Müzikte dengelenme zamanı

Müzikte dengelenme zamanı

Jezebel of Jazz namlı Aita O`Day

Cazın hikâyelere ihtiyacı var

Günümüzde cazda ne eksik biliyor musunuz? İnsan hikâyeleri... Evet, insan hikâyeleri. Caz tarihine dönüp bakarsanız müzik kadar etkileyici insan hikâyeleri görürsünüz. İnanılmaz portreler vardır. Bugün bunlar hâlâ var mı? Emin değilim. Sanki eskisine göre çok daha konservatif hayatlar yaşanıyor. Daha korumacı. Daha kapalı. Daha konformist. Bu hikayeler olmayınca ne kadar güzel müzik yaparsanız yapın tutkuyu üreten yan eksik kalıyor. Bu dediğim tabii cazı aşan bir fikir, farkındayım. Bunu arkadaşımız Arto Peştemalcıgil’in yıllar önce Cazkolik için hazırladığı caz portrelerinde Anita O’day’in hikayesini okurken bir kere daha farkettim. O dönemin her bir insan portresi belki bize bugün renkli geliyor ama ondan öte son derece zor, nerdeyse imkansıza yakın hayatlar yaşanmış, ama gelin görün ki caz tarihini bunca çekici hâle getiren de müzikler kadar bu insanlar ve hikâyeleri değil mi? Bunu yalnızca caz için söylemek yanlış olur, 19. yüzyıl, daha gelin 20. yüzyılın ilk yarısı özellikle yoğun sosyal dalgalanmalar, savaşlar, sıkıntılar, yoksulluk, çelişkiler, karmaşa beraberinden çok zengin bir sosyo-kültürel hareketlilik getirmiş. Karşıtlıklar arttıkça yaratıcılık da artmış. Bugün ne yapıyorsak hâlâ o dönemin yaratıcı kültürel/artistik mirası üzerinden yapıyoruz. Peki, biz kendi hikayemizi yazabildik mi? Sanmıyorum!


Sonny Fortune artık Miles`ın yanında

Sonny Fortune 79 yaşında öldü

Hayatımıza ses katan, renk ve değer katan sanatçılardan biri daha veda etti. Son yıllarda hakkında pek yeni bir şey duymamıştım Sonny Fortune’un ama 2010’lara kadar düzenli albüm kaydetmeyi sürdürmüş. Belki seksenler ama daha çok doksanlarda ismine denk geldiğimi hatırlıyorum. Albüm kapaklarında adını görürdüm, bazen alt yazılarda. Oysa, bundan çok daha fazlasıydı elbette. Elimdeki albümlerden ismini karıştırınca iki albüm çıktı, nasıl aldığımı hatırlamıyorum, doksanlardan “From New on”, albümün ilk parçası “Glue Fingers”a başladığınız an devamı kesinlikle geliyor, eliniz kapatmaya gitmiyor, bir bakıyorsunuz albüm bitmiş, öyle bir kayıt. Bir de Rabih Abou Khalil’in ünlü “Blue Camel” albümünde. Yazarken kontrol ettim o albümde Charlie Mariano da varmış.Yıllar önce Miles Davis hakkında bir haber yapmışız. Caz klübü Iridium (hâlâ açık mı bilmiyorum) 1950 ile 80 arası Miles Davis gruplarında çalan 4 müzisyeni buluşturarak özel seri yapmıştı. Piyanoda Jimmy Cobb, basta Buster Williams, gitarda Mike Stern, saksofonda Sonny Fortune. Fortune da artık Miles’ın yanında. Müziğin için teşekkürler usta. (Fortune`un vefatını haber veren sevgili Burak Sülünbaz`a teşekkürler)


Caz diskografileri

Özellikle koleksiyonerler için gerekli

Caz tarihine yönelik bilgileri derli toplu görmek istiyor insan. Özellikle albümler zamanla çok büyük arşive dönüştü ama ne nerde pek belli değil. Discogs.com gibi yerler var ama onun da bilgi arşivleme yöntemi kafa karıştırıcı, aynı albümün onlarca farklı baskısını arşivliyor iyice karman çorman hale geliyor. Oysa, bu konuda bir başka çalışma var. 55 yaşındaki ses mühendisi Tom Lord’un özelliği önde gelen albüm koleksiyonerlerinden olması. Elindeki kayıtlara ve sahip olduğu bilgiye güvenerek oldukça kapsamlı bir işe kalkmış ve “The Jazz Discography” isimli seri kitaplar üretmiş. Elime alıp bakmadım ama kapsamlı bir işe benziyor. Volümler halinde toplam 34 cildi buldu. Ardından CD-ROM olarak satılmaya başlandı. Toplam 1,5 milyon kayıtlı bilgi var. 23 bin grup lideri, 132 bin stüdyo kaydı, 700 bin müzisyen, 700 bin parça. Yayıncısı serilerde hikayeler anlatmıyor, doğrudan istatistik bilgi veriyor. 34. son volümde Abdullah İbrahim, Anthony Braxton, Randy Brooks, Dave Brubeck, Clifford Brown, Rusty Bryant gibi yirmiden fazla tanınmış sanatçının diskografileri mevcut. Fiyatı ise Amerika içine 100-130 $ arası.


Eric Clapton bu ne hâl?

