Türkiye`de kaç kişi caz dinliyor?

Türkiye`de kaç kişi caz dinliyor?

Nica ve Nellie aynı adama aşıktı

Bir caz dedikodusu: "Aşk Çarpması"; Seks, uyuşturucu ve caz.

Dünyanın en zengin ailesinin isyankâr kızı Barones Rothchild, Thelonious Monk`la nasıl biraraya geldi? Anılarını kaleme alan yeğen Hannah Rothschild cazla ilk kez New York`da bir bodrum katındaki caz klübünde teyzesi Nica sayesinde tanıştı. Nica, uzun siyah filtreli sigarasından derin nefesler çekerken paha biçilmez kürkü üzerinden sarkıyordu. Yeğenine, `şşş, müziği dinle` dedi. Genç Hannah`nın dikkatini çeken ilk isimdi "Pannonica". Ne tuhaf, böyle teyze ismi mi olurdu? Ailenin, Amerika ve Avrupa iki kıtanın ve tabii servetin çevresinde hep gizemli dedikodular dolaştı durdu. Utanç verici dedikodu şuydu; nasıl olur da onun gibi biri kocasını ve beş çocuğunu siyah bir caz piyanisti için terkederdi? Charlie Parker`ın son dakikaları niye cazın soylu `yenge`si Nica`nın evinde geçti. Uyuşturucu baskınında nasıl yakalandı ve hapse girdi. Evinde hakikaten 306 kedi mi vardı? Monk`a gerçekten "Round Midnight" yüzünden mi aşık oldu? Monk onu büyülemiş miydi? Ya Monk`un karısı Nellie... o bu ilişkinin neresindeydi? Tüm bunlar, hem 20. yüzyılın hem caz tarihinin en gözde dedikoduları oldu yıllarca. Yukarda yazanlar da bir kitaptan alıntı. Kitap en başta adı geçen yeğen Rotschild`ın anıları. Hannah, anıları Nika`nın 1988 yılında ölümüyle sonlandırıyor ve vasiyeti üzerine külleri evi `catville` yakınlarında bir `round midnight` zamanı serpilirken sonlandırıyor. Bu konuyla beraber dünyanın en zengin ailesinin hayatına da gözatıyor. Rothschild`ların hayatının sadece zenginlik ve şatafattan ibaret olmadığının, Nica`nın babasının 1923`deki intiharını, ailenin bu trajediyi örtbas etmek için nasıl uğraştığını, Nica`nın bu yüzden kontrolsüz ve vahşi bir çocuk olduğunun altını çiziyor.


Bu kadar uzatmaya ne gerek vardı...

Nobel edebiyat ödülü Bob Dylan`ın oldu

Haber geçen hafta televizyonların alt yazılarında, gazetelerin köşesinde geçti; "Bob Dylan Nobel ödülünü almaya karar verdi!". Peki, bu kadar uzatacak ne vardı? Şimdi anlaşılıyor ki ne Nobel ödül yönetimi (belki böyle bir durumla daha önce karşılaşmadığı için), ne Bob Dylan cephesi bu aldım/almadım itiş kakışını yönetemedi. Açıkçası, hem Nobel hem Dylan`ın imajı zarar gördü. Ödülün Dylan`ı kazandığı duyurulup da günlerce Dylan`dan ses çıkmayınca tüm dünya Dylan`ın ödülü almayı istemediği, reddettiğini konuştu, Jean-PaulSartre güzellemeleri yapıldı, Dylan`ın itirazına methiyeler düzüldü oysa Dylan daha en başında, henüz ödül alıp almadığı açıklanmamışken Nobel`e karşı olmadığını söylemişti, havanda su dövüldü, imajlar zedelendi ve sonunda ödül alındı. Bu kadar uzatmaya ne gerek vardı? (Son bilgi Dylan`ın henüz 842 $ ödülü almadığı söyleniyor, alabilmek için bir performans gerekiyormuş, Nobel komitesi Dylan`ın kararını bekliyormuş, bakalım bu sorun nasıl çözülecek)


Türkiye`de kaç kişi caz dinliyor?

Caz dinleyicisi az mı, çok mu?

Bu soruyla yıllardır karşılaşırız, genellikle olumsuz sebeplerle, hatta küçümsemek için. Peki sorunun cevabı var mı? Mühürlü, belgeli yok, nerden olsun ama artık elimizde bir veri var. Çok basit. Sosyal medya. Geçen hafta Akbank Sanat Caz Atölyesi`nde caz dünyasının sosyal medyayı nasıl kullandığını konuştuk, çok güzel bir tartışma oldu. Oradan çıkardığım sonuç caz dünyasının sosyal medyayı kullanma konusunda pek de bir fikri olmadığı oldu ama kurumlar hariç, kurumlar gayet ciddi işlerini yapıyor zaten o yüzden oldukça yüksek sayıda takipçileri var. Bu fikre oradan ulaştım. Kabaca bir hesaplamayla, en çok takipçiye sahip hesabı bulun, yanılıyorsam düzeltin İstanbul Caz Festivali`nin 1 milyon takipçisi var, işte, rakam ortaya çıkıyor. Başka bir hesap varsa söyleyin onu da bilelim. Kişiler bazındaysa -yine yanlış biliyorsam düzeltin lütfen- en çok takipçisi olan Kerem Görsev, onun da 700 bine yaklaşan takipçisi var. Farklı hesapları takip eden bu insanların hepsinin aynı insanlar olduğunu kabul edersek, 1 milyon rakamı makul görünmüyor mu? Yıllar önce bu konuyu bir yerde konuşurken benim fikrim de bu yöndeydi ama o gün konuştuklarım arasında en çok söyleyen 250 bin kişi demişti, çok daha az söyleyen de vardı. Gelin 1 milyonda anlaşalım... Hesap orda :) (Haa, kimse bu insanların tamamının tutkulu birer cazsever olduğunu iddia etmiyor, o da ayrı)


Büyük reklamverenler Youtube`da reklam yayınlamayı durdurdu

Youtube`da reklamlar niye kesildi?

