Müziğin son kırk yılına damga vuran Ümit Besen ile son albümünden caza çok şey konuştuk

Müziğin son kırk yılına damga vuran Ümit Besen ile son albümünden caza çok şey konuştuk

Yaşanmış aşkların türü olmaz


Usta müzisyen Ümit Besen, ‘Başka’ isimli albümünün devamı niteliğinde yayımladığı ‘Ümit Besen ile Başka Sahne’ ile dinleyiciyle buluştu. Hiçbir zaman “meşhur olmak” gibi bir kaygısının olmadığını ve bu sebeple “Hangi tarzda şarkı söylesem” diye düşünmediğini belirten Besen, “Ben yaşadığım duyguları besteledim. Yaşanmış aşkların türü olmaz ne hissettiğini notaya dökersin” diyor.


‘Nikah Masası’, ‘Okul Yolunda’, ‘Seni Unutmaya Ömrüm Yeter mi?’ gibi unutulmaz şarkılara imza atan Ümit Besen, eski şarkılarına yeni bir yorum kazandırdığı 5 şarkılık albümü ‘Ümit Besen ile Başka Sahne’ ile müzikseverlerle buluştu. Albümde Gökçe ile ‘Seviyorum Özlüyorum’, Gülden ile ‘Değiştim’ şarkısının düet çalışmasının yanı sıra "Okul Yolunda", "Gidiyorum Buralardan" ve "Dostlar Sağolsun" parçalarına Ümit Besen’in ‘başka’ yorumlarını dinlemek mümkün.


“Vadettiğimiz şey aynı sunumu başka. Yoksa geçmişte de sahnelerde çaldığımız söylediğimiz şarkıların aynılarını seslendiriyoruz” diyen Besen, “Yeniden düzenlenmesine ihtiyaç gördük. Şimdinin gençleri için yeni şarkılar zaten. Annelerinin babalarının dinledikleri şarkıları yeni düzenlemeler ile çocuklarına da sevdirdiğimi görmek beni çok mutlu ediyor” diye konuşuyor.


Besen ile 40 yıllık sanat yılını ve yeni albümünü konuştuk. Söz ustada


Işıl Çalışkan


Arabamda her tarz müzik dinliyorum, buna caz da dahil


Işıl Çalışkan: ‘Ümit Besen ile Başka Sahne’, dinleyiciye nasıl bir başka’lık vadediyor?


Ümit Besen: 2016 yılının Haziran ayında çıkan ‘Başka’ albümümüzün devamı niteliğinde bir çalışma yaptık. O albümde daha önceden seslendirdiğim veya genç arkadaşlarımın seslendirdikleri şarkıları yeniden düzenlemiştik, bu çalışmamızda da bu başkalaşmaya Gülden ve Gökçe eşlik etti.


Vadettiğimiz şey aynı, sunumu başka. Yoksa geçmişte de sahnelerde çaldığımız, söylediğimiz şarkıların aynılarını seslendiriyoruz. Sahneye gitarım ile çıkıyorum. Arkada bana eşlik eden bas gitarist, gitarist, klavyecimiz, davulcumuz ve klarnetçimiz var.


Işıl Çalışkan: Ümit Besen ile Başka Sahne’de Gökçe ve Gülden ile birlikteliğiniz söz konusu. Bir önceki albümünüz Başka’da da şaşırtan birliktelikler söz konusuydu. İsimleri ve şarkıları neye göre belirliyorsunuz?


Ümit Besen: Önceki albümde koordinatörlüğü yapan menajerim Serdar Yılmaz bu konuda çok destek oluyor. Şehir dışındaki konserlere giderken yolculuk sırasında menajerim farklı farklı genç sanatçı kardeşlerimi dinletir, fikir alışverişinde bulunuruz. İsim önerileri ve şarkı önerileri ondan gelir.


Yeniden hayata kazandırılması olarak bakıyorum


Işıl Çalışkan: Bu albümde Okul Yolunda, Gidiyorum Buralardan ve Dostlar Sağolsun isimli şarkılarınızın yeni yorumları var. Bu sevilen şarkıların yeni yorumları risk olarak değerlendirilebilir mi? Bu şarkıları neden yeniden yorumladınız?


