Geçmişten maceracı, savaş kahramanı bir caz portresi; Kod adı "Ali"

Geçmişten maceracı, savaş kahramanı bir caz portresi; Kod adı "Ali"

 

Savaşlar büyük hikâyelerin yazıldığı dönemlerdir. Özellikle geçmişteki gibi cephe savaşları acımasızlık ve kahramanlık hikâyeleriyle dolu. Bu hikâyelerden biri Polonya direniş hareketine katılan Nijerya doğumlu caz müzisyeni August Agboola Browne'a ait. Bu öyküyü ortaya çıkaran BBC oldu. Browne, Nijeryalı bir caz perküsyonisti ama aynı zamanda Polonya'nın o dönem bilinen tek siyah vatandaşı ve 2. Dünya Savaşı Varşova gettosu direnişinin sembol ismiydi. Aslında, Browne'nin varlığından bugün kimsenin haberi bile olmayacaktı ki 1949 yılında Gaziler derneğine yaptığı başvuru sayesinde onun hakkında biraz bilgi sahibi olunmuş. Polonya işgali başladığında Browne 17 yıldır Polonya'da yaşayan 40 yaşlarında bir adam. İngiliz sömürgesi Lagos'ta dünyaya gelen Browne babasıyla İngiltere'ye gelmiş, gezgin bir tiyatro grubuyla Avrupa'yı dolaşmış, Almanya üzerinden Polonya'ya gitmiş. Bu gezinti hakkında fazla bilgi yok ama maceracı biri olduğu kesin. Almanların (burada bir not ileteyim; Dünya basınında 2. Dünya Savaşı Nazi dönemine dair yazılanlara bakarsanız genellikle Almanlar/Almanya yerine Nazi dönemi ya da Naziler dendiğini görürsünüz, Alman kelimesini kullanmamaya özen gösterirler, not olarak düşmüş olayım) Varşova kuşatması dahil o dönem orada yaşayanların nerdeyse tamamını öldürdüğünü, az sayıda ismin hayatta kaldığını biliyoruz, hem de bir siyah olarak Browne hayatta kalanlar arasındaydı. Kod adı "Ali" olan Browne savaş sonrası karısıyla İngiltere'ye göç etti, 1956 yılına kadar burada yaşadı. 1976 yılında öldü. Hakkında hâlâ fazla şey bilinmiyor. Şu an Varşova'da adına sadece bir taş anıt var.

 

Cazkolik.com / 03 Ekim 2020, Cumartesi

 


 

YouTube müziğinizi ihlal etsin istemiyorsanız ne yapmalısınız?

 

 

Yaşanan bir örnek bize cevap verse de aslen bu cevabı kolay bir soru değil. Öncelikle, eser hakkı üzerinden YouTube'a karşı dava açmaya hazırlanıyorsanız müziğinizi YouTube'a lisanslamayacaksınız, hatta, sahte hesaplar üzerinden de bunu yapmayacaksınız. Besteci ve orkestra şefi Maria Schneider haklar konusuna kafayı takan müzisyenlerden ve haklı da. Bu işe yeni başlamadı, yirmi yıldır tüm dijital oluşumlara kızgın durumda. Nitekim, son sıralar albümlerini sadece kendi platformu üzerinden satıyor. Korsanlığın ABD'deki önde gelen eleştirmenlerinden biri olan Schneider Temmuzda Pirate Monitor isimli bir mücadele örgütüyle hareket ederek YouTube'a dava açtı. Korsanlıkla mücadele için korsanlara başvurmak hataydı. Avukat olarak da Boies Schiller Flexner firmasıyla anlaştı. Bu firma Harvey Weinstein, Sony Pictures gibi önemli isim ve markaları temsil etmesiyle tanınıyor. Tabi bir çok kişi bu firmayla anlaşacak parayı bir caz müzisyeni nerden buldu diye de sordu. Dava sürecinde anlaşıldı ki Schneider müziğini YouTube'a vaktiyle lisanslamış, beraber çalıştığı Pirate Monitor ise kendi çalışmalarını yüklemek için sahte hesaplar üzerinde yapmış bu işi. Schneider'in tüm çabaları boşa gitmiş görünüyor. Ne kadar güçlü bir avukatla çalışırsan çalış hani bir laf vardır, sen bir yol bilirsen şeytan on yol bilir diye, bu durum aynen öyle.

