Sonny Rollins saksofonunu emekli etti

Sonny Rollins saksofonunu emekli etti

Maerohol Nazım Hikmet`e benzemiyor mu? Hem aynı yaştalar hem Nazım kadar iyi olmasa da Maerohol da şair!

"Strange Fruit" şarkısının arkasında gerçek

Caz tarihinin en önemli şarkısı "Strange Fruit"i bilmeyen var mı? Varsa bir zahmet özellikle Billie Holiday`in sesinden bulup dinlesin. Şimdiye kadar bu şarkının arkasındaki derin ve büyük hikayenin meğer ne kadar azını biliyor muşuz? Evet, şarkı, Amerikanın öteki yüzünü anlatır, Time dergisi vaktiyle yüzyılın şarkısı seçmişti, caz tarihinin en önemli şarkısı kabul edilir, buraya kadar tamam ama bu şarkıyı, daha doğrusu orijinal şiiri kimin yazdığını ve sonrasını biliyor musunuz? 20. yüzyılın başında Rusya`dan göçen Bronx`lu öğretmen Aber Maerohol`un yazdığı "Bitter Fruit" isimli bir şiirdir bu. Maerohol 1930 yılında gazetede bir linç fotoğrafı görür. Tholas Shipp ve Abraham Smith isimli iki siyah gencin bir ağaçta asıldığı ve çevredekilerin gülerek izlediği bir fotoğraf. Maerohol fotoğraftan çok etkilenerek "Bitter Fruit" isimli şiiri yazar. Şiir, 1937 yılında Marksist bir dergide yayınlanır. Sözleri şarkıya uyarlanarak 1938 yılında ilk kez New York`da Holiday tarafından seslendirilir, ertesi sene adı "Strange Fruit" olarak değiştirilip plağa kaydedilir. Şarkı, Holiday kadar Maerohol`ün de kaderini değiştirir. Lewis Allan takma adıyla şarkı sözleri yazar, hatta, bunlardan biri Frank Sinatra`nın meşhur ettiği "The House Live in"dir, şarkı, din ve ırk hoşgörüsünü anlatmaktadır. Maerohol, 1953 yılı yılbaşı partisinde Robert ve Michael Rosenberg isimli iki çocukla tanışır. 6 ve 10 yaşlarındaki iki küçük çocuk McCarthy döneminin ünlü Rosenberg çiftinin çocuklarıdır. Anne ve baba Rosenberg`ler ülkenin sırlarını Ruslara verme suçlamasıyla idam edilince çocuklar ortada kalmıştır (ki bu konuyu da mutlaka araştırın bence), korkudan kimse sahiplenmek istemez, Komünist Parti toplantısında Maerohol iki küçük çocuğu evine kabul eder, zamanla, bu büyük trajediden bir aile yaratmayı başaran Maerohol`ün oğulları 1985`de New York Times`da yayınlanan bir mektupla babalarının mirasına sahip çıkar. Yüzyılın şarkısının katmanlı hikayesi işte böyle bir şey!


Sınırları aşan caz

Caz insanları birleştirir

Gündemin tepetaklak yuvarlanıp gitmesinden pek farketmedik ama Rusya uluslararası ölçekte ilk caz konferansını ekimde düzenlemiş. "Jazz Across Borders" yani, "Sınırları Aşan Caz" adı verilen konferansın amacı geniş bir caz forumu oluşturulması ve Rus caz müzisyenlerinin uluslararası alanda tanınmalarına yardımcı olmakmış. Kısaca JAB adı verilen oluşumun başında Rusların dünyaca ünlü tenor saksofoncusu Igor Butman var. Dört bölüme ayrılan foruma dair ayrıntılar bu köşenin konusu değil ama özellikle Avrupadan festival ve klüp yöneticilerinin katıldığı, paneller, konferanslar ve konserlerin gerçekleştiği bir forum bu. Rusya gibi büyük bir ülke eğer ilk kez yapıyorsa aslında baya geç kalmışlar ama bir yerden başlamışlar. Klasik müziğin büyük ülkesinin cazda bu kadar arkalarda görünmesi pek normal değil aslında. Hazır laf açılmışken, oturup yazmak istediğim bir konudur caz tarihinde Rus etkisi, böyle yazınca fazla akademik kaçtı ama değil, aklımdaki epey renkli bir konu, hadi inşallah deyip bekleyen konular sepetine atmış olayım.


