Popüler müzik tarihinin gizli kahramanları: The Funk Brothers

Popüler müzik tarihinin gizli kahramanları: The Funk Brothers

Beach Boys, Rolling Stones, Elvis Presley ve Beatles’tan daha büyük!

 

Kusursuz bir makine edasıyla işleyen popüler müzik ve Rythm Blues tarihinin en başarılı müzisyen topluluğuydu onlar. O meşhur “Motown Sound” ekolünü yaratan ekip olarak tarihe geçtiler. Zirvede geçen on üç yıllık sürenin ardından Beach Boys, Rolling Stones, Elvis Presley ve Beatles’ın toplamından daha fazla sayıda hit parçada onların imzası vardı. (Kaynak: ‘Standing in the shadows of Motown’ belgeseli)

 

İşte Funk Brothers!

 

“O halde biz niye duymadık” dediğinizi işitir gibi oldum. İşte onların hikayesi:

 

Mutfakta Kim Var?

 

1959 yılında Berry Gordy Jr. temellerini yeni attığı plak şirketi Motown Records için Detroit caz ve blues sahnesinin en iyi müzisyenleriyle temas etmeye başladı. Otomotiv sektörünün kalbi sayılan kente yoğun bir insan akışı vardı. Motown ismi dahi Motor ve Town kelimelerinden türemişti.

 

 

Kente yeni ve yetenekli müzisyenler de geliyordu. Amaç, kurum içi bir orkestra, yabancı deyimle bir House Band kurmaktı. Yani, stüdyo müzisyenlerden meydana gelen bordrolu, sözleşmeli bir kadro yaratıp maliyetleri ve zamanı iyi yönetmekti. Gordy müthiş şarkı yazarlarına zaten sahipti. Smokey Robinson, Norman Whitfield, Barrett Strong, Lamont Dozier, Brian ve Eddie Holland kardeşler çok verimli çalışıyorlardı. Tek eksik, yazılan bu parçaları istenen şekilde icra edilmesiydi.

 

Müzisyen seçimi kısa bir süre sonra sona erdi. 13 kişilik kemik bir müzisyen kadrosu oluşmuştu. Davulcu Benny Benjamin bir prova çıkışında “Siz hepiniz Funk Biraderler’siniz” (You are all the Funk Brothers) demesiyle de topluluk resmi olmayan ismine kavuştu.

 

Hitsville adı verilen Motown merkez stüdyosunda 1972 yılına kadar bu virtüözler, Motown ve labellerinin (Gordy, Tamla, Anna, vs.) çıkardığı tüm hitlerde yeteneklerini göstereceklerdi.

 

Şunu anlamakta fayda var. Her ne kadar günlerce ve saatlerce stüdyoda bir arada olup müzik yapsalar da klasik anlamda Funk Brothers, bir grup veya topluluk sayılmazdı. Daha ziyade bir oluşumdu. Zira; The Miracles, The Temptations, The Supremes, Marvin Gaye, The Jackson 5, The Four Tops ve Stevie Wonder gibi günümüzde efsane sayılan sanatçı ve grupların ardındaki sihirli sesti onlar, ama kendilerine ait bir parçaları, albümleri yoktu.

 

Onlar, "My Girl", "I Heard It Through the Grapevine", "Papa Was a Rollin' Stone" ve "The Tears of a Clown" gibi hit parçaları icra ederken Marvin Gaye, Michael Jackson ve Stevie Wonder’in hocalıklarını yapan gizli kahramanlardı.

 

 

Steve Wonder 1965 yılında The Funk Brothers ile

 

Funk Brothers neden tanınmıyordu?