 

Cazkolik.com / 02 Ekim 2020, Cuma

 


 

Bu harika ev hangi caz müzisyeninin?

 

 

2012 yılında 91 yaşında ölen caz efsanesi Dave Brubeck 1961 yılında caz tarihinin 1 milyon adet satış barajını aşan ilk albümü "Time Out"un başarısını kutluyordu. O sene albüm Billboard pop listesinde 2 numaraya yükselmişti. Albümden kazandığı parayla Connecticut Wilson'da çevresinde ufak bir akarsuyun olduğu boş bir araziyi gözüne kestirdi. Fotoğraftan anladığımız gibi oldukça güzel bir arazi. Mimar David Thorne'la bu araziye özel bir ev yaptırmak için anlaştı. 7,5 dönüm arazi içindeki ev New York'un yaklaşık 90 dakika uzağında bulunan bir komplekse dönüştü. Sanatçının ölümünden 8 yıl sonra aile evi 2,75 milyon dolara elden çıkarmaya karar verdi. Muhtemelen hızla yeni alıcısını bulacak bir ev. Brubeck haketmiş almış. Hayatı boyunca keyfini de sürmüştür eminim. Bu haber bana Brubeck ile aynı yaşlarda olup, aynı başarıları elde etmiş başka isimlerin neden kelimenin tam anlamıyla yoksulluktan öldüğünü izah etmiyor elbette. Hayatın adil değil diyebilirsiniz. Kazandığı parayı biri iyi idare etmiştir diğeri har vurup harman savurmuştur. Sanat dünyası böyle hikâyelerle dolu. Caz müzisyenleri 1930-40-50'li yıllarda bütün gece sabaha kadar bir kaç dolar için çalardı. Kimi parasını uyuşturucuya yatırırdı kimi içkiye. Bu konuda fotoğrafın tamamına baktığınızda arada 'siyah' ile 'beyaz'ın farkını görmek bence kesinlikle mümkün. Bu süreci örneklerle belki uzun bir yazıda anlatmak daha iyi olur. Bir yere not alıp ilerde değinmeye çalışayım.

 

Cazkolik.com / 01 Ekim 2020, Perşembe

 


 

Caz efsanelerinin logoları?

 

 

Reagan Ray isimli yazar mı araştırmacı mı işinin ne olduğunun bilmediğim araştırmacı diyeyim biri caz tarihine öyle bir dalmış ve geçmişte yayınlanmış albüm kapaklarını öyle aramış taramış ki, sonunda ortaya yüzden fazla caz efsanesinin isimlerinin logo olarak kullanılmış hallerini bulmuş ve bunları derlemiş. Böyle takıntılı insanları severim. Logo konusu önemlidir. Firmalar iyi bir logo için icabında büyük paralar öder, arada basında konu olur böyle haberler. Dünyada işi sadece logo tasarlamak olan tasarımcılar var. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yavaş yavaş müzik starları arasında da logo kullanımı yaygınlaştı. İsmi ne kadar büyükse logolar da o kadar iddialıydı ama biz bunlara sadece pop/rock böyle alanlarda alışkındık. Cazın mütevazılığından mıdır nedir pek öyle logo mogoya bakılmazdı. Eminim bu sanatçıların hiçbiri kendine bir logo arayışında olmamıştır. Bu tip şeyleri yaparsa müzik firmaları veya menajerleri yapar. Nitekim geçmişe bakın kurumsal firmaların çoğunun albüm kapaklarında bu tür detaylara yer vermeyi sevdiğini görürsünüz. Rolling Stones'un Jagger'ın dili kadar ünlü olmasa da bu logoları da kapakların birçoğundan hatırlarız.

