Beste, söz ve düzenlemeleri Balcı’ya ait olan altı parçalık albüm; anıları, karşılaşmaları ve derin duygusal deneyimleri caz ensemble formatında buluşturuyor.
Genco Arı’nın "Müzik kaydetmek, o an'ı kaydetmektir" felsefesinden ilham alan ve albümün mutfağında bu organik yaklaşımla hareket eden Balcı; babasına adadığı "Babama..." ve geçmiş bir karşılaşmayı anlattığı "Yanımda Sen Vardın" gibi eserlerle duygusal hafızasını müziğe aktarıyor. Kayıtlarda kendisine Bora Peynirci (davul), Selim Gürcan (kontrbas), Tolga Bilgin (trompet) ve Ömer Kapancıoğulları (gitar/mix-mastering) eşlik ederken, yaylılarda Çağlar Haznedaroğlu yer alıyor.
Albümün heyecanla beklenen lansman konseri 24 Eylül Perşembe akşamı İzmir Dat Dat’ta gerçekleşti. Yoğun katılımla oldukça kalabalık geçen gecede dinleyiciler, albümdeki parçaları canlı dinleme fırsatı bulurken konser dinleyicilerden büyük beğeni topladı. Lansman konserinde Seda Balcı’ya sahnede albüm ekibinin yanısıra viyolada İnci Yelkenbiçer Ömek, geri vokallerde Ali Can Öztürk ve Irmak Karadağ eşlik etti.
Devrim Dikkaya

Devrim Dikkaya: “Cebimdeki Hikâyeler” çok kişisel ve anılarla beslenen bir isme sahip. Bu albümün fikirsel temelleri nasıl atıldı? Cebinizden çıkıp müziğe ve ilk besteye dönüşen hikâye neydi?
Seda Balcı: “Cebimdeki Hikâyeler” aslında hayatımın son beş-altı yılında yaşadıklarımın etkisiyle yazdığım bazı şarkıların derlenip toparlanarak, yeni düzenlemeler ve caz trio formatında çalınması hayaliyle başladı. Şarkıları yalnızca piyano, davul ve kontrbas düşünerek düzenlemiştim. Kayıtlarda Tolga Bilgin’in trompetiyle katılması ve bir şarkıda Ömer Kapancıoğulları’nın gitarıyla eşlik etmesi albümü daha da zenginleştirdi.
Her bir şarkının bende bir karşılığı, yazıldığı döneme ait bir hikâyesi var. Albümdeki en eski bestelerden biri “Yenilikler”. Hayatımda bazı değişikliklerin yaşandığı bir dönemin ardından ortaya çıktı. Bir noktada elimdeki bu şarkıların sadece birbirinden bağımsız besteler olmadığını fark ettim; hepsi farklı zamanlarda yaşadığım, düşündüğüm ya da hissettiğim şeylerden izler taşıyordu. Sanki yıllar boyunca cebimde biriktirdiğim hikâyeleri tek tek çıkarıp müziğe dönüştürmüşüm gibi.

Devrim Dikkaya: Klasik müzik disiplininden gelen akademik arka planınız ile cazın özgür yapısı bu albümün besteleme sürecinde nasıl bir denge kurdu?
Seda Balcı: Klasik piyano eğitimi bana öncelikle çok güçlü bir müzikal disiplin ve teknik altyapı kazandırdı. Form, armoni, ritim ve besteyi bütünüyle ele alma konusunda klasik müziğin bende önemli bir temel oluşturduğunu düşünüyorum. Daha sonra caz eğitimiyle birlikte farklı armonik yapılar ve formlar içinde daha özgür hareket etmeyi öğrendim. Benim için bu ikisi birbirini tamamlıyor. Klasik eğitimden gelen disiplin yapıyı kuran tarafımdayken, caz doğaçlama ve anlık etkileşim açısından o yapının içinde nefes almamı sağlıyor.

