Siyah müziğin beyaz müziğe dönüşümünün Brezilya hali

Siyah müziğin beyaz müziğe dönüşümünün Brezilya hali

Fotoğraf: Vincent Rosenblatt

 

Yazının orijinal yayıncısının notu: Bugün yayınladığım makale, bu blogda zaman zaman tartıştığım başka bir konunun başka bir parçası, yani, müzik endüstrisinin siyahî köklere sahip müziği beyazlatma alışkanlığı.

 

Konu Amerikan müziği olduğunda milyonlarca insan hikâyeyi biliyor, peki ya Brezilya'da olanlar?

 

Siyah Brezilyalıların genel tarihini düşünür ve bunu siyah Amerikan müziğine el konulması hakkında bildiklerimizle karıştırırsak, neler olduğu hakkında fikir edinebiliriz ve gerçek, bugün de halen olmaya devam ediyor.

 

 

(Üstte solda) Rio'da funk üzerine atölye çalışması müziğin ticari beyazlaşma sürecinin önemli bir aşaması. (Üstte sağda) Funk şarkıcılar Mila ve Jottapê "Amor Que Tu Perdeu" videosunda, hepsi Orta Avrupa'dan çıkmış gibi.

 

Siyah sanatçıları desteklemeyi istemekle onları reddetmek ve kullandıkları görselleri sorgulamak arasında takılıp kalıyorum. Yıllar boyu bu blogun adı "Brezilya'nın Siyah Kadınları" idi, Brezilya medyasında, televizyon dizileri aracılığıyla sunulan siyah kadınların cinselleştirilmiş görüntülerine son verilmesi çağrısında bulunan, çoğunluğu siyahî Brezilyalı kadınlar tarafından yazılan sayısız makale okudum ve burada yayınladım.

 

Siyah müziğin kitlelere tanıtılmasının tek yolu bu mu?

 

Sanki kabul görmek için egemen toplumun siyahlarla ilgili sahip olduğu imgeleri illa bir şekilde kabul etmemiz gerekiyor. Her yerde bu örnekler ortada. Little Richard kendisini "Rock'n Roll'un Mimarı" olarak tanımlamış ve Amerikan müzik endüstrisinin şöhretini, telif haklarını ve müzik tarihindeki yerini çaldığından şikâyet etmişti, ve evet, öte yandan, Little Richard’ın müziğinde bariz hatta porno cinsel tınılar vardı.

 

Brezilya'da, siyahların cinselliği hakkında da aynı stereotipleri görüyoruz. Afro-Brezilyalı bilim adamları, siyah topluluğun cinselleştirilmesini açıkça reddediyorlar, ancak 1990'lar ve sonrası favelalardan çıkan funk müzik neredeyse müziğe ayarlı pornografi gibiydi. Bugün, toplumun belli bir kesimi bu müziği "çöp" olarak görse de, funkın belli yönleri Brezilyalı kitleler tarafından iştahla tüketiliyor.

 

 

Fotoğraf: Şarkıcı IZA

 

Siyah müziğin beyaz kitleler tarafından tüketilebilir hale gelme süreci hangi noktada başlıyor?

 

Hangi noktada artık siyah müzik sayılmıyor?

 

Bunun Blues, Rock'n Roll, Hip Hop, Samba'da gerçekleştiğini gördük, şimdi aynı süreci Brazilian funk müziğin ticarileştirilmesinde de görüyoruz.

 

Sanatçıların kitlelere ulaşma girişiminde belirli bir imgeyi tanıtması veya orijinal tarzın sesini değiştirmesi her zaman sorunlu mudur? Müzik söz konusu olduğunda pürist biri değilim ve türlerin karışımlarını ve yenilikleri duyduğumda heyecanlanıyorum. Buna "satış yapmak" demek adil mi? Yine konuyla ilgili kafa yoruyorum ama aynı zamanda bu süreçte Rock'n Roll "Amerikan Müziği" ve Bossa Nova "Brezilya Müziği" (siyah cazın bir karışımı) ve siyah Samba stillerin siyah unsurlarını uygun şekilde örterken Rock'n Roll açısından, bu hikâye oldukça iyi biliniyor, ancak aşağıdaki makale aynı hikâyenin Brezilyalı Bossa Nova'ya nasıl uygulanabileceğini tartışıyor.

 

Marques Travae, Editör

 

(Altta: Anitta 2017 videosu “Vai Malandra”dan bir sahne)

 

 


 

Siyah müziğin beyaz müziğe dönüşümü

 

Yazan: Emanuela Nogueira

 

Tarih boyunca siyah kültür ve müziği beyazlarca ele geçirildi, çalındı, yok edildi.

 

Caz, Amerika Birleşik Devletleri'nde Afrikalı kölelerin söylediği şarkıların (özellikle blues) Avrupa'daki bazı popüler ritimlerle karışımından yaratılan bir müzik. Barlar ve genelevlerde doğdu. Caz terminolojisini popülerleştiren, piyano/trombon/klarnet gibi enstrümanları caza sokan Original Dixieland Jazz Band grubunun ortaya çıkmasına kadar siyah olduğu bilinen bir ritmdi ama grup cazın beyazlaşma sürecini de başlattı (Cazkolik notu: Grubun beş üyesi de beyazdı). Müzik türü elitizado e embranquecido (elitist ve beyazlatılmış) olsa da ritmdeki en büyük isimler hâlâ siyah sanatçılar. Evet, artık elit bir ritim olarak kabul ediliyor ve artık ABD'nin periferilerinde olduğu kadar başarılı değil.

