Müziği cep telefonundan kulaklıkla dinleyenler bu yazıyı mutlaka okumalı

Müziği cep telefonundan kulaklıkla dinleyenler bu yazıyı mutlaka okumalı

Tidal, FiiO Q1 Mark II ifi xDSD Portatif Kulaklık Amplisi ve Sennheiser HD600 PXC480 Kulaklıklar ile Portatif Hi-Res Audio Sistem Deneyimi

 

 

Merhaba değerli müzikseverler,

 

Bu yazımda müziği ses kalitesinden ödün vermeden, evde veya sokakta cep telefonundan kulaklık ile dinlemek isteyen okurlarımız için faydalı olabileceğini düşündüğüm cihazlara ilişkin düşünce ve deneyimlerimi paylaşacağım. Ses kalitesinden ödün vermeden de mobil cihazlarla müzik dinlemek mümkün. Bu sebeple yüksek kalitede ses ile müzik içeriği sunan Tidal Müzik Platformu ve Tidal’ın sunduğu bu sesin hakkını vererek kulağınıza ulaştıracak iki portatif kulaklık amplisi ile iki farklı karakterde kulaklıktan bahsedeceğim. Teknoloji artık cebimize girecek kadar küçüldü ve neredeyse evdeki sistemlerimizi aratmayacak şekilde ses kalitesini mobil cihazlara taşıdı. Bu cihazlar bize müziği ses kalitesini iyileştirerek, evde, sokakta veya seyahat ederken kısacası hemen her yerde dinleme imkanı sunuyor.

 

Dijital müzik günümüzde en çok tercih edilen format olarak karşımıza çıkıyor. İstatistikler müzik dinleme alışkanlığının büyük oranda dijitale yöneldiğini gösteriyor. Müzik sektöründeki kaset, CD, plak ve dijital müzik dağılımlarına baktığımızda durumun tam olarak böyle olduğunu görüyoruz. Amerika kökenli The Recording Industry Association Of America (RIAA)’nın verileri müzik endüstrisinde kullanım şeklinin nasıl değiştiğini çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. 1973 – 1982 yıllarında en popüler kullanım formatı plaklardan oluşurken ve 1978 yılında plak satışları 4.1 milyar dolara ulaşırken, 1988 yılında kasetler popüler oluyor ve 6.3 milyar dolar satışa ulaşıyor. 1990’larda ise CD dönemi başlıyor ve 7.5 milyar dolar satış gerçekleşiyor. Bu tarihten itibaren CD satışı 2008 yılına kadar rakip tanımıyor ve 2002 yılında rekor satış ile 12.6 milyar dolara ulaşıyor. 2005 yılından itibaren ise dijitalleşme başlıyor ve 2007 yılında 10.9 milyar dolarlık sektörden %11 pay alarak 1 milyar dolar seviyesine erişiyor.

 

 

Bugün sekiz binden fazla üyesi ile küresel müzik endüstrisinin en önemli kuruluşlarından Uluslararası International Federation of the Phonographic Industry (IFPI)’nin verilerine göre ise küresel kaydedilmiş müzik endüstrisinin 2020 yılı kaset, plak ve CD ve dijital kullanım toplamı 21.6 milyar dolar oluşuyor. Bu rakamın %62.1 yani 13.4 milyar dolarını dijital müzik platformları oluşturuyor. Fiziki satış toplamı ise %19.5 pay ile 4.2 milyar dolar seviyesinde. Kalan %5.8 yani 1.25 milyar dolar pay ise indirilen müziklere ödenen telif ücreti olarak bildiriliyor.

 

Bugün dijital müzik sektörünün lideri Spotify, en büyük rakibi ise Apple Music olarak kabul ediliyor. Spotify’ın resmi internet sitesine göre 158 milyon abonesi mevcut. Ancak bu rakam deneme süreleri dikkate alındığında neredeyse iki katına çıkıyor. Spotify, bünyesinde yaklaşık 70 milyon albüm ve şarkı ile 2.6 milyon podcast’in olduğunu duyuruyor. Ancak bunun rekabet için yeterli bir kriter mi olup olmadığı tartışılıyor, nitekim her iki platformun da ses kalitesinden memnun olmayan bir kitle mevcut. Burada “not quantity but quality” ilkesi gündeme geliyor ve Tidal bu durumu farkederek rekabeti içerik sayısının daha ötesinde ses kalitesi kulvarına taşıyor. Şu an yüksek ses kalitesinde en yaygın formatlardan birisi olan MQA Tidal’ın rekabetteki en etkili hamlesi oluyor. Kayıpsız müzik sloganı ile sektöre giren ve FLAC dosya kullanan Tidal, bu alandaki iddiasını giderek güçlendiriyor ve ses kalitesinde sürekli iyileştirmeye giderek MQA formatını kullanacağını duyuran ilk müzik platformu oluyor.

