Paris'te son tango, Amsterdam'da ölüm, Likya'da konser

Paris'te son tango, Amsterdam'da ölüm, Likya'da konser


Güneş gideli çok oldu şu tepelerin oradan
Mavi derin
Işıma donup yalazlandı şimdi. Denize kalay çalan çingene dolunay, Likya mezarlarının rastgele dizilişini gölgeleyen bodur çalılar, ara ara yüzümü yalayan yaban inciri kokusu. Hışırtılar, kıpırtılar artıyor kuytulardan meydanın orta yerine doğru. Ben yerimi çoktan kapmışım; aslanlı mezarım. Kalabalık olacağı belli. Fısıltılara kulak kabartıyorum;

Ayın kuyruğu burçlara değdiğinde başlayacakmış,

Sizin yeriniz neresi?

Ben çok uzaklardan geldim, adanın arkasından

Biz buralıyız

Bu son konsermiş

Onca zaman bekledik bu geceyi.


Garip, yanardöner kanatlı bir böcek. Biraz yana kayar mısınız, Mr. Baker geliyormuş, aşağıdan göremiyorum diyor. Çekiliyorum çıkıntının ucuna doğru. Kayaların, mezarların arasından kıvrılarak çıkan patikada bir karaltı seçiyorum. Gözlerim iyice alıştı alacakaranlığa. Metalik bir yansı uçup geliyor. Kalabalığın giderek artan gürültüsü kesiliveriyor ansızın. Önce trompetini görüyoruz; pırıl pırıl, akkor. 

          
Ağır aheste, tören adımlarıyla yaklaşıp Nomi Meydanı’na, sahnenin ortasına ulaşıyor karaltı. Sesimiz soluğumuz tutuluyor. İlk ayışığı kalenin burçlarından kurtulup sahneye süzüldüğünde, kırmızı sarı spotlar da yanıyor. Piyano, basın tatlı swingiyle başlatıyor ayini. Çizgili gömleği, siyah ceketi, biryantinlenmiş uzun gri saçlar, trompetini koluna sıkıştırmış, mikrofona uzanıyor yarı iliştiği tabureden.
Gözleri kısık “My funny Valentine, sweet comic Valentine...”
           
Dünyanın ucundaki
Son burçta
Bohem kırgını kristal ay
Tutkun
Ilgın ürpertisiyle utangaç
Dudaklarına
Yakamozlar tutuşur
Yanardöner
Saydam turkuvazda yıkanan
Çıplak ayaklarına
Gümüş nitratın kağıda tutsayamadığı bu
Dünyanın ucundaki
Son burçta.

Paris, Simena, Venedik'te ya da Amsterdam; ölüm her yerde

Let's get lost

Mırıldanıyor Chesney Chet H. Baker;

Müziğimden başka verecek bir şeyim yok!

Uzanıp yanağımı öpüyor, dişsiz buruk bir gülümseyiş

Thanks Scaramouch, yakında yine geleceğim

Parmakları trompetinin klavyelerinde inip kalkıyor

Oysa hep son kezmiş gibi çalarım.”
   
13 Mayıs 1988

pencereden uçup yittin Chet,

Seni hep son kezmiş gibi  dinliyorum.

Yıldırım Arıcı
1988

Yıldırım Arıcı, Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunudur. Paris Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümünde sanat felsefesi doktorası yaptı, Sipa Pres'de çalıştı. 1991 den beri Türkiye'de profesyonel fotografçı-yönetmen olarak çalışmalarını sürdürüyor, Açık Radyo'da müzik programları yapıyor.

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X