Trajik yaşamıyla cazın kurucu isimlerinden Buddy Bolden'ın hayatı caz operaya dönüştü

Trajik yaşamıyla cazın kurucu isimlerinden Buddy Bolden'ın hayatı caz operaya dönüştü

 

19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başlarında yaşayan ve adı caz tarihinin kurucu isimleri arasında ilk sırada gelen kornetist Buddy Bolden'ın hayatı filme, tiyatro oyununa, belgesele konu oldu ama daha önce operaya konu olmamıştı. Atlantalı saksofoncu Jeff Crompton, Bolden'ın hayatı ve müziğine dair bir opera bestelediğini açıkladı. Bolden'ın hayatını trajik yapan ayrıntı onun henüz çok genç yaşta şizofreni teşhisiyle hayatının kalanını Jackson akıl hastalıkları hastanesinde geçirmesidir. Halbuki Bolden caz öncesi ve sonrası tarihin ilk süperstarıdır. Kornetiyle inanılmaz perdelere çıkabilen muazzam bir yetenek, cazibesi olan bir kişidir. Henüz otuzlu yaşlarına dahi varmadan akıl sağlığının hızla gerilemesinin ardından kapatıldığı akıl hastanesinde ölene kadar kapalı kalması, böyle parlak bir sanatçının kısa zamanda unutulması besteci Jackson'ın operasında odaklandığı bölümler olmuş. Yukardaki videoda Jackson'ın operasının uvertür kısmını dinleyebilirsiniz.

 

Cazkolik.com / 26 Kasım 2020, Perşembe

 


 

Caz tarihini kökten etkileyecek yeni bir bilgi ortaya çıktı

 

 

Grammy adaylarının kimler olduğunu açıklayan canlı yayını izlerken hangi kategoriden olduğunu hatırlamadığım bir albüm gördüm; "The Missing Link: How Gus Haenschen Got Us from Joplin to Jazz and Shaped the Music Business" isimli bu albüm meğer caz tarihini, kayıtlı caz tarihine dair bildiklerimizi kökten etkileyecek bir albüm imiş de haberimiz yokmuş. Bugüne kadar caz tarihinin ilk kaydının 1917 yılında Original Dixieland Jazz Band tarafından yapıldığından emindik. Bütün sektör öyle biliyordu. Aradan 104 yıl geçtikten sonra bu bilgiyi tersyüz edecek bir gelişme yaşandı ve Archeophone Records isimli firma sayesinde bu kayıttan bir yıl önce St. Louis'den Gus Haenschon'un kesinlikle caz kabul edilebilecek bi kayıt yaptığı kanıtlandı (ilk kayıt New York'da yapılmıştı). Bu kaydın farkedilmemesinin nedeni St. Louis'de sadece bir mağazada satıldığı için çok az kişinin haberdar olmasıymış. Albümde yer alan parçalardan biri caz tarihinin kurucu isimlerinden Scott Joplin'in "Maple Leaf Rag" isimli referans bestesi. Başka tanıdık parçalar da var. Bu bilgi caz tarihine dair bildiklerimizi etkiler etkilemesine ama sektör ne kadar yüz verir emin değilim, tarihçiler muhtemelen NY kaydını önemsemeye devam edebilir. Bakalım... Bu konuda gelen yeni bir haber olursa beraber değerlendiririz.

 

Cazkolik.com / 24 Kasım 2020, Salı

 


 

Sean Connery'nin cazla bir ilgisi var mıydı?

 

 

Kovid salgınının artması, üzerine İzmir depremi derken koskoca Sean Connery'nin ölümü haber bile olmadı. Beyaz perdede bir ismi ayrı tutarım, o da Anthony Quinn'dir. Ne zaman bir filmine denk gelsem takılır kalırım ki artık pek denk gelmiyorum, iyice eski star mı oldu acaba? Connery de giderek öyle olacaktır. Günümüz orta yaş kuşağı ünlü oyuncuyu Umberto Eco'nun romanından uyarlanan "Gülün Adı" filmiyle yakından tanıdı. Hatta, yine doksanların geyiklerinden biridir adının okunuşunun 'Şon' diye telaffuz edilmesi. Yine doksanların televizyon sohbetlerinin ünlü konuklarından gazeteci Leyla Umar'ın 'Şon Koneri' ile tanışması, ona nasıl hayran olduğunu uzun uzun anlatması filan baya ilgi görüyordu (hatırlayın, biz koskoca ülke Titanic'in adının Taytanik olduğunu bir gün ansızın öğrenmiştik). Bunları düşünürken Sean Connery'nin kuşağını da hesaba katarak acaba caz dinler miydi diye aklıma geldi. İnternette bakındım ama pez bir şey görmedim, anlaşılan özellikle öne çıkan bir cazseverliği yok. Filmlerini düşündüm, bir caz karakterini oynadı mı, aklıma gelmedi ama severek izlediğimi hatırladığım Russia House filmindeki Jerry Goldsmith müzikleri cazımsı güzel müziklerdi. Caz ve Şon Koneri ile ilgili başka da bir şey hatırlamıyorum ki Tom Cruise'in bile caza dair unutulmaz bir sahnesi vardır The Collateral filminde, keşke unutamayacağımız bir caz sahnesi Şon'un da olsaymış.

