Mutlu da olsa insan mutsuz da, her an yaratabilirmiş kendini demiştin; bir sabah bir başka aşkla... - Edip Cansever

Mutlu da olsa insan mutsuz da, her an yaratabilirmiş kendini demiştin; bir sabah bir başka aşkla... - Edip Cansever

‘’Mutlu da olsa insan mutsuz da, her an yaratabilirmiş kendini demiştin; bir sabah bir başka aşkla...’’ - Edip Cansever

 

"Sevgi" ne kadar çok durum için kullanılan bir duygu... Ne kadar çok cümlede bir amaç için geçiyor aslında. Bir şeyi sevmek, birini sevmek, bir durumu sevmek; adeta binlerce örneklemelerin için de gösterilmiş ve özel olma durumunu kaybedeli çok olmuş. Hepimiz her şeyi sevebiliyoruz. Onun içerdiği başka erdemleri ve içinde gizlediği sihri fark etmeden belki de... Çünkü, sevginin mucizeler yaratabildiğine ve sihrine, onun ardındaki ruha saygı duyduğumuzda erişebiliyoruz gerçekten.

 

Sihir demişken öyle çetrefilli bir yerden başlamaya gerek yok. İnsanın doğumu, annesiyle kurduğu bağ, içindeki savunmasızlığın içerdiği bağlılık duygusu ve bu duyguyu ilerleyen yaşamında doğru yönlendirmesine yardımcı olan unsurlar... Temelinde sevgiyi en basit deneyimleyebildiğimiz ilk yer…Yaşama bizi hazırlayan, bizi güçlü ve zayıf kılan ve kendimizi ne kadar hassas ya da katı hissettiğimiz ile ilgili tecrübeler...

 

Bu şartların hiç oluşmadığı, ailesiyle hiç bir anısını hatırlamayan ve belki de el yordamıyla yolunu bulmaya çalışan ruhlar da var elbette. Yine de, tüm insanlığın ilk deneyimlemeye fırsat bulduğu şeyler, onlara hayat yolculuğunda yardımcı olmaya temel oluşturmuş ilişkilerdir.

 

Sevginin en saf hali ise insanın en savunmasız, en beklentisiz, en saf haliyle sevdiği, yani, ailesiyle kurmak istediği bağı bir şeye duyarken ya da bir kimseye duyarken ki zamandır aslında...

 

Yaşamın en başında şanslı olanlar ve yaşamının ilerleyen zamanlarında şanslı olanlar belki de bunu paylaşacağı ailesi dışında dost, eş ve arkadaş bulanlar... Peki ya bunu başaramayanlar ve yaşama sevinci için bir şeyleri sevmek şartıyla hayatta kalanlar? Ya da hayatını birden çok şeyi sevmek ve bunu yaymak için gücünü ilahî sevgiden alanlar?

 

John Coltrane Amerikalı bir caz müzisyeni, saksofoncu ve bir dahi… Ailesinde en sevdiği büyükbabası. Teyzesi ve babasını çok küçük yaşta kaybedip; büyük sıkıntıları küçük yaşta yaşamış ve üstesinden çok sevdiği annesiyle gelmeye çalışmış biri... Maddi sıkıntıların yanında duygusal olarak henüz çocukken içine girdiği bunalım onun uzun süre hiç konuşmaması süreciyle devam etmiş ve bu dönemler de annesi ile gidip sık sık dua ettiği Baptist kilisesi ise huzur bulduğu tek yer olmuştur.

 

Küçük yaşta gitmek istediği müzik okuluna maddi olanaksızlıklar nedeniyle gidemese de kilisede duyduğu müzik ona sonuna kadar yol göstermiş. Yaşadığı saf sevgiyi, son olarak annesini de kaybeden Coltrane, deniz kuvvetlerine asker olarak girdiği birlikte bandoya, siyahîlerin çalması yasak olmasına rağmen şef tarafından alınmış ve onun bir müzik dehası olduğu çok geçmeden anlaşılmıştır.

 

Babasının ölmeden önce çaldığı tüm melodiler, ona özleminin bir ifadesi olarak John Coltrane’in hayatı boyunca "müzikle anlatma" yönüne dönüşmüştür. İlk eşi Naima, sonraki eşi Alice ve yine aynı ismi taşıyan annesi onun hakkında röportajlarda aynı şeyi söylemiştir: "Çok konuşan biri değildi, hayatın tüm anlarını dinleyip çalan biriydi" demişlerdir.

 

Hayatında yaşadığı acıları, özlemleri, anıları ve aşkları müziğe dönüştüren Coltrane, 1965 yılında müziğini dönüştüren sırrı ise herkese açıklar şekilde "A Love Supreme" albümünü piyasaya sürmüştür.

 

Albüm piyanoda McCoy Tyner, basta Jimmy Garrison ve davulda Elvin Jones tarafından Rudy Van Gelder Stüdyosunda New Jersey’de kaydedilmiş ve tüm dünya tarafından onun bu sevgisi ayakta alkışlanmıştır. Yalnızca Bebop caz tarzında değil, pek çok devrimsel müzikal dönüşümlere öncülük eden John Coltrane’in çaldığı her notanın ve kurduğu her melodik cümlenin bilinçli ve olağanüstü önemli müzik kuramlarına işaret ettiğini gören müzik adamları her geçen gün ona daha fazla saygı duymuşlardır.

 

1926 yılında başladığı yaşam serüvenine 1967 yılında veda eden Coltrane, ardında sevgisinin ifadesi olan yüzlerce önemli beste ve albüm bırakmıştır.

 

"A Love Supreme" albüm kapağında Coltrane: “Ne olursa olsun, Tanrıyla beraber… O inayetli ve affedicidir. O’nun yolu ve O’nun aracılığıyla hepimizin yolu sevgidedir. Bu gerçekten bir Yüce Aşk’tır” diye belirtmiştir.

 

Sevgiyle dönüştürdüğümüz nice yaşanmışlık ve  hayatlara...

 

St. Valentine zamanı kutlu olsun.

 

Şenay Ocak

 

Cazkolik.com / 11 Şubat 2021, Perşembe

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Şenay Ocak

Caz vokalisti ve eğitimci Şenay Ocak müzikoloji üzerine yüksek lisans yapıyor, yurtiçi ve dışında caz üzerine akademik çalışmalarını, proje ve eğitimlerini sürdürüyor.

  • Instagram
  • Email

YORUMLAR

  • Gizem Karavit
    11 Şubat 2021 Perşembe 03:45

    Bir kez daha muhteşem bir müzisyenin ruhu çağırılmış kelimelerle, notalar deşifre olmuş... Müziği duymanın ötesinde çok derin çok kişisel bir yer var, notaların, kronolojilerin, bölük pörçük anıların ulaşamayacağı bir yer. Ve sizin yazılarınız Şenay Hanım, bizi hep o yere götürüyor.

    Bu Yoruma Cevap Yazın »

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X