 

Cazkolik.com / 30 Eylül 2020, Çarşamba

 


 

Saksofon rock müzikte daha iyisini hakediyor

 

 

Saksofon müzik dünyasının lider karakterli enstrümanlarından ama bana mı öyle geliyor bilmiyorum caz harici müzikler bu güçlü ifade aracını ihmal ediyor. Sadece bana öyle gelmiyormuş ki müzik yazarı Jeff Terich saksofon rock müzikte daha iyisini hakediyor diye yazmış. Örnekler de veriyor. Seksenleri hatırlayanlar pop/pop caz ve daha smooth müziklerde alto saksofonun ne kadar sık kullanıldığını hatırlar, hatta, yetmişlerin erotik film furyasının vazgeçilmez enstrümanıydı ama bu dönemi saksofonun kötü kullanımına örnek göstermek daha doğru olur. Elektrik gitardan sonra popüler müziklerde saksofonun pabucu dama atıldıysa da etkisini azaltmadı. İlk dönem rock'n roll fotolarına bakın elektrik gitar yerine saksofon görürsünüz. Terich'in verdiği örnekler ilgi çekici. Yukarda videosu olan The Stooges'un 1970 tarihli "Fun House" albümünde Steven Mackay'ın parçanın sonundaki saksofonu gerçekten harika. Bu eski bir örnekti, David Bowie veda albümü Blackstar'da albümün kalbine Donny Mccaslin gibi sert bir saksofon soundunu koymuştu ki çok konuşulmuştu hatırlarsınız. The Cure'un "A Night Like This"deki kısa saksofon solosu, Arcade Fire, Tom Waits gibi kültlerin şarkılarında saksofonun yeri, King Crimson örnekleri daha da çoğaltılabilir. Yani, Terich'in dediği gibi; saksofon rock müzikte daha iyisini hakediyor.

 

Cazkolik.com / 29 Eylül 2020, Salı

 


 

Fidel Castro'nun caz ve rock müziğini yasaklaması konjonktürel miydi?

 

 

Resimde Dizzy Gilespie ile Fidel Castro birlikte. Sağ üstte ikiliye Arturo Sandoval da eşlik ediyor, sağ altta ise efsane topluluk Irakere kurulduğu günlerde.

 

Bir çoğumuz bilmez ama Fidel Castro caz ve rock müziğini yasaklamıştı. Evet, şaşırtıcı ama öyle. Halbuki kendi ülkesi en güzel müziklerin ülkesi. 1959'da devrim olduktan kısa süre sonra ABD başarısız olduğu Domuzlar Körfezi çıkarmasını planladı, Castro'nun bu müzikleri tehlikeli yabancı etkiler sınıfına sokması bu çıkarma sonrasıdır, oysa, Amerika'da swing dönemin geride kalmaya başladığı, Gillespie ile Chano Pozo'nun üzerinden latin cazın yükseldiği, yükselmek ne, tavan yaptığı günlerde bu karar şaşırtıcıydı. Kübalılar müziksiz ve danssız duramaz, onları cazdan koparmak da mümkün değil. Nitekim Cuban Jazz Küba dışında daha çok karşılık buldu ve daha sonra Castro da fazla ısrar etmeyerek Jesús "Chucho" Valdés, Arturo Sandoval, Paquito D'Rivera gibi bugün her biri efsane olan isimlerden Orquesta Cubana de Música Moderna'yı kurdu, daha doğrusu topluluğun kurulmasına razı oldu. Aslında Amerikalı cazcılar Küba'yı her zaman sevmişti. Daha sonra Valdés, Sandoval ve D'Rivera 1973'de daha fazla yaratıcılık için Küba'dan ayrıldı, hemen ardından caz tarihine geçen Irakere'yi kurdular. Bugün müzik dünyasının marka soundu Cuban Jazz önce Küba dışında, sonradan Küba'da gelişti. Müthiş sanatçıların yetiştiği kesintisiz nesiller oluşturdular. Soruya gelelim, peki ABD küçücük bir ada ülkesi Küba üzerine bu kadar gitmeseydi Castro yine de bu müzikleri yasaklar mıydı? Bunu bilemeyiz, bir etki/tepki olduğu muhakkak ama ne olursa olsun suçun müziğin üzerine atılması hiçbir zaman hoş değildir.

 

Feridun Ertaşkan

 

Cazkolik.com / 28 Eylül 2020, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.