 

Cazkolik.com / 22 Kasım 2020, Pazar

 


 

Bilmesek de olur gibisinden az bilinen müzikal türler

 

 

Caz, metal, rock, pop, folk vs bunları biliriz, tüm dijital platformlar bu müzikleri eskisinden yenisine playlistlerinden duyurur durur ama algoritmaların gölgesinde kalan, bilmesek de bir şey kaybetmeyeceğimiz türden, zaman içinde bir şekilde gelişmiş kimi müzikal yaklaşımlar vardır. Bu alt türler belli coğrafi bölgelerde ya da belli müzisyenlerle gelişip onlarla kaybolup kitleselleşemese de yine bu bilgi bir yerde dursun diyeceğimiz 5 az bilinen müzik türünü ToneDeaf isimli web sitesi derlemiş, biz de onları kaynak göstererek kaydedelim dedik. Nedir bu türler? Koreli barbi çocukların K-Popunu alın ona biraz metal ekleyin olsun size Kawaii Metal. Öncüsü Babymetal isimli bir grup, anlaşılan çocuklar şanslarını denemiş. Bilmesek de olur! Bir diğeri, büyücülük ve doğaüstü gizemler üzerine kurgulanmış WitchHouse adı verilen bir müzik. Bunu da bilmesek de olur! Üçüncüsü Lowercase denilen ve ilk olarak Amerikalı ses ve görsel tasarımcı Steve Roden tarafından gündeme getirilen sessizlik sınırındaki ortam müziğini öne çıkaran albümü Forms of Paper'da temel sesler yükseltmeden, esnetmeden kaydedilmiş. Bu konuda müzik literatüründe yapılmış çok daha iyi örnekler var, meraklısı esas onlara baksın. Dördüncüsü Straight Edge Punk adı verilen bir alt kültür 1980'lerin başlarında hardcore punk müziğin aşırılıklarına karşı çıkarak dikkat çekmiş. Tabir, hardcore grubu Minor Threat'in 1981 tarihli Straight Edge şarkısından gelmiş. Takipçileri alkol, uyuşturucu kullanmayan, bazıları vegan, hatta kafeinden bile kaçınan insanlar. O dönem kimse sevmemiş zaten bunları. İşte bu da bilmesek de olur türünden! Sonuncusu Hypagogic Pop diye bir şey. İngiliz gazeteci David Keenan bulmuş. 2009'da The Wire dergisi için denemede bulunan grup, 80'lerin kültürü ve ikonografisine takıntılı gruplardan oluşan retro sesleri alıp yavaşlattılar, loopladılar ve genellikle rüya benzeri ses manzaraları yarattılar, zaten bu nedenle uykuya dalmadan hemen önceki hal olan hipnogojik tabiri seçilmiş. Keenan'a göre, modası geçmiş teknoloji için bir tür kültürel nostaljiymiş. Dergi okurlarının en fazla dalga geçtiği müzik olmuş. Bir video var, hakikaten aptalca bir şey, insanın her aklına geleni yapmaması için örnek verilebilir.

 

Cazkolik.com / 22 Kasım 2020, Pazar

 


 

Nick Cave'den bir opera geliyor

 

 

Karantina günlerinde yaratıcı yanını diri tutan Rock grubu Nick Cave and the Bad Seeds'in solisti Nick Cave, Belçikalı besteci Nicholas Lens ile beraber bir opera yazdı. L.I.T.A.N.I.E.S isimli eser 4 Aralık'ta Deutsche Grammophon tarafından yayınlanacak. Cave’in Kuzey Amerika ve Avrupa turunun salgın nedeniyle iptal edilmesi sonrası Cave ile Lens bu işe soyundu. Aynı ikili daha önce savaş trajedilerine yönelik 2014 Shell Shock operasında beraber çalışmıştı. Lens, operanın arkasındaki ilham kaynağı fikrin Kamakura Yamanouchi'deki 13. yüzyıl tapınaklarını çevreleyen yağmurlu ve canlı yeşil ormandan yükselen doğal sessizlik olduğunu söylüyor. Cave, 'Nicholas karantina sırası beni aradı ve 12 ayin yazıp yazmayacağımı' sordu diyor. 'Telefonu kapattıktan sonra ilk yaptığım “Litani nedir?” diye aramak' diyen Cave bir nevi dua gibi bir şey olduğunu öğrenince hayatımda ilk kez böyle bir şey yazdım diyor. Opera, seyahat yasağı nedeniyle Brüksel'de mahsur kalan bestecinin kızı solist Clara-Lane Lens ile 11 kişilik bir enstrümantal grup tarafından seslendirildi. Müzisyenler parçalarını ayrı ayrı kaydetti kayıtlar daha sonra post prodüksiyonda bir araya getirildi.

 

Cazkolik.com / 17 Kasım 2020, Salı

 


 

Bandcamp karantina dönemi müzisyenlere net gelir getirecek bir uygulama geliştirdiğini duyurdu

 

 

Bandcamp salgının ilk günlerinde bazı cuma günleri yapılan downloadların ücretini kesintisiz olarak sanatçıların hesabına yatıran bir uygulama yapmış ve ilgi görmüştü, şimdi yeni bir uygulama geliştirdiğini açıkladı. Bandcamp, sanatçıların biletli canlı yayın performansları düzenlemelerine olanak tanıyan yeni bir canlı yayın özelliği olan Bandcamp Live'ı uygulamasını duyurdu. Çevrimiçi etkinlikler, gerçek zamanlı sohbet vs Bandcamp ekosistemine entegre edilecek. Bandcamp’ın uzun süredir devam eden Fair Trade Music Policy uygulaması uyarınca, bilet satışlarının% 80-85'i doğrudan sanatçıya gidecek. Şirket ayrıca, 31 Mart 2021'e kadar bilet ücretlerinden feragat edeceğini açıkladı, yani o zamana kadar bilet satışlarının tamamı sanatçılara gidecek.

 

Feridun Ertaşkan

 

Cazkolik.com / 17 Kasım 2020, Salı

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.