Güneşin çevresinde bir gezi

Güneşin çevresinde bir gezi

 

Eğer siz de benim gibi sıkı bir Pharoah Sanders dinleyicisi iseniz size güzel haberim var. Salgın nedeniyle artık böyle isimleri ne vakit canlı izleriz bilmiyorum ama çevrimiçi dahi olsa bu fırsatlar yine de var. 'Faro baba' 80. doğum gününü 13 Ekimde biletle izlenebilecek özel bir canlı performansla kutlayacağını duyurdu. "Another Trip Around the Sun" Los Angeles'taki deneysel mekân Zebulon'dan canlı olarak yayınlanacak. Trazar Records'un organize ettiği konser için firma 'çağlar boyu bir deneyim' adını vermiş. Babaya sahnede uzun süredir beraber çaldığı Azar Lawrence'ın yanında klavyelerde John Beasley, vokalde Tiffany Austin, perküsyonda Munyungo Jackson, basta Sekou Bunch ve davulda Tony Austin eşlik edecek. Mekân olarak evsahipliği yapacak Zebulon ise gece için 'kahramanımız Sanders'ı ağırlamaktan onur duyuyoruz. Dostluğu ve doğaçlama karşılaşmaları özlüyor, mekânımızın ruhunu paylaşmak için sabırsızlanıyoruz' açıklamasında bulunmuş. Gecenin canlı izlenmesi için satılacak olan biletten elde edilecek gelir sanatçılar ve mekân tarafından paylaşılacakmış. Çevrimiçi izleyebileceğiniz konsere bilet satın almak için buraya tıklayın.

 

Cazkolik.com / 19 Eylül 2020, Cumartesi

 


 

Giant Steps 60 yaşında

 

 

Cazkolik 10 yıl önce yayın hayatına başladığında o dönem 1959 tarihli efsanevi albümler için filanca albüm 50 yaşında diye haber yapıyorduk, şimdi, o albümlerin tamamı 60 yaşında, biz de 10. Miles Davis ile Coltrane o dönem birlikte çalıyordu. Coltrane, Miles’ın kritik müzisyenlerinden biriydi. ‘Miles meditatif ve nerdeyse akorsuz bir müziğe yönelirken’ (The Guardian’dan John Fordham böyle değişik bir tarif yapmış ilgimi çekti) Coltrane ise daha duygusal feryatlar ve hızlı armonik hareketleri organize ederken kusursuzluğu arıyordu. Rhino firması 60. yılına özel baskı hazırlamış. Coltrane uzmanı Ashley Kahn’ın kaleme aldığı yazı eşliğinde versiyonlu kayıtlarla beraber CD ve plâk baskısı satışa çıkmış. Caz tarihinin öne çıkan böylesi kritik albümlerini her yeni neslin keşfetmesi için tarihsel eşiklerde özel baskılar yapmak önemli, bu baskılar arşiv duygusunu ve özeni tetiklediği için ayrıca önemli ama en önemli olan içindeki müzik. İster bu yeni arşivlik baskıyı alın, ister dijital platformdan dinleyin her şeyden önemli olan Coltrane’in müziğidir.

 

Cazkolik.com / 18 Eylül 2020, Cuma

 


 

Village Vanguard hayatta kalabilecek mi?

 

 

1935 yılında Max Gordon'ın şairler ve sanatçılar için açtığı küçük New York kulübü zamanla Amerikan caz dünyasının en önemli kulüplerinden birine dönüştü. Bir tür kâbe oldu. Sahnesinde çıkmanın her caz müzisyeninin hayali haline geldiği bir yer oldu. 1950'li yıllarda zirveyi gördü. Miles Davis ve Thelonious Monk gibi en büyükler sahnesindeydi. Max Gordon'dan sonra karısı Lorraine uzun yıllar kulübü hayatta tuttu, itibarından milim geriletmedi. Şimdilerde çiftin kızı Deborah mirası sürdürüyor ama 123 adet sandalyeli kendi küçük ama anlamı büyük bu kulüp Mart ayından beri zor günler geçiriyor. Kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. ABD'de devlet böyle kurumlara destek olmuyor, olanlar sadece caz çevresi ve vakıflar ya da özel kurumlar. Deborah Gordon bir süre çevrimiçi etkinlikleri 10 dolara satarak kulübü ayakta tutmayı denedi ama stüdyo ve ses ekipmanı için ayrı masraf yaptığı için bu girişim de pek kârlı olmadı. Üzücü ama eğer şartlar değişmezse 85 yaşındaki efsanevi kulübün kapanma tehlikesi var.

