İmer Demirer önümüzdeki günlerde çıkaracağı yeni albümü öncesi festival kapsamında Babylon?da...

İmer Demirer önümüzdeki günlerde çıkaracağı yeni albümü öncesi festival kapsamında Babylon?da...

19. Akbank Caz Festivali’nin üçüncü günündeyiz. Atölye çalışması dışında günün tek konseri İmer Demirer’in Babylon’da vereceği konser. Sevgili İmer`le bundan yaklaşık altı ay kadar önce, Cazkolik henüz çiçeği burnunda bir web portalıyken çok hoş bir söyleşi yapmıştık. Aradan altı ay kadar bir zaman geçmesine rağmen yaptığımız söyleşi halen güncelliğini koruyor. Demirer’in yeni albümü ya çıktı ya da bugünlerde raflarda yerini alacak. Uzun zamandır büyük bir titizlikle çıkacak olan albümüne hazırlandığını biliyoruz. Pek çok cazsever bu açıdan bu konseri dört gözle bekliyordu. Uluslararası festivallerde sıklıkla yer alan Demirer, Aaron Goldberg, Essiet Essiet, Ari Hoenig gibi isimlerle birlikte çalıştı. İçerde okuyacağınız söyleşisinde de yakın arkadaşı olan Essiet Essiet’e değiniyor. Demirer; Acid Tripin’, İstanbul Caz Dörtlüsü, Emin Fındıkoğlu Group, TRT Caz Orkestrası gibi önemli projelerde yer aldı. Bu gece Babylon sahnesinde kendisine piyanoda Serkan Özyılmaz, kontrbasta Matt Hall ve davulda ise Cem Aksel eşlik edecek. Sahne performansları dışında pek çok albüm projesinde trompetiyle yer almasına rağmen İmer Demirer’in solo olarak ilk albümü olacak yakında elimizde tutacağımız albüm.


Cazkolik: Sevgili İmer Demirer, öncelikle sitemizin konuğu olduğunuz için teşekkür ederiz. Doğrudan uzun zamandır aklımda merak ettiğim soruyla başlıyayım istedim, şüphesiz ki siz Türkiyenin en iyi soundlarından ve en ayırd edilebilir trompetçilerinden biri, hatta bana göre önde gelenisiniz, son sıralarda yabancı caz dergilerinde sıkça rastladığım bir tartışma var, 40’li, 50’li yıllardaki gibi kişisel tarzlar artık pek kalmadı deniyor, hatta bilirsiniz, bu dergilerin yaptıklari blind testlerde bir çok tanınmış müzisyen ismini bilmeden dinlettikleri müzisyeni bırakın tanımayı tahminde bile bulunamaz, bunun sizce nedeni gerçekten tarzların erimesi midir veya çok fazla müzisyen olması mıdır ya da var mıdır sizce böyle bir şey?

İmer Demirer: Öncelikle benim için düşündüklerinize teşekkür ederim... Madem tarz dediniz, ben de söze doğrudan Miles Davis’le başlamak istiyorum... Benim için daha çok genç olan caz tarihi için özellikle 1965-69 “Miles Davis Quintet" cazın everest tepesidir, zaten bundan sonra çıkan grupların tarzlarının içinde ya Miles Davis vardır ya da bu tarzları zaten Miles Davis icra etmiştir. Aslına bakarsanız şu anda benim için en yaratıcı tarza sahip ve en yenilikçi müzisyen Wayne Shorter’ın müziğidir hatta Miles Davis’den daha paylaşımcıdır da diyebilirim ancak o tansiyonda değildir. Belki daha çok müzisyen olması her bakımdan iyi olabilir ama burada önemli olan tavır ve sounddur, bunlara imkan verecek plak şirketleri veya festival düzenleyen ya da klüp sahibi kişilerdir ancak maalesef işte tam da bu noktada görülüyor ki bu kurumlar hem sponsorlara sahipken hem de para kazanmak istiyorlar, örnek vermek gerekirse, ülkemizdeki son 10 yılın "İstanbul Caz Festivali" programlarına bakın bu yöndeki değişikliği kolayca görürsünüz.

Bir yandan da, evet, aslına bakarsanız ülkemizde adı "çok" duyulmuş 1- 2 tane "caz müzisyeni" var ancak dünya standartlarının üstünde olan Aydın Esen’i son 7-8 yıldır burada festivallerde dinleme imkanı niyeyse yok gibi, evet, belki caz kitlesi her zaman azdır ama elit olması gerekmez, bu yönde aşk olması gerekir. Bu kitle ülkemizde orantısız büyüyor çünkü içinde biraz iş ilişkisi ve medyatik olmak var, zaten bana göre bu yönde niteliklere sahip olandan ne cazcı olur ne yaratıcı...

