Caz müziğini merak eden, dinlemek isteyen, sanatçılar ve albümler arasında adeta koşturmaca yaşayan genç bir caz dinleyicisi trompetçi Arturo Sandoval’ın adını ilk duyduğunda aklına yalnızca sağdan soldan duyduğu -ve doğru olan- olağanüstü hızlı trompet çaldığı lafları geliyorsa o genç caz dinleyicisi aslında Sandoval'ın hikâyesinin önemli bölümünü ıskalamış ya da öğrenmeye henüz başlamamış demektir.
Sandoval, trompetçi olmasının yanı sıra besteci, aranjör, piyanist ve eğitimci kimlikleriyle müziğini oldukça geniş bir spektruma taşıdı. 36. Akbank Caz Festivali kapsamında 8 Ekim’de Zorlu’ PSMde izleyeceğimiz büyük usta Sandoval, o akşam 10 Grammy ödüllü bir caz efsanesi olarak sahnede karşımızda olacak.
Irakere: Sandoval’ın müzikal laboratuvarı
Arturo Sandoval’ın kariyerinde Irakere grubunu ayrı bir başlık olarak değerlendirmek gerekiyor. 1973 yılında bir diğer büyük Kübalı piyanist ve besteci Chucho Valdés öncülüğünde kurulan ve Sandoval’ın da kurucu üyeleri arasında yer aldığı Küba cazının üzerinde durduğu zemini değiştiren bu topluluk, Küba’nın zengin ritmik mirasını cazın doğaçlama geleneği, funk ve rock’ın enerjisiyle buluşturan dönemin en yenilikçi gruplarından biriydi.
Irakere’nin müziğinde Afro-Küba ritimleri yalnızca “renk” olarak kullanılmaz, bestelerin ve düzenlemelerin temelini oluştururdu. Grubun 1978 Newport Jazz Festivali ve Carnegie Hall performansları, Küba cazının uluslararası sahneye taşınmasında önemli dönüm noktaları olmuştu. Sandoval için Irakere grubu aynı zamanda müzikal bir okuldu, hepsi gençti, hepsi idealistti. Sanatçı bu okulda cazın armonik ve doğaçlama diliyle Küba müziğinin ritmik zenginliğini bizzat içeriden öğrenerek, ileride kariyerinin merkezine yerleştireceği iki dünyayı müzikal düzlemde buluşturma yeteneğini geliştirdi.
Bunun gibi nedenlerle Sandoval’ın hikâyesini anlamanın en iyi başlangıç noktalarından biridir Irakere grubu ancak Sandoval’ın kaderini değiştiren asıl karşılaşma 1977’de gerçekleşti. Tıpkı 1956 yılında Gillespie'nin Türkiye'ye gelerek Maffy Falay ile tanışması gibi, Küba’ya da giden Dizzy Gillespie (ki zaten Küba ile zengin bir ilişkisi vardı), genç trompetçiyi dinledi ve kısa süre içinde mentoru ve müzikal yol arkadaşı oldu. Sandoval’ın daha sonra Amerika’ya uzanan kariyerinde Gillespie bağlantısı belirleyici olacaktı.
Makalenin bu noktasında genç dinleyicinin özellikle dikkat etmesi gereken şey Sandoval’ın virtüözlüğünün sadece hızdan ibaret olmamasıdır
Evet, trompetindeki yüksek perdeler, uzun ve kontrollü pasajlar, şaşırtıcı artikülasyon ve ritmik kesinlik sanatçının en tanınan özellikleri arasındadır. Fakat Sandoval’ı büyük trompetçi yapan asıl şey, bütün bu teknik kapasiteyi farklı müzikal geleneklerin içinde kullanabilmesidir. Trompetindeki ateşli ve parlak sesinin yanında flugelhornunda daha yuvarlak, sıcak ve lirik tonlar duyarız, aynı sanatçı, klasik repertuvara da, geleneksel Küba müziğine de, caz standartlarına da aynı ciddiyetle yaklaşabilmektedir. Bu nedenle, onu yalnızca trompeti hızlı çalan biri olarak dinlemek, Sandoval'ın müziğinin belki de en yüzeysel tarafında takılıp kalmak olur.