 

Tidal’ın hikayesi böyle başlıyor. Peki her şey yolunda gidiyor mu şimdi gelin kısaca bu konuya değinelim ve Tidal bu format ile bize ne sunuyor, artı ve eksileri nelerdir kısaca bir bakalım.

 

 

 

Tidal ve MQA

 

 

Tidal bir süredir 24bit/96kHz gibi yüksek çözünürlükte MQA albümleri üyelerine sunuyor. “Master” olarak adlandırılan bu yüksek çözünürlüklü albümler önceleri sadece bilgisayar ortamından, USB çıkışıyla Tidal’ın kendi uygulaması üzerinden kullanılabiliyorken şu an artık cep telefonlarında bile cihaza Tidal uygulamasını yükleyerek HiFi üyeliği üzerinden Master kalitesinde sese ulaşabiliyoruz. Bu üyeliği seçtikten sonra uygulamada size ses kalitesi olarak Normal, HiFi ve Master olmak üzere üç seçenek çıkıyor ve Master seçeneği işaretlendikten sonra bu özellikteki albümleri dinleyebiliyorsunuz. İlk başta Master albüm sayısı oldukça sınırlıyken zaman içerisinde bu sayı artarak uygulamada bulunan birçok albümün Master versiyonu yer almaya başladı. Kullanıcıların yorumlarına göre, bir albümün Master (24/96) versiyonu ile CD kalitesindeki HiFi (16/44.1) versiyonu arasında, eğer orijinal stüdyo kaydı yakın zamanlarda yapılmış bir HD kayıt ise (24Bit/88.2kHz, 24Bit/96kHz, 24Bit/192Khz gibi) önemli bir fark oluştuğu belirtiliyor. Bu önemli bir fark ancak şöyle bir engel mevcut. Android yazılımda bu sesi duymak için cep telefonunuza kulaklığınızı bağlamak yetmiyor. Bu şekilde yaparsanız aldığınız ses, her ne kadar uygulama üzerindeki albümde Master yazıyor olsa da, aslında değil, çünkü Android telefona özel bir OTG kablo ile bir HiRes DAC özellikli kulaklık amplisi bağlamak gerekiyor. İşin kötü tarafı bu da yeterli olmuyor, çünkü Android MQA özelliği olan dosyayı çözemiyor ve sesi CD kalitesinde yani 16/44.1kHz olarak size iletiyor. Peki ne yapmak gerekiyor? Çözüm basit ama küçük bir maliyete katlanmak gerekiyor. Bir sefere mahsus olmak üzere yaklaşık 20-USD’lik bir maliyet ile basit bir ara yüz programı olan USB Audio Player Pro ile tüm bu sorunlar gideriliyor. Bu programı telefonunuza yükleyip gerekli ayarları detaylı olarak yaptıktan sonra Programın Tidal seçeneğini tıklayıp kullanıcı adı ve şifrenizi girdiğinizde Tidal hesabınızdaki MQA albümlerinin gerçek kapısı size açılıyor. Program kullanıcı dostu tabir edilen kolay kullanıma sahip. Albüm görseli, hangi çözünürlükte olduğu gibi bilgileri detaylı olarak size sunuyor. Telefon belleğinde çok yer kaplamıyor ancak tek dezavantajı Tidal uygulamasında indirdiğiniz yani çevrim dışı olan albümlerinize erişmiyor. Dolayısıyla sadece online olarak çalışıyor. Şimdi diyebilirsiniz ki bu kadar eziyete ne gerek var? Açıkçası ilk başta ben de aynı düşüncedeydim ancak bir yandan da merak ettiğim için denemeye karar verdim. İyi ki denemişim çünkü ses detayını ve derinliğini gördükten sonra geriye dönüş olmuyor. Yıllardır seyahatlerde yanımda taşıdığım Sony Discman’i emekliye ayırdım diyebilirim. Tabii unutulmaması gereken bir husus, bu bahsettiğim eziyetin sadece Android için geçerli olduğudur. Apple iOS yani Iphone için böyle bir eziyete gerek yok.

