"İstanbul`da Eylül"ü dinlemenin tam zamanı!

"İstanbul`da Eylül"ü dinlemenin tam zamanı!

Bu ay değilse ne zaman. "İstanbul`da Eylül"ü dinlemenin tam zamanı. Türkiye`de müziğe dünya çapında etki etmiş az sayıda hakiki yaratıcı müzisyenimizin en önde gelenidir Okay Temiz. Onun uzun geçmişi boyunca kaydettiği müziklerin çoğu hâlâ [yeniden] keşfedilmeyi bekliyor. Her ne kadar meraklısı bilse de örneğin bu yazının konusu olan ve şimdi, bu ay dinlemenin tam zamanı dediğim "İstanbul`da Eylül" çok uzak sayılmaz 1989 yılı kaydı. Seksenler artık uzakta kalmış görünse de o yıllarda hergün her sokağını arşınladığımız şehrimizin has müziği bu albüme kaydedilmiş değil adeta kazınmış.

* * *

Okay ağabeyin Avrupa `free jazz`ın önde gelen sanatçısı, klarnetçi, doğaçlama müzik ustası, şimdilerde hakkında pek bir şeyler duymadığımız ama önceki çalışmalarının sık sık yeniden basıldığı Sylvain Kassap`la 18-30 eylül 1989 tarihlerinde Etiler`deki Stüdyo Melki`de kaydettiği (artık hayatta olmayan yılların ustası Melih Kibar`ın stüdyosu ki oraya çok girip çıkmışlığım vardır) "İstanbul`da Eylül" albümünde biri hariç çalan diğer müzisyenler de Fransız. Kontrbasta Yves Rousseau, gitarda Alain Blesing, soprano ve sopranino saksofonla klarnette Sylvain Kassap, tenor saksofon ve flütte Lennart Aberg, kemandaysa ömrünü Fransa`da geçirmiş ama artık burada yaşayan Nedim Nalbantoğlu var.


Albüm İstanbul`da kaydedilmiş olsa da Fransız prodüksüyonu ve bu albümün kaydından bir sene önce Patrick Tandin tarafından kurulan Lichère firmasından yayınlanmıştı. Bu firma Okay ağabeyin "Fiş Fiş Tziganes" ve Fransa`da yaşayan bir diğer sanatçımız Senem Diyici`yle yine aynı tarihli "Takalar" albümünü kaydeden firma. Aslında, benim bulabildiğim kadarıyla 50 kadar albümün hepsi tam keşfedilmelik kayıtlar.



"İstanbul`da Eylül", "Çiçek Pasajı"yla başlayıp "Yeniköy", "Ortaköy", "Karaköy" gibi kadim semtlerle devam ediyor. Her dinleyen farklı beğenir bilmem ama bence albümün zirvesi "Köçekçe". Bildiğimiz köçekçe melodisini inanılmaz kaydetmiş bu ekip. Müthiş kreşendo duygusuyla albümü resmen patlatıyor. Albümün her parçasında Okay ağabeyin performansı akıllara sezâ. "Oasis"de mesela darbuka, def ve diğer vurmalıların 9/8`lik ritmi olacak iş değil. "Köçekçe"nin ardından gelen solist zirvesi bu parça olmalı. Kapağa haklı olarak Galata Köprüsü`nü koymuşlar, ama şimdiki değil, eski hali, bizim için orijinal olan o köprü.


Okay ağabeyin altmışlı, yetmişli yıllarda yaptığı çalışmalar bize burada bilindik gelse de son yıllarda Avrupalı DJ`lerin yeni ve inanılmaz keşifleri arasında kendine eşsiz bir yer buluyor. Özellikle bugünden bakarak tarif edince saykodelik dediğimiz işleriyle ilgili bu sıralar bir haber daha gireceğiz. Yani, Okay ağabey bizim için okullarda tezlere, kurumlarda panellere konu olmalı. Gelin, işe tam bu günlerde "İstanbul`da Eylül"ü dinlemekle başlayalım.


Feridun Ertaşkan


Cazkolik.com / 23 Eylül 2017, Cumartesi


(Not: Spotify kayıtlarında 2. parça "Tecek Pasajı" yazıyor, aslı "Teke Zortlatması" olmalıydı)


BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.