Emre Kartarı yeni yazısında yakında eğitime başlayacak olan Hacettepe Caz Bölümü ile ilgili beliren soruları cevaplandırıyor.

Emre Kartarı yeni yazısında yakında eğitime başlayacak olan Hacettepe Caz Bölümü ile ilgili beliren soruları cevaplandırıyor.

(Bu yazıya ait okunma rakamları 14 Şubat 2011 tarihinden sonrasına aittir.)


Basında Hacettepe

Bildiğiniz gibi bu sene açılan Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Caz Anasanat Dalı şimdiye kadar basında epey geniş yer aldı. Bu yazımda, çıkan haberleri okurken dikkatimi çeken bazı noktalara ve yanlış anlaşılmalara dikkat çekmek istiyorum.

İlginçtir, yazıların zamanları, içerikleri farklı olsa da değişmeyen ve daha çok dikkat çeksin diye kalın puntolarla yazılan bazı kelimeler var: “ilk”, “meşhur”, “en çok” gibi.

Doğrusunu ısrarla belirtmeme rağmen, herhalde daha çok ses getireceği düşünülerek yanlış şekilde kullanılan bir “ilk” kelimesi var ortada. Yaptığım her röportajda özellikle belirttim; Hacettepe Caz Türkiye’deki ilk caz okulu değil. Hacettepe’den önce, Türkiye’de caz eğitimine ve gelişimine büyük katkıda bulunmuş ve şu an kapanmış olan Bilgi Üniversitesi Caz Bölümü var ve “ilk” sıfatı bu bölüme ait. Hacettepe Caz ise, devlet tarafından desteklenen ve finanse edilen, ayrıca Caz Anasanat Dalı olarak YÖK tarafından onaylanan ilk caz programı. Bürokrasinin çok güçlü olduğu Türkiye gibi bir ülkede, programın devlet tarafından onaylanması, elçilikler ve ABD üniversitelerinden daha fazla destek alma olanağı sağlıyor ki, bu da eminim bölümümüzün başarısına büyük katkıda bulunacak.

Basının kullanmayı sevdiği diğer sıfatlara gelirsek. Yakınlarda yaptığım bir röportajda aslında sorulmamış bir soruya verdiğim cevaba bakın! Gazeteci bana “Hacettepe’den meşhur müzisyenler yetişecek mi?” diye sormuş ve ben de “Tabii, neden olmasın?” demişim. Bu soru sorulsa dahi asla cevabım bu olmazdı. Muhtemel cevabım “Meşhur olacaklar mı bilemem ama, iyi olacaklar.” şeklinde olurdu sanıyorum. Aynı muhabirin makalesinde “meşhur” sözcüğünün de pek çok kez kullanılması dikkatimi çekti. Bu kelimeyi bu kadar çekici yapan ne acaba? Büyük caz müzisyenlerinin %99’unun ünlü olmadığı ABD’de büyüyen biri olarak, başarının şöhretle ölçülmesine kesinlikle karşıyım.

Geçen hafta bölümümüzün giriş sınavının ilk aşaması gerçekleştirildi. Türkiye’nin her tarafından, Edirne, Sakarya, İzmir, İstanbul ve hatta Kıbrıs’tan gelen bu öğrenciler arasında inanılmaz derecede yetenekli olanlar vardı. Sınavın ikinci ve son aşamasından sonra Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Caz Bölümü’nün ilk öğrencilerini ilan edeceğim

Finaller bitinceye kadar birşey söylemek istemiyorum ama şu kadarını söyleyeyim: çok güçlü bir caz bölümüne sahip olacağız gibi görünüyor.


As you know Hacettepe University Ankara State Conservatory has been getting some wide coverage in the press. I’ve noticed that there are certain words that tend to appear in the headlines more than others. Some of these are words are First, Famous, and The Most.

There has been some confusion as to what HUASC is and what it is not. I would like to clear some of them up now. Hacettepe University is Not the first jazz school in Turkey. It never was. In every interview I’ve done, I talked about Bilgi University’s contribution and the impact it has made to the jazz scene in Turkey. Media chose to go with the headline that would get more attention. What HUASC is, the first jazz program in Turkey that is supported, funded by the government, and the first time ministry of higher education has approved a jazz performance degree. In a country like Turkey where bureaucracy has so much power, being a government-state supported school means more support from the embassies, and Universities from USA - a crucial factor to making our department successful.

To show another example of media’s embellishments, in a recent interview, it writes that the interviewer has asked, "Will famous jazz musicians graduate from Hacettepe?", to which I’ve answered, "Sure, Why not." To clear things up, I was never asked such a question, and I would of never given such an answer. My answer to that question would be, "I don’t know if they’ll be famous, but they will be good." The same interviewer mentioned the word "famous" several times in the article. The word "famous" is one of the most common adjectives used in Turkey. Having grown up in USA, where 99.99% of the great jazz musicians are Not famous, I strongly disagree with the concept of rating success by fame.

Last week was the first step of the auditions for our jazz department. We’ve had students from all over Turkey, Edirne, Sakarya, Izmir, Istanbul, and even Cyprus. There were some incredible talents among them. After the second- and the final part of the audition, I will announce the first incoming students of the HUASC jazz department.

I will not say anything else until the finals are over, but for now I can tell you that it looks like we are going to have a very strong jazz department.

Emre Kartarı
Cazkolik.com / 06 Eylül 2010, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Emre Kartarı

  • Email

YORUMLAR

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X