Kayıp ada Atlantis'in caz sakinleriyle röportaj

Kayıp ada Atlantis'in caz sakinleriyle röportaj

 

Atlantis Jazz Ensemble: Akış, Derinlik ve Arayış

 

 

Zaman zaman kendimize sorarız: caz müziğinde yeni bir şeyler duymak ve duyduğumuzu sevmek hâlâ mümkün mü? Benim için bu sorunun cevabı hiç değişmedi: evet mümkün. Cazın artık bir asrı çoktan aşmış büyük birikimi, bu sorunun altında yatan endişenin değil, olumlu yanıtın güvenini yansıtmalı bence. Zira tek dayanağı insan yaratıcılığı olan caz, kendisini yenileme ve yeni kalabilme yeteneğiyle bugünlere ulaştı. Yine bu yüzden gencecik dinleyicilerin ve müzisyenlerin de ilgisini çekebiliyor. Evet, hayatı kolaylaştırmak uğruna yaratıcılığı ve benzersizliği çoğunlukla törpüleyen teknolojik gelişmeler, müziği ve tabii cazı da kuşatmaya başladı. Evet, bu teknolojiler bir yandan müzik yapımını ve dağıtımını kolaylaştırırken ve demokratikleştirirken bir yandan da birbirine benzeyen binlerce albümün üstümüze boca edilmesine yol açıyor. Ama yaratıcılık kendisini yine de belli ediyor ve az sayıda da olsa tat veren, heyecan uyandıran müzisyenler, gruplar, kayıtlar ve hatta plak yapım şirketleri hala ve ne iyi ki ortaya çıkıyor.

 

2013 yılında Kanadalı müzisyenler saksafoncu Zakari Frantz ve piyanist Pierre Chrétien tarafından bir quintet olarak kurulan Atlantis Jazz Ensemble ve müziği tam da bu tarife uyuyor. 2023’te yayınladıkları ikinci albümleri Celestial Suite ile tanıdığım ve hayatıma dahil ettiğim grup, 2026’nın hemen başında Mystic Suite başlığını tercih ettikleri son albümlerini yayınladı. Grubun ilk kaydı ise 2016 tarihli Oceanic Suite olmuştu. 13 yılda üç kayıt yayınlayan grubun diğer üyeleri,  Chris Pond, Ed Lister ve Mike Essoudry. Tüm bu müzisyenler, farklı kültürlerin ve coğrafyaların ilhamıyla ince ince işledikleri, akıcı, ritmik ama bir o kadar da olgun bir müzik yapıyorlar. Cazın taze soluklarından birine dönüşürken bizleri de o mitik adanın sakinleri olmaya davet ediyorlar.

 

Son albümlerinin yayınlanmasından hemen sonra Atlantis Jazz Ensemble’ın kurucularından Pierre Chrétien’e ulaştım. Önceleri küçük ve yerel bir dinleyici kitlesinin bildiği bu grup, uluslararası caz çevresinin hızla artan ilgisine mazhar olurken onlar bu serüveni nasıl görüyorlar ilk ağızdan duyalım istedim. Röportaj teklifimi kabul edince ona grubun gelişimi, müzik felsefesi, gelecek planları ve Kanada’daki caz ortamı hakkında sorularımı yönelttim. O da aşağıda okuyabileceğiniz kısa ve özlü cevaplarını gönderdi.

 

Alper Kaliber

 


 

 

 

Farklı müzikal unsurları cazın prizmasından geçerek yeniden şekillendiriyoruz

 

 

Alper Kaliber: Atlantis Jazz Ensemble, sizin ve diğer bazı müzisyenlerin aynı zamanda The Souljazz Orchestra’nın parçası olduğu bir dönemde ortaya çıktı. Grubun nasıl bir araya geldiğinin hikâyesini anlatabilir misiniz?

 

Pierre Chrétien: Evet, Souljazz Orchestra’daki bazılarımız Gatineau semtinin Old-Hull bölgesindeki “Le petit Chicago” adlı bir mekânda sık sık vakit geçirirdik. Burada her pazartesi caz geceleri düzenlenirdi; 2013 yılında bu gecelerden bazılarını Zak (grubun piyanisti) organize ediyordu. Bu sırada birlikte farklı bir grup kurmaya karar verdik – sanırım grubun adı başlangıçta Zakari Frantz Quintet gibi bir şeydi. Son kadroyu oturtmadan önce birkaç farklı müzisyen denedik, ama doğru insanları bulduğumuzda grubun havasını gerçekten çok sevdik ve devam etmeye karar verdik. Sanırım Atlantis Jazz Ensemble ismini de ben buldum.