 

Tidal’ın MQA formatı için önemli bir husus da internet altyapısının güçlü olması. Aksi halde MQA formatlı albümlerde şarkı esnasında veya geçişlerinde can sıkıcı kesintiler yaşanıyor. 2.4 veya 5 GHz. üzerinden yayın yapan modemlerde bu sorun meydana gelmiyor.

 

 

FiiO Q1 Mark II ve iFi xDSD

 

 

Bu bölümde kendisi küçük ama marifeti büyük iki cihazdan bahsedeceğim. Bu iki cihaz portatif HiRes kulaklık amplisi. Her iki cihaz da aynı işi yaptıkları halde farklı özellikleri ve ses karakteristikleri ile benim için portatif müzik dinlemenin olmazsa olmazı. Cihazlar normal bir cep telefonu boyutundan daha küçük ve istenirse cep telefonunun arkasına özel aparatları ile sabitlenip kendi özel ve kısa ara kabloları ile telefona bağlanarak telefonu güçlü bir müzik sistemine dönüştürme özelliğinde. Hani 80’lerde elimizden düşürmediğimiz Walkman’lerimiz vardı, biraz o tarzda, boyut olarak daha küçük ama ses olarak çok daha büyük.

 

 

Çinli FiiO normal şartlarda Apple IOS cihazlar için tasarlanmış ve Apple sertifikası olan portatif bir HiRes DAC ve kulaklık amplisi. HiRes özelliği sayesinde 32bit/384kHz’e ulaşan çözünürlüğü ile gerçekten detaylı ve güçlü bir ses sunuyor. Cihazın önemli bir özelliği de DSD formatını destekliyor olması. DSD formatında müzik dosyalarınız varsa cihaz üzerinde yeşil renkli küçük bir led yanıyor ve müziği bambaşka bir boyutta tüm detayı ile dinleyebiliyorsunuz. Bununla da yetinmeyen FiiO sesi daha güçlendirmek için “Gain”, bası daha artırmak için ise “MegaBass” seçenekleri sunuyor. Cihazı herhangi bir kaynağa analog olarak bağlamak isterseniz ayrıca 3.5 mm. analog giriş verilmiş. Bu şekilde bağlandığıında HiRes özelliği devre dışı kalıyor tabii ki ama ses yine doyurucu. Cihazda 3.5 mm. kulaklık çıkışı ve ayrıca Balanced kulaklık çıkışı mevcut. Cihaz yukarıda bahsettiğim üzere iphone için tasarlanmış ve iphone ile kullanmak üzere tüm aksesuarlara sahip. Ancak bu cihazı Android ile kullanmak da mümkün. Bunun için FiiO’nun ML06 Micro to Micro USB Data kablosunu satın almanız gerekiyor. Sıradan bir OTG kablosu ile de bağlayabilirsiniz ama bu kez cihaz cep telefonu üzerinden şarja geçerek cep telefonunuzun şarjını kullanıyor. Android kullanımında MQA albümleri yukarına bahsettiğim üzere USB Audio Player Pro üzerinden gerçek sesi ile dinleyebiliyorsunuz. FiiO güçlü ve doygun bir sese sahip ödüllü bir cihaz ancak “Gain” ve “MegaBass” kullanımında sese müdahale edildiği için gerçek sesin biraz dışına çıkıyor.

 

 

Şimdi de ifi xDSD’ye bir bakalım. İfi markası benim uzun zamandır çok ilgimi çeken, farklı cihazlarını kullandığım ve beğenimi kazanan bir İngiliz markası. Portatif cihazlar kategorisinde çok başarılı ürünler sunan bu marka Hi-Fi meraklılarının hep ilgi odağı oldu. Bu mini cihazlar için ürettikleri “Rack” sistemi bile markanın cihazlarına verdiği değerin bir göstergesi. xDSD’nin birçok özelliği mevcut ama bence en önemlisi MQA formatını resmi ve sertifikalı olarak destekleyen ilk portatif DAC ve kulaklık amplisi olması. Çıktığı yıl Expert Imaging and Sound Association (EISA) tarafından ödüllendirilen ve önerilen bu cihaz ödüllere doymadı. Cihaz DSD formatı da dahil pek çok yüksek çözünürlükteki ses dosyalarını destekliyor. Cihaz indirilmiş veya Tidal akışlı müzik için en yüksek kalitede PCM768/DSD512 ve MQA formatlarını tam stüdyo kalitesinde sunuyor. Ayrıca CD kalitesindeki Bluetooth bağlantısı hem Apple IOS hem de Android cihazlarıyla uyumlu yapıda, yani aPTX ve AAC desteği sağlıyor. Böylece CD kalitesinde bir ses elde etmek istiyorsanız kablo bağlantısına da ihtiyacınız yok. Bu arada cihazı Android bir telefona bağlayabilmeniz için ifi’nin kendi özel OTG Data kablosunu ayrıca almanız gerekiyor.

