Cazda idealizm nedir?

Cazda idealizm nedir?

Çalışkan Corea`dan yeni bir albüm

Yeni yılın ilk albüm haberleri?

İlk albüm haberleri için fazla beklemedik, bu yıl nasıl geçecek tam kestiremiyorum ama hayat durmayacağına göre müzik en önde koşacaktır. Öyle de olsun zaten. Chick Corea`nın davul efsanesi Steve Gadd ile birlikte yayınladığı albüm "Chinese Butterfly" haberleri geçen seneden bu seneye sarkan haberlerdi, albüm nihayet çıktı ve hemen herkesin diline düştü. Peki sen sevdin mi derseniz eğer, hayır, sevmedim diyeceğim ama şimdi laf uzamasın, başka neler var? Fazla ayrıntıya girmeden sayıyım; Dr. Lonnie Smith`in hayranları çok, "All in My Mind"a kulak vermeli. Tenor saksofon ustası Pee Wee Ellis de yeni albüm çıkaranlar arasında, sanatçının "Tenoration"ı merak ettiriyor mu? Evet, ettiriyor! Genç neslin önde gelen gitaristlerinden Julian Lage de yılı yeni albümle karşılayanlardan, "Modern Lore" acaba nasıl? Ooo, Wayne Escoffrey de "Vortex" isimli çalışmasını yayınlamış. Daha büyük haber ise John Surman`ın "Invisible Threads"i. Bobo Stenson`ın albümü geçen günlerde çok konuşuldu, duymuş olmalısınız. Joachim Kühn yeni triosuyla ACT`den yeni albümünü çıkarmış. Gel de merak etme ama yeni albümler yanında `reissue` tabir edilen albümler, eskilerin yeni basımları da yıla hızlı başlayanlar arasında.


Türkiye`de cazın dinlenme oranı?

Son istatistik ne söylüyor?

Az dinlendiğini biliyoruz, az ama kaç? Azın kaçı? Ne kadar az??? Bu konuda son araştırma Türkiye`nin çok kullanıldığı söylenen anket platformu Poltio`dan geldi. Bu platforma girenler arasında yapılan araştırmaya göre ankete 18.147 cevap gelmiş. Sitede sorulan "Ne tarz müzikler dinliyorsunuz?" sorusunun cevabı %35,8 ile pop olurken ikinci sırayı %17,6 ile rock ve halk müziği, %8,8 ile rap, %7,8 ile klasik (6 milyonu aşan kişi klasik mi dinliyor yani? Buna inanalım mı?, belgesel izliyorum demek gibi olmasın yoksa?) alternatif %6,7, blues %2,1 caz %0,5!!! Yanıtlayanların %3,1 oranı müzik dinlemediğini belirtmiş. Caza dair çıkan oranı nüfusa uyarlarsak eğer yaklaşık 400 bin kişi eder. Doğru mu? Bu konuda ben tahminimi daha önce yazmıştım, caz deyince kulağı dikilen müziksever sayısını 600 bin kadar ama en seyreltilmiş haliyle, hayatında bir kez olsun caz ya da cazımsı birşey dinlemişleri de katarsak eğer en çok 1 milyon demiştim! Hatta, en baba sosyal medya hesapların takipçi sayılarına bakın yine bu rakamı bulursunuz.


