Kerem Görsev bu kez niye farklı?

Kerem Görsev bu kez niye farklı?

İstanbulun kültürel merkezlerinden Akbank Sanat

Akbank Sanat 25 yaşında

Cazda bu sene kutlamalar senesi. Bu yıl İstanbul Caz Festivali de, Beyoğlu Akbank Sanat da 25. yılını kutluyor. Beyoğlu Akbank Sanat İstanbullular için daimi adreslerin başında geliyor. Hem caz müziğine ardına kadar açık kapısı hem sanatın bütününü kucaklayan özelliğiyle kurumsal bir güven veriyor. Önümüzdeki hafta TRT Radyo-3`de yayınlanacak "Caz Almanak" radyo programım için Akbank Sanat yöneticisi sevgili Derya Bigalı ile özel bir program kaydettik, sonrasında ayrıca bir de ek söyleşi yaptık ki o da bu hafta Cazkolik`te yayına girecek. 25 yıl önce, daha orası henüz Akbank Parmakkapı şubesiyken başlayan maceranın bugüne uzanan izleri sayısız konser, sergi, etkinlik ve tabii Akbank Caz Festivali`nin anılarıyla dolu. Bir sanat merkezi nasıl idare edilir, etkinlikler nasıl planlanır, sergiler, konserler, seminerler, paneller, gösteriler nasıl organize edilir hepsini konuştuk. Bu yıl gerçekleştirileceklere değindik. Mart başında gerçekleşecek dünyaca ünlü caz müzisyeni Joachim Kühn konserini konuştuk. Caz konserlerine biraz daha ağırlık vereceklerini konuştuk. Başka şeyler derken hem program hem söyleşi güzel oldu.


Kerem Görsev bu kez niye farklı?

Fırtınadan sonra caz...

Yakında yeni Kerem Görsev albümünü beraber dinleyip konuşmaya başlarız ama bu kez karşınızda farklı bir Kerem olacak, adetâ hayata yeni bir başlangıç yapmışcasına heyecanlı olan Kerem yayınlayacağı albüme "Fırtınadan Sonra" adını verdi. Özel hayatında yaşadığı dalgalanmanın ardından yeni bir hayat! Gazeteler yazdı, zaten biliyorsunuz ama ben size müziğinden söz edeyim. Dörtlü formatı Kerem`in bu albümde yapmak istediği müzikler için en iyi format. Trompette şu an dünyanın (bence en iyi iki-üç isminden biri) Terell Stafford, basta yine dünyanın en iyilerinden Peter Washington, piyano ve besteler kendisi ve davulda Ferit Odman`ın olduğu dörtlü gerçekten çok iyi iş çıkarmış. Bence albüm çıkar çıkmaz alın. Stafford temiz cümle bakımından üstüne olmayan kuyumcu titizliğinde bir sanatçı. Ben, albüme adını veren "After the Hurricane"i özellikle çok beğendim. Duygu terazisi mükemmel, solist işçilikleri birinci sınıf, bas ve davul enfes, sekiz dakikalık bir zirve! Benden söylemesi. Siz de az merak edin nasılsa yakında çıkar!


Jaco Pastoruis`u kim öldürdü?

Jaco bu sonu haketmedi

12 eylül 1987 günü sabaha karşı bir avm`nin karanlık, dar sokağında uzun saçlı genç bir adam kanlar içinde yerde yatıyordu. Polis geldiğinde yanında diz çökmüş bir kadın vardı. Kanı temizlemeye çalışıyordu. Bir ara kadın başını kaldırdı ve `Jaco yaralandı` dedi. Çevrede tanık arandı, ilerdeki barın koruması geldi. 25 yaşındaki Vietnamlı mülteci Luc Havan adamın sarhoş olduğunu, küfrettiği için bara alınmadığını, barın kapısını tekmeleyince iterek durdurmaya çalışınca geriye düşüp kafasını betona vurduğunu söyledi. Polis raporuna da böyle yazıldı. Kafatası kırılmıştı. Yüzü mosmordu. Olaydan önce Jaco o civarda ünlü ama adresi olmayan bir serseri olarak biliniyordu. İkinci karısıyla görüşmesi yasaklanmıştı. Fort Laudardale hastanesinin yoğun bakımında 9 gün yattı. Gazeteler "caz dehası için karanlık günler" manşetleri atıyordu. Hastanede onu sadece bir doktor tanıdı. Ölümünden çoğu kişi Luc Havan`ı sorumlu tuttu ama sonra herkes bu manik depresif afresif dehanın çocukluğundan itibaren sorunlu olduğunu kabul etti. Ne olursa olsun bu şekilde ölmeyi haketmemişti.


Kötü bir film olarak "Born to be Blue"

5 yıldızı niye vermişler acaba?