 

 

 

Grubun adı kayıp kıta Atlantis'ten geliyor

 

 

Alper Kaliber: Atlantis Jazz Ensemble oldukça özgün bir sound ve atmosfere sahip. Grubun müzikal felsefesini nasıl tanımlarsınız?

 

Pierre Chrétien: En başından beri Kuzey Amerika, Avrupa ve Afrika cazından etkilendik ve bu farklı unsurların birbirleriyle etkileşimini gerçekten sevdik. Grubun ismi de buradan geliyor: bu üç kıta arasında, adını taşıyan okyanusun ortasında var olduğu söylenen efsanevi kayıp ada Atlantis’ten. Bu grupla günümüz cazının çoğunda görülen akademik ve teknik takıntılardan kurtularak anlamlı, moral veren ve spiritüel bir müzik yaratmak istedik.

 

Alper Kaliber: Müziğiniz sıklıkla spiritual jazz ve modal jazz gibi terimlerle ilişkilendiriliyor. Bu etiketler sizin için anlamlı mı? Grubun müziğini siz kendiniz nasıl tanımlıyorsunuz?

 

Pierre Chrétien: Evet, müziği tanımlamak için bazı etiketlere ihtiyaç duyuyoruz ve bu etiketler de en az diğerleri kadar geçerli. Modal Jazz oldukça spesifik bir terim ve bazı parçalarımız aslında hiç modal değil; örneğin “Ebb and Flow” ya da “Elysian Fields”. Spiritual Jazz ise daha geniş bir kavram, sanırım daha kapsayıcı olabilir.

 

Alper Kaliber: Spirituel ve modal cazın ötesinde, dinleyiciler grubun müziğinde başka gelenek ve etkilerin izlerini de duyabiliyor. Afrobeat, Afrika ve Latin müzik gelenekleri ya da diğer formlar dâhil olmak üzere Atlantis Jazz Ensemble’ın en önemli ilham kaynakları nelerdir?

 

Pierre Chrétien: Birçok farklı Afrika, Latin ve Karayip tarzından etkileniyoruz, ancak bunların hiçbirini birebir, saf halleriyle ya da geleneksel biçimde yeniden üretmeye çalışmıyoruz. Tüm bu unsurlar cazın prizmasından geçerek yeniden şekilleniyor. Ayrıca Yusef Lateef, Sun Ra, Pharoah Sanders gibi bu tür etkileşimlerle ilgilenmiş caz müzisyenlerinden de etkileniyoruz.

 

 

 

Albümlerin bütünleşik bir hissiyata sahip olmasını seviyorum

 

 

Alper Kaliber: Atlantis Jazz Ensemble’ın dikkat çekici yönlerinden biri de dikkatlice tasarlanmış albümlerin, basitçe bir araya getirilmiş parçalar olarak değil, bütünlüklü yolculuklar gibi hissettirmesi. Her albümünüzü şekillendiren kavramsal bir arka plan var mı?

 

Pierre Chrétien: Besteci olarak her albümün belirli bir bütünlüğe, bütünleşik bir hissiyata sahip olmasını seviyorum. Genelde her albüm için şarkıları birbirine yakın zamanlarda yazıyorum, bu yüzden her albüm o dönemde hem kişisel hayatımda hem de müzikal gelişimimde bulunduğum noktayı yansıtıyor. Süreçte çoğu zaman ilk önce bir albüm adı buluyorum; bu da müzikal yönü belirlemeye yardımcı oluyor.

 

Alper Kaliber: Albümler arasında da güçlü bir süreklilik hissi var; sanki her biri daha geniş bir müzikal vizyonun birbirine bağlı bölümleri gibi. Siz de grubun diskografisini bu şekilde mi görüyorsunuz? Eğer öyleyse bu vizyon ilk albümden bugüne nasıl evrildi?