 

Cihazın benim için diğerlerinden çok önemli bazı farkları var. Bunlardan birisi desteklediği formatı belirten ve her format için farklı renkte yanan bir led indikatörü. Örneğin yeşil yandığında PCM 44/48/88/96kHz yani CD kalitesinde çözünürlük verirken mavi yandığında DSD256 çözünürlük, kırmızı yandığında DSD512 çözünürlüğe erişiyor. MQA için led indikatörü pembemsi bir renkte yanıyor. Böylece cihaza bağladığınız kaynağın gerçekten bu formatta ses iletip iletmediğini de görmüş oluyorsunuz. Diğer önemli bir özellik ise cihazın ses ayarını Deck cihaz gibi sabitleyebiliyor olmanız. Bu sabitleme işleminde ses ayar düğmesi beyaz renkte yanıyor ve devre dışı kalıyor. Cihazı tıpkı bir Deck bileşen gibi ev sistemindeki amplinize bağlayabiliyorsunuz. Cihazın OTG girişi ile şarj girişi ayrı ayrı tasarlanmış. Bu da önemli bir özellik çünkü cihazı kullanırken aynı zamanda şarj edebiliyorsunuz. Sese biraz daha boyut katmak için “3D” ve daha derin bas sesler için “xBASS” seçenekleri mevcut ancak benim pek tercih etmediğim özellikler bunlar. MultiBit desteği ise enstrümanların tüm tınılarını ayrıntılı bir şekilde duymanızı sağlayan bambaşka bir dünya. İfi xDSD aslında güçlü bir sesten ziyade çok narin ve detaylarda gezinen sese sahip bir cihaz. Bu sebeple xBASS gibi özellikler cihazın bu karakteristiğini yok edebiliyor. Narin ve detaycı sesi ile FiiO’dan ayrılıyor.

 

Her iki cihaz da üzerine düşen görevi gayet başarılı bir şekilde yerine getiriyor. Tabii ki bu alanda çok güçlü ve kaliteli rakipleri olduğu muhakkak ancak onlara kıyasla hem boyut, hem de özelliklerine oranla ücretleri daha makul.

 

 

Sennheiser HD600 ve PXC480

 

 

Sennheiser tüm dünyada marka bilinirliği yüksek bir firma. Fritz Sennheiser tarafından 1945 yılında kurulan şirketin merkezi Hanover Almanya’da. Şirket kuruluşundan bu yana aile tarafından yönetiliyor. Önceleri stüdyo ve sahne mikrofonları üreten firma daha sonraları stüdyo kulaklıkları, tüketici kulaklıkları, Call Center ekipmanları ve toplantı odası mikrofonları, tıbbi işitme cihazları gibi farklı alanlarda faaliyet gösteriyor. Tüketici kulaklıkları alanında neredeyse en fazla ürün gamına sahip. Kulaklık dünyasında son yıllarda sıkça karşılaştığımız oyuncu kulaklıklarından tutun, seyahat kulaklıkları, odyofil kulaklıkları, TV kulaklıklarına kadar akılınıza gelen tüm alanlar için değişik tasarım ve özellikte kulaklık gamıda sahip. Kulağı bütünüyle örten (over ear), kulağın sadece üstünü kaplayan (on ear), kulak içine giren (in ear), arkası açık (open back), arkası kapalı (close back) gibi terimlerin günlük konuşmalarımıza girmesinde Sennheiser’in rolü büyük. Firmanın Odyofil ve Hi-End kullanıcılar için oldukça başarılı kulaklık modelleri bulunuyor ve tüm dünyada en iyi referans kulaklıkları arasında gösterilen HD600 modeli yıllardan beri bu ünvanını koruyor.