Clapton şaşırttı

Sonbahar ayları gelince müzik sektörünün ‘seasonal’ damarı tamamıyla ‘duygusal’ sebeplerden kabarır. Bir iştah kaplar firmaları. Herhalde iyi bir gelir kapısı olmalı ki on yıllardır çark böyle dönüyor. Benim bu çarka itirazım yok ama çok şaşırdığım oluyor. İşte, bu PUL’u yazmama sebep olan albüm mesela. Her sene bu dönem CazFM.com’da Christmas Jazz adına yayınlanmış yeni albümlerden birkaç parça yayına gireriz, bu sebeple, yeni neler çıkmış diye bakınırken Eric Clapton’a denk geldim. Allah allah, o mu hakikaten demeye kalmadan, evet o! Ta kendisi! Kapak desenini kendi karalamış hatta. Niye gerek duyduysa, böyle bir albüm kaydetmiş... Gelsin “White Christmas”lar, gitsin “Jingle Bell”ler… Babanın ‘duygusal’ motivasyona ihtiyacı olduğunu da sanmam. Neden peki? Bilemedim. Hadi bir değişiklik olsun dedi diyelim, eee, albüm de berbat. Tek kelimeyle BERBAT! Hele hele “Jingle Bell” berbatın zirvesi. Ciyuvv ciyuvv ritmbox’lar seksenlerde kalmadı mı allah aşkına? Hâlâ inanamıyorum. Biri bu o değil desin rahat ediyim…


Müzikte dengelenme zamanı

Genç, idealist ve dikkat çekici...

Dünyanın doğusunda doğan ve yetişen biri olarak bu meseleye hiç bu şekilde bakmamıştım. Anlatayım. Mojo dergisinin son sayısında Hint asıllı perküsyonist, davulcu 31 yaşında genç sanatçı Sarathy Korwar ile ilgili yarım sayfa haber vardı, genç sanatçı kendinden emin göründüğü fotoğrafın altında ‘müziği yeniden dengelemek istiyorum’ diyordu. Başlığa bakınca ne demek istediğini anlaması zor ama haberin ilk paragrafında anlıyorsunuz. Kısaca diyor ki, batı müziğimizi gerçekten anlamak yerine kendileri için ilham verici bir malzeme olarak ilginç buldu. John Coltrane için dahi bu böyleydi. Tüm o Ravi Shankar kayıtlarına olan ilgi, doğu mistisizmine yönelmeler falan hepsi egzantrik olana ilginin ötesine geçmedi. Ben ise dengeyi yeniden kurmak istiyorum. Pharoah Sanders, Alice Coltrane, Joe Henderson, Don Cherry, Abdullah İbrahim tüm bu insanların müziğini biliyoruz, dinledik ama benim müzikal vizyonum müzisyenlerin kimyalarından geçiyor. İki sene önce “Day to Day” isimli albümünü yayınlamıştı. Şimdilerde yeni bir albüm çıkardı; “My East is Your West”. Upaj Collective isimli grubuyla yaptığı bu son kayıttan 12 dakikalık “Hajj”ı dinledim. Bana çarpıcı geldi. Yıllar önce Kamasi Washington’ı ilk duyduğumda hissettiğime benzer bir hisse kapıldım. Tavsiye ederim.


Spiritual müzikler yeniden ilham kaynağı

Dijitallerde bulabilirsiniz

Kamasi Washington ile Shabaka Hutchings mukayesesini kim ne zaman yapacak diye bekliyordum ki John Mulvey isimli müzik yazarından geldi. Çok da beklemedik doğrusu. Okyanusun iki tarafının müzikte canlandırıcı figürleri olarak tarif ediyor bu iki ismi. Bana da yakın bir fikir. Her ikisini de takip etmeye çalışıyorum. Her ikisi de İstanbul’a geldi, izledik. Kamasi daha iddialı, daha gövdeli, gösterişli, Shabaka daha mütevazı. Onların müziğini ortaya çıkaran sebepleri tahmin ediyorum, bu yüzden müzikleri bana doğru geliyor, hak verdiğim isimler. Shabaka Maisha isimli grubuyla yeni çalışması “There is a Place”i yayınladı. Doğrusunu isterseniz bir üstteki Sarathy, Shabaka ve Kamasi arasında bir bağ kurmak mümkün. Maisha’nın 12 dakikalık EP’si “Osiris”e kulak verin, sonra Sarathy, sonra da Kamasi dinleyin bakın bakalım bana hak verecek misiniz. Akbank Caz Festivali’nde izlediğimiz Nubya Garcia da bu grubun içinde olduğunu unutmadan ekliyim.


Çeşitli şeyler...

Bunlar sevimli vuducular

Caz tarihinin iki büyük ismi; Duke ve Bean. İkiliyi altmışların başında buluşturan albüm yeniden basılmış. İkilinin ismi size yetmiyorsa ki mümkün değil albümdeki diğer isimlere bakınca saygı duruşuna geçmeniz işten değil. *** Afrika’dan çıkan müzikleri yeterince tanımıyoruz. Somali iç savaşı sırası adını duyuran Dur-Dur Band o yıllar müziklerini kasetlere kaydetmişti. Kıymeti sonra sonra anlaşılan topluluğun kayıtları kasetten aktarılarak yeniden yayınlanmış. *** Gitarist Jack Wilkins’i az kişi tanır. Bilhassa 1973 albümü “Windows” kült bir albümdür ama hakettiği ilgiyi görmemiştir. O zaman bilinmedi de şimdi biliniyor mu onu da bilmiyorum ama o albümü ilk kez vinile basılmış. Duyurulur. *** Portekizli gitarist Ana Da Silva ile Japon Phew’nun “Island” isimli albümüne kulak veriyim dedim bir ürperti kapladı ama değişik de geldi bir yandan. Karar sizin. *** İyice açılmışken size “Ghost Forest"ı da önereyim. Arp ve ses ikilisi yeterince çekici değil mi: Bence bunu da deneyin. *** Yandaki resim mi: Onlar vuducu. Reggaeci.


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 29 Ekim 2018, Pazartesi 

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.