Ümit Besen: Bu şarkıların yenilenmesi, yeniden hayata kazandırılması olarak görüyorum. Daha önceden başka isimler ile de söylenmiş “Seni Unutmaya Ömrüm Yeter mi” şarkısı da yenilenmiş ve yeniden hayata kazandırılmış bir şarkı mesela. Yeniden düzenlenmesine ihtiyaç gördük. Şimdinin gençleri için yeni şarkılar zaten. Annelerinin babalarının dinledikleri şarkıları yeni düzenlemeler ile çocuklarına da sevdirdiğimi görmek beni çok mutlu ediyor.

Işıl Çalışkan: Son yıllarda sizi arabesk fantezi tarzınızın dışında rock soundu ağırlıklı olmak üzere farklı bir müzikal tavır içerisinde görüyoruz. Bu yeniliği siz nasıl ifade edersiniz?


Ümit Besen: Gençliğimde de benzer bir orkestra ile o dönemin rock soundunda şarkılar çalıp söylüyorduk. Şimdi de konserimize gelenlere geniş bir yelpazede şarkılar sunuyoruz. Arabesk de var, Türk Sanat Müziği de, Fantezi de. Hatta ‘Başka’ albümündeki genç arkadaşlarımın şarkıları da yerine göre var.



Yaşanmışlık ortak payda


Işıl Çalışkan: Arabesk ile rock müzik arasında nasıl bir bağ var? Hangi paydada buluşuyor sizce?


Ümit Besen: Yaşanmışlıklar var şarkıların içerisinde. Rock müzikte de arabeskte de öyle. Bazı şarkılarda ikisi de iç içe. Ortak payda içerdiği duygu, samimiyet ve sevgi.


Işıl Çalışkan: Müslüm Gürses de uzun soluklu arabesk imajından sonra rock dünyasına giriş yaptı. Bundan etkilendiniz mi?


Ümit Besen: Aslında bir telekomünikasyon firması konserinin tanıtımında Duman ve Teoman’ın şarkılarını seslendirmeyle başladı bizim başkalaşmamız. Sonrasında ‘Başka’ albümünün projesini menajerim şekillendirdi ve yapımcı ile de görüşüp anlaştıktan sonra başladı bizim hikayemiz.


Işıl Çalışkan: Bunca zaman piyano ve takım elbisesi ile tarzından şaşmayan Ümit Besen, deri ceket ve elektro gitarla ne hissediyor?


Ümit Besen: Deri ceket o klip için alınmıştı (Gülüyor.) Elektro gitar ve bas gitarlarım var evimde. Hatta sayıca epey oldu. Beni hayatta mutlu eden şeylerden biri enstrüman çalmak, hatta bazen konserlerden sonra eve gidip bas gitar çalarım.


Sahnede birçok şarkıya elektro gitarım ile eşlik ediyorum. Önümde klavyem de vardır. Onun keyfi de başka elbette.



Konserleri zıplayarak bitiririz


Işıl Çalışkan: Sahne demişken... Sahnede muhteşem bir enerjiniz var. Bunu nasıl sağlıyorsunuz?


Ümit Besen: Konser verdiğimiz mekanlarda gelen seyircinin enerjisi ve ekibimin pozitif enerjisi beni zinde tutuyor. Hatta konser sonuna doğru o kadar saat ayakta durduğum halde bas gitarist ve gitarist sağıma soluma geçer hep birlikte zıplayarak bitiririz konserleri (Gülüyor.)

Işıl Çalışkan: Nikah Masası şarkınızdan bahsetmeden olmaz. Bir nesil Nikah Masasını dinleyip aşk acılarını paylaştı. Nesillerce süregelen ve eskimeyen bir şarkı olarak kayıtlara geçti. Bunun sebebi ne sizce?


Ümit Besen: Şarkıları unutulmaz kılan yaşanmışlıklar, duygular, samimiyet. Herkes bu şarkıda bunu duydu, hissetti. Yeni jenerasyonda da devam ediyor bu etkisi.


Nikah Masası’nı yaparken bu etkiyi düşünmezdim


Işıl Çalışkan: Siz Nikah Masası`nı yaparken bu kadar etki yaratacağını düşünüyor muydunuz?


Ümit Besen: Düşünüyorum desem yalan olur...

Işıl Çalışkan: Ümit Besen ne yaşadı da bu şarkıları yazdı? Bu şarkıları yaptıran en büyük duygunuz ne?


