Törkiş saykodelik patlaması

Törkiş saykodelik patlaması

George Avakian 98 yaşında öldü

Bir caz ikonu olarak George Avakian

Başlığı okuyan pek çok kişiye caz müzisyeni ya da besteci olmayan birine caz ikonu demek yadırgatıcı gelebilir ama caz tarihi sadece müzisyenlerden ve bestecilerden oluşmuyor, çok katmanlı bir tarih bu, ama perdenin önünde olmayı daha çok hakedenler kuşkusuz onlar. George Avakian gibilerse ya bir ödül töreninde ya da ölünce hatırlanır. Avakian göçmen toplumu Amerikanın niye yeni dünyanın lokomotifi olmayı hakettiğinin de ispatı aynı zamanda. Besteci Bill Cunliffe şaka yollu Amerikan müzik endüstrisinin kilit önemdeki isimlerin çoğunun Rus göçmeni olduğunun altını çizer, hatta şaka yollu belirtir, aman bir şey ima etmiş olmıyım diye ama bir gerçeği işaret ediyor. Besteci taifesinden Gershwin`lerden Vernon Duke`e, emprezaryo Norman Granz`den, ilk caz festivalinin kurucusu George Wein`e ve nihayet geçen hafta 98 yaşında ölen George Avakian`a tamamı Rusya göçmenidir. Kimi Musevi, kimi Ermeni ama tamamı Rusya göçmeni ve hepsi müziğin, caz tarihinin kritik, endüstrinin karar alıcı noktalarındaki insanlar. Bugün caz tarihini oluşturan büyük albümlerin arkasında o albümlere kendinden, hatta bazen müzisyenlerden fazla inanan birileri daha vardı, onlar işte Avakian gibilerdi. Caz yazarı Brian Priestley`e "George Avakian`dan daha önemli bir caz prodüktörü yoktu" dedirtecek kadar önemli biri. Bir anekdotla Avakian`ın öneminin altını çizip lafı toparlıyım; Caz efsanesi Dave Brubeck birgün çocuklarına Disneyland`i gezdirirken birden aklına bir fikir gelir, hemen telefon kulübesi bulup prodüktörü George Avakian`ı arar ve `George` der, `aklıma bir fikir geldi, çocuklar için niye bir caz albümü yapmayalım`... O yıllar oldukça saçma gelecek böyle bir fikre kaç kişi itibar eder zannediyorsunuz [hatta bugün bile]! Avakian fikirdeki cinliğin farkına varacak az sayıda insandan biridir ve Brubeck`in 1957 tarihli "Dave Digs Disney" albümü böyle ortaya çıkar. Eğer Avakian yaa git işine deyip telefonu küt diye kapatsaydı belki Brubeck üstelemeyecek ve caz tarihi böyle bir albüm kazanamayacaktı. Prodüktörün önemi böyle bir şey işte! Ve o adam 98 yaşında imzasını attığı inanılmaz albümlerle dolu upuzun caz ömrünü tamamladı.


Facebook gruplarında caz

Facebook gruplarında hayat

 Facebook`u kullanmayan var mı? Sanmam… Sosyal medya deyince Twitter ve Instagram`dan önce Facebook vardı, gerçi ikisi Facebook`u epey hırpaladı. Facebook bu hırpalanmayla mücadeleyi sürdürüyor, türlü çeşitli yenilikleri var ve hâlâ dünyanın en önemli sosyal medya platformu olmayı sürdürüyor. Facebook demek biraz da gruplar demek. Her konuda grup var ve çoğumuz bunlara üyeyiz, caz da bunlardan biri. Cazkolik olarak bizim de grubumuz var, 13 bini aşan üyesiyle sanıyorum ülkenin en hareketli caz gruplarının başında geliyor, o değil de, bu grupların en verimli yanı sürekli müzik paylaşımı yapılması. İnanın birçok yeni isim öğrendim. Peki, Facebook gruplarında cazın en çok hangi türü paylaşılıyor biliyor musunuz? Genel olarak smooth caz! Benim tezim de bu zaten, Türk caz dinleyicisi genel olarak şarkıcı merkezli, pop müziğe yakın, American Songbook geleneğine dayanan ve melodisi olan cazı seviyor. Facebook bize böyle söylüyor.