 

Caz gibi, Samba da kölelerin Brezilya'ya getirdiği eski davul çalımlarından kaynaklandı. Davul, Brezilya topraklarına zorla kaçırılan Afrikalılar için dini bir kutlama niteliğindeydi. 19. yüzyılda Rio de Janeiro'nun Brezilya'nın başkenti olarak kurulmasıyla başta Bahia olmak üzere çeşitli eyaletlerden siyahlar Rio'ya göç ederek geleneklerini de yanlarında götürdü. Müzikleri barlarda Afrika batuque'u polka ve maxixe gibi ritimlerle karıştırıldı ve bu senaryoda ilk rodas de samba (samba daireleri) ortaya çıktı.

 

İsminde bile samba siyahtır: Nei Lopes'ya göre ismin olası kökenlerinden biri, samba'nın bir çocuk gibi binmek, oynamak, eğlenmek anlamına geldiği Quioco etnik grubu olabilir. Göbek ya da kalp anlamı olarak Bantu sembasından geldiğini söyleyenler var. Angola’nın bir tür doğurganlık ritüelinde umbigada ile karakterize edilen düğün dansları için geçerliydi. Bahia'da erkeklerin teker teker çaldığı ve sadece kadınların dans ettiği samba de roda modeli ortaya çıkar. Bir çiftin dairenin merkezinde olduğu daha az katı versiyonları da var. (ALVITO, Marcos. Samba. In: Revista de história da Biblioteca Nacional. Yıl 9. no. 97. Ekim, 2013. s 80)

 

Cazın aksine samba tamamen çalınmadı. Özünde doğaçlama, bir daire içinde ortaya çıkan dizelerin doğallığı, basit enstrümanlar ve davulun net varlığı olduğu için, beyaz kulakları o kadar memnun etmedi. Yirminci yüzyılın ortalarında, kesin olarak sahiplenmek yerine Rio’nun müzik ortamında samba, caz ve biraz klasik müziğin füzyonu ortaya çıktı.

 

Bossa Nova olarak adlandırılan bu tür, samba çalmanın başka yollarını arayan genç, beyaz orta sınıf insanlar tarafından ritimlerin bir tür "iyileştirilmesi"dir

 

Bossa, Afrika davulculuğunun çok az olduğu ve piyano/gitar gibi enstrümanların birleştiği sambadan "daha yumuşak" bir ritimdir. Orta sınıfın kulağına aşina bir ritim olduğu için Brezilyalı seçkinler arasında başarılı olması ve ülke dışında ün kazanması uzun sürmedi.

 

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Brezilya müzik sahnesi oldukça bereketliydi, bu yüzden, Bossa Nova'nın yaratılmasının hemen ardından Brezilya popüler müziği bugüne kadar kullanılagelen biçimde ortaya çıktı. Brezilya popüler müziğin kökleri yeni değildir ve Samba’nın ortaya çıkışıyla aynı zamanda, lundu gibi Afrika ritimleri, Portekiz modinha gibi bazı Avrupa kökenli ritimlerle Brezilya sömürge döneminde ülkeye gelmiştir. Yüzlerce yıl sonra, Samba'nın birinci kuşağı tarafından ortadan kaldırılan müziği yeniden dahil etmek isteyen ikinci kuşak Bossa Nova'nın ortaya çıkmasından sonra, genç sanatçılar ve üniversite öğrencilerinin çabası daha büyük bir ritim karışımıyla sonuçlandı. Brezilya popüler müziği böyle ortaya çıktı.

 

Brezilya popüler müziği esasen Bossa'yı köklerine döndürme niyetiyle ortaya çıktı ve sosyal bir karakteri vardı. Askeri diktatörlük döneminde direnişin sembolü olduğu için marjinalleştirildi. Zulüm gören ve sürgün edilen sanatçılar zor geçen yılların sonunda ünlü olma fırsatı yakaladılar. Yıllar geçtikçe, Amerikan soul, funk, rock, reggae ve rap gibi diğer ritimlerin unsurları, siyah kültürle güçlü bağlantıya sahip, başlangıçtan itibaren heterojen bir ritim olan Brezilya popüler müziğine dahil edildi.

 

Valesca, Ludmilla, MC Kevinho ve özellikle Anitta gibi sanatçıların temsil ettiği yeni nesil funk, şimdiden orijinal funk ritimlerinden uzaklaşıyor ve diğer türlerden daha fazla unsur içeriyor. Funk sürecinin embranquecimento (beyazlaşması), 2016 yılından bu yana ritmin geçirdiği değişimlerde ve gecekondu sahnesinden giderek uzaklaşan şov malikaneleri, lüks arabalar, pahalı partilerin videolarında açıkça görülüyor.

 

"Vai Malandra" adlı şarkının piyasaya sürülmesiyle Anitta, kariyerinin başında yaptıklarından çok uzaklaştı, yavaş bir vuruş ve neredeyse fısıldayan tonda şarkı söylemesi samba adaptasyon sürecini anımsattı. Klipler gecekondu atmosferini göstermesine rağmen bu esasen uluslararası pazarın dikkatini çekme yoluydu. Gringoların Brezilya imajını tasvir eden pornografik hiperseksüel siyah kadın ve erkekler, sadece erkeklerin sevip beğenmesi için yumuşatılmış bir funk ile karıştırıldı.

 

Kültürel sahiplenmenin temel sorunu, sembollerin kimliklerini beyaz tada uyarlamak için orijinal kültüründen silinmesidir

 

Funk'ın ticarileştirilmesi ve beyazlaştırma süreci çoktan başladı. Siyah müziğin bir sonraki ritminin beyaz müziğe "dönüşmesi" ise an meselesi.

 

Cazkolik.com / 09 Ekim 2020, Cuma

 

Anitta'nın klibi YouTube da 400 milyonun üzerinde izlendi.

 

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X