Son yılların en parlak triolarından Phronesis`in Salon konserini izleyen Burak Sülünbaz hem grubun mesajını paylaşıyor hem konser izlenimlerini aktarıyor.

Son yılların en parlak triolarından Phronesis`in Salon konserini izleyen Burak Sülünbaz hem grubun mesajını paylaşıyor hem konser izlenimlerini aktarıyor.

Bu konser yazımız daha öncekilerden farklı bir amaca hizmet ediyor olacak. Canlı performanslara gidip sanatçıları keyifle izliyoruz ama albümlerin iç kapaklarında neler yazıyor farkında mıyız? Bu konuya değinmemin sebebi Phronesis grup elemanlarının benden bu hususu yazmamı rica etmesi oldu. Dilerseniz, önce biraz konserden bahsedeyim daha sonra asıl konumuza gelelim. Konser, tam da beklediğim gibi oldukça dinamik bir performansı olan grubun son albümlerinin açılış parçası "Urban Control" ile başladı. Kontrbasın, müziğin omurgasını oluşturduğu parçaya ait detay dokunuşlar Ivo Neame’in piyanosundan gelirken davulda muhteşem Anton Eger ise onu her izlediğimde kendini daha ve daha da aşarak başta ben hepimizi kendine hayran bırakmayı başarıyordu. Phronesis`in zaman zaman Esbjörn Svensson Trio ile karşılaştırıldığı bir vakıa, müzikseverlere verdikleri dinleme zevki bakımından kimi paralellikler olsa da ben aynı adımları attıklarını düşünmüyorum, zira, piyano doğaçlamaları ve davulun dominant hali ile basın çoğu zaman parçada trionun ateşleyen unsuru olması bana göre Phronesis`i sadece “çok sevdiğim” Esbjörn Svensson Trio’dan değil, diğer tüm gruplardan da farklı hale getiriyor.

Phronesis`den Jasper Høiby ne için sitem etti?

Sevgili Sami Kısaoğlu`nun konser öncesi Cazkolik`teki köşesinde Phronesis’i tanımlarken "bazen fırtınalı bir deniz kadar kaotik ve karanlık bazen ise bulutsuz bir gökyüzü kadar durgun ve aydınlık, kimi zaman melodik kimi zaman ise ton dışının çatallı yollarında gezinen” (yazının tamamını okumak için tıklayın) tasvirine o gece Salon`u dolduran tüm dinleyiciler birebir şahit oldu. Konser sırasında daha önce hiç duyulmamış materyaller de icra edildi. Grup adına konuşan Jasper Høiby parça arasında “hiç çalmadığımız parçaları Youtube yüklemeyi ihmal etmeyin ve eğer bundan biraz para kazanırsanız bunu bizimle paylaşın" diyerek müzisyenlerin kazancını ciddi ölçüde etkileyen Spotify, Youtube gibi paylaşım platformlarına kinayeli eleştiriler yöneltti. Konser sonuna doğru mikrofonu yeniden eline alan Høiby bu kez "konser sonrası CD`lerimizi almak isteyen olabilir belki, bilirsiniz CD güzeldir” dedi. Evet, büyük kitlelere seslenen popüler müzikler kendine farklı kazanç kapıları yaratarak bir şekilde başının çaresine bakıyor sanki ama buna karşın caz gibi, klasik gibi müziğin üst seviyede beste ve icra yoğunluğu yüksek alanlarında fiziki albüm satışlarının ciddi oranlarda azalmasıyla sektörün ve müzisyenlerin ruhu ve hayat alanı giderek daha da daralıyor. Şahsen, bu satırların yazarı olarak benim için albüm satın almak ve eğer konser sonrası imkan olursa imzalatabilmek, birlikte bir resim çektirebilmek hem sanatçıyla karşılıklı bir paylaşım içine girebilmek hem de müziğini sevdiğim sanatçının işini hakkıyla yapabilmesi konusunda kendisine bir katkıda bulunabilmek ve moral vermek yanında üstüne bir de uzun yıllar saklayabileceğim bir hatıraya sahip olabilmek demek.

* * *

Konser izlenimlerinin sonlarına doğru size güzel bir haberim var. Grubun son albümü "Life to Everything" çok özel bir kayıt temizleme işleminden geçirildikten sonra önümüzdeki ay üç bonus parçayla plak formatında raflarda yerini alacak. Bu harika grubu her zaman ve tekrar tekrar dinlemek büyük bir keyif.

Burak Sülünbaz
twitter.com/buraksulunbaz
[email protected]

Cazkolik.com / 31 Mart 2015, Salı

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Burak Sülünbaz

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.