Caz dünyasında ürkütücü bir ölüm haberi

Caz dünyasında ürkütücü bir ölüm haberi

Okulun ilk dersi :)

Caz standartları okulu başladı

Bizim yaptığımız kendi çapında bir çeşit rekor olmalı. Kadıköy Belediyesi Yeldeğirmeni Sanat’ta iki yıl önce başladığımız “Caz Dinlemek İstiyorum” seminerlerinde geçen perşembe üçüncü sezon başladı. Açıkçası, hem Murat Beşer, hem Alper Maral hem ben salon dolar mı, insanlar bıkmış mıdır, gelirler mi hala diye endişe ederken inanılmaz bir kalabalıkla karşılaştık. Salonun tamamı dolduğu gibi ayakta kalanlar oldu, yukardan sandalyeler geldi ve haliyle hepimiz mutlu olduk. Zaten, iki yıl bizi hiç yalnız bırakmayan daimi bir dinleyici grubu oluştu. Hepsi cazı seven, hepsi festivalleri, konserleri yakından takip eden harika insanlar. Bu sene, seminerlerin üçüncü yılında yeni bir konu takip edeceğiz. Sezona “Caz Standartları Okulu” adını verdik. İlk yıl caz tarihini, ikinci yıl caz müzisyenlerini konuşmuş, yakından tanımaya çalışmıştık, bu yıl üçlemeyi tamamlamak doğru olacak dedik ve caz tarihinin üzerine inşa edildiği caz standartlarını konuşacağız, bol bol dinleyeceğiz. Geçen perşembe ilk seminerde caz tarihinin sembol şarkısı “Strange Fruit” ve “Mack the Knife” ile başladık. Ne hikayeler çıktı, harika bir gece oldu. Ayın ikinci semineri 25 ekim perşembe akşamı. Hani, merak eden olur da gelmek isterse diye hatırlatıyım dedim.


Caz züppesi olma

Nile Rodgers caz züppesi olmamış

İki yıl önce İstanbul Caz Festivali`nde izlemiştik Nile Rodgers`ı. Chic isimli grubuyla yaptığı müzikler caza yakın değildir ama caz festivallerinde boy gösteriyor devamlı, artık böyle oluyor bu işler biliyorsunuz ama severim kendisini, geçen yaz North Sea Caz Festivalinde sahne alan ünlü sanatçı Simon Rentner ve Ashley Kahn’a verdiği röportajda müziğe cazla nasıl başladığını anlatmış. 14 yaşında evden kaçan Rodgers anne babasının tipik birer beatnik olduğunu söylüyor. “Evimiz bebop’ın yatak odası gibiydi. Sahip olduğum bu inanılmaz hayat konusunda o zaman hiçbir fikrim yoktu ama şimdi çok değerli buluyorum” diyor. Zaten o yüzden kesinlikle caz müzisyeni olmaya kararlıymış ama öğretmeni caz gitaristi Ted Dunbar -ki çok iyi bir gitaristtir- Rodgers’ı “bir caz züppesi olma sonra başıma, önce git dünyayı tanı, başka müziklere kulak ver, herşeye açık ol sonra gel çalacaksan çal” demiş. Demek haklıymış. Rodgers öyle bir aileye, öyle bir çocukluğa, öyle bir çevreye rağmen disko müzikleri yapan biri oldu çıktı ama yine söyliyim iyi müzisyendir.


Odyofil dergisi hangi albümleri öneriyor?

Son model ses sistemlerine layık albümler

Bu tür, yani odyofil seçimleri türünden albümleri epeydir ihmal etmiştim, hazır yeni albümler gelmişken hatırlatıyım. Müziğe normal dinleyicinin ötesinde ses ve kayıt kalitesi olarak tutkuyla bağlı odyofillerin çoğu iyi birer caz ve klasik dinleyicisi. Kimse kızmasın ama onca masrafa girip mükemmel ses sistemleri satın alınca insan o cihazlardan pop şarkıları yayılsın istemez, haa, dinleyen dinlesin o da ayrı tabii, bana sanki eşyanın tabiatına aykırıymış gibi geliyor. Neyse, dünyaca ünlü Stereophile dergisi ekim sayısında yayınlanan yeni albümler arasında hem müziği hem kayıt kalitesi en iyi olanları derlemiş. Klasik olanlarla başlıyım; tüm türlerde ayın albümü olarak San Fransisko Senfoni kaydı Leonard Bernstein’in arya ve barkarolleri albümünü seçilmiş. Dergi, performansa 4,5, ses kalitesine 4 yıldız vermiş. Yıldızların 5 üzerinden olduğunu söyliyim. Bir diğer albümse benim daha önce burada yazdığım Debussy albümü ama ben dijitalde dinlemiştim meğer CD kaydı fevkaladeymiş. Yerim bitti, hemen caza geçiyim. Tek bir albüm, trompetçi Cuong Vu 4Tet. Performans ve kayıt/ses kalitesi 4 yıldız.