 

Funk Brothers’ı bilmezden önce, üstte saymış olduğum sanatçı, grup ve şarkıların ortak özellikleri nedir diye sorsaydım muhtemelen en fazla iki tane cevap alırdım:

 

1 Hepsi Motown ekolünden
2 Hepsi RB/soul müzik sanatçısı/parçası

 

Doğru, ama bu ve bunun gibi onlarca Motown parçasının ardındaki müzisyenleri neden bilmiyoruz? İcracısı, şarkıcısı tamam, söz-beste de tamam, ama mesela gitarları, o muhteşem Motown Sound’u belirleyen tamburini, davulları, bas gitarı veya tuşlu çalgıları kim çalıyordu?

 

“I heard it through the grapevine”daki Hammond org çalışı veya “My girl”deki gitar rifi kime aitti? (*) Bu ve buna benzer sorular uzun yıllar sorulmadı, sorulsa da cevapsız kaldı.

 

Aramızdan az kişi bu detayları biliyor veya biliyordu. Bilenlerin sayısı, özellikle 2002 yılında çıkan grupla ilgili “Standing in the Shadows of Motown” belgeselinden sonra artmış olsa da yeterli değildir kanaatindeyim. Allan Slutsky’nin 1989 yılında yazdığı kitaptan (Standing In The Shadows Of Motown: The Life And Music Of Legendary Bassist James Jamerson) uyarlanan belgesel Rythm and Blues dünyasında bir hayli sansasyon yaratmıştı zira.

 

Bu müzisyenlerin maddi anlamda hakkını yıllarca veren, ancak müzisyen isimlerini hiçbir plak kapağında göremememizin sorumlusu, yine onları işe alan Berry Gordy’dir. Nasılsa maaşlarını alıyorlar, niye ayrıca telif vereyim zihniyeti 1971’de çıkan “What’s Going On” albümüyle yıkıldı. Olması gerektiği gibi tüm orkestraya isim isim teşekkür edip ‘Gordy kurnazlığı’nı alt eden Marvin Gaye böylece The Funk Brothers’ı ilk kez büyük kitlelere de tanıtmış oldu diyebiliriz.

 

Motown gibi RB/soul temelli plak şirketleri 1960’lı ve 70’li yıllarda stüdyo müzisyeni odaklı bu tarz orkestraları istihdam ettiklerini görebiliyoruz. İki örnek daha vermek isterim:

 

Stax Records Cephesi

 

Başka bir kurum içi orkestra kurma çabası Stax Records cephesindeydi. Motown’la aynı dönemde faaliyet gösteren Stax Records, benzer bir yöntemle kurum ve alt şirketlerine bağlı tüm sanatçıların müziklerini çalmak üzere The Mar-Keys (1961), sonrasında da Booker T. The M.G.’s (1962) gruplarını kurdu. Memphis’te doğup, dünyayı kasıp kavuran Southern soul ve Memphis soul soundlarını şekillendiren grup ve onun müzisyenleri olarak tarihe geçen The Mar-Keys üflemeli çalgıların hakim olduğu parçaları icra ederken,  Booker T. The M.G.’s üflemeli olmayan Stax parçalarına hayat veriyordu. The Mar-Keys ve Booker T. The M.G.’s gruplarının kurum içi işlerinin yanı sıra, Funk Brothers’tan farklı olarak, kendi adına da hit parçalar ürettiler.

 

30 kişilik bir müzisyen havuzu: MFSB

 

1970’lerin başlarında RB/soul şarkı yazarı-yapımcı ikilisi Kenneth Gamble ve Leon Huff, Thom Bell ile birlikte Philadelphia International Records (PIR) plak şirketini kurdu. Kuruluş aşamasında MFSB (Mothers Fathers Sisters Brothers) adında 30 kişilik bir orkestra topladı. PIR, 1970’ler boyunca bu müzisyen havuzundan tarz ve sanatçısına göre faydalandı. MFSB’yi de Funk Brothers’tan ayıran özellik, kendi adına çıkarttıkları bir külliyattı. En bilinen parçaları TSOP (The Sound Of Philadelphia) idi.