Başrolünde Ethan Hawke`nin oynadığı "Born to be Blue" filmini hiç sevmedim. Film geçen sene oynamıştı, ben ancak izledim, birşey kaybetmemişim. Aslında Ethan Hawke`yi severim, iyi rolleri vardır. Sanırım filmin çekilmesinde sadece oyuncu olarak değil proje olarak da katkısı var, belli ki Chet Baker`ı seviyor, tip olarak onu oynayacak en iyi adaylardan ama gelin görün hiç olmamış. Baker`ın neden sorunlu biri olduğuna dair izleyici bir fikre sahip olamıyor, babasıyla anlaşamadığını anlıyoruz ama niye anlaşamadıklarını anlamıyoruz. Bağımlılıklara zaafı olan, zayıf, sorunlu ama yüksek düzeyde yaratıcı biri. Film bir manik depresif portresi çiziyor. Hawke`nin oyunculuğu Chet Baker için yeterli değil ama sevgilisi rolündeki kız daha iyi, özellikle "My Funny Valentine"ı söylediği anda kızın yüz ifadesi filmin en iyi ânıydı. Miles Davis ve Dizzy Gillespie tiplemeleriyse tam karikatür!


Jazz Light Project

Ozan Musluoğlu ve bası

Caz ve fotoğraf. Yüzyıllık aşk hikayesi. Caz tarihine damga vuran ölümsüz siyah beyaz fotoğraflar olmasa caz efsanesi bu kadar yakışıklı olur muydu? Özellikle televizyonun, filmlerin yaygın olmadığı yılların fotoğrafları sanki sanatçıların hayat hikayesi bir karede anlatır gibidir. Bu ölümsüz ilişki hangi yeni teknolojik gelişme olursa olsun sürecek görünüyor. Özellikle de siyah beyaz. Ahh o siyah beyaz fotoğraflar. Bu konuda en yeni haber bizden. Fotoğraf sanatçısı Engü Balkan "Jazz Light Project" adını verdiği tümü siyah beyaz çalışmalarını kendi web sitesinde yayınladı. Kadıköy The Badau caz klübüyle işbirliğinde, klüpte sahne alan 18 sanatçıyı fotoğraflayan Balkan hedefinin bu fotoğraflardan oluşan sergi ile sergide konser yanında kitap basılması olduğunu belirtti. Hepsi birbirinden güzel fotoğrafları buraya tıklayarak sanatçının web sitesinden izleyebilirsiniz.


Kapak fotoğrafçılığında ne kadar yol alındı?

Bir duruş klasiği

Caz fotoğraflarını çok konuşuruz ama kapak fotoğrafçılığını konuşmayız. 40-50`li yıllarda özellikle şarkıcılı kapaklar bir alemdi, yandaki fotoğrafa bakın anlarsanız, belki bugünden bakınca öyle geliyor diyebilirsiniz tabii ama verilen pozlar, fotoğrafçıların insanlara poz verdirme şekli zamanla kült olup çıktı. Mel Tormé`nin bu fotosu bir duruş klasiğidir. Baş aşağıdan yukarı bakar pozisyonda, keskin bir ışık düzenlemesi, yüze kondurulmuş gülüş vs. Bu tarz yıllar sonra bize de geldi, dönemin en önemli fotoğrafçısı Erol Atar`ı hatırlar mısınız? Bir zaman siyasetçiler dahil herkes kapısında kuyruk olurdu, onun bir de kendine özgü negatif film üzerinden rötuş tekniği vardı ki esas kıymetli olan o teknik idi. Bir döneme çok emeği vardır. Allahtan altmışlardan itibaren müzik firmaları kurumsal tavır geliştirdiler de olay çeşitlendi. Gerçi o yıllarda Andy Warhol, David Stone Martin, Jim Flora, daha sonra Reid Miles gibi isimler fotoğrafsız kapak çizimleri konusunda bugün dahi hâlâ aşılmamış inanılmaz işlere imza attılar ama fotoğraflarda eğer sanatçı varsa pozlar hâlâ zayıf. Tamam, insanları eskiden böyle çekiyorlardı peki şimdi nasıl, cazdan indie müziklere kadar çoğunda eğer grupsa ayaklar açık, sert, meydan okuyan bakışlar, standart fotoğraf duruşu bu!


Kemanın kalbi kırık

Didier Lockwood`un kemanı sustu

Hafta ölüm haberiyle başladı. Benim gibi caz kemanında Jean-Luc Ponty`den başkasını tanımam diyenlerin de büyük saygısını kazanan Didier Lockwood`un Paris`teki Le Bal Blomet isimli caz klübündeki performansı sonrası geçirdiği ani kalp kirizi nedeniyle hayatını kaybettiği açıklandı. Kemanın kalbi kırıldı. Henüz 62 yaşındaymış, daha çok genç sayılacak bir yaştaydı usta sanatçı, ustalığının zirvesindeydi. Akıl hocası ve ustası Stephane Grapelli`den aldığı eli hakkıyla kullandı. Didier ustası Grapelli gibi kendini gypsy cazla sınırlamamıştı. Onunla tanıştığı yıllarda zaten ünlü bir rock kemancısıydı. Dönemin progresif grubu Magma`nın üyesiydi, Grapelli caz füzyona yönelmesinde etkili oldu ama Didier müzikal persekpektifini hep geniş tuttu. Opera besteledi, şarkıcı karısı Caroline Casadesus için müzikal yazdı. Hiçbir zaman tipik bir caz müzisyeni olmadı belki ama Fransız caz müziği onsuz da anılmazdı.


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 26 Şubat 2018, Pazartesi

Kaydet

Kaydet

Kaydet

 

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.