeni habere kadar. İnternetin sektörel alanda kullanılması mantıklı. Market interneti de öyle, daha önemlisi, üretim ve tüketim arasındaki dengeye yardımcı olması. Sadece Amerikada her yıl 60 milyar kg. yiyecek artttığını öğrenince bu paraların yine herkesin cebinden çıktığı gerçeğiyle beraber market internetinin ürünleri yakın takibe alıp son kullanma tarihine yönelik otomatik ucuzlayan fiyatlar oluşturması (resimdeki gibi) birikmenin önünün alınmasına yardımcı olacaktır şüphesiz. (Bu arada, güzelim yoğurdumuzun `Greek Yogurt` adıyla rafları doldurması ayrı bir hüzün)


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 28 Ağustos 2017, Pazartesi

Kayd

Kaydet

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.