Şenay Ocak'tan, piyanist Jon Batiste'in "Jazz is Now" albümündeki şarkılara Ankara nostaljili hikâyeli yorumlar

Şenay Ocak'tan, piyanist Jon Batiste'in "Jazz is Now" albümündeki şarkılara Ankara nostaljili hikâyeli yorumlar

“Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
Bir de seni ekliyorum susuşlarıma…”
Ahmet Telli

 

Jon Batiste, 1986 doğumlu ünlü Juilliard Müzik Okulu’ndan mezun Amerikalı besteci, piyanist, söz yazarı ve vokalistir. Özellikle, müzikte türler arasındaki geçişleri ustalıkla kurgulayan Batiste, zamanı ve melodileri caz, gospel, R'n'B, ragtime gibi tarzlar arasında ustalıkla kullanmış ve pek çok albümü bu yönden dikkat çekmiştir. Beethoven Blues albümünde aynı zamanda Klasik Batı Müziği'ni caz türevleriyle buluşturan Jon Batiste, 2021 yılında da “We Are” albümüyle Grammy almaya hak kazanmıştır.

 

Hikâye anlatıcılığıyla şimdi buluşturacağım “Jazz Is Now” albümündeyse Batiste cazı yalnızca nostaljik bir müzik gibi görmemekte, onu doğaçlarken ve yorumlarken bugüne ait müzikal cümlelerini de dönüştürdüğü yenilikçi anlayışa vurgu yapmak istemiştir. Entertainer (Scott Joplin, 1911), Moon River (Henry Mancini, 1960), Sunny Side of Street (Jimmy Mchugh, 1930) gibi tanınmış bazı eserler de onun seçkileri arasında yer almakta cazın ritmik yapısının enerjik müzik altyapısıyla buluştuğu, New Orleans köklerinden gospel müziğe uzanan bir tarzı bugünkü müzikal diliyle yansıttığı açıkça görülebilmektedir.

 

 

Hazırsanız, bu albümle sizi Ankara nostaljisi kokan hikâyemle buluşturacağım. Okurken şarkıları dinlemeyi unutmayın derim ayrıca

 

 

Geçmişin arasından turluyorum. Her şey şimdiki bana değiyor, eğiliyor, bükülüyor, konuşuyor; anılarıma kafa tutuyor. İşte Ankara sokakları ve şarkı söylediğim, ağladığım, kahkaha attığım, heyecanlandığım ve gençliğime selam verdiğim yerler burası. Herkesin bir şehirde, bir zamanlar çok sevmiş olduğu sokakları, şarkıları, sevgilileri, anıları vardır. İlk gençliğin geçtiğinde anlıyorsun sana hâlâ oradan göz kırptıklarını... (Road Life çalıyor...)

 

Bugünkü dertlerin monotonlukla ilgili, sense dünde kalan serseriliğini özlüyorsun durmadan. O hatırladığın gözü kara kişinin sen olduğundan hem utanıyorsun hem de gurur duyuyorsun. Dünyayı da karşına alacak gücün vardı inandıkların için hatırlıyorsun. Yine de dostluklar biriktirmişsin aynı hayalleri kurduğun yerde bir zamanlar... Sadece konuşarak bağ kurmuşsun, kalbini göstermişsin ve bırakmışsın orada bir yerde o hisleri nadasa. Şimdi çıkıp geldiğinde onları aynı zaman nehrinde bulabilir miydin diye şüphe de etmişsen üstelik, düşünmüşsün yine de geçmiş olana rağmen aramak suç değildir ki birazcık nostalji. (Moon River çalıyor...)

 

Yollara düşen Bestekar’ın sokak yaprakları, Tunalı’da her yıl değişen kuğular, yıkılan o eski kitapçı... Öyle kolay şeyler olduğunu sanıyoruz gençken yıkımların… Döndüğünde seni teselli eden şeyleri arkada bırakmış olma ihtimali sarsıyor yeni benliğini. Çok kaptırmamak için yolun karşı tarafına geçiyorum yıkımları görünce yine de  ben. Sokağın güneşli tarafı daha iyi teselli eder beni diyorum içimden. Hem o büyülü gecelerde kalan sohbetler, sevgiler, kitaplar, zamanlar artık karanlığa ait bir bilinmezlik. Güneş iyidir ve “yeniden”dir ayağa kalkmak isteyen tüm insanlar için. (Sunny Side of Street çalıyor...)

 

Yaşadım diyebilmek ne güzel... Çılgınca, sonuna kadar ve acının ve kahkahanın iki yüksek uçurumunda. Kitap gibi okumak insanları ve bir hayal yaratarak kendini kahraman ilan etmek. Ne cesurca, ne çapulca ve ne çocukça. Ama sen yapmışsın bunları. Gerektiğinde yeniden yaratmak için yıkmışsın da eski benliğini. Tek eksiklik, artık eskisi kadar bu eylemi eğlenceli bulmadığın gerçeği. Her gün yeniden değişmek, her gün yeniden yıkılanı düzeltmek ve her an yeniden âşık olmak için kendine yeni idealize edilmiş aşklar türetmek. Artık sevmiyorum tüm bunları eskisi kadar biliyorum. Ama artık dalga geçiyorum ve bir şovmen edasıyla karşılıyorum tüm trajik bölümleri. (Entertainer çalıyor...)

 

Sen yalnızsın şimdi. Şarkılar kalmış elinde ve bir sürü anlatılmayı bekleyen hikâye. Ama bazıları yazılmaya değer bulmadı kendilerini biliyor ve anlıyorsun artık bu yaşında. O zaman kendine söylediğin yalanlar da inandırıcı olamıyorlar biliyorsun. Ayrıca, merak ediyorsun başka anılar kitabındaki sayfalarda sende var mıydın silinmeyen hafızalarda... Gerçekten sonunu bilmediğin ve bulmayı istemediğin kendiliğin başkalarını da bir nebze mutlu etti mi? Hayata bakıyorsun sonra; sadece anlatılmayı bekleyen senin süzgecinden geçen yaşanmışlıkların... Anlıyorsun, kalp gözü önemli bir mercektir verilen sevgiyi doğru anlayabilmek için. Tüm hatalarınla seviyorsun geçmişini, serseriliğini ve seninle o günleri yaşayan tüm nitelikli serserileri. (Memories of you çalıyor...)

 

Bekliyorum şimdi Kuğulu’da. Sadece kendimi ve şimdiki zamana dönmeyi. Devam edeceğim kalan yolumun uzunluğu burada bir zamanlar geçirdiğim süreden daha mı az bilmeden. Cazın geçmişten gelen köklerine rağmen hala bugünle bağ kurması gibi, insan hayatı da geçmişten beslenerek büyüttüğü benliğiyle bugüne dokunuyor. Hem geçmiş hem gelecek söz konusuysa sevgiyle, affederek, yaratarak, dönüştürerek melodileri... (Creative çalıyor...)

 

Keyifli dinlemeler.

 

Şenay Ocak

 

Cazkolik.com / 31 Temmuz 2026, Cuma

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Şenay Ocak

Caz vokalisti ve eğitimci Şenay Ocak müzikoloji üzerine yüksek lisans yapıyor, yurtiçi ve dışında caz üzerine akademik çalışmalarını, proje ve eğitimlerini sürdürüyor.

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.