Dijital yayıncılıkta telif oranları arttı

Para yoksa nota da yok

Amerikan Telif Hakkı kuruluşu (Copyright Royalty Board-CRB) ile İngiliz Telif Hakkı kuruluşu abonelik üzerinden müzik yayıncılığı hizmetlerindeki zorunlu mekanik telif haklarına ilişkin yeni kararı basına duyurdu. Karar, Ulusal Müzik Yayıncıları Derneği ile Nashville Şarkı Yazarları Derneği arasında gerçekleşen davanın sonucu olarak ortaya çıkmış. Bu onların hakkıdır, dünyanın kalanını ilgilendirmez mi yoksa otomatik olarak dünyadaki tüm eser sahiplerine uygulanır mı bilmiyorum ama karara göre telif ücretlerinde %44 oranında artış olacağı netleşmiş. Bu karar CRB tarihindeki en büyük artış oranı olduğu da ayrı bir bilgi. Bu bilgiye ek olarak, CRB toplam içerik ücreti sınırını da kaldırmış. Bu, yazarlara gerçek yüzdeden pazarlık imkanı sağlayan bir gelişme olarak değerlendiriliyor, ayrıca, şarkı sözü yazarları için daha yüksek bir telif elde edilmesi demek anlamına geliyormuş. Kararın bir etkisi de dijital müzik servislerinin daha hızlı ödeme yapmalarını sağlamak bakımından cezalar getirmesiymiş. Hep -miş, -mışlı anlatıyorum çünkü bu sadece Amerikalı ve İngilizleri mi ilgilendiriyor ondan hâlâ emin değilim, umarım tüm eser sahiplerini ilgilendiriyordur.


Cazda idealizm nedir?

Geçen senenin ardından bu yıl da buluştular

Sevgili Timuçin Şahin`le aralık ayı bir akşam üstü buluşmuştuk, o konsere gidecekti ben de başka bir görüşmeye. Birlikte iki saate yakın oturup konuştuk. New York`ta yaşadığı için uzaktı ama artık daha sık geliyor. O gün Şahin`in gözlerinin içi gülüyordu, sebebi Bergama Belediyesi`yle yürüttüğü Bergama Kolektif Hayalgücü Müzik Merkezi (BKHMM), çocuk müzisyenler kolektifi, çocuklara cazı sevdirme işiydi. Bir egeli olan Timuçin Şahin`e Selanik göçmeni Bergamalı bir annenin cazsever oğlu olarak ne kadar iyi bir iş yaptığını söyleme imkanını o gün bulmuştum, aynı şeyi buradan Bergama Belediyesi`ne de söylemek istiyorum. Dünyanın en harika işine imza atıyorsunuz. Eksik olmayın. Sadece Şahin mi? O iki yıldır yanında bir dolu çok iyi müzisyen getiriyor, hepsi yurtdışından arkadaşları, diğerleri de bizim müzisyenlerimiz, caza gönül veren insanlar. Yandaki fotoğrafa bakınca nasıl çocuk sevinci duymaz ki insan. Herkesin yüzü gülüyor. Boşuna demiyoruz caz dinleyen biri daha iyi bir insan olur diye. Eline, aklına sağlık Timuçin Şahin ve Bergama Belediyesi.


Müzikte aile hânedânlığı

Babadan müzisyenlik

Doğan Hızlan`ın müzik yazılarını severek okurum. Geçen gün klasik müziğin ünlü dergisi Gramophone`un ocak ayı kapak konusunda müzikte aile hânedânlıklarına değinince benim de aklıma cazda aile hânedânlıkları geldi. Hızlan derginin kapağında üç orkestra şefi; Baba Neeme Jarvi ve oğulları Paavo ile Kristjan`ın ve daha eski isimlerden de söz etmiş. Cazda bu tarz aile hânedânlıkları vardır, tabii, burada hânedân lafından ne anlıyorsunuz bilmiyorum ama bu lafın gelişi bir tabir. Cazda herkes Marsalis`leri iyi bilir ki günümüzün en popüler caz ailesidir, çocukların tamamı cazcı. Eskilerden mesela Ira ve George Gershwin`e hânedânlık denir mi? Bence denmez ama Heath kardeşlere denir. Üç kardeşin üçü de cazın en tanınan isimleri arasında yer alıyordu. Hank, Thad ve Elvin Jones kardeşleri kim bilmez, yazacak yerim olsa hepsini sıralayacağım ama bu konu aslında iyi bir makale konusu olabilir, inanın çok hikaye var.


