İğrenç bir müzik olarak caz :)

İğrenç bir müzik olarak caz :)

27. Akbank Caz Festivali kasımda (Foto: Sedat Antay)

Kasımda caz başkadır

Daha ekime yeni girdik, kasım ne âlâkâ... Geçen hafta 27. Akbank Caz Festivali basın gecesi vardı, ilgili kesimler oradaydı, konuşmalar yapıldı, program incelendi vs. önümüzdeki günlerde ayrıntıları sık duyacaksanız, biz de yayınlarımıza başladık. Akbank Caz Festivali epeydir `şehrin caz hali` sloganını kullanıyor. Bir sonbahar caz festivali için bence doğru bir slogan. Bu yıl programda dikkatimi çeken elliden fazla konser ya da şu kadar etkinlik değil, onlar zaten güzel ama günümüz cazında oldukça geniş bir palet, renklilik ve çeşitlilik var. Eğer dünyada olan biteni biraz takip ediyorsanız mutlaka siz de gözlemişsinizdir. Festivalin mümkün olduğu kadar bu çeşitliliği sahiplenmesi önemli. Cazkolik olarak bu konuda festivale kadar birçok yeni şey söylemeye çalışacağız, bakalım nasıl bir festival bizi bekliyor.


Dar alanda kısa eleştiriler

Öne çıkan her albüm yazısında mutlaka Fordham var

Ne zaman bir albüm hakkında kim ne demiş diye merakla aransam karşıma çıkan ilk isim genellikle The Guardian`ın tecrübeli kalemi John Fordham olur, adamın nerdeyse her yazısını okudum diyebilirim (bir övgü de The Guardian`ın bilişim ekibine, her aramada en üstte görünmeyi iyi beceriyorlar). Öncelikle, The Guardian gibi dünya çapında bir gazetenin sanat sayfaları ve konserlere olan ilgisinin önemli olduğunu söylemeliyim, bunun hakkını vermeli. Bizde, Sadettin Davran`dan bu yana bir türlü tutmayan bir iş bu. Bu noktada Fordham`ın kısa makalelerinde kompakt ve tecrübeli cümlelerle albüm hakkında ilk elden yeterli izlenim veren nokta atışlar yaptığını eklemeliyim. Bir de, hangi albümü değerlendireceğini iyi seçiyor. Kriteri Amerikan cazı, ana akım caz yani bop ve sonrası ve elbette vokalli işler. Diğer deyişle, cazın kendi içinde ratingi olan, dinlenme potansiyeli daha önde olan albümler.


Bu bir tesadüf mü?

Yeni çıkan bu ki albüm listelere girmeye başladı

Vokal cazda çıkmasını beklediğim iki albüm geçen hafta yayınlandı. İlki, Cecile McLorint Salvant`ın "Dreams and Dagger", diğeri Zara McFarlane`in "Arise" isimli çalışması. Özellikle bu iki albümü anmamın nedeni ilk iki şarkı. Her ikisi de kendi kuşağının iyi sesleri, özellikle McLorint Salvant daha çok tanınıyor, her ikisi de burada konser verdi. Buraya kadar tamam ama onları bu hafta köşeye taşımamın sebebi dediğim gibi ilk iki şarkıları. Her ikisi de albümde ilk parçaya kısa, introymuş gibi birer yorumla girmiş, ikinci sırada ise çok güçlü seçimlere yer vermişler. Hem vokal hem estrüman olarak iyi birer şov olmuş. Cazda değil ama popta eskiden A1 diye bir kavram vardı, çıkış parçası denilirdi ama kaset zamanlarıydı, artık o günler geride kaldı derken bu iki iyi sesin A2`ye bu kadar asılması ilginç geldi.


Bu işte bir tuhaflık yok mu?