Bu aslında önemli bir haber ama nedense basında görmedim, belki daha duyulmadı mı? Ben haberi Digitalks`dan öğrendim, onlar da Bloomberg`den almış. GlaxoSmithKline, Guardian, Toyota, Volkswagen gibi dev markalar reklamlarının yan taraflarında aşırı uçların, yani, terörizm ve nefrete teşvik eden içeriklerin yayınlanmasından son derece rahatsızmış, markalarının böyle içeriklerle yanyana durmasını istemiyorlarmış, haklılar, günümüzde markalar böyle şeylere çok dikkat ediyor. Konuya ilk The Times gazetesi dikkat çekmiş. Aslında, inanmazsınız, benim de caz videoları yanında bazen terör değil ama abuk sabuk içerikler gördüğüm oldu, halbuki genellikle izlediğine yakın öneriler giriyordu yan tarafa, şaşırmıştım ama aklıma böyle bir şey gelmemişti, sizin de dikkatinizi çekmiş olabilir. Google hemen olaya el atmış, reklamverenlere yeni seçenekler sunmuş ancak yeterli olmamış ve Google bunun tekrar yaşanmayacağının garantisini verene kadar reklamlarımızı arama-dışı platformlardan kaldırıyoruz açıklamasını yapmışlar.


Geleneksel iki konser mekânımızı niye terk ediyoruz?

Açıkhava ve CRR`de niye az konser izliyoruz?

Sessiz sedasız bir değişim gerçekleşiyor sanki. Hafta içinde 24. İstanbul Caz Festival programı açıklandığında bir kez daha ikna oldum. Cazseverin konser izlemeyi çok sevdiği iki kâbe vardır, Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu ve Cemal Reşit Rey ama ikisinde de giderek daha az konser izliyoruz. İstanbul Caz Festivali bu yıl porgramına iki mekanı da dahil etmemiş. Sanırım aynı şeyi Akbank Caz Festivali de yapacaktır. Neler oluyor? Bu iki değişmez mekân niye caz konserlerinden giderek uzaklaşıyor. Bu durumun birden fazla sebebi var, Açıkhava Tiyatrosu için güvenlik konusu önemli. Son yıllar risk altında geçti, kimse güvenlik endişesi duymak istemiyor. Bir diğer sebep, yaşanan terör olaylarından dolayı böyle büyük bir alanı dolduracak isimlerin gelmek istememesi, ayrıca, Açıkhava`nın köklü bir tadilata gireceği konuşuluyordu. Cemal Reşit Rey içinse açıkçası fikrimiz yok. İki yıldır orada sadece şubat aylarında caz konserleri izler olduk. CRR yönetimi Caz Şubatı adını verdiği güzel konserler düzenliyor ama yılın kalan 11 ayı ne olacak? Festivaller bu konser mekanından vazgeçmiş değil ama nedense orada konser izleyemez olduk...


Cazın stil ikonları kimler?

Manevi gangster Pharoah Sanders

Ünlü GQ dergisi yeni sayısında cazın stil ikonlarını sanatlarıyla örtüştüren özel dosya yayınlamış. Bu tarz dergilerin sevdikleri konular ama ilgi çektiği muhakkak. Ve hepsiyle özel moda çekimleri yapmışlar, doğrusu süper prodüksüyon ve güzel fotoğraflar var. Kimler bu isimler? Listenin başında Pharoah Sanders var. Bir gezgin, bir manevi ganster dediği Sanders için ruh uyanışının saksofoncusu tabirini kullanıyor dergi. Bir diğer isim ise Ron Carter... Benim de sevdiğim tarzı olduğu muhakkak bu lord gibi adamın. Carter 1960 yılından beri, yani 57 yıldır aynı bası kullanıyormuş, inanması zor. O kocaman bası dünyanın her yerine taşıyor! Tüm kayıtlarda var bu bas diyor. Onunla devam ettiğiğini söylüyormuş. "Sanki Bentley"e sahip olmak gibi" diyor. Gönülden katıldığım üçüncü isim Charles Lloyd. Yohji Yamamoto benim için bir sürü kıyafet yaptı diyor Lloyd, hatta Paris ve Tokyo`da model olarak da kullanmış sanatçıyı, aynı estetik hassasiyeti paylaşıyorlarmış. Bir başka stil ikonu da Wayne Shorter. Benim için Carter ve Lloyd kadar olmasa da onlar öyle seçmiş. Shorter Miles`ın bir sözünü hatırlatıyor. Birinin giydiğine bakarak nasıl hareket edeceğini, çalıp çalamayacağını tahmin edebilirim diyormuş. Shorter da anlaşılan bu anlayışa uygun giyiniyor. Listenin sonunda Herbie Hancock var. Bu adama bir türlü ısınamasam da, bana sanki hep politik hesapları varmış gibi gelse de (ısınamadığım böyle bir diğer isim de Brezilyalı futbolcu Pele`dir, o yüzden ben Maradona`cıyım) iyi giyindiğini inkar edemem. Sık alışveriş yapmam diyormu Hancock, yaklaşık bir buçuk yılda bir çıkarım ama servet harcarım diyor.


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 03 Nisan 2017, Pazartesi

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

 

Kaydet

Kaydet

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.