Hastasıyım bu firmanın

CleanFeed tam bir tarz

Yıl içinde az sayıda bülten gönderiyorlar ama her bülteni merakla bekliyorum. Her bülten adeta yeni müzikal infilaklar demek. Hangi firma? CleanFeed elbette. Portekiz`in dünyaca ünlü firması her sezon yayınladığı yeni işleri bültenlerle duyuruyor. Son bültenin başında The Glenn Miller Sessions yazıyordu, insana allah allah dedirten bir durum. Tabii düşündüğünüz Glenn Miller değil. Tam 3 CD`li sette saksofonda ve klarnette Kjetil Møster, alto saksofon ve flütte Martin Küchen, trombonda Mats Aleklint, kontrbasta Ola Høyer, davulda Dag Erik Knedal Andersen`in olduğu The Heat Death başta mesela Gard Nilssen`in başını çektiği Acoustic Unity, Jon Rune Strom Quintet, Michael Dessen Trio, Jonas Cambien Adrian Myhr, Three Ear, Orchesta Del Tiempo Perdido, Igor Lumpert gibi çoğunu ya hiç duymadığımız ya da çok seyrek rastladığımız isimler. Tüm albümler o tarz olmasa da özgür caz böyle bir firmaya sahip olduğu için şanslı. Bu arada, firmanın albüm kapaklarını gerçek bir `cover art`a çevirdiğini daha önce yazmıştım, yeni albümler de aynen öyle.


Beyaz Kelebek öldü

Beyaz Kelebek Sevil Özyurt öldü

Türkiye`nin en sevilen grupların başında geliyordu Beyaz Kelebekler, çocukluğumun grubu. Nedense onlara karşı hep bir zaafım vardı, belki çocukken, oturduğumuz mahallede eski vosvoslarına enstrümanlarını doluşturup düğünlerde çalmaya giden bir pop grubu vardı, mahallenin büyüklerinden Lemî amcanın çocuklarının başını çektiği bir grup, babalarıyla birlikte oturdukları eski kâgir apartmanın arkasındaki arsaya açılan metruklukta prova yaparlardı, müzikleri bütün mahalleyi sarardı, mahalleden kimsenin bir gün dahi gürültü yapıyorsunuz diye şikayet ettiğini duymadığım, herkesin sevdiği bir çocuklardı, acaba "Sen Gidince"yi ilk onlardan mı duymuştum? Emin değilim. İşte, o Beyaz Kelebekler`in solisti Sevil Özyurt`un iki hafta önce öldüğü duyuruldu. Kimsenin haberi bile olmamış. Özyurt, grubun dördüncü solistiymiş. Grubun en genç üyesi Ercüment Ateş`in bestesi "Sen Gidince" Türkiye ve Hollanda`da 1 numaraya kadar çıkmıştı. Beyaz Kelebekler talihsiz bir topluluktu. 1970 yılında bir trafik kazasında grubun üç ismi Altan ve Rıfat Eke kardeşlerle Behzat Kutlubağ hayatını kaybetmişti, grup sonra yeniden ayağa kalkmayı bildi ama galiba eskisi gibi olmadı.


50 yıl önce 50 yıl sonra

Zamanın ruhu

Yandaki fotoğrafa bir bakın lütfen, yaşı yetenler üstteki Migros arabalarını hatırlayacaktır, henüz her mahallede marketlerin olmadığı ama bakkalların da yetmediği yıllarda Migros alışveriş kamyonları çok işe yarardı, işte, bu kamyonların yeni nesil halini görünce zaman dediğin nedir ki diye düşündüm doğrusu. Digitalks`taki habere göre resmin altındaki ultramodern araçlar yeni nesil uygulamanın parçası. İstediğin herhangi yemeği günün 24 saati kapına teslim ediyor. Bu uygulamaya Robomart adını vermişler. Otomatik yiyecek dağıtımı da deniyor. Uygulama başladı mı, başladıysa nerdedir onları bilmiyorum sanırım otonom dağıtım teknolojisi adı altında başladığı yerler var. Yok olmaz, tutmaz bu iş diyen varsa hiç kendine güvenmesin, unutmayın, Türkye`de GSM işi ilk önce çok büyük bir aile grubuna önerilmiş ama onlar önemsemeyip yatırım yapmamış, sonra en büyük pişmanlıkları olduğunu söylemişlerdi. Hangi fikrin patlayacağı hiç belli olmaz.


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 05 Şubat 2018, Pazartesi

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com kurucusu, editör ve yazar.

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X Advertisement