Madonna`dan önce bir Madonna, Prince`den önce bir Prince vardı

Tam 35 yıldır niye ortalarda yok?

Müzik dünyası acımasız, tüm zamanların en etkili funk bombası, kısa evlliğinde Miles Davis`e feleğini şaşırtmış, Jimi Hendrix`le flörtleşmiş, söz yazarı, ilâhe, vokalist, dönemin moda dahil her kavramın ikonu, sadece "They Say I`m Different" albümündeki kapak resmiyle kimbilir kaç erkeği aşık etmiş `real` funk bombası, ortadayken dünyayı kasıp kavuran ama yokken tam 35 yıl kaybolan, Madonna`dan da Prince`ten de önce o vardı dedirten Betty Davis bugün 72 yaşında ve film yapımcısı Phil Cox`ın dört yıl boyunca üzerine titrediği belgesel filmi olmasa bugün pek kimsenin hatırlamadığı olağanüstü kadın. Cox, onun için herkesin öncü olduğunu sandığı kimi isimlerden çok önce o bunların çoğunu zaten yapmıştı, bağımsızdı, korkusuzdu, hâlâ benzersiz, onunla bu çok kişisel filmi yapmak benim için onurdu dediği kadın. Bence filmin kısa tanıtımını izleyin, sevecek, keşfedeceksiniz. Prömiyeri yapılmış, film de çıkar ortalığa yakında.


Törkiş saykodelik patlaması

Kitabı yayınlandı

Yurtdışından ilk haberler gelince birkaç kişiyle sınırlıdır deyip oralı olmadık ama bizim burda Anadolu rock dediğimiz 1960 ile 1980 darbesine kadar olan dönemin müzikleri batıda epey ilgi görmeyi sürdürüyor. Doğrusu ben de konuya olan ilgiyi önce sample meraklısı DJ`lerdir diyerek düşündüm ama bu konuda önce bir albüm çıktı, şimdi de bir kitap, ne oluyor dedirtecek gelişmeler. Daniel Spicer isimli subculture konularıyla ilgili bir yazar "The Turkish Psychdelic Explosion: Anadolu Psych 1965-1980" isimli kitabı yayınlayınca antenlerim harekete geçti. Kitap tanıtımında "1960`ların genç Türk müzisyenleri Anadolu halk ezgilerini enstrümanlaştırınca zamanla Anadolu pop fenomeni oluştu, bu sadece başlangıçtı, çalkantılı 60`ların ikinci yarısı ve daha da çalkantılı 70`ler boyunca Türk rock müziği saykodelik müzik etkisi altında dönüşüme uğradı, acid rocktan diskoya, elektronik denemelere vizyon sahibi fikirler değişip gelişti ta ki 1980 darbesine kadar". Böyle diyor Spicer. Kitabı ben de henüz okumadım, içinde acaba neler yazıyor? Bu noktada meraklısına konuyu havale ediyim. Kindle`ınız varsa kitap 2 dakikada elinizde olur, benden söylemesi.


Trikont 50 yaşında

Esprili bir kapak

Biz Almanları ya ECM ya da yirmi yıldır ACT firması, klasikse Deutsche Grammophone gibi büyük firmalar üzerinden biliriz oysa aynı Almanların daha bağımsız, daha fırlama Trikont gibi müzik firmaları da var ve işte o Trikont bu yıl 50 yaşına basmış. Wire dergisi hatırlatmasa uzun zamandır varlığını unuttuğum bir firmaydı, hatta, son sıra ordan çıkan bir albüm gördüm mü onu bile hatırlamıyorum. Bu yıl, yok 50. yıl, yok 100. yıl derken epey kutlamayla geçti, Trikont`u da unutmayalım. 1967 yılında radikal sol yayınevi olarak Che Guevara`nın "Bolivya Günlükleri"yle başladıkları yolculukta ilk önemli değişikliği 1971`de "kendi sesimiz" adı altında plak şirketi olmaya karar vererek yapmışlardı. Bugüne değin 500 kadar albüm yayınlayan firma 50. yılını yanda resmini gördüğünüz logolarına köpek işeyen dalgacı bir kapakla 3 CD ve bir kitabın üstüne bir de yeni web sitesi açarak kutlamışlar. Caz firması sayılmaz ama mutlaka keşfedilesi firma olduğu kesin.


