Caz tarihinden bir yaprak daha eksildi

Caz tarihinden bir yaprak daha eksildi

Basçılığı ve besteciliği kadar müzik teorisi üzerine düşünceler de geliştiren II. Dünya Savaşı sonrası Amerikan caz sahnesinin önde gelen isimlerinden Jymie Merritt 93 yaşında hayatını kaybetti. Son günlerde gelen ölüm haberlerinde hep korona salgını öne çıkıyordu, sanatçının oğlu, babasının kanser nedeniyle hayatını kaybettiği açıkladı. Jymie Merritt ismi belki çağdaşı diğer ünlüler kadar ülkemizde bilinmiyor olabilir ama Art Blakey'nin Jazz Messengers topluluğunu kurucu isimleri arasındaydı ve nerdeyse grubun uzun süre Blakey'den sonraki tek sabit ismiydi. Topluluğun en ünlü albümü "Moanin'"de onun basını dinlemiştik. Sadece bu kadar değil elbet, "A Night in Tunisia", "Mosaic", "Buhanian's Delight" gibi 1960'ların başlarına ait albümlerde Merritt'in basını dinleriz. Blakey yanında Bobby Timmons, Hank Mobley, Lee Morgan gibi önemli isimlerle birlikte çalmıştı. Besteciliğinde öne çıkanlardan biri ise Max Roach için bestelediği "Absolutions" isimli çalışmasıdır. Bestelerinde hard bopla modal caz unsurlarını buluşturan Merritt, Roach'ın "Drums Unlimited" gibi daha araştırmacı albümlerinde yer almıştı. Tam bir caz şehri olan Filadelfiya'da 1926 yılında dünyaya gelen Merritt kontrbas yanında elektrik bası da erken dönemde kullanan ilk sanatçılardan biridir. Daha 1951 yılında Fender'in ilk elektrik basını kullananlardan oldu. Merritt'in felsefesini özetleyen cümle ise "ritm çok karmaşık çünkü tüm evrinin inşa edildiği temel budur" savıdır. Biz de sanatçının elektrik bas ile bir fotoğrafını kullanmayı tercih ettik.


Cazkolik.com / 12 Nisan 2020, Pazar





Elvis Costello'dan 500 albümlük dev liste


Şu sıra internet siteleri deli gibi okuru oyalayacak şeyler hazırlamakla meşgul. Bilgileri tazeleyelim, şimdi tam zamanıdır. Far Out isimli web sitesi de benzer çalışma yapmış ve rock müzisyeni -ki kendisi caz şarkıcısı Diana Krall'un eşi olur- Elvis Costello'ya tüm zamanların en iyi albümlerinden oluşan 500 albümlük bir liste hazırlatmış. Bu kadar kalabalık olmasına ne gerek var? 500 olunca say say bitmez, içine sevmediklerin dahil hepsini koyabilirsin bu yüzden akıllıca gelmedi bana, neyse, zaten listeyi burada aktaracak değilim, meraklısı bulabilir ama Costello'nun listesinde yer verdiği caz albümlerine bakıyım dedim, aslında onlarda da sürpriz yok; Cannonball Adderley, Mose Allison, Louis Armstrong, Chet Baker best of'lar seçmiş ne alâka? Count Basie'den 1957 "The Atomic Mr. Basie" kapağında atom bombası resmi olan ki ne saçma bir kapaktır, bombayı şirinleştirir resmen. Tony Bennett/Bill Evans (seçmese şaşarım), 2 adet Clifford Brown (Driftin’ Blues: The Best Of Charles Brown ve Clifford Brown With Strings), bolca Blues albümü, Ornette Coleman (The Shape of Jazz to Come), John Coltrane (My Favorite Things), Miles Davis'e epey abanmış (Birth Of The Cool, Miles Ahead, Porgy And Bess, Kind Of Blue, Sketches Of Spain, My Funny Valentine, In A Silent Way, On The Corner), Eric Dolphy (Outward Bound ve Iron Man), Duke Ellington, Bill Evans, Ella Fitzgerald, Mingus, Monk, Rollins, bol bol soul ve latin caz, Billie Holiday (onun da ismini yanlış yazmışlar), bolca 20. yüzyıl klasikçileri, bana sürpriz gelen isimler Bill Frisell, Rahsaan Roland Kirk, Marc Ribot oldu, demek bu tarz isimleri de takip ediyormuş. Gerisi komple rock elbette.