 

Cazkolik.com / 17 Eylül 2020, Perşembe

 


 

Caz magazin

 

 

Dijital dinleme platformları arasında tercihim Tidal. Hem yayın kalitesi daha iyi, hem kullanıcı özellikleri bana yakın geliyor ya da alıştım diyeyim. Meğer Tidal'ın web ana sayfasında 'magazine' isimli bir bölüm varmış, bunca zamandır yeni gördüm. Merak ettim neler yayınlıyorlar diye girip baktım epey içerik var ve caz içeriklerin sayısı hiç az değil. Neler var sıralıyım; Son yazı "Jazz is Freedom Music" başlığında Adrian Younge Ali Shaheed Muhammed ile konuşmuş. Genellikle röportaj içerikleri bunlar. Bir diğeri Jon Batiste ile yapılan söyleşi. Sonny Rollins ile bir sohbet var. Rollins Eylülde 90 yaşına bastı. Artık konser vermiyor. 9/11 ikiz kuleler yıkıldığında evi oraya çok yakınmış. Ağır toz altında kalınca solunum sorunları yaşamış. Bunun gibi güncel bilgiler de var. Onlardan biri Rollins'in meğer sıkı bir beyzbol izleyicisi olmasıymış. Bunu bilmiyordum. Zara McFarlene, James Baldwin, Christian Scott gibi isimlere dair yeni haberler veya yazılar gibi ilginç gelebilecek içerikler mevcut. Aklınızın bir köşesinde olsun.

 

Cazkolik.com / 17 Eylül 2020, Perşembe

 


 

Caz romantizmini Baker kadar iyi yansıtmış müzisyen azdır

 

 

Bir yanıyla caz tarihi efsanevi isimlerin trajediyle yüklü hayat hikâyelerinin toplamıdır. Hem biz cazseverler bu tarihi ikon isimlerin acı dolu yaşamlarını öğrenmeyi severiz hem basın bu hikâyeleri öne çıkarmayı sever. Bu durum karşılıklı rızayla sürer gider. Yönetmen Bruce Weber'in 1988 yılında yayınladığı iki saatlik Chet Baker biyografik filmini yeniden izleyince aynı şeyleri tekrar hatırladım. Son günlerde Baker'ın 1981 yılında Köln şehrindeki bir caz kulübünde yapılmış kaydının ilk kez yayınlandığı haberleri ısıtılırken bildik görüntüler de yeniden dolaşıma sokuluyor. Yöneten Weber 32 yıl önceki filmi siyah beyaz çekmişti. Kimi kurgusal görüntülerle arşiv görüntüleri bu sayede eşitlemeyi başarmıştı. Caz romantizmini Baker kadar iyi yansıtmış müzisyen azdır. Kendine kahreden bir yalnız romantik olan Baker aynı zamanda kadınlarda korunması gereken yavru kedi duygusu uyandırıyor. Belgeseldeki görüntülerin önemli bölümü Baker'ın son yıllarından. Bu görüntüler bize uyuşturucunun insan bedenini nasıl mahvettiğini de gösteriyor. Bağımlılık her bir hücreye sinmiş ve bağımlılığını hissetmediği tek bir saniye yok. Sanmayın ki bir müzisyenin efsaneye dönüşmesi için illa tarihi kişilik olması gerekli, işte, Amy Winehouse örneği ortada, gencecik bir kadının dünyanın gözleri önünde kendini tüketişi aynı zamanda adını ikon olarak büyütüyordu. Sanatın her alanında bu böyledir. Her ikon aslında sorunlu bir insanî hikâyedir.

 

Cazkolik.com / 16 Eylül 2020, Çarşamba

 


 

Chick Corea müzikal çıraklığın önemini hatırlatıyor

 

 

Geçen Ocak ayında 23. Grammy ödülünü kazanan caz devi Chick Corea çıraklık döneminde birlikte çaldığı efsanelerden neler öğrendiğini açıkladı. İlk yıllarından itibaren Miles Davis, Sarah Vaughan, Stan Getz gibi caz devleriyle çalan Corea 'peki onlardan ne öğrendin' sorusunu; "Herşeyi" diyerek cevaplıyor ve tek tek açıklıyor. Müzikal çıraklığa çok önem verdiğini söyleyen sanatçı "En iyi öğretmenlere sahiptim" diyor. Miles bunu Charlie Parker'la yaptı. "Bird", Billy Eckstine ile yaptı. Hepimiz çıraklık yaptık.

 

Cab Calloway: Müzikal açıdan Cab'in insanlarla iletişimini izlemek ilginçti. Gösteri için bulunduğu süre boyunca Boston'da Art Tatum'un akıcı tarzını kanında taşıyan yaşlı bir siyah piyanisti vardı, o hafta her fırsatta Herman'ın yanına oturup çalışını izledim.