Ümit Besen: Bazen hayatımdaki kadın, bazen kızım. Bazense komşumun ya da arkadaşımın başından geçen olaylar.



Şarkı söylemekten bıkmayacağım


Işıl Çalışkan: 40 yıla 31 albüm ve birçok sinema filmi sığdıran bir sanatçı olarak kendinizi hangi anlamda tatmin olmuş hissediyorsunuz?


Ümit Besen: Şarkı söylemek ve konser vermekten bıkmayacağım. Bazen dizi çekimine gidiyorum, çok yorucu oluyor. Allah kolaylık versin onlara. Film çekmek çok zahmetli ama yine de tatmin oldum demek istemem.


Işıl Çalışkan: Çektiğiniz filmlerin tamamında kendi isminizi kullanmanızın bir sebebi var mı?


Ümit Besen: Ben Ümit Besen olarak müzik alanında meşhur olduğum için film perdesinde senaristler Ümit Besen olarak uygun görüp sanatçı kimliğimi kullandılar. Şarkılarımın ismi film ismi olarak kullanılınca başka isim olmazdı zaten.



Yaşadığım duyguları besteledim


Işıl Çalışkan: Siz 80`lerde yaşamış bir sanatçı olarak o dönemde piyasaya girmeseydiniz yine arabesk müziği mi tercih ederdiniz yoksa farklı bir tarz mı seçerdiniz?


Ümit Besen: Hiçbir zaman "piyasaya giriş yapmak", meşhur olmak gibi bir kaygım olmadı. O yüzden hangi tarzda şarkı söylesem diye de düşünmedim. Ben zaten kendi bestelerimle Adana’da kulüplerde sahne alıyordum. Lise yıllarında kurduğumuz bir orkestramız vardı.


Rahmetli Metin Oktay`ın beni Adana’da bir kulüpte dinlemiş olması ve benim haberim dahi olmadan Tarabya’da bir mekan sahibine önermesi üzerine Tarabya’da bir mekandan teklif aldım. 1979 yılında İstanbul’a geldiğimde henüz 23 yaşındaydım. Tarabya’da sahne almaya başladıktan çok kısa bir süre sonra çalıştığım mekana gelip beni dinleyen Hüseyin Emre`den gelen teklif üzerine 1980 yılında ilk plağımı çıkarttım, böyle kendiliğinden gelişti. Plak çıkar çıkmaz bir anda tüm ülkede duyulmuş, liste başı olmuştu. Müzik yazarları, eleştirmenler benim müziğimi arabesk olarak tanımlamadılar. Zaten kendi bestelerim arabesk değildi, O dönemde benden önce Ferdi Özbeğen fırtınası vardı. Piyano ile yumuşak, romantik parçaları bir kitleye Ferdi Özbeğen sevdirmişti. Bana da bu sebeple teklif geldi derim hep. Dönemin öyle bir etkisi olabilir, ancak hiçbir zaman ünlü olma gibi bir çabam olmadığı için ben hangi tarzla çıkış yapayım diye de düşünmedim. O yüzden bugün müzik dünyasına giriş yapıyor olsam yine Ümit Besen olarak kendi bestelerimi kendi tarzımda söylerdim.


Ben yaşadığım duyguları besteledim. Yaşanmış aşkların türü olmaz ne hissettiğini notaya dökersin. Zaten benim yaptığım müzik türüne o zamanın müzik yazarları hiç bir zaman arabesk diye yazmadılar. Romantik şarkıların adamı olarak bir ekol yarattığımı söylediler ve değişik şekillerde adlandıranlar da oldu. ‘Bir Okul Yolu’na arabesk diyebilir misiniz mesela? Ayrıca arabesk aşkların yaşanma tarzı da olabilir. Bunu rock da yapıp söylenen çok arabesk var. Mesela Erkin Koray’ı örnek verebiliriz. Arap Saçı, Şaşkın…

Işıl Çalışkan: Önümüzdeki günlerde caz dünyasından bir düet çalışması düşünür müsünüz?


Ümit Besen: Aslında düet yaptık bile. NTV’de menajerimin de çalıştığı Selen Beytekin’ in bir programında beraber New York New York şarkısını söyledik. Çok da güzel oldu.