Emoji sanatı...

Emoji sanatı...

iTunes`da çok satan yerli-yabancı caz albümleri?

Türkiye`de çok satan caz albümleri?

Pop ve rock dünyası devamlı bu haberleri yapar, caz olarak bizim neyimiz eksik? Tamam, belki onlar kadar çok satmıyoruz ama satılan neyse onun listesi işte budur! Bu liste iTunes’un Top Albums listesi ve Türkiye`de en çok satan yerli-yabancı caz albümlerini kapsadığı için önemli bir veri. Liste şöyle: 1 The Very Best of Jazz 2 100 Best of Jazz 3 Kenan Doğulu “İhtimaller” 4 Piano Bar 30 Jazz Hits 5 Sinatra “Nothing But the Best” 6 Karsu “Confession” 7 Tony Bennett-Lady Gaga “Cheek to Cheek” 8 Late Night Jazz 9 İbrahim Maalouf “Diagnostic” 10 Diana Krall “The Very Best of” 11 Melody Gardot “The Absence” 12 Elif Çağlar “Misfit” 13 Louis Armstrong “The Very Best of” 14 Pink Martini “Je Dis Oui” 15 22. İstanbul Caz Festival albümü 16 Mad Men “The Many Moods of Mad Men” (dizi müzikleri) ve 17 Samet Kılıç “As You Feel” (EP).


Caz dinleyenler nasıl insanlar?

Maddelere göre bu görsel uygun mu acaba?

Şu maddeleri okuyun lütfen bakın bakalım siz de böyle biri misiniz? 1 Kalabalık ve gürültülü ortam yerine, karşısındakiyle sohbet edebileceği sessiz ortamları tercih eder. 2 Müzik zevkleri kadar damak zevkleri de renkli ve gelişmiştir. 3 Yaşadıkları olaylar karşısında sakin ve ılımlı mizaca sahiptir. 4 Daha önce hiç bilmediğiniz ama gidince inanılmaz zevk alacağınız değişik mekanları bulma konusunda üstlerine yoktur. 5 Tatil anlayışları devasa oteller yerine küçük pansiyonlar ve sahil kasabalarından yanadır. 6 Dışarıdan bakınca hüzünlü görünse de ruhlarının bir köşesinde her daim bir tutam neşe saklar. 7 Hiçbir şeyin fazlasından hoşlanmaz, aşırılığı bayağılık olarak görür. 8 Tam olarak ne hissettiklerini kestirmek, bazen zor bazen de tam tersine sandığınızdan kolay olabilir. 9 Onları en kolay anlayabileceğiniz zamanlar aslında en komplike göründükleri zamanlardır. (Yazanlar benim değil, Onedio.com da böyle bir haber var)


İstanbul`un yeraltı sahnesi fokur fokur...

Firmanın son albümü "Palmiyeler"

Yıllar önce Nublu Caz Festivali nedeniyle organizasyonun başındaki Reha Öztunalı’yla festivale dair bir röportaj yayınlamıştık, bir daha temasımız olmadı, ta ki sevgili Ali Haluk İmeryüz Tantana Records’u hatırlatana kadar. Bildiğim kadarıyla Nublu festivalin devamı -en azından İstanbul’da- olmadı ama Reha müzikte yaratıcı girişimlerini sürdürdü. Tantana Records Reha’nın başında olduğu iki kişilik ve ağırlıklı İstanbul’un başta rock olmak üzere yaratıcı müzikal girişimlerine destek veren bir ‘sanatsal fikir ajansı’. Bir anlamda yetmişlerin bir yerde alt kültür olmaya kadar uzanan yaratıcı rock mirasının ikibinlerdeki halinin peşindeler. Eskiz, Palmiyeler, Ringo Jets, Yıldız Tozu, Frankie Chavez gibi mutlaka keşfedilesi topluluklar ve müzisyenler var. Anadolu rock müziğin yeni nesil işleri. www.tantana.rocks