 

 

Hem merakım, hem de bir dönem işimin bir parçası olması sebebiyle çok fazla kulaklık deneme imkanım oldu ancak sesi bu kadar olduğu gibi yani doğal veren kulaklık sayısı çok fazla değil. HD600 over head - open back yapıda bir referans kulaklığı yani kulağı tamamen örten ancak arkası açık olduğu için sesi bastırmayan, dış sesleri alan ve sesi dışarıya veren bir kulaklık.  Bu özellikleri ile sanki kulağınızda yokmuş gibi, kulağı kesinlikle yormayan, sese hiçbir müdahalede bulunmayan, tamamen detaylarda gezinen narin bir kulaklık. Bu özelliği ile steril bir ortamda kullanılması gerekiyor. Özellikle lambalı ampliler ile kullandığınızda ses detayını çok başarılı bir şekilde veriyor.

 

 

Sennheiser PXC480 ise over head-close back yani kulağı tam saran arkası kapalı yapıda bir seyahat kulaklığı. Tizi, bası ve sesi güçlü ancak sürücüleri HD600 gibi detaya inemiyor doğal olarak. Noice Cancellation yani gürültü önleyici özelliğini devreye soktuğunuzda neredeyse dünya ile bağınız tamamen kesiliyor ve gümbür gümbür çalan müziğin ortamına giriyorsunuz. Bir üst modelde kablonun yanı sıra Bluetooth bağlantısı da mevcut ama kablosuz bağlantı ile 16bit/44.1kHz çözünürlükten fazlasını almak şu aşamada mümkün olmadığı için kablo bağlantıyı tercih etmek ses detayı için daha iyi. Aksi halde MQA formatının bir anlamı kalmıyor.

 

 

FiiO ve PXC480

 

 

Küçük boyutuna rağmen güçlü sesi ile FiiO, PXC480 ile kullanıldığında benim için seyahatlerin ve yürüyüşlerin vazgeçilmez bir parçası oldu. Bu ikili özellikle rock, pop ve benzeri hareketli, yüksek tempo ve volümlü müzikler için gerçekten inanılmaz bir performans sunuyor. Özellikle uçak seyahatlerinde tek koridor dar gövdeli uçaklarda motora yakın bir yerde oturuyorsanız gürültü kesme özelliği zaruri hale geliyor ve çok işe yarıyor. Ancak bu kombinasyonun vokal, caz veya klasik müzik türleri için çok uygun olduğu söyleyemem çünkü detayı ve derinliği çok alamıyorsunuz.

 

 

İfi ve HD600

 

 

Her ne kadar ifi portatif kulaklık amplisi olarak tasarlanmış olsa da benim için evde veya sabit steril bir ortamda HD600 ile gösterdiği uyum çok iyi. Büyük sistemleri açıp ısınmasını beklemek için vaktiniz yoksa ama benzer doğallıkta ses ile müzik dinlemek istiyorsanız bu ikili size gayet başarılı bir çözüm sunuyor.

 

Bu kombinasyonları kendi aralarında değiştirdiğinizde, önceki eşleştirmenin ne kadar doğru olduğunu fark ediyorsunuz. Her cihazın kendine has teknik özellikleri ve karakteristikleri mevcut. Önemli olan cihazların bu özellik ve karakteristiklerine uygun eşleştirmeler yapabilmek. Bunu yaptığınızda ve ikna olduğunuzda mutlu oluyorsunuz ama arayış ve merak bizler için hiç bitmiyor. Burada bahsettiğim cihazlar ve eşleştirmeler tamamen kendim için deneyimlediğim ve ikna olduğum kombinasyonlar. Başka bir kulak bunu pratikte yeterli veya iyi bulmayabilir, teorik olarak da eşleştirmek isteyebilir. Sıkıcı olmaması açısından cihazların teknik özelliklerini yazıya almadım. Cihazların teknik özellikleri orijinal web sayfalarında detaylı olarak sunuluyor. Bu özelliklere bakıldığında cihazların karakteristikleri ve uyumu da teorik olarak görülebilir. Bir sonraki yazımda buluşmak umuduyla müzik dolu günler diliyorum.

 

Tamer Tekelioğlu

 

Cazkolik.com / 25 Ağustos 2021, Çarşamba

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Tamer Tekelioğlu

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X Advertisement