Caz dünyasından ürkütücü bir ölüm haberi

Michael Panico`nun ölümü de, ölüm şekli de şaşırtıcı

Amerikan avangart caz dünyası geçen hafta şaşırtıcı hatta ürkütücü bir ölüm haberiyle sarsıldı. Polis raporlarına New York Queens marinada bacakları zincirle tamamen sarılı vaziyette ölü bir adamın cesedinin bulunduğu yansıdı. Ardından, adamın Amerikan avangart caz dünyasının tanınmış ismi, Relative Pitch Records kurucusu Michael Panico olduğu anlaşıldı. Cesedin yanında bulunan not olayın intihar olduğunu söylese de polis araştırmasını sürdürüyor. Pitch Records az tanınan bir şirket olmakla birlikte özgür caz çevrelerince yakından takip edilen saygın bir firma. Olayın duyulmasından sonra dostları ve müzisyenler ardı ardına açıklamalar yaparken ünlü piyanist Matthew Shipp şokta olduğunu belirtti. 2011 yılında kurulan şirket bugüne kadar 60’ın üzerinde albüme imza attı. Özgür caz dünyası küresel anlamda birbirine yakın bir dünyadır. 53 yaşındaki Panico’nun bu şekilde beklenmeyen ölümü avangart caz, özgür doğaçlama dünyasında sarsıcı bir etki yaptı. Şimdi merak edilen hem Panico’nun ölümündeki sır (tabii varsa) hem kurduğu şirketin akıbeti. (Haberi paylaşan sevgili Ali Haluk İmeryüz` e teşekkürler)


Müzisyen Strauss`ların Osmanlı Hanedanı ile ilişkisi

Müzikte batılılaşma süreci

Her müzik kitabı beni en az yeni bir caz albümü kadar heyecanlandırıyor, hatta daha fazla, çünkü, yeni caz albümü çok ama müzikle ilgili yeni kitap yok denecek kadar az. Bir de, bu kitapların keşfedilme sorunu var. Yani, böyle bir kitap yayınlandığı vakit haber veren yayıncı sayısı az, çoğu zaman raflarda keşfe çıkmak gerekiyor. Yine böyle bir keşif sırası rastladığım bir kitap var. Yıllardır ABD’de yaşayan bilgisayar profesörü, bilgisayar ve matematik üzerine çok sayıda makale sahibi olduğu kadar müzik üzerine araştırmaları da olan Ömer Eğecioğlu tarafından "Müzisyen Strausslar ve Osmanlı Hanedanı" adıyla kaleme alınmış. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan kitabın ilk baskısı 2012’de çıkmış. Kitapta, baba Johann Strauss ile oğulları Johann, Josef ve Eduard yanında akrabalık bağı olmayan Fransız vals bestecisi Isaac Strauss’un Osmanlı hanedanıyla ilişikisi anlatılıyor. Osmanlının 19. yüzyılda başlayan batılılaşma çabalarının bir yönü de müzik idi. Bu üzerinde fazla durulmayan bir konu olmuştur. Allahtan Ömer Eğecioğlu, Cem Behar gibi kalemler var da geçmişin sayfalarında saklı kalan bu konuda bir şeyler öğrenme şansımız oluyor.