Size ayrıca bir şey diyeyim mi, galiba eskiden imkansızlık çok önemliymiş, birer birer plakları kaydettiğimiz için onlara her şeyde olduğu gibi değer veriyorduk, bizim için hepsi çok önemliydi, benim 25 senede zar zor bulduğum müzikleri bugün nerdeyse 24 saatte temin edebilirsiniz, elbette bu büyük bir zenginlik ama bir yandan da değersizleştiriyor gibi sanki.

Cazkolik: Geniş bir toparlama oldu ve içinde size çok katıldığım şeyler dolu, peki, geleceğe bakarsak eğer, okurlarımız için son günlerde neler yaptığınızdan ve yapacağınızdan, albümler, kayıtlar, konserler söz edebilir misiniz?

İmer Demirer: Önümüzdeki 3-4 ay boyunca sürekli kayıt yapacağım ve Eylül ayı itibariyle albümüm çıkacak inşallah, aynı zamanda Ekim ayındaki Akbank Caz Festivali’nde İmer Demirer Quartet olarak çalacağım... İnşallah arkadaşım Essiet Essiet’de bu konsere gelecek ve Pozitif’te bu konseri kaydedip yayınlamayı düşünüyor ayrıca.

Cazkolik: Yakın gelecekteki haberler güzel, özellikle albüm kısmını bilmiyordum doğrusu, buradan da duyurmuş olalım, peki, trompetle ilişkiniz nasıl başlayıp, gelişti biraz anlatır mısınız ve buna bağlı olarak da kişisel beğeni dünyanızdaki trompetçilerden sizin için ayırdedici isimler kimlerdir?

İmer Demirer: Bu sorduğunuzu şöyle toparlayabilirim, 1976 senesinde konservatuvarı kazanarak trompet bölümüne girdim, açıkçası daha önceden tanımıyordum trompeti, 10 sene klasik eğitim aldım, 1989’dan beri de İstanbul Radyosu Caz Orkestrası’nda çalıyorum 7 kez E.B.U (Avrupa Yayın Birliği) orkestralarına katıldım yurtdışında, bunların yanısıra Bilgi Üniversitesi’nde 1997-2004 öğretim görevlisi olarak çalıştım, sorunuzun öbür kısmına gelirsem, bu konuda geniş bir beğeni listem var diyebilirim ama öncelikle Miles Davis ve tabii Clifford Brown, Lee Morgan, Wody Shaw, Tom Harrell, Freddie Hubbard, Wallace Roney gibi önde gelen isimleri sayabilirim. Bu saydığım isimlerin hepsi caz trompetinde gerçekten büyük isimler.

Cazkolik: Evet, bu saydığınız isimlerin her biri trompette cazın çok önemli bir dönemini oluşturuyorlar zaten. Peki, merak ediyorum, müzisyen olarak nasıl bir dinleyicisiniz, bu biz cazseverlerin merak ettiği bir şeydir hep, hatta popüler bir merak konusudur diyebilirim, bu anlamda kendinizi iyi bir dinleyici olarak tanımlar mısınız? Bir de son sıralarda kimleri dinlediğinizin ipucunu verseniz...

İmer Demirer: Doğrusu, nasıl trompet çalışmam gerekiyorsa o şekilde de müzik dinlerim, yani sorduğunuz anlamda kesinlikle iyi bir dinleyiciyimdir... Miles Davis (benim için bir takıntı oldu galiba), Herbie Hancock, Weather Report, Keith Jarret, Duke Ellington, Mel Lewis Big Band gibi isimler açıkçası benim için kesintisiz ve sürekli dinlediğim müzisyenlerdir.

Cazkolik: Son soru olarak, kendi caz ortamımızı değerlendirirsek, bizim caz dünyamız nasıl sizce? Ufak bir dünya mı, içine kapalı bir dünya mı? Yerel bir dünya mı? Müziğini ve müzisyenlerini yeterince değerlendiremeyen bir dünya mı? Bu konuda bir bilinmezlik değil de bir değerlendirme eksikliği mi var sanki, yoksa bana mı öyle geliyor, siz ne dersiniz?

İmer Demirer: Açık söylemek gerekirse, Türkiye de caz diye düşünürseniz zaten işte görüyorsunuz, bu kadar biliniyor, bu kadar bir çapımız var yani... Bence her zaman global düşünmemiz gerek, Emin (Fındıkoğlu) Hoca’nın söylediği çok sevdiğim bir sözü var, "ülkemizde ilgililer bilgisiz, bilgililer ilgisiz..." durum aynen bu şekilde maalesef.

Cazkolik: Sevgili İmer Demirer, bize zaman ayırdığınız ve içtenlikle cevapladığınız için tekrar teşekkür ederim. Seçimleriniz de biz cazseverler için önemli referanslar olacaktır, bunu da mutlaka belirtmeyi istedim.

Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 17 Ekim 2009, Cumartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.