Sarah Vaughan: Harika bir çıraklıktı! Sarah ile çalışmak Miles ile çalışmak gibiydi. Müziği çok güzeldi ve geldiği tüm o arka plan, Billy Eckstine’in grubundaki genç şarkıcı olması vs onunla bir yıldan fazla çalıştım. Onunla ilgili sevdiğim şey, sadece eşlikçi olarak değil, kendisiyle sahnede etkileşime girmeme izin vermesiydi. Şöyle derdi: "Chick, trioyu sahneye çıkar ve seyirciyi ısıt." Sahneye çıkıp beş dakika melodi çalardım ve sonra o gelirdi. O kadar hoşuna gitti ki daha uzun süre çalmamı istedi. Bu dediğim 1967, 1968'deydi.

Mongo Santamaria: Mongo, Afrika müziği, Küba müziği, dans müziği ve Afro-Küba dini müziğin üniversitesiydi. Vaov! Mongo'nun grubunda Willie Bobo, Patato, Victor Venegas ve daha sonra Larry Gales ile çalıştım. Harika bir lider ve iletişimciydi. Dinleyiciye büyü yapar ve kendi ritmik dünyasına götürürdü. Bu dans ritimleri hakkında bir dizi küçük incelik öğrendim.

Stan Getz: Başka bir üniversite! Başka bir solist! Stan tenor saksafon solistiydi. Güzel, lirik bir sesi vardı. Sevdiğim şeyi çalma özgürlüğü verdiği için şanslıydım. Gruba ilk girdiğimde, sololarım uzun ve tuhaf olduğu için beni bastırır daha basit bir şey istedi. Besteci olarak beni cesaretlendirdi. Return To Forever'ı kurduktan sonra beni turneye çıkmak için grup kurmaya davet etti. Bu yüzden Tony Williams, Stan Clarke ve Airto Moreira'yı aradım. Akıl hocamdı, Sarah gibi cesaret vericiydi. Bir şarkıyı nasıl yayacağımı, güzel bir melodiyi nasıl aranje edeceğimi öğretti. Beni resmen evcilleştirdi, Miles'la, Anthony Braxton, Dave Holland ve Barry Altschul ile yaptığım müziği çalmak istiyordum. Ondan, bir ifadeyi anlaşılabilecek basit bir duygusallığa dönüştürmeyi öğrendiğim için mutlu oldum.

Miles Davis: Bu nihai çıraklıktı! Miles'la kesinlikle bir çıraktım. 1968'de gruba katıldığımda Miles için çalan herkes onun çırağıydı. Horace Silver, Miles’ın solo albümlerinde Miles’ın ilk piyanistlerinden biriydi ve Horace da benim için bir mentordu. En iyi öğretmenlere sahiptim ve bunların hepsini deneyimlediğim için çok şanslıydım. Miles, çok az kelimeyle istediğini trompetiyle gösteren sessiz bir öğretmendi. Müziğiyle yapmayı seçtiği şey, benim için iki buçuk yıl boyunca sonsuz bir öğrenme deneyimi oldu.

 

Cazkolik.com / 15 Eylül 2020, Salı

 


 

Billie Holiday'in hayatının az bilinen yanına değinen film Şubatta vizyona girecek

 

 

Amerikan caz tarihinin ikon ismi Billie Holiday'in müziğine ve hayatına odaklanan her çalışma büyük ilgi görmesine rağmen kısa ömrünün hâlâ az bilinen ayrıntıları var, mesela, ABD Federal Narkotik Departmanı'nın o dönem yıllarca Holiday'i takip etmesi, hatta, bunun için Jimmy Fletcher isimli ajanı bizzat bu işe tahsis etmesi.

 

"The United States Vs. Billie Holiday" ismiyle vizyona girecek biyografiyi Lee Daniels çekti. Suzan-Lori Parks'ın senaryosunu kaleme aldığı biyografide Holiday'i Andra Day oynadı. Siyah Amerika'nın ırk ayrımcılığı mücadelesinin sadece seslendirdiği "Strange Fruit" isimli şarkısıyla değil farklı açılardan da önemli ismi olan Holiday hakkında Variety'e demeç veren Andra Day "Dünyanın gözleri siyahların yüzyıllardır süren zulmüne bakmaya zorlanırken, umarım The United States Vs. Billie Holiday, sistemik ırkçılığa ve sosyal adaletsizliğe ışık tutarak bu önemli tartışmaya katkıda bulunur. Ayrıca, bu büyük hesaplaşma zamanında, tanınmamış bir Sivil Haklar savaşçısı olan Holiday'in yaşamını ve sanatını kutlamamızın gerekli olduğunu da düşünüyorum" demişti.

