Dünya cazının efsane piyanistlerinden Ahmad Jamal geçen hafta Ramazanda Caz konseri için geldiği İstanbul`da Sevin Okyay ile konuştu...

Dünya cazının efsane piyanistlerinden Ahmad Jamal geçen hafta Ramazanda Caz konseri için geldiği İstanbul`da Sevin Okyay ile konuştu...

Dinlemekte olduğunuz müzik Ahmad Jamal`ın yeni albümü Blue Moon`dan seçtiğimiz Laura`dır.


Ahmad Jamal Ramazanda Caz için üçüncü kez İstanbul’da. Piyanonun büyük üstadı şehrimizi seviyor, belli ki etkinlikten de hoşnut. Biz de, Keith Jarrett’ın hemen ertesi günü onu dinlemekten hoşnuduz.

Kendisiyle telefonda konuştuk, başka söyleşilerini okuduğumuz için bazı şeylere de peşinen dikkat ettik: Caz’a caz denmesinden hazetmemesi gibi. “Caz müzisyeni dediklerimiz” tanımı buradan çıktı. Gene de bir-iki yerde dersimizi vermiş. Başımızın üstünde yeri var.

Sevin Okyay


Ahmad Jamal: "Meslektaşlarımın hepsi Mozart’ı,

Brahms’ı, Chopin’i bilir, Art Tatum’u da bilir. Bu

daha fazla yaratıcılık gerektiriyor ve aslında daha

da zor. Avrupa Klasik müziği tek yönlüdür..."

Sevin Okyay: Sayın Jamal, sizi yeniden İstanbul’da, Ramazanda Caz’da görmek büyük zevk. Buraya dönüşünüzün sebebi ne? Şehir mi, konser mekânları mı, Ramazanda Caz’ın kendisi mi, yoksa hayranlarınızın size olan aşikar sevgisi mi?

Ahmad Jamal: İstanbul’a ilk kez Philip Morris’in düzenlediği dünya turlarıyla geldim. Yerel organizatörler tarafından yeniden gelmek üzere davet edildim. İstanbul’da son projeler Bay Hakan Erdoğan’la – Ramazanda Caz’la oldu. Türkiye tarih ve kültür açısından çok zengin. Buraya gelmek her zaman hoş bir tecrübe oluyor. Umarım Ramazanda Caz festivalleri gelecekte de devam eder.
 
Sevin Okyay: Hayranlarınız genelde genç, ama müziğinizi hepsi takdir ediyor. Bir ustasınız, ama gençler neden sizin müzik saymadığınız müzik türlerini tercih etmiyor da sizi izliyor? İyi müziğin insanlara ulaşan bir mesajı olduğu için mi?

Ahmad Jamal: Hayranlarımızın yaşı 1’den 92’ye uzanır. Müzik her yaşa, her düzeye erişir. Altı aylık bir bebek, bizi duyduktan sonra piyanoya gidip çalmaya başladı. İnsanları yaşına göre kategorize etmeyi sevmem. Müziğimizin her yaşta aklı harekete geçirdiğini umuyoruz.

Sevin Okyay: Klasik müzisyenler ile bizim caz müzisyeni dediklerimiz arasında ne fark var? Siz ikincisini doğru dürüst yapmanın daha zor olduğunu düşünüyorsunuz. Neden?

Ahmad Jamal: Fark, bizim çok yanlı olmamızda. Meslektaşlarımın hepsi Mozart’ı, Brahms’ı, Chopin’i bilir, Art Tatum’u da bilir. Bu daha fazla yaratıcılık gerektiriyor ve aslında daha da zor. Avrupa Klasik müziği tek yönlüdür.

Sevin Okyay: Müziğe getirdiğiniz sessizlik ve espasla biliniyorsunuz. Bir söyleşide bunun espas değil disiplin olduğunu söylemiştiniz. Nasıl?

Ahmad Jamal: Disiplin olmazsa özgürlük diye bir şey olmaz. Bu bütün ihtisas alanları için geçerlidir: doktorlar, avukatlar, hatta aşçılar. Onlar espas diyor, ben disiplin diyorum.

Sevin Okyay: Sadece yeterince kuvvetli bir şey bulduğunuzda, ‘Mücevher’ bulduğunuzda stüdyoya giriyorsunuz. “Blue Moon”, mücevher dolu. Üç müthiş beste ve parlak yorumlar. Gerçekten bir Amerikan mitini özetliyor mu?

Ahmad Jamal: Müziğin ne hakkında olduğunu özetliyor. Müziğin akıl merkezi işlemcilerini harekete geçireceği ve aynı zamanda muazzam bir hikâye anlatacağı farzedilir. “Blue Moon” bir hikâye anlatışını yakalıyor. Mit değil, hakikat.

Sevin Okyay: Pershing Lounge’ın sizin için farklı bir anlamı var mı? Tanıtım müziğinizden farksız “Poinciana” hit versiyonunu da içeren “Ahmad Jamal at the Pershing: But Not for Me”yi orada kaydetmiştiniz. Bu bazı eleştirmenlerin o sıralar dediği gibi gerçekten başka bir janra geçiş içeren bir başarı mı?

Amad Jamal: Hâlâ çeşitli şekillerde kullanıyor. Başka janra geçiş değildi. Clint Eastwood iki parçayı filmlerinden birinde kullandı.

Sevin Okyay: İyi ve sorumlu bir müzisyen olmak için ne gerekir?

Ahmad Jamal: Doğru yaşamak. Bu zaten her meslek için geçerlidi. Doğru yaşayın.

Sevin Okyay: İnancınız müziğinizi daha derin hale getirmekte size yardımcı oldu mu?

Ahmad Jamal: Herkesi kendi felsefesi yönetir. Ben de benimkini her ayrıntısıyla takip etmeye çalışıyorum.

Sevin Okyay: Jazz at Lincoln Center gibi kuruluşların caza iyi hizmet ettiğine inanıyor musunuz?

Ahmad Jamal: Ben orada kurulmuş olan bu örneği dünyanın her tarafında çoğaltılmış olarak görmek isterim. Müziğin ne olduğunun ve nasıl bir yerde olması gerektiğinin temsilcisi. Böyle başka binaların da yapılmasını isterim.

Sevin Okyay: Son bir soru: Pittsburgh’un sırrı ne ki bu şehirden onca büyük müzisyen çıktı?

Ahmad Jamal: Pittsburgh bir fenomen. Sanayide, insancıllıkta, tıpta ve başka pek çok alanda. Bu sadece Yaratıcı’dan bir armağan olarak açıklanabilir.

Sevin Okyay
23 Temmuz 2012, Pazartesi
Cazkolik.com

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.