En yakın insanlar arasında sonsuz mesafe vardır

Noah Haidu`dan yeni bir albüm

Üniversite yıllarımın şairlerindendir Rainer Maria Rilke. Bir dönem çok okunan, çok sevilen bir şairdi. Bizim nesle kim tanıttı, kim çevirdi bilmiyorum ama hayatımızı etkileyen bir şairle tanıştırmıştı bizi. Şimdi, bir caz albümü nedeniyle yeniden Rainer Maria Rilke diyorum hem de inanmazsınız en sevdiğim piyanistlerden biri sayesinde. 2011 albümü “Slipstream” ile vazgeçilmezlerim arasında üst sıralarda olan Noah Haidu yeni çıkan albümünde yeralan 11 bestesini Branford Marsalis ile yapılan bir konuşmadan esinlenerek şairin kışkırtıcı bir ifadesine dayandırmış. “En yakın insanlar arasında sonsuz mesafeler vardır”. Haidu albümün adını “Infinite Distances” koymuş. Albümde Haidu’ya alto saksofonda Sharel Cassidy, tenor saksofonda Jon Irabagon ve trompette Jeremy Pelt eşlik etmiş ve albüm canlı kayıt. Benden 10 tam puan üstüne 5 * * * * *


Sahnede kablolar...

Kabloların arasına saklanan müzikler

Bazen sahnedeki müziğe farklı bir açıdan bakmak gerekiyor. Benim aklıma kablolar üzerinden bakmak geldi. Geçen gün Mehmet Ali Sanlıkol’un konserinde bir an gözüm sahnenin zeminine kaydı ve gözlerime inanamadım desem... Korkunç bir kablo karmaşası, nerdeyse zemin görünmüyor, o kadar yoğun. Hatta, sevgili Leyla’dan zeminin bir fotoğrafını çekmesini rica ettim ama o karanlıkta uygun bir kare çıkmadı. Eskiden bu kablo işleri bu kadar değildi, en fazla amfiye bağlanan kablo, birkaç da mikrofon kablosu olurdu, hepsi o kadar, şimdi adeta bir kablo denizinde gibisiniz. Sahnede müzisyen sayısı arttıkça kablo da artıyor. Müzisyenlerin kullandığı ekipmanlar çeşitlendikçe kablo sayıları yine artıyor. Artık nefeslilerin de pedalları var biliyorsunuz, peki, o kadar kablonun içinden çıkmak nasıl mümkün oluyor?


Caz ikonlarının ikonik fotoğrafçısı

Ölümsüz Billie Holiday de Leloir`ın kitabında

Jean Pierre Leloir ismini daha önce duymamış ve cazı siyah beyaz fotoğraflardan seviyorsanız bu kitabı edinin derim. 2010 yılında 80 yaşında ölen benim caz ikonlarının ikonik fotoğrafçısı dediğim Jean Pierre leloir’nın kitabının adı “Jazz Images”. 168 sayfadan oluşan kitap yeni çıktı. Kitabın içinde 150’den fazla fotoğraf var ve çoğu ilk kez basılan fotoğraflar. Gelmiş geçmiş fotoğrafçılar arasında en iyilerden biri olarak kabul edilen Leloir Fransız olması nedeniyle özellikle Paris’e gelen müzisyenleri çekmekle ünlü. Kitabın önsözünü efsanevi Quincy Jones yazmış ve doğal olarak kitapta Michel Legrand, Martial Solal gibi önde gelen Fransızların fotoğrafları da var. Jones kitap için her fotoğrafının arkasında öykü var dediği Leloir’ın Zappa, Hendrix, Cohen, Dylan gibi büyük starların da fotoğraflarını çekti.


Modern sanat eseri olarak emojiler

Buemojiler artık müzede!

 Dünya üzerinde günde 6 milyondan fazla emoji gönderiliyormuş. Bir bilgi daha, emojiler artık resmen bir sanat dalı olarak adlandırılmaya başlanmış, hatta, geçen sene New York Modern Sanatlar Müzesi Tokyo’lu yazılım mühendisi Shigetaka Kurita’nın 1999 yılında tasarladığı 17 emojiyi kalıcı olarak koleksiyonuna eklemiş. Lisanslanan emojiler müzede Picasso ve Pollock’ın eserleriyle yanyana duruyormuş. İnsanın dalga mı geçiyorsunuz diyesi geliyor ama sonra Harring, Basquiat, Warhol gibilerin işlerini düşünüyorum da niye olmasın diyorum... Unutmayın, Marcel Duchamp bir sanat nesnesi olarak pisuvarı sergilediğinde 20. yüzyılın başıydı. Hazır materyallerin sanat eseri kabul edilmesi aslında bakış açısının değişmesiyle ilgili ve bu değişim empresyonizmden beri sürüyor, emojiler de bu sürecin son halkası.


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 16 Temmuz 2017, Pazartesi

 

Kaydet

 

Kaydet

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.