Cazkolik.com / 11 Nisan 2020, Perşembe






Sizi Michael ile tanıştıralım


Dünya Sağlık Örgütü salgından bu yana popüler hale geldi. Eleştiren de çok, haklı bulan da, daha da tartışılacak ama salgından bağımsız DSÖ'nün bir süre önce video oyunu bağımlılığını psikolojik bozukluk olarak resmen tanımladığını bilmiyordum. Kanadalı bir oyun sitesi, adı da Online Casino, yakın zamanda bu teorilerden bir bölümünü derlemiş ve sürekli böyle oyun oynayanların 20 yıl sonra nasıl bir görüneceğini tahmin eden bir prototip resim elde etmiş. Resmini gördüğünüz o kişiye Michael demişler. Aslında sitenin yaptığı durumu ciddiye almak değil böyle düşünenleri alaya almak, yani hem suçlu hem güçlüler. Bu kişilerde uyku yoksunluğu, dehidrasyon, D vitamini eksikliği, ağır göz yorgunluğu, güneş ışığı ve fiziksel aktiviteden uzak kalma, çevrimiçi vakit geçirmenin zaman içinde insan görünümünde yaratacağı tahribat bir nevi yaratığa dönüşme gibi görünüyor. Oyun sitesi kendini akıllı sanıp dalga geçe dursun işlem başaladı aslında, ben buna cep telefonlarıyla ilgili semptomları da ekliyorum. Ne zaman bilemem, 20 yıl çok erken ama birden fazla nesil sonrası resimdeki gibi değilse de deformasyon olacağı kesin.


Cazkolik.com / 09 Nisan 2020, Perşembe





Jimmy Greene yeni albümünde neden yukarı bakıyor?


Jimmy Greene çok sevdiğim ve geçmişte büyük bir acı yaşamış müzisyendir. 2011 yılında okuduğu okula baskın yapan bir sapık tarafından birçok öğrenciyle birlikte Green'in küçük kızı da öldürülmüş, sanatçı ağır bir acı yaşamış, atlatması yıllar almıştı. Sanatçının yeni albümü "While Looking Up" yayınlanmış. Adına bakınca bir nedeni olmalı diye akla geliyor, bir şey mi veya bir yer mi gösteriyor? Hayır, öyle değil. Son derece anlaşılabilir bir sebebi var. Jimmy Green de bir çoğumuz gibi günlük hayatımızın politik bölünme, artan şiddet ve nefret söylemleriyle fazlasıyla kirlendiğini düşünüyor. Buna özellikle sosyal medyada insanların fütursuzca birbirine saldırması, aşağılaması, linç kültürünün yaygınlaşmasını da ekleyin, adamcağız belli ki bunalmış ama bu olumsuzluğa yenilmeyi reddediyorum diyor. Eğer çevreme bakarak güç bulamazsam, barışı göremezsem, hatta, yakın çevrem de bile bunu bulamıyorsam ben de yukarı bakmalıyım diyor. Çevreme ve aileme baktığımda gördüğüm giderek normalleşen bir kaos hali hepimiz gibi beni de umutsuzluğa sürükleyebilir ama yukarıya bakmamın gekertiğini hatırladım diyor. Greene, yeni albümünde çoğunu tanıdığımız standartları seslendirmiş ama ilk iki parçaya soprano saksofonla girmesi bence önemli bir ayrıntı. Ayrıca, tenor saksofon, flüt, klarnet ve bas klarnet de çalıyor. Albümde Aaron Goldberg, Stefon Harris, Lage Lund, Reuben Rogers, Kendrick Scott gibi hepsi sevdiğimiz isimlerle dolu. Haftanın yeni albüm tavsiyesi olsun.


Cazkolik.com / 06 Nisan 2020, Pazartesi






Bilim adamları korona virüsün yapısını müziğe dönüştürmüş




Korona virüsüyle yatıp kalkıyoruz ve evdeyiz. Duyduğum haber şaşırtmadı, korona virüsün müziği yapılmış. Bu virüse dair sayısız beste yapıldığı ya da yapılacağı muhakkak da bu haber bizzat virüsün kendi müziği imiş, yani, bilim adamları virüsün yapısını müziğe dönüştürmeyi başarmış. Az önce televizyon haberinde müziğin bir kısmını dinletti, rahatlatıcı meditasyon müziği gibi bir şey. Müziği yapanlar MIT’den birileri olunca iş daha ciddiye biniyor. Adamlar her amino asit için bir nota vermiş ve çok sayıda nota var tabi. Şu açıklamadan ne anlıyorsunuz bilmiyorum ama yazıyım; “Koronavirüs herhangi bir organizma gibi proteinlerden oluşur. Bu proteinler sırayla bir amino asit zinciri içerir ve bu zincirler özellikle karmaşık yapılardır: bir sarmal içine kıvrılma veya tamamen gerilme eğilimindedirler. Bilim adamları, müziklerine bazı dinamikler (ses ve ton) sağlamak için bundan faydalandılar.” İnsan bu virüsün nasıl bir müziği olur diye düşününce aklınıza nasıl bir şey geliyor bilmiyorum ama virüsün müziği de var artık.


Feridun Ertaşkan


Cazkolik.com / 06 nisan 2020, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.