Miles Davis`in sırları

Gizemli Miles kimliğinin sırları bu kitapta

Geçen hafta Fransız besteci Michel Legrand`ın Miles Davis`le anılarının bir kısmını çevirip yayınladığımız yazı cazseverlerden güzel ilgi gördü. Miles caz tarihinin en renkli ve hâlâ en çok merak edilen ismi, bu normal, hakkında dolaşan efsanelerin bini bir para ama bir kısmının doğru olduğunu bu sayede Legrand ispatlamış oldu. Sonra aklıma şu geldi, madem cazseverlerden Miles`a dair böyle bir ilgi var buradan bir kitap önereyim, Miles`ın otobiyografisini yazmış yakın arkadaşı Quincy Troupe`un kitabını okuyun mutlaka. Başka böyle kitaplar da vardır kuşkusuz ama Troupe`un kitabının önemi yazarla Miles`ın yakın oluşları, yani, tüm bilgiler birinci elden. Miles gibi paradoks bir kimliği anlamak için varolan en iyi ipuçlarını barındırdığı gibi sanatçının çevresiyle ilişkisi, 1975 yılında inzivaya çekilmesi ve bu döneme ilişkin gizem hatta başta AIDS hastalıklarıyla ilgili dedikodular, sıradışı konulara merakı, çevresiyle ilişkileri, kadınlarla ilişkisi gibi az bilinen konular kitapta işleniyor. Miles`ın resme merakı bilinen bir şeydir, bir dönem müziği bırakıp sadece resme dönmeyi düşündüğü de kitapta yazıyor.


Okullarda caz?

Işığı, akustiği, ilginç koltuklarıyla güzel bir salon Siluet

Geçen hafta St. Benoit Lisesi`nde harikulade bir caz konseri izledim. Doğrusu, konseri de yeni salonu da merak ediyordum, her bakımdan olumlu notlarım var, şöyle ki; Türkiye`de yaşayan caz müzisyenleri piyanist Jef Giansily ve basçı Kristian Lind`e Fransız saksofoncu Pierre Bernier, Amerikalı trompetçi Hermon Mehari ve davulcu Darrell Green`in eşlik ettiği konserde ağırlıklı Giansily`nin besteleri seslendirildi. İzlenimci cümleler, sakin, romantik, huzurlu melodilerden oluşan besteler, müzisyenler tecrübeli, uluslararası ölçekte iyiler ve okulun Siluet isimli salonu görünen o ki şehre güzel konserler armağan edecek, takipte fayda var. Konseri izlerken aklıma geldi, özellikle köklü okulların mutlaka iyi birer konser salonu var, peki, bu salonlar caz konserlerine niye daha çok ev sahipliği yapmasın? Hem öğrencileri cazla erken yaşta tanıştırmak hem salonları daha aktif kullanmak hem okulların şehrin kültürel havasıyla daha yoğun ilişkiye geçmesi… Olmayacak şeyler mi? Bu profile uygun size en az 10 salon sayabilirim, işte St. Benoit mükemmel bir örnek ve herkese açık konserler başladı, sürüyor.


Charles Lloyd`un ud çaldığını düşünün

Caz ve ud bu kadar güzel olur

Charles Lloyd en sevdiklerim arasında yeri ayrıdır. Müziğindeki ruhsal gücün eşi benzeri yok, kompozisyonların insanı değil o, iç dünyaları gözleyen ve tetikleyen bir adam. Ne zamandır onun tarzında ve onunki kadar etkileyici yeni bir müzik duymuyordum, nihayet geldi. Hem de yıldızlı mağrip gecelerinde yankılanan bir udun sesinden, Anouar Brahem`dan geldi. "Blue Maqams"ın ilk parçası, "Opening Day"de, yüzyıllara sârî, görmüş geçirmiş udun sesi birkaç nota tek başına gezinirken usulca yanına kontrbas geliyor, hüznü birlikte sürüklüyorlar, halden anlayan bir müzik emin olun, bagetlerin zerafetle zilde dolaşmasıyla piyanonun uda nazire yapması aynı anlarda. Mükemmel bir başlangıç. Gerisi kötü olsa ne olur ki, bütün albüm açılmamış bir mektup adeta. Ustalık, olgunluk, zerafet, notaların sükûtu, müzisyenlerin iç uyumu ancak bu kadar olur. Bu başka bir şey. Başka. Gel de Cahit Sıtkı Tarancı`yı hatırlama; "Ne doğan güne hükmüm geçer, ne halden anlayan bulunur". Bu şiiri bir caz parçasıyla hatırlayacağım aklıma gelmezdi.