 

 

Geç gelen ödüller, takdirler

 

The Funk Brothers, üstte bahsi geçen kitap ve belgesel sonrasında geç de olsa Hollywood Bulvarı’ndaki (Hollywood Walk of Fame) yıldızına ve Grammy Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne (Grammy Lifetime Achievement Award) kavuştu.

 

Topluluğun 1959’dan bu yana Detroit ve Los Angeles’te onlarca üyesi olduğunu düşünürsek bu oluşumun kor müzisyenlerini belirlemek de ayrı bir zorluktur sanırım. Neyse ki bu zor işi NARAS üstlendi. Ulusal Kayıt Sanatları ve Bilimleri Akademisi (National Academy of Recording Arts and Sciences), kısacası NARAS, 1959’dan bu yana Detroit ve Los Angeles’te onlarca üyesi bulunan Funk Brothers oluşumunun öncelikli müzisyenlerini şöyle sıralamıştır:

 

• Richard "Pistol" Allen - Davul (13 Ağustos 1932 - 30 Haziran 2002)
• Jack Ashford - Vurmalı Çalgı, Tamburin (18 Mayıs 1934)
• Bob Babbitt - Bas Gitar (26 Kasım 1937 - 16 Temmuz 2012)
• Benny Benjamin - Davul (15 Temmuz 1925 - 20 Nisan 1969)
• Eddie "Bongo" Brown - Conga, Bongo (13 Eylül 1932 -  28 Aralık 1984)
• Johnny Griffith - Tuşlu Çalgılar (10 Temmuz 1936 - 10 Kasım 2002)
• Joe Hunter - Tuşlu Çalgılar (19 Kasım 1927 - 2 Şubat 2007)
• James Jamerson - Bas Gitar, Kontrbas (29 Ocak 1936 - 2 Ağustos 1983)
• Uriel Jones - Davul (13 Haziran 1934 - 24 Mart 2009) 
• Joe Messina - Gitar (13 Aralık 1928)
• Earl Van Dyke - Tuşlu Çalgılar (8 Temmuz 1930 - 18 Eylül 1992)
• Robert White - Gitar (19 Kasım 1936 - 27 Ekim 1994)
• Eddie Willis - Gitar, Sitar (3 Haziran 1936 - 20 Ağustos 2018)

 

(Doğum-Ölüm tarihlerini ben ayrıca ekledim)

 

 

Kuruluştaki ekibin dağılması

 

1972’de şirket merkezinin Detroit’tan Los Angeles’e taşınması kuruluş döneminde bir arada çalışmış olan müzisyenlerin (kurucu ekibin) dağılmasına sebep oldu. İkinci bir nedense şarkıcı ve grupların Motown zincirlerini kırıp daha özgür olma istekleriydi. Dışarıdan müzisyenler tercih edenler de vardı, tüm işleri kendi yapanlar da. Böylece soul müzik tarihinde önemli bir sayfa kapanmış oldu.

 

Mutfakta kimin olduğu benim için çok önemlidir. Ayrıntılarla boğuşmak ufuk açıcı bilgilere ulaşmanın en önemli yollarından biridir diye düşünüyorum. Özellikle Funk Brothers’ın hikayesinde olduğu gibi gizemli bir yanı varsa.

 

Bu yazıyı uzun zamandır paylaşmak istiyordum. Umarım keyif almışsınızdır.

 

(*) Marvin Gaye’in “I heard it through the grapevine” şarkısında Hammond orgu Earl Van Dyke, Wurlitzer elektrik piyanoyu ise Johnny Griffith çalıyor. The Temptations’ın “My girl”indeki büyülü gitar rifini ise Robert White icra ediyor.

 

Vaktiniz olursa belgeseli seyretmenizi tavsiye ederim.

 

Aykut Öger

 

Cazkolik.com / 14 Ocak 2021, Perşembe

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Aykut Öger

Soul, R&B ve Blues yazılarıyla Aykut Öger Cazkolik'te.

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X