Devrim Dikkaya: Albümdeki parçalara baktığımızda her birinin çok net bir duygusal karşılığı var. Özellikle “Babama...” ve “Yanımda Sen Vardın” eserlerinin arkasındaki duygusal hafızayı bizimle paylaşır mısınız?
Seda Balcı: “Babama...” benim için albümün en önemli parçalarından biri. 2021 yılında babamı kaybettikten sonra yazdığım, ancak beş yıl içinde tamamlayıp çalabilecek duruma geldiğim bir eser. Aniden gelen kayıp sonrası yaşadığım çaresizlik, anlatılması zor olan yas duygusu ve içimde kalan sözlerin dışavurumu olarak ortaya çıktı.
“Yanımda Sen Vardın” ise geçmişte hayatımda önemli bir yeri olmuş biriyle yıllar sonra yeniden karşılaşmanın yarattığı duygudan doğdu. Bazı duyguların zaman geçmesine rağmen tamamen kaybolmadığını fark ettiğiniz anlar vardır; şarkının temelinde de o sıcaklık ve yakınlık hissi var. Şimdiye kadar yaşamadığım, hissetmediğim hiçbir müziği yazmadım ya da yayınlamadım.
Devrim Dikkaya: Albümdeki şarkı sıralaması içsel ve müzikal yolculuğunuzdaki bir kronolojiyi mi temsil ediyor?
Seda Balcı: Hayır, albümdeki şarkı sıralaması birebir bir kronolojiyi takip etmiyor. Benim için önemli olan, yazıldıkları tarihten çok, bir araya geldiklerinde nasıl bir bütün oluşturduklarıydı. “Yenilikler”in albümün sonunda yer alması ise biraz daha sembolik; yıllar önce yazılmış bir parçanın bugün hâlâ benim için anlam taşıması, geçmişte biriken hikâyelerden bugüne doğru açılan bir kapı gibi hissettirdi.
Devrim Dikkaya: Albümün tek İngilizce isimli parçası olan “A Song Under the Moon” nasıl bir anlatı barındırıyor?
Seda Balcı: “A Song Under the Moon” gecenin sakinliği ve insanın kendi içine döndüğü o özel zamanlardan ilham alıyor. Dolunayın dünyaya en yakın olduğu bir gecede ortaya çıkan melankolik bir duygu hâlinden söz edebilirim. Gecenin dinginliğini, romantik ve mistik atmosferini müziğe aktarmaya çalıştım.

Devrim Dikkaya: Genco Arı ile çalışmak bir piyanist ve besteci olarak müzikal vizyonunuza nasıl yön verdi?
Seda Balcı: Genco Arı ile çalışmak benim için hem müzisyen hem de besteci olarak çok öğretici bir süreç oldu. Müziğinden çok şey öğrendiğim bir hocam olarak görüyorum. Cazın temel yapıtaşlarından sonra onun müziğe yaklaşımındaki özgürlük, fikirleri hızlıca değerlendirebilmesi ve bir fikri gereğinden fazla düşünmeden hayata geçirebilmesi beni çok etkiledi. Ben bir fikrin üzerinde fazla düşünebilen biriyim; Genco ile çalışmak bana müzikal sezgime daha fazla güvenmeyi ve hızlı kararlar alabilmeyi öğretti.
Devrim Dikkaya: Genco Arı ile gerçekleştirdiğiniz bu birliktelik albümün mutfak ve kayıt sürecine nasıl yansıdı?
Seda Balcı: Bana müzik kaydetmenin bir "an"ı kaydetmek olduğunu öğretti. O anda ortaya çıkan hissiyatı fazla bekletmeden kayda almak gerekiyor, aksi halde doğallığını kaybedebiliyor. Bu nedenle albümün kayıtlarında mümkün olduğunca organik bir yaklaşım benimsedik. Müzisyenlerin o anda birbirleriyle kurduğu etkileşimi ve doğaçlamaları korumak adına daha az edit tercih ettik.
Devrim Dikkaya: Sahnede hem enstrümantal zenginlik hem de back vokallerin katılımıyla nasıl bir atmosfer yaratmayı hedefliyorsunuz?
Seda Balcı: Canlı performansın en önemli farkı müziğin o anda yeniden şekillenebilmesi. Albümdeki düzenlemeleri temel alacağız ama sahnede doğaçlamalara geniş bir alan bırakmak istiyorum. Back vokallerde Alican Öztürk ve Irmak Karadağ'ın katılımıyla albümdeki vokal dokuyu korurken, enstrümantal doğaçlamalarla canlı performansın özgürlüğünü bir araya getireceğiz.
Devrim Dikkaya: İzmir caz sahnesinin yapısı bu projenin hayata geçmesinde nasıl bir rol oynadı?
Seda Balcı: Kadromuz yıllar içinde oluşmuş müzikal ilişkilerin doğal bir sonucu. İzmir’deki müzisyenler arasındaki dayanışma böyle projeleri kolaylaştırıyor. Çalacak mekânların ve nitelikli caz kulüplerinin azlığı bizi zorlasa da, birlikte üreten çok değerli bir müzikal çevre var.
Devrim Dikkaya: İlk albümünüzü dinleyiciyle buluşturmanın heyecanını yaşarken, dinleyicinin kendi cebindeki hikâyeleri bulması sizin için ne ifade ediyor?
Seda Balcı: Beste yapmak oldukça kişisel bir süreç ama yayınladığınız anda artık sadece size ait olmaktan çıkıyor. Bir parçayı belirli bir yaşantıdan yola çıkarak yazmış olabilirim ama dinleyen kişinin kendi hayatından başka bir anıyı o müziğin içine yerleştirmesini çok değerli buluyorum.

Devrim Dikkaya: Lansman konserinin ardından projeyi farklı şehirlerle buluşturma planınız var mı?
Seda Balcı: Kesinlikle. İzmir lansmanının ardından İstanbul ve Ankara’da da tanıtım konserleri yapmak, projeyi festivallere ve farklı şehirlere taşımak istiyorum. Bu albümdeki müziğin canlı performansta daha da gelişip büyüyeceğine inanıyorum.
Devrim Dikkaya
Cazkolik.com / 02 Ekim 2026, Cuma
Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.