Sonny Rollins, Wynton Marsalis, bir de Corea

Rollins saksofonunu emekli etti

Cazseverleri üzecek bir haberim var, 87 yaşındaki yaşayan efsane Sonny Rollins saksofonunu emekli ettiğini duyurdu, yani, artık konser yok. Belki özel günlerde filan, kimbilir... Demek onu İş Sanat`ta izlediğimiz son olacakmış. Allah sağlık versin izlemeyelim olsun. O yaşta biri için nefesli çok zor. En son Lee Konitz`i hatırlayın, o daha da yaşlıydı, hem oturarak hem sınırlı çalımla idare ediyordu. Bir diğer haberim de Wynton Marsalis`den. Down Beat dergisi Chick Corea`yı yılın sanatçısı seçmiş, Marsalis`i de Hall of Fame`e almış. Aslında daha genç, yaş kıstası var mı bilmiyorum ama sanki daha yaşlıları alıyorlardı. Down Beat`in yıllık seçimleri önemli, bu yıl 82cisini yaptılar, dile kolay, tam 82 yıldır düzenliyorlar. Kurumsallık böyle bir şey. Oldukça kapsamlı bir dosya hazırlıyorlar ve caza dair tüm çeşitliliği bu seçimlerin içinde incelemek mümkün. Bence, önce bizim #CazkolikBestof2017 dosyasına sonra Down Beat`e bir göz atın.


Bu ne elektronik müzik merakı arkadaş?

Caz konserine hayatta bu kadar insan gelmez

Ne kadar yakın takip ediyorsunuz bilmiyorum ama son dönem en çok hangi tür konserler gerçekleşiyor diye soran olursa hiç çekinmeden elektronik müzik konserleri diyebilirsiniz. Adeta altın dönemini yaşıyor resmen. Sadece geçen hafta `elektronik müzik` başlığı altında hepsi yeni ondan fazla konser duyurusuna rastladım. `Elektronik dünyasının sevilen isimleri`, `elektronik müziğin baş döndüren isimleri`, `elektronik efsaneleri`, `elektronik festivali`, DJler, DJler, DJler... Müzik sektörünün omurgası elektronik konserlere kaydı resmen. Son Akbank Caz Festivalinin dahi bileti en hızlı biten konseri hangisiydi biliyor musunuz? Yine bir DJ ve elektronik müzik Nicola Cruz. Ondan önce akustik bir konser vardı ama dışardaki çılgın kitle asıl Nicola Cruz için gelmişti.


Ya en çok izlenen TV dizileri?

Bütün bir sezonu hafta sonu eve kapanıp izleyenler var

Hep en çok dinlenen albümleri konuşur, duyururuz değil mi, ama bu kez ben de iyi bir dizi izleyicisi olarak Netflix`in (gerçi Netflix izleyicisi değilim o ayrı) yayınladığı listeyi paylaşayım istedim. Bir kere Netflix`e göre anneler babalar sevdiği diziyi çoçcuklar olmadan izlemeyi seviyormuş, gayet normal. Anne babaların %96`sı haftada 1, %54`ü ise günde 1 dizi mutlaka izliyor, olmadı fırsat yaratıyor. Yine anne babalar en çok yatağa yattığında TV izliyormuş %70, az değil. Sonra %43 yemek yaparken filan diye gidiyor. Peki en çok izlenen diziler? Türkiye`de Netflix`te en çok izlenen diziler şöyle: Sherlock %29, Dexter %27, Breaking Bad %19, Mad Men %17, Narcos %14, Love %13, Jessica Jones %12, The Last Kingdom %10 ... ama bu dizilerin epey kısmı eski değil mi? Yanlış mı biliyorum! Artık televizyon tercihleri değiiyor ve azalıyor. Ben izyeme çeşitliliğine metroyu da katıyorum, orada çok sık rastlıyorum dizi izleyenlere.


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 11 Aralık 2017, Pazartesi

 

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.