Diskografisine girmek isteyen genç dinleyiciler için birkaç albüm önerisinde de bulunmak istiyoruz;
Danzón (Dance On) ve Hot House, Sandoval’ın latin caz ile bebop mirasını nasıl birleştirdiğini görmek açısından önemli kayıtlardır, her iki albüm de Grammy kazanmıştı. I Remember Clifford ise bebop geleneğiyle kurduğu ilişkinin güzel bir örneğidir. Ardından Dear Diz (Every Day I Think of You) albümü mutlaka dinlenmeli. Sandoval bu albümde kendisi için yalnızca bir mentor değil, müzikal bir baba figürü haline gelen Dizzy Gillespie’ye adeta kapsamlı bir teşekkür yazmıştır ve o albüm 2013 yılında Big Band dalında Grammy kazanır.
Sandoval’ın kariyerinin dikkat çeken bir diğer yanı ise işbirliklerinin genişliğidir
Gillespie’nin United Nation Orchestra’sında yer almasının yanı sıra Stevie Wonder, Frank Sinatra, Celia Cruz ve Alicia Keys gibi birbirinden farklı müzikal dünyalara ait sanatçılarla da çalıştı. Ayrıca, WDR Big Band ile Mambo Nights gibi büyük topluluk projelerine de imza attı. Senfonik orkestralar için trompet konçertoları yazdı, film müzikleri üretti. Hayatını ve Küba’dan ayrılışını anlattığı 2001 tarihli HBO filmi For Love or Country: The Arturo Sandoval Story'de onu yalnızca cazcı değil, olağanüstü bir yaşam öyküsüne sahip olduğunu da göstermektedir.
Sandoval’ın bugün hâlâ büyük bir sanatçı olmasının nedeni biraz da geçmişle gelecek arasında kurduğu ilişkidir
Bir tarafta Gillespie, bebop, Küba ritimleri ve büyük caz orkestralarının mirası, diğer tarafta klasik müzik, latin, popüler müzik ve çağdaş sahne anlayışı var. Üstelik büyük usta 36. Akbank Caz Festivali'ndeki konserinde yalnız da olmayacak. Piyanoda Lisandro Pidre, gitarda William Brahm, davulda Daniel Feldman, basta Maximilian Gerl, saksofonda Michael Tucker, perküsyonda Samuel Torres, ikinci trompette Keith Fiala ve bariton saksofonda Larry Bustamante gibi tecrübeli isimler sanatçıya eşlik edecek. Bu kadro, konserin yalnızca Sandoval'ın virtüözitesini sergilediği bir trompet şovu değil, öyle anlamayın lütfen, Afro-Küba cazının, bebop'ın, büyük topluluk geleneğinin ve çağdaş cazın aynı sahnede buluştuğu olağanüstü bir olacağının altını bir kez daha çizelim.
Genç dinleyiciler için Cazkolik dinleme rotası:
Danzón (Dance On)
Hot House
I Remember Clifford
Dear Diz (Every Day I Think of You)
Bu dört albümü arka arkaya dinlerseniz eğer Sandoval'ın neden yalnızca olağanüstü bir trompetçi değil, Dizzy Gillespie'nin açtığı Afro-Küba caz yolunu kendi kuşağından bugüne taşıyan büyük bir müzikal karakter olduğunu gayet net anlayabilirsiniz. 8 Ekim akşamı Zorlu PSM'de büyük ustayı, festivalin en kariyerli sanatçısını canlı olarak dinlerken belki de en çok buna dikkat etmeniz gerekiyor, notaların ne kadar hızlı çalındığına değil (ki artık 80 yaşına merdivan dayamış bir usta o), hızın arkasındaki müzikal geleneğin derinliğine dikkatle bakın deriz.
Cazkolik.com / 26 Eylül 2026, Cumartesi
Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.