 

Film, Johann Hari'nin "Chasing the Scream: The First and Last Days of the War on Drugs" isimli kitabına dayanıyor. Johann Hari ayrıca Politico isimli ünlü web sitesinde Holiday'e uygulanan zulüm hakkında makale yazmıştı. Federal Narkotik Büro'nun Holiday'e yönelik ilk tehdidin linçle ilgili bir şarkı olan "Strange Fruit"i söyledikten sonra geldiği yazıda belirtilen notlar arasında.

 

Cazkolik.com / 14 Eylül 2020, Pazartesi

 


 

Amy Winehouse'un 17 yaşında kaydettiği bir demo şarkı ortaya çıktı

 

 

Çok genç yaşta ölümüyle müzikseverleri tarifsiz üzen Amy Winehouse'un henüz 17 yaşında kaydettiği bir demo şarkısı ortaya çıktı. "My Own Way" adlı şarkıyı ortaya çıkaran Londralı müzisyen Gil Cang ve besteci dostu James McMillan tarafından yazılmış. Şarkı, Winehouse'ın Island Records ile sözleşme imzalamasından önce plâk şirketinin dikkatini çekmek için 2001 Eylül ayında kaydedilmiş.

 

Cang o dönem için; oldukça fazla pop şarkısı yazıyorduk. Pop dünyası için zor bir zamandı. Bir sürü korkunç kız ve erkek grubuna muhatap kalırken birgün Amy bizi görmeye geldi, ağzını açtı ve hepimizi uçurdu" diyor. Parça hakkında şunu ekliyor Cang; Bu şarkıyı ara ara dinliyordum. Geçen hafta tekrar elime geçti ve duyurmaya karar verdim". Amy caza her zaman yakın oldu, nitekim, Tony Bennett ile kayıtlar da yaptı. Bu ilginin kökeninde proesyonel caz müzisyeni olan dayısı ve büyükannesi Cynthia'nın etkisi olduğu söyleniyor.

 

Cazkolik.com / 13 Eylül 2020, Pazar

 


 

Müzik teorisi ırkçı mı? Müziğin dili gerçekten evrensel mi?

 

 

Dünyada ırkçılık tartışmaları eski yıllardaki gibi siyah ile beyaz üzerinden ziyade mikro alanlarda tartışılıyor. Her gün bu mikro alan tartışmalarından birine tanık oluyoruz. Genç müzik teorisyeni ve eleştirmen Youtuber Adam Neely'nin 500 binden fazla kişinin izlediği videosunda gündeme getirdiği konu bu alanlardan biri; "Müzik teorisi ırkçı mı?". Teoriyi dinleyince 'hayır, ırkçı değil' demek pek kolay değil. Neely, 18. yüzyıl Avrupa müziğinin armonik tarzının günümüzün varsayılan müziği haline geldiğini savunuyor. Birçok Batılı için, müzik teorisinin "kurallarının" evrensel olduğu ve dünya çapında kabul edildiği sonucuna varmak kolaydır diyor "Music Theory and White Supremacy" isimli videosunda. Neely durumun böyle olmadığını, çoğumuz için "müzik teorisi"nin varsayılan tanımının aslında başka bir şey olduğunu iddia ediyor: 18. yüzyıl Avrupalı ​​müzisyenlerin armonik tarzının beyazların görüş ve fikirlerinin beyaz olmayanların görüşlerinden daha önemli olduğu düşünülen 'beyaz bir ırksal müzik teorisi çerçevesi' olduğunu savunuyor. Neely, klasik dönemde yaygın ancak günümüzde nadiren kullanılan bir müzik notasyonu biçimi olan 'figured bass' örneğini veriyor. Müzik teorisi kitaplarının bu yaygınlığı kurumsallaştırmadaki öneminden bahsederek yüzyıldır nerdeyse hiç değişikliğe uğramadıklarının altını çiziyor. Ayrıca 'Non Indian' teorisi gibi Batı teorisine alternatif perspektifleri hatırlatıyor ve matematiğin aksine müziğin dilinin evrensel olmadığını, farklı kültürler, etnik kökenler ve ırkların hepsinin müzikle ilgili kendi görüşlerine sahip olduğunu iddia ediyor. Bu fikirler ilk kez dillendirilmiş değil, yeniden ve pek çok farklı şekilde ilerde de dillendirilecek. Neely'nin yaptığı bu tartışmayı akademik çevrelerde kalmaktan çıkarıp sosyal medya üzerine taşıması ve yoğun ilgi görmesi.

 

Feridun Ertaşkan

 

Cazkolik.com / 12 Eylül 2020, Cumartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.