Bu küstah (!) albümler gözden nasıl kaçar?

Ornette Coleman ve 12 yaşındaki oğlu

Sessiz sedasız, fazla toz çıkarmadan, 8 eylülde büyük Ornette Coleman`ın daha önce sadece plak olarak çıkmış, dijitalleşmemiş 2 albümü nihayet tek CD olarak yayınlandı. Aslında, nerdeyse yeni keşif kadar kıymetli bir haber bu ve üstelik dijitlade hâlâ yoklar, sadece CD`de! Albümlerin ilki "Ornette at 12". Dewey Redman ile Charlie Haden`ın olduğu albümün sürprizi Ornette`in o yıl 12 yaşındaki oğlu Denardo`nun davulda olması, kendi de alto saksofon, trompet ve keman çalıyor. Böyle bir albümde Ornette`in davulu oğluna bırakması o gün de, bugün de çarpıcı haber. Ornette`in o zaman yaptığının caz dünyasında kolay hazmedildiğini söylemek de zor, epey eleştiri almıştı, küstahlık bu diyen de çıkmıştı! Diğer albüm, 72 tarihli "Crisis" de aynı kadro, sadece trompete Don Cherry eklenmiş, Denardo yine var. Müziği özgürleştiren adamın davulu kalıpların dışında çalacağı çok belli 12 yaşındaki oğluna bırakması niye şaşırtıcı olsun ki? Acaba bu yüzden mi bu 2 albüm yıllarca görmezden gelindi?


Caz ve gençlere dair

Konu görseli olarak iş Danimarkalı basçı Hugo Rasmussen`e düştü ki o da öldü!

Bizimki gibi caz portallarının bir işi de caz tarihine adını yazdırmış sanatçıların ölümlerini duyurup haberleştirmek, önemlerinin altını çizmek ve onlara saygı sunmak ve bu isimler elbette bu saygıyı, özeni fazlasıyla hakediyor, yapmaya da devam edeceğiz, mesela, daha geçen hafta biri 98 diğeri 96 yaşında iki ismin ölüm haberi geldi ki bu hafta köşeye biriyle başladım zaten ama diyorum, 15-20 yaşlarımdaki halimi hatırlıyorum da caz gibi genç dinleyiciye fazlasıyla ihtiyacı olan bir müziğin gençlere sürekli yaşlı insanların ölümlerinin haberlerini vermek ne kadar doğru? Bu müziğin genç yüzünü daha çok ön plana çıkarmak daha doğru olmaz mı? Sürekli efsaneler edebiyatıyla sadece tarih anlatıcılığı ve güzellemesi yaparak tam bir geçiş döneminde olan, müzik zevkine karar vermeye çalışan gençleri ne kadar etkileyebiliriz ki? Onlar bu yazdıklarımıza, hayal bile edemeyecekleri kadar yaşlı insanlara bakarak bu müziğin yaşlı müziği oldğunu düşünmezler mi?


Bazı şeylerin ne kadar hızlı geliştiğini farkedemiyoruz

Değişim başladı...

Mesela akıllı uygulamalar. Bu köşede arada bir tek pul böyle şeyler yazıyordum ben de zaten internetten öğreniyorum, muhtemelen siz de görüyorsunuzdur ama epeydir yazmamıştım sürücüsüz servis otobüsü haberini görene kadar, bu haberin rakibi bir drone haberiydi, denizde yüzerken çevrenizde köpekbalığı var mı yok mu takip ediyormuş, o da aradan çıksın ama bu daha önemli. Amerikan Otomobil Federasyonu Las Vegas`da 8 kasımdan itibaren halka açık böyle bir uygulamayı başlatmış. Test ediyorlar ama kısa sürede hayatımıza girer, girdiler bile. Böyle şeyler bir kere başladımı bir anda hayatın içine giriyor. Araçlar 8 kişilikmiş ve kendi programlarına sahipmiş. Şimdilik güvenli mesafelerde uygulanıyor ama acımasız trafiğe çıkmala çok sürmez, bu hamlenin bir sonrası sürücüsüz taksiler, sadece araba sürerek hayatını kazananlar bence düşünmeye başlasa iyi olur, bu işin şakası yok. Öyle görünüyor.


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 27 Kasım 2017, Pazartesi

Kaydet

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.