 

Pierre Chrétien: Evet, her albümde neredeyse aynı müzisyenlerle ve enstrümantasyonla devam etmek sürekliliğe çok yardımcı oluyor. Ama yeni bir albüm bestelerken öncekileri de hep aklımda tutuyorum. İlk dönem işlerde, örneğin Oceanic Suite’te hâlâ arayış içindeydik; eski swing ya da ballad tarzlarına dokunuyor, kendi yerimizi bulmaya çalışıyorduk.

 

Alper Kaliber: Son albümünüz hem önceki kayıtlarla güçlü bir bağ kuruyor hem de kendine özgü belirgin bir kimliğe sahip. Bu kaydı grubun gelişim çizgisi içinde nereye konumlandırıyorsunuz? Önceki çalışmalarda kurduğunuz müzikal dili hangi açılardan derinleştiriyor ya da dönüştürüyor?

 

 

 

Mystic Suite albümüyle özgün kimliğimizi daha da geliştirdiğimizi düşünüyoruz

 

 

Pierre Chrétien: Son albümümüz Mystic Suite ile biraz daha kendimize güvenir hale geldiğimizi, özgün kimliğimizi biraz daha inşa ettiğimizi hissediyorum. Bu albümde imzamızı taşıyan özgün sound’a daha fazla odaklanabildik. Yine önceki çalışmalarımızdan unsurlar var ama aynı zamanda müzikal evrenimizi de bir ölçüde biraz genişlettik. Bu albümde grubu beşliden yediliye çıkardık; tenor saksofoncu Petr Cancura ve perküsyoncu Marielle Rivard da kadroya katıldı.

 

Alper Kaliber: İleriye baktığınızda Atlantis Jazz Ensemble için plânlarınız neler? Grubun nasıl gelişeceğini öngörüyorsunuz? Yeni albüm için konserler ya da bir turne planladınız mı?

 

Pierre Chrétien: Kısa vadede bu yaz Kanada’daki çeşitli festivallerde sahne alacağız. Kişisel hayatımda şu anda oldukça zor bir dönemden geçiyorum, bu yüzden grubun geleceği hakkında kesin şeyler söylemek zor. Ama elimizde özel bir şey olduğunu düşünüyoruz ve birlikte müzik üretmeye devam etmek istiyoruz.

 

 

 

Sanatçılar kendi kaderini kontrol edebilmeli

 

 

Alper Kaliber: Günümüzde birçok grup için kayıt yapmak, plâk basmak, o plakların dağıtımını sağlamak ve dinleyiciye ulaştırmak oldukça meşakkatli olabiliyor. Atlantis Jazz Ensemble olarak siz bu gerçekliği nasıl deneyimliyorsunuz?

 

Pierre Chrétien: Elimizden geleni yapıyoruz diyeyim... Marlow Records adıyla kendi plâk şirketimizi kurduk. Aslında bu şirket grubun kendisinden bile eski. Tüm dünyadan birkaç partnerimiz var, onların yardımlarıyla her şeyi kendimiz hallediyoruz. Çok fazla emek gerektiriyor ama bir sanatçı olarak kendi kaderini kontrol edebilmek oldukça mükafatlandırıcı.

 

 

 

Kanada caz sahnesi nasıl?

 

 

Alper Kaliber: Son olarak, günümüz Kanada caz sahnesini nasıl değerlendirirsiniz? Dinleyici kitleniz daha çok Kanada’da mı, yoksa daha geniş bir uluslararası caz kitlesinden mi geliyor?

 

Pierre Chrétien: Kanada’da oldukça iyi ve sadık bir dinleyici kitlemiz var, aynı zamanda uluslararası alanda da özellikle Avrupa ve ABD’de büyük destek gördük. Bence Kanada'da ve başka yerlerde neredeyse iki tür caz ortamı var: Birincisi, çok içe kapalı ve geleneksel, katı bir caz camiası; ikincisi ise daha genç, daha açık bir caz ortamı. Bu ortamda insanlar caz doğaçlamasının heyecan verici, canlı yönünü ve insanların o an yaratıcılıklarını izlemenin ne kadar tazeleyici olabileceğini keşfediyorlar.

 

Alper Kaliber

 

Cazkolik.com / 17 Nisan 2026, Cuma

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Alper Kaliber

  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.