Osmanlı/Türk müziğinin kısa tarihi

Bir İtalyan paşası; Donizetti

Yukardaki PUL’da Cem Behar’dan söz etmişken onun kitaplarını anmamak olmaz. Yine aynı yayınevinden çıkan “Osmanlı/Türk Musikisinin Kısa Tarihi” okumaya yeni başlayacağım bir kitap. Behar, farklı dönemlerde kaleme aldığı 8 makaleyi 4 bölüm altında getirmiş ve 1603 ile 1839 arası Osmanlı/Türk musikisinin oluşma ve olgunlaşma döneminden İsmail Dede Efendi’ye, musikide icra, üslup ve virtüözlükten Mevlevi mukabelesine kadar musiki tarihimizin kuramsal ve biyografik fasıllarında geziniyor. Bu kitapların en önemli yanı sınırlı sayıda başvuru kaynakları arasında öne çıkan çalışmalar olması. Behar’ın daha başka kitapları da var ve mutlaka onların da okunması gerekiyor bence. Bu konuda, yani, müzik kitapları konusunda bir not daha düşeyim. Müzikolog, orkestra şefi ve besteci, hayatını çoğunlukla İngiltere’de sürdüren sanatçılarımızdan Emre Aracı da bu döneme yoğun ilgi duyan müzisyen kalemlerimizden. Onun “Naum Tiyatrosu”, “Klasik Batı Müziğinde Sultan Portreleri”, “Çaykovski İstanbul’da” ve “Donizetti Paşa” gibi kitapları mutlaka okunmalı diyorum.


Caz kongresi toplanıyor

Program henüz açıklanmamış

Böyle haberler genellikle Avrupadan gelirdi, bu haber ABD’den. Aslında yeni değil 40 yıllık bir gelenek olmuş. Ünlü Jazz at Lincoln Center ile Jazz Times dergisi müzisyeninden medyasına, organizasyonlarından dinleyicisine tüm tarafları biraraya getirerek bu sektörü nasıl büyütebiliriz, nasıl daha iyi hale getirebiliriz sorularının tartışılacağı bir kongre olsun istiyor. Kitleleri genişletmenin yolları nelerdir sorusunun daha sık sorulması gerektiğini belirtiyor Lincoln Center direktörü Wynton Marsalis. Ünlü sanatçı caz modern dünyanın ihtiyaç duyduğu şeylere sahip bir müziktir, gelin ortak zemini belirleyelim ve hepimizin bu büyük müziğin kolektif savunuculuğunu yapalım çağrısında bulunuyor. Kongrenin ilk evsahipliğini 1979 yılında Radio Free Jazz yapmış daha sonra Jazz Times ile bugünlere kadar yürümüş mesele. Henüz takvim açıklanmamış ama paneller arasında çok çeşitli başlıklar var. Elbette ırkçılık sorunları tartışmalar arasında kendine yer bulacak, yanısıra, teknik meseleler de epey yer tutuyor. Dijitalleşme de konuşulacak konular arasında. Umarım sonuç raporu yayınlanır da biz de neler olup bittiğini öğreniriz.


Teknoloji sivsinekleri kovmanın çözümünü bulmuş?

Defolun sivrisinekler

Yazların, tatillerin baş belası sivrisineklere karşı insanlık doğal yollardan mücadeleyi kesinlikle kazanamadı, kazanamaz da. Cibinlikler hala en kesin çözüm gibi görünüyor ama ya o melun sesleri? Gece uyutmayan lanet sesleri. Kaç sabah uyandığımızda duvarların, çarşafların öldürülen sivrisineklerden kan lekeleriyle dolu olduğunu görmüşüzdür ama galiba köklü çözüm yine teknoloji şirketlerinden geliyor. Bize böyle çözümlerle gelsinler di mi ama... Nopixco isimli bileğe takılan bir bileklik sivrisinekleri uzak tutmanın younu nasıl bulmuş? Meğer sivrisinekler yaklaşan bir fırtınayı önceden hissedip ısırma, sokma ihtiyaçlarından kaçarak pasifleşiyor, kendilerini korumaya çalışıyorlarmış. İşte, bu bileklik yaydığı frekanslarla iki metreik bir alanda fırtına algısı yaratıyormuş sinekler üzerinde ve onlar da kaçıyor tabii. Üstelik, cihazın insan sağlığına zararı olmadığı, yaydığı radyasyonun bir cep telefonun yaydığından 180 kat az olduğu söyleniyormuş. Fakaaat, yine de bazı sivrisinekleri etkilemiyormuş bu bileklik ona göre. Bende bu şans varken bana etkilenmeyen sivriler gelir diyorsanız haklısınız.


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 15 Ekim 2018, Pazartesi

 

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.