Hancock cazla ilgili her şeyde karşımıza çıkıyor

YouTube`un açık kaynak arşivini duymuşsunuzdur, arada orada hangi video ne kadar izlenmiş bakarım, eğlenceli oluyor, tavsiye ederim ama buradaki rakamların şüpheli olduğunu biliyoruz, bakın bir örnek, cazdan olsun, nasılsa çok izlenen bir isimdir diyerek Herbie Hancock adını aratıyım dedim, yanılmamışım, Hancock`ın en çok tıklandığı şehir hangisi? İstanbul, tam 57,991, New York`tan bile çok, durun, daha bitmedi, en çok izlendiği ülkelerde toplam 184,832 tıklanmayla Türkiye üçüncü sırada. Diyelim bu rakamlar sahici, peki, bizim bu Herbie Hancock hayranlığımızın sebebi ne allah aşkına? Aynı merakla John Coltrane`i aratıyım dedim, oradaysa ülkeler bazında 28. sıradayız, şehirlerde 12,657 tıklamayla İstanbul 52. sırada. Ve tabii Miles… Galiba en çok tıklanan o, toplamda 15 milyonun üstünde. Şehirlerde en çok Jakartalı tıklamış, gel de şaşma! İstanbul 30, Ankara 88. sırada.


Bomonti`nin üstüne değil ALT`ına bak

Bomontiada ALT programları ilgi çekici

Bomonti güzel semttir, eskiden de güzeldi şimdi daha da güzel. Neresine isterseniz bakın ama benim kastettiğim ALT bomontiada içinde bu sezon faaliyete geçen performans odası. Şevket Akıncı`nın desteğiyle hazırlanan ekim ayı programını gördüm ve çok dikkatimi çekti. Bizim Cazkolik takvimde yayında, merak eden bakabilir. Salıları müzikli performanslara, cumartesileri teatral performanslara, cumaları içinde müzik de olan daha farklı performanslara ayrılmış ama esas önemlisi performanslar. Salı günleri benim favorim. Bu ayki dört etkinliğin tamamı caz projesi ve kolayına rastlanacak işler değil, esas değinmek istediğim de buydu zaten. Bu tarz projeleri izleyeceğimiz çok yer yok, bomontiada`nın bu perormanslara yer vermesini hararetle destekliyorum, ben burada uzatmıyım takvimde bakın eminim bana katılırsınız.


Nefesli derinlikler

Avrupa için bir dilek...

Bu yıl dinlediğim nefesli albümlerinde (ister trompet, ister saksofon -trombonu ayrı tutayım-) hep farklı bir derinlik aradım, tam adını koymayı beceremediğim bir his diyeyim, bu konuda en çok Tomasz Stanko ile Chris Potter`a güveniyordum, adamlar harika albümler kaydetmiş, özellike Potter`ın ki yılın albümü, o kadar iyi ama benim kastettiğim değildi, sonunda buldum, hem de yakın zamanda. Hollandalı saksofon ustası Yuri Honing`in yeni albümü "Goldbrun" tam kastettiğim, hah, tamam bu dediğim sound olmuş. Honing`i sanırım bizde dar bir çevre tanır ama iyi tanır, en son Akbank Sanat`ta güzel bir konseri olmuştu, `cool` adamdır. Çalarken kendini paralamaz ama müthiş üfler. Albüm Avrupa için dilek imiş. Honing albümün temasını Avrupa ve kahramanlık olarak belirlemiş. Bunları daha detaylı yazmayı isterim ama şimdilik sadece not etmekle geçeyim. Tavsiye ederim.


Iyyy, iğrenç caz hayatta dinlemem

Caz nefreti tiksindiriyor :)

Tek tük olsa da sosyal medyadaki paylaşımlarımıza ekte fotoğrafını gördüğünüz şekilde tepkiler geliyor. Kimse caz müziğini sevmek zorunda değil, sorun başka, anlamadığımız şeye karşı olmak ve anlamadığımız halde kötülemekten çekinmemek. Sadece bu arkadaşa bakarak yargılamak da doğru değil, başka başka konularda hepimiz aynı şeyi yapıyor olabiliriz. Önyargısız olmayı beceremeyen bir toplumuz, eskiden de öyleydik, yapımızda bir sorun var, her konuda fikrimiz var, şüphe duyan insanlar olmadığımız gibi fikrimizin doğru olmadığı ihtimali dahi tüylerimizi diken diken ediyor. Mesela caz, arkadaşı iğrendiren bir müzik, acaba niye? Şimdiye kadar kaç dakika caz dinledi/dinlemeye tahammül etti, dinlediyse caz dediği şey acaba neydi? Sonuçta bir müzik türü olan caz bir insanı iğrendirecek ne yapıyor olabilir?


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 02 Ekim 2017, Pazartesi

 

Kaydet

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.